{"sayfadaki_kayitsayisi":10,"kayit_sayisi":41,"sayfa_numarasi":1,"onemliyer":[{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"228","ENLEM":38.418731093986,"ACIKLAMA":"Tarihi Kemeraltı Çarsısındaki 18inci Yüzyıldan kalma Abacıoğlu Hanı, Konak Belediyesinin restorasyonunun ardından turizmin en gözde mekanlarından biri haline gelmiştir. İzmirli girişimciler tarafından Lesmire adıyla işletmeye açılan han, taş işlemeli kafeleri, restoranı, şarap evi, Rum meyhanesi, nargile salonu, fasıl geceleri ile hem İzmirlilere hem turistlere hizmet vermektedir. Abacıoğlu Hanı 3000 metrekare kapalı alanı, 1200 metrekare avlusuyla Türkiyenin sayılı turistik mekanlarından biridir.  \nİçine girdiğinizde ağaçlı geniş avlusunu ve bu avluyu çevreleyen iki katlı renkli mekânlarını göreceksiniz. Mekânlar içten ahşap döşemelerle iki kat haline getirilmiş. Sağdaki mekânların her birinin üzeri ayrı bir kemer çatı ile örtülüyken, soldakiler tek ve düz bir çatı tarafından kapatılmış. Hanın yapımında düzgün kesme taş, kaba yonu taş ve tuğla kullanılmış.\nKesin inşa tarihini bilmesek de vakıf kayıtlarına göre 18. yüzyıl başlarında Abacızade Hacı Ahmet Efendi'nin oğlu Hacı Mustafa Ağa tarafından yaptırılmış. Yine bu kayıtlarda hanın dokuz odalı ve yedi alt mahzenli bir han olduğundan bahsedilmişse de günümüze yalnızca kuzeydoğu ve güneybatı kanatları kalmış.\nAbacıoğlu Hanı'nın bir yanında Merzifonlu Hanı, diğer yanında Rum Kilisesi mahzeni ve avlusu bulunuyormuş. O zamanlar hanın arka kesiminde avluyu kapatan bir duvar veya dükkânlar olmadığından, buradaki Musevi mahalleleriyle iç içe, avlusuna doğrudan girilebilen bir hanmış.\nBir dönem balcıların yoğun olduğu, bir dönem de sebze ve meyve hali olarak kullanıldığı olmuş. Akşamüstü saatlerinde at arabaları ve develerle mallar getirilir, onları getiren kişiler ise hanın üst katında konaklarmış. Han, bir süre çevre ilçelere yolcu ve yük taşıyan motorlu araçlar için hareket merkezlerinden biri olarak da kullanılmış.\nAbacıoğlu Hanı'nın Konak Belediyesi tarafından gerçekleştirilen restorasyonu 2007 yılında tamamlanmış. Bu restorasyon çalışmasıyla aynı yıl içinde 'Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülü'ne ve dünya çapında en önemli mimari yarışmalardan biri sayılan 'Philippe Rotthier Avrupa Mimarlık Yarışması'nda en iyi 30 mimari yapı arasına girerek ödüle layık görülmüş.\nGünümüzde, Abacıoğlu Hanı'nın içerisinde 1920'li yıllardan beri babadan oğula ticaret yapmayı sürdüren esnafın dükkânlarının yanı sıra hanın atmosferinin tadını çıkarabileceğiniz restoran ve kafeler bulunuyor.\n ","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜNEŞ","MAHALLEID":null,"ADI":"Abacıoğlu Hanı","BOYLAM":27.134420213372,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"41","ENLEM":38.420657762119,"ACIKLAMA":"Bulunduğunuz bölge, kentin iç limanının 1765 yılından itibaren doldurulmaya başlamasıyla oluşmuş. Ve bu bölgeye birçok han inşa edilmiş. İşte bu hanlardan biri de Abdurrahman Hanı. Bugünkü yorgun görüntüsü sizleri yanıltmasın. Görkemli yüksek tonozuyla* ziyaretçilerini etkisi altında bırakan bir hanmış önceleri.