{"sayfadaki_kayitsayisi":10,"kayit_sayisi":36,"sayfa_numarasi":1,"onemliyer":[{"ILCE":"URLA","KAPINO":"","ENLEM":38.21345633429,"ACIKLAMA":"Airai, Teos antik kentinin kuzey limanında, Sığacık körfezinin kuzey kıyısındaki Demircili köyü yakınındadır. Thoukydides ile Strabonun Erai diye sözünü ettiği kentin İlk Çağları ile ilgili bilgiler yok denecek kadar azdır. Aira sözcüğü Anadolu kökenli bir kelimenin Hellen diline uyarlanmış bir şekli olabilir. Hellen dilindeki karşılığı Demirci çekici anlamına gelir. Çevrede açık hiçbir kalıntıya rastlanmamaktadır. Yalnızca sağda solda sütun parçaları ve bazı evlerin duvarlarında da sütun başlıklarına rastlanmaktadır. Muhtemelen uzun yıllar boyunca bu kentçiğin taşları deniz yoluyla diğer kentlere taşınmıştır.  ","ILCEID":"18","MAHALLE":"DEMİRCİLİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Airai (Erai) Antik Kenti","BOYLAM":26.69010796323,"YOL":"ADA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"","ENLEM":38.420816127356,"ACIKLAMA":"İki bin yıl içinde antik bir yola, bir Osmanlı mezarlığına ve son olarak bir parka ev sahipliği yapmış görmekte olduğunuz bu alan.\n2008 yılından beri sürdürülen kazı çalışmalarında, Smyrna'yı Kervan Köprüsü üzerinden Pergamon (Bergama), Phokaia (Foça), Sardis (Salihli) gibi Kuzey ve İç Ege kentlerine bağlayan yolun bir parçası tespit edilmiş. Ayrıca, Roma döneminde yeniden kullanılmış olan Hellenistik bir mezar steline ve iki konuta ilişkin kalıntılara rastlanmış. Her iki konut da şehrin kapılarından biri olan Magnesia Kapısı'ndan çıkan anayolun üzerindeymiş. Konutların kazılarında çok sayıda pişmiş topraktan küçük heykel parçası, günlük kullanıma ait metal kaplar, seramikten pişirme ve servis kapları ele geçirilmiş. Geç Roma ve Geç Antik Çağ'da Hristiyanlığın yayılmasının bir yansıması olarak MS 4. yüzyılı işaret eden bronz haç ve buhurdanlık gibi objeler de bulunmuş. Ele geçen nitelikli objeler de göz önünde bulundurularak, Basmane mevkiinde bu dönemde varlıklı kişilerin yaşadığı düşünülmekte.\nAlandaki konutların kullanımı, dönem dönem yapılan onarım ve eklentilerle MS 6.\/7. yüzyıla kadar sürmüş ve büyük bir yangın ile sona ermiş. 10. yüzyıldan sonra yeniden yapılaşmaya gidildiği anlaşılıyor.\nEski adı Musalla olan Altınpark, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde Faik Paşa Mezarlığı olarak kullanılmış. 1930'lu yıllarda kentteki birçok mezarlık gibi kaldırılarak Faik Ener Parkı'na dönüştürülmüş. Buraya adı verilen Faik Ener, Tilkilik Eczanesi'nin sahibi ve Milli Kütüphane'nin kurucularından biri. Daha çok Altınpark olarak anılan Faik Ener Parkı, mezarlık yıllarından kalan servi ağaçlarının yanı sıra kaskatlı havuzu, salıncakları ve çiçekleriyle ünlüymüş.\nPark alanına sonraki yıllarda belediyeye ait bir bina ve bir okul binası inşa edilmiş. 2007 yılında ortaya çıkan buluntular üzerine Altınpark kazıları başlamış. Konak Belediyesi tarafından hazırlanan projeyle Altınpark'ta kapalı ve yarı açık sergileme alanları ile arkeolojik kalıntıların ziyarete açılması planlanıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"FAİK PAŞA","MAHALLEID":null,"ADI":"Altınpark Arkeolojik Alanı","BOYLAM":27.14465858402,"YOL":"960"},{"ILCE":"BAYRAKLI","KAPINO":"119","ENLEM":38.464315916715,"ACIKLAMA":"İzmirin ilk kurulduğu bölgedir. Bayraklı Höyüğü olarak da bilinen kent, Eskiçağda küçük bir yarımadadır. M.Ö. 3000 den itibaren sürekli yerleşim alanı olarak varlığını sürdürmüştür. Hellen dünyasının en eski geometrik dokulu kent planı, Smyrnaya aittir. Höyük ve çevresinde 19. yüzyıldan itibaren gezginler ve arkeologlar çeşitli araştırmalarda bulunmakta ve kazılar devam etmektedir. Truva-Yortan ve  M.Ö. 7.yy a ait megaron tipi evler ile Tantalos un mezarı önemli arkeolojik kalıntılardır. Hitit uygarlıklarına ait buluntular vardır. Gün ışığına çıkarılan  heykeltraş eserleri Kültürpark Tarih ve Sanat müzesinde sergilenmektedir. Smyrnada Roma dönemine ait yapıların birçoğu, günümüzde yapılan yeni inşaatlar sebebiyle gözden kaybolmuştur.       ","ILCEID":"11","MAHALLE":"TEPEKULE","MAHALLEID":null,"ADI":"Bayraklı (Eski SMYRNA) Ören Yeri","BOYLAM":27.170312804607,"YOL":"ORD. PROF. DR. EKREM AKURGAL"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"32","ENLEM":39.131465711779,"ACIKLAMA":"Kış Dönemi    1 Ekim - 1 Nisan   Açılış Saati: 08:30   Kapanış Saati: 17:30   Gişe Yaz \/ Kış Kapanış Saatleri    Yaz Dönemi: 18:30   Kış Dönemi: 17:00           ","ILCEID":"999","MAHALLE":"ULUCAMİİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Bergama Akropol Ören yeri","BOYLAM":27.185810684892,"YOL":"AKROPOL"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"1","ENLEM":39.121024254536,"ACIKLAMA":"Asklepeion, zamanının en önemli sağlık merkezlerinden biridir, M.