\n\nHan girişinin hemen üstünde yer alan pencere açıklığı içinde bir kitabe yer alıyormuş. Kitabenin üst tarafında, içinde Osmanlıca 'maşallah' yazılı bir damla motifi, motifin hemen altında ise 'sene Muharrem 1217' (1802) yazısı bulunuyormuş. Belirtilen bu tarihin, hanın inşa tarihi olduğu tahmin edilmekte.\n\nDikdörtgen bir plana sahip olan Abdurrahman Hanı, düzgün kesme taş, kaba yonu taş ve tuğla kullanılarak inşa edilmiş. Üstündeki kemerli pencerelerle aydınlanan bir koridoru ve bu koridorun iki yanında sıralanmış odaları bulunuyor. Odaların her biri, koridora bir kapı ve yanındaki bir pencereyle açılmakta.\n\nÇeşitli zamanlarda yapılan tadilatlar, hanı kısmen de olsa orijinal yapısından uzaklaştırmış. Orijinalinde her iki yanında yedişer mekân bulunurken, günümüze bu mekânlardan ancak iki tanesi gelebilmiş; diğerlerinin yerlerini yeni yapılar almış.\n\nArasta tipinde yapılmış olan bu handa, daha çok ihracatla uğraşan tüccarlar bulunuyormuş. Günümüzde ise çeşitli perakende ve toptan ürünün satışının ve depolamanın yapıldığı bir yer olarak kullanılıyor.\n\n* Kemerlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan, genellikle tavan örtüsü olarak işlev gören yapı parçasıdır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Abdurrahman Hanı","BOYLAM":27.133329764438,"YOL":"876"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"27","ENLEM":38.419914316018,"ACIKLAMA":"Havra Sokağı'nda uzun yıllardır saklı kalmış Akın Pasajı'ndasınız. Kemerli girişindeki kilit taşına işlenmiş üzüm ve asma yaprağı, bir zamanlar şarap üretimi ve ticaretinin yapıldığı pasajın adeta simgesi olmuş. Yakın tarihte ise daha çok giysi ve ayakkabı satışının gerçekleştiği dükkanlar yer almış içinde.\nTarihçe\n\n'İlk kez Havra Sokağı'nda ve Meyhane Boğazı denilen bölgede açılan sıra meyhaneler, tam anlamıyla şarabın ve rakının en güzelinin bardak bardak içildiği, envai çeşit mezelerin bulunduğu meyhanelerdi. İlk başlarda Müslüman İzmirlilerin gizli gizli uğradıkları bu mekânların ilk müdavimleri genellikle Kemeraltı'nın gayrimüslim sakinleriydi.' diye aktarmış Sancar Maruflu.\nTarihi pasajda, Tarihi Şarap Evi projesi hayata geçirilmek üzere TARKEM tarafından çalışmalar başlatılmış. Havralar Bölgesi için planlanan 'Gurme Sokağı' ve 'İzmir Yahudi Müzesi' projelerinin merkezinde yer alan pasaj, umarız ki eski bir hayali yeniden canlandıracak.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Akın Pasajı","BOYLAM":27.136440772915,"YOL":"927"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"6","ENLEM":38.419889453802,"ACIKLAMA":"Havra Sokağı'na uzanan Albayrak Pasajı, uzun yıllar ayakkabıcılar tarafından kullanılmış. Işıkkent'e ayakkabıcılar sitesinin açılmasıyla birlikte 1990'lı yılların sonunda yavaş yavaş terk edilmeye başlamış, bugün ise bomboş durumda.\nTarihçe\nAncak boş da olsalar, dükkânlar eski sahiplerinin izlerini taşımaya devam ediyor. Camlarda hala kunduracı isimleri ile gelen müşterilere bırakılan 'taşındık' notlarını görmek mümkün.\nİyi haber şu ki Albayrak Pasajı'nın ticari ve kültürel kullanımlarla yeniden değerlendirilmesi planlanıyor. Böylelikle, bölgenin eski hareketliliğine kavuşturulmasına da büyük katkı sağlayacağı tahmin ediliyor.