Ö. IV. yüzyılda kurulduğu düşünülen bu sağlık merkezi, eczacılığın babası Galenosun da yetiştiği yerdir. Bergama kentinin güneybatısında yer alan Asklepeion, Helenistik ve  Roma dönemlerinde son derece önem kazanmıştır. Burada görülebilecek yapılar arasında; Propylaion, Asklepios  Tapınağı, sütunlu yol ve tiyatro yer alır. Asklepion, o zamanın dünyasının her yerinden gelen hastaların tedavi gördüğü  bir sağlık merkezidir. Tedavi yöntemleri; şifa havuzları, cilt hastaları için çamur banyoları ve telkin yoluyla psikolojik  rahatlama tedavilerinin uygulanmasından oluşur. Bununla birlikte bitkilerden elde edilen ilaçların da kullanıldığı  bilinmektedir. Hastaların spor ve müzikle uğraşmaları da sağlanır, gördükleri rüyalar ve bunların yorumlanmasıyla da hastaların iyi olabileceğine inanılırdı. Günümüzde sadece temelleri bulunan kutsal suyun aktığı çeşmenin güneybatısında, uyku odaları vardır. Hastalar tedavi merkezine girmeden önce  yıkanır, beyaz giysiler giydirilir, kuşak ya da yüzüğü çıkarılır, başı zeytin dallarıyla süslenmiş bir koyunu kurban ettikten sonra törenle uyku odasına alınır ve uyutulur. Uyandığında ya hasta iyileşmiş olur ya da rahiplere anlatacağı bir rüya  görür. Bu rüyaya göre de, rahipler, tedavi yöntemi önerirler. Hastanenin giriş kapısındaki kaide de, Bütün Tanrıların Kutsiyeti İçin Asklepiona Ölüm Girmesi Yasaktır yazılı olduğu antik kaynaklarda belirtilir.      ","ILCEID":"999","MAHALLE":"ZAFER","MAHALLEID":null,"ADI":"Bergama Asklepeion Ören yeri","BOYLAM":27.170101260123,"YOL":"PROF.DR. FRİEDHELM KORTE"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"1","ENLEM":39.122256441146,"ACIKLAMA":"Antik Pergamonun ovada kalan en gösterişli yapısıdır. Gerek tasarımı, gerekse dev boyutları ile hayranlık uyandıran eser, kült ve sanat tarihi verilerine göre Roma İmparatoru Hadrianus zamanında (M.S.117-138) Mısır Tanrısı Serapise ithaf edilmiştir. Tapınak; M.S.V.yüzyılın ortalarında Erken Bizans döneminde ana binanın içine iki sıra sütun ilave edilerek üç nefli, bazilikal planlı bir kilise haline getirilerek Aziz Johannese adanmıştır. İncil de adı geçen Anadolunun ilk Yedi Kilisesinden biri olma ünvanına sahiptir. Tapınağın kuzeyinde kalan kule biçimli yuvarlak yapı Osmanlılar döneminde cami olarak kullanılmaya başlanmış ve halen Kurtuluş Camisi olarak hizmet vermektedir. Tapınağın hemen yanında bir havra da bulunmaktadır. Çok tanrılı Antik Çağ inanışları yanında üç ilahi dine de ev sahipliği yapan tapınak inanç turizmi açısından son derece önemlidir        ","ILCEID":"999","MAHALLE":"İSLAMSARAY","MAHALLEID":null,"ADI":"Bergama Kızılavlu (Serapion Tapınağı) Ören Teri","BOYLAM":27.182875743222,"YOL":"KIZILAVLU"},{"ILCE":"ÖDEMİŞ","KAPINO":"","ENLEM":38.290409123587,"ACIKLAMA":"Bu  antik  kent,  tarihi  coğrafya  açısından  bugünkü  Birgi mahallesinin  olduğu  yerde,  Küçük  Menderes  Ovası’nın  kuzey  kenarında  Bozdağlar  zirvesinin  güney eteklerinde, Birgi Çayı çevresinde kurulmuştur. Dioshieron adı kentin antik dönemdeki bilinen ilk adıdır. Nitekim kent adı üzerine  yapılan  incelemelere  bakıldığı  zaman  tarihsel  süreci  içinde  yerleşim  alanının  hep  “kutsal  toprak” olarak kabul edildiğini gösteren farklı adlar karşımıza çıkmaktadır. \nDioshieron, “Zeus’un Kutsal Yeri” anlamını taşımaktadır.","ILCEID":"998","MAHALLE":"BİRGİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Dioshieron Antik Kenti","BOYLAM":28.069412687748,"YOL":"BİRGİ BOZDAĞ YOLU"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"","ENLEM":37.938844121377,"ACIKLAMA":"Yamaç Evler`in önünde,  Kuretler Caddesi`nin güneyinde 1929 yılında bulunan Anıt Mezar`dan, 15-18 yaşlarında bir kız iskeleti çıkmıştır. 9x9 m`lik kare planlı, 3,40 m yükseklikte bir `podium` üzerine oturan sekizgen planlı, korint düzenli (bir çeşit sütun süslemesi) mimarî süslemeleri M.Ö. 50-20 yıllarına tarihlendirilen Anıt Mezar`ın, zengin bir ailenin kızına ya da eşi Marcus Antonius ile Efesi ziyarete gelen Mısır Kraliçesi VII. Kleopatra`nın kızkardeşi IV. Arsinoe`ye ait olduğu sanılmaktadır.  ","ILCEID":"10","MAHALLE":"ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"Efes (Ephesos) Oktagon","BOYLAM":27.341338361383,"YOL":"EFES ÜST KAPI MEVKİİ"},{"ILCE":"ÇEŞME","KAPINO":"","ENLEM":38.382775677933,"ACIKLAMA":"Kentte ele geçen bulgular bu yörede İlk Tunç Çağı'ndan bu yana yerleşimin olduğunu göstermiştir. İkinci Kolonileşme döneminde kent, Atina kralı Kadros soyundan gelen Knopos yönetimindeydi. Başlangıçta krallık ile yönetilen kent sonraları yine kral soyundan olan ancak halkın seçtiği Vasileuslar tarafından yönetildi. İon kentlerinin aralarında kurdukları Panionion dinsel ve siyasal birliğe katıldılar. Kent Payhagoras ile birlikte kısa süreli tiranlık dönemi yaşamış, bu dönemde üreterek dışarı sattığı değirmen taşları ile önem kazanmıştır. Erythrai, Lidya ve daha sonra da Persler'in eline geçer. Pers boyunduruğuna karşı diğer İon kentleri gibi ayaklanmaya katılan kente, bütün İon kentleri ile birlikte MÖ 334'te İskender, bağımsızlığını kazandırır. İskender'in ölümünden sonra ortaya çıkan kargaşalar sonucu bir çok el değiştiren Erythrai, Pergamon (Bergama) Krallığının eline geçer. MÖ 133'te ise Roma İmparatorluğu içinde özgür bir kent statüsü kazanır. Bu dönemde şarabı, keçileri, değirmen taşları ve kadın kahinleri Sibyl ile Herophile ile ün kazandı. MÖ 1.yüzyıl'da depremler, savaşlar ve Romalı komutanların yağmaları yüzünden büyük yıkıma uğrayan yöre, Bizans döneminde önemini yitirdi. 1366'da Türk Egemenliğine girdikten sonra da Erythre, Rhtyrai, Lythri gibi değişik adlar alan yöre; 16.yüzyıl'dan sonra İlderen ve Ildırı adlarıyla anılmıştır. Şehirde 1963-1966 yılları arasında Prof. Hakkı Gültekin ve sonraları Prof. Ekrem Akurgal tarafından kazı çalışmaları yapılmıştır. İlk önce MÖ 3.yüzyıl sonralarında yapıldığı sanılan Akropol'ün kuzey yamaçlarındaki antik tiyatro toprak altından çıkarıldı. Akropolün en yüksek düzlüğünde yapılan araştırmalarda da Athena tapınağına ait kalıntılar bulundu. Şehrin etrafının 5 km uzunluğunda surla çevrili olduğu anlaşıldı. Tiyatro kısmen açığa çıkarıldı. Araştırmalarda akropolde MÖ 6. ve 7.yüzyıl'dan kalma çanak, çömlek, taş ve topraktan figürler bulundu.Kazılar 2007 yılından beri Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşe Gül Akalın başkanlığında yürütülmektedir.","ILCEID":"1001","MAHALLE":"ILDIR","MAHALLEID":null,"ADI":"Erythrai (Ildırı) Antik Yerleşimi","BOYLAM":26.480677079771,"YOL":"30008"},{"ILCE":"FOÇA","KAPINO":"13","ENLEM":38.669810369308,"ACIKLAMA":"Önemli bir liman kenti olan Phokaia, Yunanistandaki Dor istilasından kaçarak Ege sahillerine gelen İyonlar tarafından kurulmuştur. 12. ve 13. yylarda Cenevizlilerin eline geçen kent, 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı egemenliğine  girmiştir. Son dönemde Athena tapınağı alanında bulunan Arkaik Dönemden kalma, işlemesi nispeten kolay tüf taşından (Foça Taşı - Lithos Phokaikos) büyük gryphon ve at heykelleri, Phokaianın Antik Yunan dünyasında büyük taş heykeltıraşlığındaki öncü konumunu ortaya koyar. Phokaiada arkeolojik kazılar halen devam etmektedir.     ","ILCEID":"4","MAHALLE":"ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"Foça Ören Yeri","BOYLAM":26.752313022917,"YOL":"AŞIKLAR"},{"ILCE":"ALİAĞA","KAPINO":"","ENLEM":38.876928232237,"ACIKLAMA":"Aliağanın güneyinde Çıfıtkale mevkiindedir. Myrinanın kuzeyinde ve deniz kıyısında  12 İon kentinden biridir. Henüz kazı yapılmamıştır.      ","ILCEID":"3","MAHALLE":"HACIÖMERLİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Gryneion Antik Kenti","BOYLAM":27.062419457476,"YOL":"ÇANAKKALE"},{"ILCE":"BORNOVA","KAPINO":"","ENLEM":38.446188160806,"ACIKLAMA":"İzmir`in ilk toplulukları konutlar inşa ederek bir arada yaşamaya, tarım ve hayvancılık yapabilecekleri verimli düzlüklere yerleşmeye günümüzden 8.500-9.000 yıl kadar önce Neolitik Çağ`da başlamıştır. Bu verimli alanlardan belki de en büyüğü kent içinde bulunan  Bornova Ovası`dır. Batısı dışında üç tarafı dağlarla çevrili Bornova Ovası İzmir`in ilk topluluklarının yaşam yeri olmuştur. Ovanın orta kesiminde Yeşilova Höyüğü ile yakınında yer alan Yassıtepe ve İpeklikuyu höyükleri kentin ilk topluluklarının düzenli olarak yaşadıkları Tarih Öncesi Yerleşim Alanı`nı oluşturmaktadır.          ","ILCEID":"2","MAHALLE":"MEVLANA","MAHALLEID":null,"ADI":"İpeklikuyu Höyüğü","BOYLAM":27.221127372134,"YOL":"ORD. PROF. DR. MUHİDDİN EREL"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"306","ENLEM":38.413677998962,"ACIKLAMA":"Kadifekale, Tepekuledeki eski İzmirden (Smyrna) sonra, kentin Pagosta (Kadife Dağı) yeniden kurulduğu alandır. İzmirin ve körfezin kuşbaşı seyir noktası olan Kadifekale, şehrin güneyinde 186 metre yükseklikteki bir tepe üzerindedir. M.Ö. 4. yüzyılda, Büyük İskenderin generallerinden Lysmachos tarafından yaptırılan kalede halen bu döneme ait kalıntılara rastlanmakta, Bizans dönemine ait sarnıçlar bulunmaktadır.      ","ILCEID":"21","MAHALLE":"KADİFEKALE","MAHALLEID":null,"ADI":"Kadifekale Ören Yeri","BOYLAM":27.14543626596,"YOL":"RAKIM ELKUTLU"},{"ILCE":"SEFERİHİSAR","KAPINO":"13\/1","ENLEM":38.092667489362,"ACIKLAMA":"Lebedos antik kentine 4 km uzaklıktaki bu harabeler,  Karakisse olarak da bilinir. Hellenistik döneme ait olduğu düşünülen, ancak araştıması henüz yapılmamış bir tapınak ve hamam kalıntısı göze çarpmaktadır. Çevrede yapılan temel kazılarına göre, şifalı suların hamama, yakındaki Hamamönü Kaplıcasından büzlerle getirildiği sanılmaktadır.    ","ILCEID":"12","MAHALLE":"PAYAMLI","MAHALLEID":null,"ADI":"Karaköse (Karakisse) Harabeleri","BOYLAM":26.946913306087,"YOL":"BARAJ"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"","ENLEM":38.361050868122,"ACIKLAMA":"12 İyon kentinden biri olan Klazomenai Antik Kenti'nin bir kısmı Urla Kemik Hastanesi'nin bulunduğu Karantina Adası üzerindedir. Kent karantina adasının karşısındaki Liman Tepe'den batıdaki Ayyıldız ve Cankurtaran tepeleri eteklerine kadar yayılmaktadır. Yerleşimin klasik devre ait nekropolü (mezarlık) Ayyıldız Tepe ile Cankurtaran Tepe'nin oluşturduğu zincirin batısında ve Klazomenai-Hypkremnos-Erythrai antik yolunun geçtiği bölgede yer almaktadır. Klazomenai Antik Kenti'nin prehistorik dönemi ile klasik dönemlerini de yansıtan Liman Tepe Urla ilçesinde İskele Mahallesi'nde, İzmir-Çeşmealtı yoluyla ikiye bölünmüştür. Liman Tepe ilk olarak 1950 yılında Ekrem Akurgal tarafından tespit edilerek tanıtılmış, 1979 yılında Güven Bakır tarafından sondaj kazılarına başlanmıştır. 