\n\n","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Albayrak Pasajı ","BOYLAM":27.136030700087,"YOL":"937"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"264","ENLEM":38.419232109735,"ACIKLAMA":"Yuvarlak kemerli girişinden içeri girenleri saya seslerinin karşıladığı, ayakçıların yapılmakta olan ayakkabıları bir telaş içinde bir dükkândan diğerine taşıdığı bir han düşünün.\n\n20. yüzyıl başlarında Arap Hanı, ağırlıklı olarak deri ve ayakkabı imalatının ve satışının yapıldığı, içinde birkaç terzinin de olduğu bir hanmış. Burada bir de İbranice yayınlanan Esperansa gazetesinin matbaası bulunuyormuş. Ancak han çok daha eski. 1837 yılına ait İzmir planında Cezayir Hanı adıyla yer alıyor. 1880'li yıllara kadarki kent planlarında da Eski Cezayir Hanı olarak geçiyor. Han, eski iç liman kıyı hattı üzerinde 18. yüzyıl sonlarında, olasılıkla İzmir'i yerle bir eden 1778 depreminden sonra inşa edilmiş olmalı. Orijinal yapısını neredeyse tamamen kaybetmiş olan han, aslında klasik Osmanlı hanlarının büyük ve tipik bir örneği.\n\nHanın geniş avlusu üstten kapatılarak çarşı haline getirilmiş. Sadece giriş cephesi iki katlı, avlu kanatları ise tek katlı olarak inşa edilmiş. Avlunun her iki kanadında yedişer dükkân ve girişin üstünde odalar bulunuyormuş. Hanın ikinci katında yer alan bu ahşap tavanlı odalar, yine ahşap tavanlı olan koridora birer kapı ve pencere ile açılmakta. Avlusundaki günümüzde orijinal yapısını tamamen kaybetmiş olan mescit de hanla birlikte inşa edilmiş olmalı.\nTarihçe\nHanın avlusu 1930'lu yıllarda çevre ilçelere giden-gelen otobüs ve kamyonlar için garaj olarak kullanılmış. Özellikle 1980'li yıllardan itibaren artmaya başlayan dükkân sayısı günümüzde yüzü aşmış. Arap Hanı, günümüzde daha çok manifaturacılar tarafından kullanılıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Arap Hanı","BOYLAM":27.134960113577,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"","ENLEM":38.322367598783,"ACIKLAMA":"Urla'nın en eski çarşısı Arasta ve en eski pazarı da Malgaca Pazarı'dır. Tarihi boyunca yarımadanın ticari merkezi bu mekânlar olmuştur.","ILCEID":"18","MAHALLE":"CAMİATİK","MAHALLEID":null,"ADI":"Arasta Çarşısı","BOYLAM":26.767224621925,"YOL":"MALGACA PAZARI"},{"ILCE":"BAYINDIR","KAPINO":"23","ENLEM":38.222671188354,"ACIKLAMA":"Bayındır İlçesi, Hacıibrahim Mahallesi, Baştaş Caddesi üzerinde konumlanıyor. Öşür Hanı olarak da bilinen Eski Tekel Hanı, 1869 yılında inşa edildi. Han, kuzey ve giriş cephesi olan doğu cephesinden ters L biçiminde iki katlı olup, güney cephesinde yer alan tek katlı dört sıra mekân ile yapının alt katında U biçimli. Alt katları depo ve ambar olarak kullanılan yapının, üst katı idare ve tüccarların kalmasına yönelik odalardan oluşuyor.\nCumhuriyetin ilanı sonrası 1929 yılından 1975 yılına kadar Tekel Genel Müdürlüğü tarafından 'Bayındır Tekel Binası' olarak kullanılan yapı, günümüzde kütüphane, kültür merkezi ve kent müzesi işlevi ile kullanılıyor.","ILCEID":"7","MAHALLE":"HACI İBRAHİM","MAHALLEID":null,"ADI":"Bayındır Eski Tekel Hanı","BOYLAM":27.644681178229,"YOL":"BAŞTAŞ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"68","ENLEM":38.421462259021,"ACIKLAMA":"Kentte ticaretin yoğunlaştığı bölgenin dışında, konutların arasında yer alıyormuş Bıçakçı Han.