1980 yılından itibaren de Hayat Erkanal tarafından kazılara devam edilmiştir. 2007 yılından bu yana ise Klazomenai kazısının başkanlığını Prof. Dr. Yaşar Erkan Ersoy üstlenmektedir.\nTarihçe\nBugüne kadar yapılan kazı çalışmalarında en üstte Arkaik ve Klasik çağlar, daha sonra Geç Tunç Çağı olarak tanımlanan MÖ 2. binin 2. Yarısına yerleştirilen tabaka yer almaktadır. MÖ 3. bine tarihlenen Erken Tunç Çağı tabakasında, batı Anadolu sahil bölgesinde ilk şehircilik olayını ekonomik ve manevi açıdan Urla'da görmek mümkündür. Limantepe'de MÖ 4.bine tarihlenen Kalkolitik Çağ izleri tespit edilmiştir. Klasik çağlarla birlikte en az 4000 yıllık bir tarihi yansıtan Limantepe, Ege sahil bölgesinin bilinen en eski ve uzun süreli yerleşimine sahip merkezi konumundadır.\n\nKazılar sonunda, Erken Tunç çağına tarihlenen Ege dünyasında koridorlu ev olarak tanımlanan, siyasi ve ekonomik otoriteyi temsil eden saray yapısının bir bölümü açığa çıkarılmıştır. Yine aynı döneme ait, koruma yüksekliği 6 metreye ulaşan şehir suru ortaya çıkarılmıştır. Orta Tunç Çağı'na tarihlenen yuvarlak tek mekanlı evler (oval ev) , çok sayıda fırın ve ocak yerleri küçük buluntular ile ele geçmiştir. Kentin önemi MÖ 6. Yüzyıla tarihlenen bir zeytinyağı işliğinin burada bulunmasıdır. Anadolu'da yabani zeytin bitkisinin ne zaman ıslah edildiği henüz bilinmiyor. Yapılan kazılar sırasında zeytinin içerdiği su ve ayrıştırma işleminde kullanılan ve sıcak suyun karıştığı zeytinyağını ayrıştırmaya yarayan toprak kaplar; zeytini ezmekte kullanılabilecek el havanları, öğütme taşları bulunmuştur. Bunlar büyük ölçekli yağ üretiminden çok, hane içi yağ gereksinmesini karşılayan taşınabilir basit aletlerdi. Ancak Klazomenai'de ortaya çıkarılanlar ise, büyük üretime yöneliktir. Kayaya oyulmuş, farklı işlevlere sahip 15 çukur bulunan bir işlik bulunmaktadır.\n\nKlazomenai'de kazısı tamamlanan zeytinyağı işliği dünyada bugün de kullanılan teknolojinin 2600 yıl önce ilk defa bu bölgede geliştirildiğini kanıtlıyor. Klazomenai'nin 1. Evresinde üretim kentin ve yakın çevresinin gereksinimini karşılamaya yönelikti. 2. Evrede, ihracat önem kazanmış görünüyor. Kazılarda bulunan Klazomenai'a özgü kuşak bezemeli amphoralar zeytinyağı ve şarap depolanmasında ve taşınmasında kullanmıştı, bu da MÖ 6.yy'da kentin dış ticaretinin gelişmiş olduğunun kanıtıdır. Klazomenai, diğer İon kentleriyle birlikte, Mısır'da Nil Deltası'nda Naukratis adlı bir ticaret merkezinin kuruluşuna, ayrıca Miletos ile birlikte tüm Karadeniz sahillerine yayılan İon kolonilerinin kuruluşlarına katılmıştı.\n\nUnilever Komili firmasının katkılarıyla, Klazomenai işliğinin İlk Çağ Zeytinyağı Teknolojisi Müzesine dönüştürülmesi düşünülmektedir.Tarihçe\nBugüne kadar yapılan kazı çalışmalarında en üstte Arkaik ve Klasik çağlar, daha sonra Geç Tunç Çağı olarak tanımlanan MÖ 2. binin 2. Yarısına yerleştirilen tabaka yer almaktadır. MÖ 3. bine tarihlenen Erken Tunç Çağı tabakasında, batı Anadolu sahil bölgesinde ilk şehircilik olayını ekonomik ve manevi açıdan Urla'da görmek mümkündür. Limantepe'de MÖ 4.bine tarihlenen Kalkolitik Çağ izleri tespit edilmiştir. Klasik çağlarla birlikte en az 4000 yıllık bir tarihi yansıtan Limantepe, Ege sahil bölgesinin bilinen en eski ve uzun süreli yerleşimine sahip merkezi konumundadır.\n\nKazılar sonunda, Erken Tunç çağına tarihlenen Ege dünyasında koridorlu ev olarak tanımlanan, siyasi ve ekonomik otoriteyi temsil eden saray yapısının bir bölümü açığa çıkarılmıştır. Yine aynı döneme ait, koruma yüksekliği 6 metreye ulaşan şehir suru ortaya çıkarılmıştır. Orta Tunç Çağı'na tarihlenen yuvarlak tek mekanlı evler (oval ev) , çok sayıda fırın ve ocak yerleri küçük buluntular ile ele geçmiştir. Kentin önemi MÖ 6. Yüzyıla tarihlenen bir zeytinyağı işliğinin burada bulunmasıdır. Anadolu'da yabani zeytin bitkisinin ne zaman ıslah edildiği henüz bilinmiyor. Yapılan kazılar sırasında zeytinin içerdiği su ve ayrıştırma işleminde kullanılan ve sıcak suyun karıştığı zeytinyağını ayrıştırmaya yarayan toprak kaplar; zeytini ezmekte kullanılabilecek el havanları, öğütme taşları bulunmuştur. Bunlar büyük ölçekli yağ üretiminden çok, hane içi yağ gereksinmesini karşılayan taşınabilir basit aletlerdi. Ancak Klazomenai'de ortaya çıkarılanlar ise, büyük üretime yöneliktir. Kayaya oyulmuş, farklı işlevlere sahip 15 çukur bulunan bir işlik bulunmaktadır.\n\nKlazomenai'de kazısı tamamlanan zeytinyağı işliği dünyada bugün de kullanılan teknolojinin 2600 yıl önce ilk defa bu bölgede geliştirildiğini kanıtlıyor. Klazomenai'nin 1. Evresinde üretim kentin ve yakın çevresinin gereksinimini karşılamaya yönelikti. 2. Evrede, ihracat önem kazanmış görünüyor. Kazılarda bulunan Klazomenai'a özgü kuşak bezemeli amphoralar zeytinyağı ve şarap depolanmasında ve taşınmasında kullanmıştı, bu da MÖ 6.yy'da kentin dış ticaretinin gelişmiş olduğunun kanıtıdır. Klazomenai, diğer İon kentleriyle birlikte, Mısır'da Nil Deltası'nda Naukratis adlı bir ticaret merkezinin kuruluşuna, ayrıca Miletos ile birlikte tüm Karadeniz sahillerine yayılan İon kolonilerinin kuruluşlarına katılmıştı.\n\nUnilever Komili firmasının katkılarıyla, Klazomenai işliğinin İlk Çağ Zeytinyağı Teknolojisi Müzesine dönüştürülmesi düşünülmektedir.","ILCEID":"18","MAHALLE":"İSKELE","MAHALLEID":null,"ADI":"Klazomenai Antik Kenti","BOYLAM":26.770532093762,"YOL":"2121"},{"ILCE":"MENDERES","KAPINO":"","ENLEM":38.109034650624,"ACIKLAMA":"Değirmendere Mahallesi’nin doğusunda kurulmuş olan Kolophon, deniz kenarında kurulmayan tek İyon yerleşimidir. Kolophon, 12 İyon şehrinden biridir. Güçlü bir donanmaya ve süvari birliğine sahip olmasına rağmen, birçok savaştan zarar görmüş ve deniz korsanları zamanında bile Lidya, Pers ve Makedonya kuvvetleri tarafından yönetilmiştir. Kolophon MÖ 302’de Lysimakhos tarafından yıkılınca, onun komşu şehri olan Notion önem kazanmıştır.","ILCEID":"13","MAHALLE":"DEĞİRMENDERE","MAHALLEID":null,"ADI":"Kolophon Antik Kenti","BOYLAM":27.140536375439,"YOL":"GÜREN"},{"ILCE":"BAYRAKLI","KAPINO":"117\/2","ENLEM":38.46970377831,"ACIKLAMA":"Yeri kesin olarak saptanamamakla beraber -  İzmir in Karşıyaka semtine, 1922 yılından önce Kordelio dendiği göz önüne alınırsa - kent, büyük olasılıkla Küçük Yamanlar Tepesi eteklerinden aşağıya doğru uzanıyordu. Kordeleon sözcüğünün Luwi veya Lydia dilinden  geldiği, geçit, boğaz, yol anlamında kullanıldığı sanılmaktadır.  ","ILCEID":"11","MAHALLE":"EMEK","MAHALLEID":null,"ADI":"Kordeleon Antik Kenti","BOYLAM":27.120176326802,"YOL":"ŞEHİT ASTEĞMEN MESUT UZLU"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"","ENLEM":39.127986771897,"ACIKLAMA":"Bergama'daki bu dinsel mekân olan Kybele Açık Hava Tapınağı, Kybele için özellikle de Anadolu'da inşa edilen açık hava tapınakları içinde özel bir yere sahiptir. Kentin dışında, belirli bir yürüme mesafesinde ve dağ zirvesinde yer alan bu tapınağın geçmişi Hellenistik Dönem öncesine kadar inmektedir.","ILCEID":"999","MAHALLE":"ULUCAMİİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Kybele Kutsal Yeri (Megalesion)","BOYLAM":27.186618262559,"YOL":"AKROPOL"},{"ILCE":"ALİAĞA","KAPINO":"","ENLEM":38.759339422969,"ACIKLAMA":"Aioller tarafından kent, Akdenizin en büyük liman kentidir. Bu kentte yapılan kazılar, Hellen göçmenlerinin bölgemizde ilk karaya çıktıkları yerin Kyme olduğunu göstermektedir. Kymenin en önemli özelliklerinden biri de limanından dolayı ticaret merkezi ve ilk para basan kent olmasıdır. Liman alanı, tiyatro, kuzey tepesindeki tapınak, şehir merkezi, güney tepesindeki oturma alanına ek olarak son yıllarda yapılan kazılarda Roma hamamı, Pseudo kolonlu yol ve liman alanındaki sütunlu girişi ortaya çıkarılmıştır. 7500 kişilik antik tiyatrosu, Anadolu yarımadasının en büyükleri arasında yer almaktadır.      ","ILCEID":"3","MAHALLE":"ÇAKMAKLI","MAHALLEID":null,"ADI":"Kyme (Nemrut Limanı) Antik Kenti","BOYLAM":26.935835073801,"YOL":"21"},{"ILCE":"MENEMEN","KAPINO":"","ENLEM":38.667389689987,"ACIKLAMA":"Menemenin Buruncuk Köyü bitişiğinde bulunan Larissanın, M.Ö. 7. yya ait ve 12 Ion kentinden biri olduğu tahmin edilmektedir.  1902den beri sürdürülen kazılarda, surlarla çevrili kent kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Kazılar sırasında ortaya çıkarılan toprak  yapıtların bir bölümü Stockholm Müzesi ne götürülmüştür. Arkaik dönemden buluntular İzmir Müzesi nde, bir kısım pişmiş toprak ve keramik buluntular ise İstanbul Arkeoloji Müzesi ndedir.  ","ILCEID":"17","MAHALLE":"BURUNCUK","MAHALLEID":null,"ADI":"Larissa Antik Kenti","BOYLAM":27.031072940655,"YOL":"ESKİ KÖY MEVKİİ"},{"ILCE":"SEFERİHİSAR","KAPINO":"7","ENLEM":38.073493286457,"ACIKLAMA":"Kuruluş tarihi M.Ö. 7. yy olarak tahmin edilmektedir. Lebedos, Ion göçü sırasında Helenlerin eline geçen ilk Anadolu kentlerindendir. Lebedos, Karakoç kaplıcalarından çıkan çamur ve 108  derecedeki sıcak su ile termal bir şehirdir. Termal bir şehir olması nedeni ile o dönemdeki elit kesimin yaşadığı ve 12 Ion şehrinin tek kumarhane şehri olarak bilinmektedir.  ","ILCEID":"12","MAHALLE":"MERSİN ALANI","MAHALLEID":null,"ADI":"Lebedos Antik Kenti","BOYLAM":26.967334397879,"YOL":"6048"},{"ILCE":"MENEMEN","KAPINO":"","ENLEM":38.547689125152,"ACIKLAMA":"M.Ö. 383da Büyük Kral a isyan hazırlığı içinde olan Pers amirali Takhos tarafından kurulmuştur. Körfezin girişini kontrol eden Leukai kentinin, kurulduğu dönemde ada üzerinde olduğu, daha sonra Menemen Ovasının oluşması aşamalarında bu özelliğini kaybettiği bilinir.  Bu bölgede 25 adet kuğu motifli gümüş sikke bulunmuştur.","ILCEID":"17","MAHALLE":"SÜZBEYLİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Leukai Antik Kenti","BOYLAM":26.851319102568,"YOL":""},{"ILCE":"SEFERİHİSAR","KAPINO":"","ENLEM":38.045708666777,"ACIKLAMA":"Bir zamanlar Dionysos sanatçılarının barındığı yer olarak da adı geçen adanın, ana kara ile bağlantısı güneyde 25-30 cm su altında kalmış olan antik yol ile sağlanmaktadır. Düz alanlardan yoksun kayalık adada, Myonnesos'a ait tek yapı kalıntısı 2,5 - 3 m yüksekliğinde ve 5 - 6m uzunluğunda olan antik duvardır. Çok büyük boyutlu taşlarla inşa edilen bu duvar M.