\nDikdörtgen planlı olan hanın dar cephesi Kemer Caddesi, diğer adıyla Kervan Köprüsü Caddesi'ne bakıyormuş. Hanın 65 metre uzunlukta ve 10 metre genişliğindeki büyük avlusu kâgir oda grubuna kadar uzanıyormuş. Avlunun sağında ve solunda yer alan kâgir mekânlar halen bulunuyor.\nBıçakçı Han'ın çevresi, İzmir'in merkez alanlarına erişen ana yol üzerinde olmasında rağmen uzun zaman gelişim gösterememiş. 19. yüzyılın başından itibaren Ege adalarından gelen fakir Rum göçmenler tarafından iskân edilmeye başlamış. Eski bir Türk yerleşim alanına bitişik olan yörede Rum cemaatin desteğiyle yapılan kiliseye verilen Aya Vukla (Aziz Vukolos) ismi, aynı zamanda yeni mahallenin de adı olmuş. Bıçakçı Han'ın karşısında, Basmane Garı'na ulaşan raylarla yol arasında, günümüzde peronlara terk edilmiş küçük bir Türk mezarlığı da yer alıyormuş.\nKasaba Demiryolu'nun çalışmaya başlamasıyla gelişen yörede filizlenen hanın çevresinde oteller yer almaya başlamış. Bıçakçı Han'da da kervanlar ve kervancılar konaklamış. Kervanlar sonraları İzmir'e gelmez olunca, han 1950'li yıllara kadar kente gelen ve giden malların depolanması amacıyla kullanılmış. Bu arada boşalan odalarının bazılarında düşük gelirli kişi ve ailelerin de konakladığı bir 'aile evi' olarak da değerlendirilmiş.\nYan tarafında bulunan mekân ve avlunun da sonradan dahil edildiği Bıçakçı Han, günümüzde kullanılmıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ETİLER","MAHALLEID":null,"ADI":"Bıçakçı Han","BOYLAM":27.145448082269,"YOL":"1270"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"40","ENLEM":38.420303669862,"ACIKLAMA":"İzmir Şadırvanaltı Camisinin yakınında 913, 912 ve 970 numaralı sokaklar arasında bulunan bu hanın kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Yapı üslubundan XVIII. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.\n\nHan kesme taş ve tuğladan, avlulu ve iki katlı olarak yapılmıştır. Kare planlı olup, doğu ve batı cephelerinde birer kapısı bulunmaktadır. Bunların çevresinde de tek katlı küçük dükkânlar sıralanmıştır. Değişik zamanlarda yapılan onarım ve eklerle özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Günümüze yalnızca üst katın çok az bir bölümü gelebilmiştir. Bazı izlerden üst örtünün tuğla kubbeli olduğu sanılmaktadır.\n\nHanın iç plan düzeni hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Büyük Demir Hanı","BOYLAM":27.13414240015,"YOL":"876"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"36","ENLEM":38.422323565859,"ACIKLAMA":"İzmir hanları arasında önemli bir yere sahip olan Büyük Karaosmanoğlu Hanı'ndasınız şimdi. Ticaretin oldukça yoğun olduğu bir alanda, Liman Kalesi ve Hisar Camii'ne yakın bir konumda, muhtemelen 17. yüzyıl sonu, 18. yüzyıl birinci yarısı arasında inşa edilmiş.\nHanı, Manisa Akhisar yöresinde yaşamış olan Karaosmanoğlu ailesinden Hüseyin Ağa yaptırmış. 17. yüzyılın ortalarından itibaren geniş arazilerinde ürettiği pamuğu Avrupa'ya ihraç eden bu aile, gemilerle gönderilene kadar bekleyen mallarının korunması amacıyla iki han yaptırmış.\nİnşa edildiği dönemde Büyük Vezir Han'la arasında bulunan geniş alanda zaman zaman kervanlar konaklarmış. Büyük Karaosmanoğlu Hanı'nı zaman içinde Mirkelamoğlu, Şalvarlıoğlu, Kuzuoğlu ve Manisalı hanları çevrelemiş.