Ö. 500'lü yıllara tarihlenir. Üst kısımlardaki kalıntılar ise 16. yy.' a aittir. Tepenin hemen üstünde yer alan sıvaları korunmuş olan üç sarnıç ile bazı yapı kalıntıları Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine aittir.","ILCEID":"12","MAHALLE":"ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"Myonnesos (Çıffıt Kalesi) Antik Kenti","BOYLAM":26.855506192327,"YOL":"5659"},{"ILCE":"ALİAĞA","KAPINO":"","ENLEM":38.844078319948,"ACIKLAMA":"Kent, amazonların büyük kraliçelerinden Myrina tarafından kurulmuştur. Toprak üstü kalıntılarının yok denecek kadar az olmasına karşılık seramik parçaları ve terakota heykelciklerinin çevrede yaygın oluşu, araştırmacıların dikkatini buraya çekmiştir.  Böylece Myrina yapılarıyla değil de pişmiş toprak heykelcikleriyle tanınmıştır. Çevrede, taşa oyulmuş mezarların yanı sıra İlk çağ ve Bizans sur parçaları görülmekte ve kendisi olmamakla birlikte tiyatronun yeri belli olmaktadır.    ","ILCEID":"3","MAHALLE":"ÇALTILIDERE","MAHALLEID":null,"ADI":"Myrina (Sebastopolis) Antik Kenti","BOYLAM":26.988703396586,"YOL":"KARADUT"},{"ILCE":"MENDERES","KAPINO":"","ENLEM":37.992931042666,"ACIKLAMA":"Bir liman kenti olan Notion bugün, Ahmetbeyli köyünün sınırları içindedir. Günümüz köylüleri tarafından ' Kale ' olarak adlandırılan akropol, iki tepe üzerine oturmakta ve kentin baş tanrıçası Athena Pollias'a adanmış olan tapınak, akropolün batı tepesi üzerinde denize tümüyle hakim bir konumda bulunmaktadır. Kentin akropolünü çevreleyen 4 km uzunluğundaki kale kulelerle desteklenen sur, Hellenistik dönemde inşa edilmiş, Roma döneminde de onarılmıştır. Notion Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi olmuş ve bu konumunu uzun süre korumuştur.","ILCEID":"13","MAHALLE":"AHMETBEYLİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Notion Antik Kenti","BOYLAM":27.196924874287,"YOL":"NATION"},{"ILCE":"KEMALPAŞA","KAPINO":"147","ENLEM":38.435343970145,"ACIKLAMA":"Kemalpaşa İlçesindeki kentin yerleşim tarihi, M.Ö.1300 lere kadar uzanmaktadır. Bizans dönemine ait kale ve saray kalıntıları ayakta kalmıştır. Kent girişinde saray kalıntısı (Kız Kulesi) ve kent kapısı bulunmaktadır.  ","ILCEID":"6","MAHALLE":"KIZILÜZÜM","MAHALLEID":null,"ADI":"Nymphaion Antik Kenti (Nif Kalesi ve Kız Kulesi)","BOYLAM":27.361514418131,"YOL":"KIZILÜZÜM KÖY YOLU"},{"ILCE":"MENEMEN","KAPINO":"","ENLEM":38.619854730971,"ACIKLAMA":"Prehistorik dönemde, İzmir Körfezi nin kuzey kesiminde kilit bir konumda yer alan bir ada veya yarımada üzerinde yerleşik bir liman kenti olduğu düşünülmektedir. Gediz Nehrinin taşıdığı alüvyonlar, Panaztepe ve çevresinin zaman içinde dolmasına yol açmıştır. Panaztepede,  1985 yılından beri Hacettepe Ünüversitesi tarafından kazılar yapılmaktadır. Antik kentin nekropolisinde yapılan kazılarda, mezarlar, ölü koyma küpleri ve bunların içindeki eserler bulunmuştur. Kazılar devam etmektedir.  ","ILCEID":"17","MAHALLE":"KESİK","MAHALLEID":null,"ADI":"Panaztepe Antik Kenti","BOYLAM":26.945599335463,"YOL":"KAYNAKLAR"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"","ENLEM":39.132430303705,"ACIKLAMA":"Bergama Antik Kenti, İzmir iline bağlı modern Bergama ilçesinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Antik kentin tarihi en az MÖ 5. yüzyıla kadar uzanmaktadır Şehrin yukarı bölümünde; kraliyet sarayları, tapınaklar, kutsal alan, tiyatro ve kütüphane gibi yapılar bulunmaktadır. Şehrin aşağı bölümünde ise tapınaklar, Attalos Evi, Agora ve Eumenes Kapısı ile Gymnasium bulunmaktadır. Helenistik Dönem’in en güzel mimari örneklerinden biri olan Pergamon Tiyatrosu ise, 30 derecelik dik bir yamaç üzerine kurulmuş dünyanın en dik tiyatrolarından biri olmakla birlikte 10.000 kişiliktir.","ILCEID":"999","MAHALLE":"ULUCAMİİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Pergamon Antik Kenti (Akropol)","BOYLAM":27.184634744108,"YOL":"AKROPOL"},{"ILCE":"SEFERİHİSAR","KAPINO":"","ENLEM":38.177228953391,"ACIKLAMA":"M.Ö. 1000 yıllarında İon kolonisi olarak kurulmuştur. Kurucusu Dioysosun oğlu Athames olarak bilinir. İonlarla birlikte Teos bağımsızlığını kazanmış; mimari ve ticarette önemli bir kent haline gelmiştir. Teosta Hellenistik ve Roma dönemi kalıntıları bulunmaktadır. Ziyarete açık olan Teostaki en önemli antik eser, antik dünyanın en büyük Dionysos Tapınağıdır. Diğer önemli kalıntılar ise Agora, tiyatro, odeon, surlar ve liman kalıntılarıdır.        ","ILCEID":"12","MAHALLE":"SIĞACIK","MAHALLEID":null,"ADI":"Seferihisar Teos Ören Yeri Müzesi","BOYLAM":26.785007285771,"YOL":"TEOS"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"","ENLEM":37.935562705479,"ACIKLAMA":"Dünyanın en eski kentleri arasında ilk sırada yeralan bir yerleşim yeri olarak Efes, Selçuk`un güneyindeki Çukuriçi Höyüğü kazılarıyla belirlenen Neolitik Çağ (M.Ö. 8000-5500)`a kadar  inen tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamıştır. Tunç Çağı( M.