\nYapımında düzgün kesme taş, kaba taş ve tuğla kullanılmış. İç avlusunun üzeri açık ve ortasında havuzlu bir çeşme bulunurmuş. İki katlı yapının üst kat revakları, özenli taş işçiliğiyle dört köşe taş sütunlara taşıtılmış.\nHanın cadde boyu sıralanmış sekiz dükkânında yünlü kumaş, şerit ve sırma gibi ürünler satılırmış. Üst kattaki odaları ilk dönemlerinde konaklama amaçlı kullanılmışsa da 19. yüzyıl ortalarından itibaren büro olarak kullanılmaya başlamış. Alt katlarında işlenmiş ürünler, kumaş, çuha ve pamuk gibi ürünler depolanır ve pazarlanırmış.\nFevzi Paşa Bulvarı'nın açılması sırasında yaklaşık yarısının yıkılmasıyla ve yeni yapılan onarımlarla özgün durumunu kaybetmiş Büyük Karaosmanoğlu Hanı. Günümüzde oldukça harap bir durumda olsa da içinde bulunan dükkân ve lokantalarıyla ticaret hayatının içinde zamana direnmeye çalışıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Büyük Karaosmanoğlu Hanı","BOYLAM":27.134338616122,"YOL":"FEVZİPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"28\/2","ENLEM":38.420197398342,"ACIKLAMA":"İzmir'in iç limanı 1830-1835 yıllarında artık tamamen dolduğunda, bu alana depo olarak kullanılması amacıyla çeşitli hanlar inşa edilmiş. Bu hanların özgün örneklerinden biri de Cambaz Hanı.\nHanın inşa kitabesi günümüze ulaşamamış olsa da 19. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor.\nDikdörtgene yakın planlı Cambaz Hanı'nın inşasında düzgün kesme taşı, kaba yonu taşı ve tuğla kullanılmış. Hanın tamamı basit ahşap çatı yapıyla örtülerek üzeri kiremitle kaplanmış. Ortasında bulunan koridor şeklindeki avlusunun iki yanında koridor boyunca odalar sıralanıyormuş.\nÇevresindeki diğer hanlar gibi genellikle palamut ve kuru meyvelerin depolanması amacıyla kullanılmış yıllarca. Son yıllarda harap duruma gelinceye kadar zeytinyağı depolandığı da olmuş.\nCambaz Hanı, yıllar içinde geçirdiği onarım ve yıkımlar nedeniyle orijinal durumunu ne yazık ki koruyamayarak kaybetmiş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Cambaz Hanı","BOYLAM":27.132038119351,"YOL":"863"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"611","ENLEM":38.420423475828,"ACIKLAMA":"Kapısından içeri girene kadar fark edilmez kortejolar; Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden göç etmek zorunda bırakılmış Yahudiler, bu korunaklı ve gösterişsiz yuvalarda bir arada yaşamışlar. Birbirinin aynısı olan odalarının ortadaki avluya baktığı; mutfağı, tuvaleti, banyosu ortak olan bir mekân.\n\nBurası eskiden Paşayakov Kortejosu'ymuş. Paşayakov, Paşa Konağı anlamına geliyor. Büyük olasılıkla 1841 yılında Yahudi mahallelerine büyük zarar veren yangından sonra yapılmış. Hanın önceki sahibi Fikret Cevahirci'nin Mısır'dan gelen büyük dedesi Halil Tevfik Bey burayı satın alarak 45 odalık bir kortejo inşa etmiş.\n\nYahudiler ayrıldıktan sonra, burada çoğunlukla Batı Anadolu'daki illerden mevsimlik işçi olarak gelenlerle Romanlar birlikte yaşamış. O dönemler buraya Uzun Han Aile Evi de denirmiş. Onların ardından ise ayakkabıcılara ev sahipliği yapmış han. Işıkkent'teki ayakkabıcılar sitesinin yapılmasından sonra mekân yeniden terk edilmiş, sadece birkaç tekstil atölyesi kalmış.