Ö. 3000-1200)`nda da yerleşim önemini koruyan Efes için en önemli evre; kentin Ayasuluk Tepesi`nde yeraldığı, M.Ö. 2. binde Arzawa Krallığı`nın merkezi konumuna yükseldiği ve Hitit metinlerinde Abasa adıyla anıldığı dönemdir.  M.Ö. 1315 yıllarında Hitit Kralı Murşili II`nin yaptığı seferle gücünü yavaş yavaş yitirerek uydu krallıkların yönetimi altında kalmış olmalıdır.  M.Ö.  2. bin sonlarında dış göç alarak kıta Yunanistan`dan gelen ticaret akımının etkisine girdiği,  önderleri Androklos olan İyon göçmenlerinin kente gelerek Koressos Bölgesi(Bülbül Dağı)`ne yerleştikleri görülür. Lidya Kralı Kroisos döneminde kente gelen göçmenler, dış mahalleler, merkezdeki Tapınak ile dağınık bir görünüm sergileyen kent, inşa edilen yeni Artemis Tapınağı`nın büyüklüğü ile ilgi odağı haline gelerek M.Ö. 356 yılına kadar gelişimini tamamlamış, Tapınak`ın bir yangın sonucu yıkılması ile kent köhneleşmiş, M.Ö. 334 yılında Büyük İskender`in Pers egemenliğini sonlandırması ile Artemis Tapınağı yeniden inşa edilmeye başlanmış; ardından Büyük İskender`in generallerinden Lysimakhos, bataklık haline gelen eski kenti Bülbül Dağı ile Panayır Dağı arasında, Miletli Hippodamos`un bulduğu, cadde ve sokakların birbirini dik kestiği ``Izgara Plan``a göre kurulan,  etrafı  8 km uzunluğunda 10 m yüksekliğinde sur duvarlarıyla çevrili,  ana caddeleri Artemis için yapılan hac yürüyüşü (embolos) rotası ile çakışan yeni yerine taşımıştır. Tarihi boyunca birçok kez yer değiştirdiğinden kalıntıları geniş bir alana yayılan Ören Yeri`nin günümüzde izlenen kalıntıları, M.Ö. 3. yüzyıl Hellenistik Dönem ile M.S. 6. yüzyıl arasındaki evreleri içerir.  Doğu ile Batı arasında başlıca kapı durumunda olan Efes`in önemli bir liman kenti olması, Anadolu`nun eski anatanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağının Efes`te yer alması,  Efes`in çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişmesini sağlamış; Hellenistik Çağ ve Roma Çağ`ında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes; Roma İmparatoru Augustus zamanında, Asya Eyaleti`nin başkenti olmuş ve nüfusu o dönem (M.S. I.-II. yüzyıl) 200.000`i aşmıstır. Bu dönemde her yer mermerden yapılmış anıtsal yapılarla donatılmıştır. Hırıistiyan tarihinde İncil yazarı Havari Yuhanna`nın kente Meryem ile gelmesi, Aziz Paulos`un  ziyareti ile Ephsos, ``Tanrının ikinci eyaleti``nin en önemli kenti sayılmıştır. 6. yüzyılda Ayasuluk Tepesi`ne yapılan Havari Yuhanna Kilisesi ile kentleşme buraya yönelmiş, limanın çamurla dolmasının ardından kentin ticaret yaşamı Neapolis adıyla kurulan Kuşadası`na kaymıştır. M.S. 7. yüzılda Arap akınlarının artmasıyla Ephesos psikoposluğu günümüzde Ayasuluk Tepesi`ndeki kalenin içinde kalan St. Jean Kilisesi`ne yerleşmiş ve kent terk edilmiştir.                    ","ILCEID":"10","MAHALLE":"ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"Selçuk  (Ephesos) Ören Yeri","BOYLAM":27.345835274126,"YOL":"EFES ÜST KAPI MEVKİİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"29","ENLEM":38.418624506026,"ACIKLAMA":"Smyrna Agorası bir açık hava ören yeri olup, burada gerçekleştirilen kazılar Türkiye Cumhuriyetinin ilk kazı faaliyetlerinden biri olarak, 1932 yılında başlatılmış ve 1941 yılına kadar İzmir Müzesi Müdürü Selahattin Kantar ve Rudolf Naumann tarafından sürdürülmüştür. Bu tarihten sonra sık sık inceleme ve temizlik çalışmaları yapılan Agora Ören Yerinde İzmir Müzesi başkanlığında, İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ticaret Odası desteğiyle 1996-2006 yılları arasında kurtarma kazısı kapsamında kazı çalışmaları yapılmıştır. Temmuz 2007den itibaren Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy başkanlığında, Bakanlar Kurulu kararlı kazı statüsünde gerçekleştirilen Smyrna Antik Kenti Kazıları, Agora Ören Yeri dışında kentin başka noktalarında da sürdürülmektedir.  Antik Smyrnanın idari, siyasi, adli ve ticari merkezi durumundaki Agoranın planlandığı alandaki arazi eğimi, batı ve kuzeyde inşa edilmiş, bugün kalıntıları görülen bodrum katlarıyla giderilerek bir teras oluşturulmuş ve bu teras düzleminin etrafıysa portikolarla çevrelenmiştir. Smyrna Agorası Bizans ve Osmanlı dönemlerindeyse, mezarlık alanı olarak kullanılması sayesinde günümüze oldukça sağlam ulaşmıştır. Yapılan kazı çalışmaları, Agora alanının kentin taşınış söylencesine uygun olarak Büyük İskenderden hemen sonra M.Ö. 4. yüzyılın sonundan itibaren planlandığına ve bu tarihle birlikte, çevresindeki yapıların inşa edildiğini göstermektedir. Son yıllardaki kazı çalışmalarıyla, Batı Portikoya bitişik bir Bouleuterionun varlığı saptanmıştır.    ","ILCEID":"21","MAHALLE":"NAMAZGAH","MAHALLEID":null,"ADI":"Smyrna Antik Kenti Ve Agorası Ören Yeri","BOYLAM":27.138674341549,"YOL":"TARIK SARI"},{"ILCE":"MENEMEN","KAPINO":"","ENLEM":38.676086189684,"ACIKLAMA":"Görece Köyü yakınlarındaki antik kent, 12 Aiol kentinden biridir. Güney Aioliste yer alan Temnostan Herodot da bahsetmekte ve kentin Klasik Dönemde gelişme gösterdiği anlaşılmaktadır. Kent, MÖ 3. yüzyılda Pergamon topraklarına katılarak Roma hakimiyetine girmiş ve MS 9. yüzyıla kadar iskan edilmeye devam etmiştir. Roma İmparatoru Tiberus devrinde büyük bir deprem geçirmiştir. Temenos sikkeleri, M.S. 17.yy da İmparator Gallienus çağına kadar basılmasına karşın, kent bu tarihten itibaren önemini yitirmiştir.  ","ILCEID":"17","MAHALLE":"GÖRECE","MAHALLEID":null,"ADI":"Temnos Antik Kenti","BOYLAM":27.173825206203,"YOL":"ESKİ GÖRECE YOLU"},{"ILCE":"TORBALI","KAPINO":"","ENLEM":38.124465424665,"ACIKLAMA":"Smyrna ile Ephesos arasındaki antik yol üzerinde kurulan kent için yazıtlarda, ticaretin gelişmiş olduğu hatta Hegesias isimli bir bankerin varlığından söz edilmektedir. Metropolisli zengin yurttaşlar, kentlerinin güzelliği için cömert davranmışlar; stoa, tiyatro ve gymnasium gibi  anıtsal yapıların yapımına parasal katkıda bulunmuşlardır. Metropolis, Ana Tanrıça Kenti anlamına gelir. Meter Gallesia isimli Ana Tanrıçanın tapınağının bulunduğu kutsal mağara, kentin beş kilometre kadar kuzeyinde dere yakınlarında bulunur. Mağara içinde yapılan kazılarda, çok sayıda pişmiş toprak Ana Tanrıça heykelciği, aşık kemikleri, kandiller ve çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Aşık kemikleri bu mağaranın aynı zamanda bilicilik ve falcılık için kullanıldığını gösterir.    ","ILCEID":"9","MAHALLE":"YENİKÖY","MAHALLEID":null,"ADI":"Torbalı Metropolis Ören Yeri","BOYLAM":27.324490182773,"YOL":"SEVGİ YOLU"},{"ILCE":"KEMALPAŞA","KAPINO":"85","ENLEM":38.466496246778,"ACIKLAMA":"Bo- yutları 120 x 140 m olarak ölçülen höyükte yürütülen jeomorfolojik araştırmalar sonucunda, höyüğün erken kültür dolgularının Nif Çayı’nın getirdiği çakıl- lı-kumlu alüvyal dolgu üzerine kurularak yükselmiş olduğu ve 5 metreye yakın dolgusunun günümüz ova taban seviyesinin altında kaldığı anlaşılmıştır. Ulucak Höyüğü ilk olarak 1960 yılında İngiliz Arkeoloji Enstitüsü arkeologlarından David French tarafından tespit edilmiştir. Höyükte arkeolojik kazılar,1995-2008 yıllarında Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Altan Çilingiroğlu’nun başkanlığında İzmir Arkeoloji Müzesi ile ortaklaşa yürütülmüştür. 2009 yılından başlayarak höyükteki kazılara Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın denetiminde Trakya Üniversitesi öğretim üyelerinden Özlem Çevik başkanlık etmekte, kazı ekibi, ağırlıklı olarak, Trakya ve Ege Üniversitesi öğrencilerinden oluşmaktadır. Bugüne kadar höyüğün çeşitli tabakalarında edinilen radyokarbon tarihlemeleri höyüğün bilinen en erken kültür tabakalarını uyarlanmış olarak M.Ö 7040- 6660 aralığına tarihlemektedir. 2008 ve 2009 yılları kazıları sırasında toplanan ahşap ve kemik örneklerden elde edilen AMS tarihlemeleri höyüğün VI. tabakasının mö 7. binyılın ilk yarısında yerleşilmiş olduğunu kanıtlar niteliktedir. Höyükte, 2011 kazı sezoununda ana toprağa ulaşılmış, böylece VI. tabakadaki kireç tabakalı yapıların höyüğün en erken yerleşimcilerine ait olduğu saptanmıştır.\n","ILCEID":"6","MAHALLE":"KEMALPAŞA OSB","MAHALLEID":null,"ADI":"Ulucak Höyüğü","BOYLAM":27.351970350112,"YOL":"ULUCAK İZMİR"},{"ILCE":"BORNOVA","KAPINO":"","ENLEM":38.447843232353,"ACIKLAMA":"İzmir`in ilk toplulukları konutlar inşa ederek bir arada yaşamaya, tarım ve hayvancılık yapabilecekleri verimli düzlüklere yerleşmeye günümüzden 8.500-9.000 yıl kadar önce Neolitik Çağ`da başlamıştır. Bu verimli alanlardan belki de en büyüğü kent içinde bulunan Bornova Ovası`dır.  Batısı dışında üç tarafı dağlarla çevrili Bornova Ovası İzmir?in ilk topluluklarının yaşam yeri olmuştur. Ovanın orta kesiminde Yeşilova Höyüğü ile yakınında yer alan Yassıtepe ve İpeklikuyu höyükleri kentin ilk topluluklarının düzenli olarak yaşadıkları Tarih Öncesi Yerleşim Alanı`nı oluşturmaktadır.    ","ILCEID":"2","MAHALLE":"KAZIMDİRİK","MAHALLEID":null,"ADI":"Yassıtepe Höyüğü","BOYLAM":27.210441059482,"YOL":"372\/21"},{"ILCE":"BORNOVA","KAPINO":"","ENLEM":38.441741507299,"ACIKLAMA":"Yeşilova Höyüğü`nün İzmir`in doğum yeri olduğunu, İzmir`in antik kültürünün 8000-9000 yıl önceki ilk sakinleri tarafından başlatıldığını düşünmek makul görünmektedir. Yeşilova Höyüğü`ndeki yerleşim 3 kültürel kat içerir. Yüzeyden başlayarak; I.  Kat Geç Roma-Erken Bizans Dönemi, II. Kat Kalkolitik Dönem, III. Kat. Neolitik Dönem. Yüzeyden 4 m. derinlikte olan ilk yerleşim Neolitik Dönem(günümüzden 8.500 yıl önce)`de başlamış ve Neolitik Dönem sonlarına doğru sonlanmıştır. Aynı yerleşim varlığını kısmen Kalkolitik Dönem (günümüzden 6.000 yıl önce) içlerinde de sürdürmüş, höyük alanı sıklıkla gelen sel baskınlarından sonra Erken Tunç Çağı`nda (5.000 yıl önce) terk edilmiş ve sonunda  tamamen alüvyon tabakası altında kalmıştır.  Yeşilova Höyüğü, keşfi ve yapılan kazılarda elde edilen bulguların ardından  Anadolu`nun en eski yerleşimlerinden biri olma özelliğini kazanmıştır.                    ","ILCEID":"2","MAHALLE":"KARACAOĞLAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Yeşilova Höyüğü","BOYLAM":27.213854770893,"YOL":"6209"}],"toplam_sayfa_sayisi":4}