\n\n2018 yılının Ekim ayına kadar özgünlüğü büyük ölçüde koruyarak kortejo mimarisini yansıtmış olan bu tarihi yapı yeni sahipleri tarafından yıktırılınca, bir kentsel miras daha ne yazık ki kaybedilmiş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HURŞİDİYE","MAHALLEID":null,"ADI":"Cevahirci Han","BOYLAM":27.140365684672,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"40","ENLEM":38.420274004532,"ACIKLAMA":"Kentin hapishane olarak kullanılan ilk mekânlarından birinde, Cezayir Hanı'nın bulunduğu yerdesiniz şimdi. Görmekte olduğunuz yapı ise yıkılan hanın yerine 1970 yılında inşa edilmiş.\nCezayir Hanı'nın 19. yüzyıl ortalarında iç limandan doldurulan alan üzerinde yaptırıldığı biliniyor. Kare planda inşa edilmiş hanın ortasında bir avlu ve bu avlunun etrafına sıralanmış mekânlar yer alıyormuş. Ortasında bir mescit bulunan avlunun etrafı geniş saçaklarla örtülüymüş. Hanın bir kanadı iki katlı ve ikinci katın avluya bakan cephesi ise revaklıymış. 1855'e kadar tüccarlara kiralanan han, bu tarihten itibaren hapishane olarak kullanılmaya başlanmış. Üst kattaki odalar mahkûm koğuşları olarak kullanılıyormuş. Çarşının ortasında bir hapishane...\n16 Mart 1870 Çarşamba sabahı İzmirliler korku dolu bir güne uyanmış; şehrin ticari hayatının kalbi olan Yemiş Çarşısı'na girmek isteyenlere sorgudan geçirilip üzerleri arandıktan sonra izin veriliyormuş. Bunun nedeni bir önceki gece Yemiş Çarşısı'nın göbeğindeki İzmir hapishanesindeki ayaklanmaymış. İki yüze yakın mahkûmun katıldığı isyan kanlı bir şekilde bastırılmış ve sağ kalanlar başka hapishanelere sürülmüş. 1880'lerin ortalarında günümüzdeki Konak katlı otoparkının bulunduğu yerde yeni hapishane inşa edilince, tüm mahkûmlar buraya nakledilmiş ve Cezayir Hanı da eski işlevine geri dönmüş.\nİsim konusu biraz daha karmaşık. Bir dönem hapishane olarak kullanılmasından dolayı, halk arasında 'ceza yeri' olarak anıldığı bilinmekte. Ancak bu işlevi öncesinde de Cezayir adının, gerek planlarda gerekse de belgelerde kullanılması 'ceza yeri'nin ses benzemesine bağlı bir yakıştırma olduğunu göstermekte. Bir başka iddia ise Cezayir'den getirilen kölelerin burada tutulması ile ilgili.\n1970 yılında yanan hükümet binasının işlevini de kısa bir süreliğine üstlenen bina, bugün İzmir Valiliği'nin çeşitli birimleri tarafından kullanılıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Cezayir Hanı","BOYLAM":27.131575700491,"YOL":"855"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"7","ENLEM":38.421500208438,"ACIKLAMA":"Halimağa Çarşısında bulunan hanın kitabesi bulunmamakla beraber kuzey cephesindeki girişin doğu ve batı yanlarında yer alan çeşme ve sebil üzerinde 1805-1806 tarihlerinin bulunması yapının da bu tarihte yapıldığını göstermektedir. Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış olan han dikdörtgen planlı olup, ortada bir koridor ve bunun iki yanında her kenarda dokuzardan on sekiz odadan meydana gelmiştir. Kuzey ve güney yönlerindeki birer kapı ile içeriye girilmektedir. Koridor ve içerisindeki odalar beşik tonozlarla örtülmüştür. Koridorun iki yanında yer alan odalar koridor tonozunun başlangıcına kadar yükseltilmiş ve bu yükseklik farkından meydana gelen duvarlara da pencereler açılarak içerisinin aydınlanması sağlanmıştır. Bunun yanı sıra her dükkânın bir veya iki penceresi bulunmaktadır. Hücrelerde asma katlara yer verilmiş bunların bazılarında çarkıfelek motifleri tuğlalardan yapılmıştır. Ayrıca hanın güney cephesinin batı ucunda saçak altına rastlayan kısımda bir de güneş motifi yapılmıştır.      ","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Çakaloğlu Hanı","BOYLAM":27.132170417522,"YOL":"897"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"85","ENLEM":38.420891976569,"ACIKLAMA":"Bir zamanlar iç limana çok yakın olan Esir Hanı, içinde yapılan esir ticareti nedeniyle bu isimle anılır olmuş. Neyse ki 1854 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nda esir ticareti yasaklanmış. Bununla birlikte 19. yüzyılın sonlarına doğru hanın hem adı hem de işlevi değişmiş. Bir depo hanı olarak kullanılmaya ve 'Abdülkadir Paşa Hanı' adıyla anılmaya başlamış.\nAslına bakarsanız, kentte 18. yüzyıl sonlarına doğru bu ticaret bir 'amele pazarı'na dönüşmüş. Bu değişimin kaynağı ise Avrupalılar'ın 18. yüzyılda Batı Anadolu'da ayanlar aracılığıyla pamuk üretimine başlaması. Buradaki pamuk çiftliklerinde çalışmak üzere Ege adalarından dahi kente gelenlerin olması, handa yoğun bir işçi pazarının oluşmasına neden olmuş.\nEsir Hanı'nın kitabesi günümüze ulaşamamış olsa da konumu ve mimari özellikleri göz önünde bulundurularak 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başına tarihlendirilebilir. Çeşitli dönemlerde yapılan onarımlar sonucunda orijinal durumunu önemli ölçüde kaybederek günümüzdeki halini almış. Hanın cephelerinin büyük bir bölümü de birçok yapı tarafından kapatılmış.\nEsir Hanı'nın doğu ve batı cephelere açılan iki kapısı bulunuyor. İnşa edildiği dönemde, hanın liman tarafı ana giriş olarak kabul edilir, her iki giriş de kemerli ve geniş kapılarla korunurmuş. Üstü kiremitle örtülü hanın inşasında kesme taş, kaba yonu taş ve tuğla kullanılmış. Hanın ortasında bulunan koridorunun her iki yanında karşılıklı dükkânlar yer alıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Esir Hanı","BOYLAM":27.13418617993,"YOL":"904"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"21","ENLEM":38.42266072937,"ACIKLAMA":"1867 yılından 1950 yılları sonuna kadar Gümrük Binası olarak kullanılan Konak Pier, Fransa'daki ünlü Eiffel kulesinin de tasarımını gerçekleştiren Fransız şirket tarafından tarafından 1890 yılında tasarlandı. İzmirin tarihi Konak Meydanı yakınında özel bir konuma sahip bu özgün yapı uzun süre Gümrük Binası olarak kullanıldıktan sonra 1960 yıllarında Balık Hali olarak kullanılmaya başlandı.\n\n\n2003 yılında yeniden yapılanma çalışmalarına başlanan Konak Pier, 2004 yılında Alışveriş Merkezi olarak İzmir'e kazandırılmış özgün mimarisi, 100 yıldan fazla tarihi ve deniz üzerinde ki eşsiz konumu ile en önemli yapılardan biri. Konak Pier bugün 37 seçkin butik konsept mağazası, denize nazır 5'i büyük 10 adet özel gurme restaurant\/kafesi ve Cinebonus sinemaları ile İzmir de deniz üzerinde alışveriş ve keyfin tek merkezi olarak yeni bir Hayat Tarzı sunuyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Eski Gümrük Binası (Konak Pier Alışveriş Merkezi)","BOYLAM":27.129831358071,"YOL":"ATATÜRK"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"17","ENLEM":38.42193591695,"ACIKLAMA":"Büyük bir yangın ve birçok yıkımdan geriye kalan parçasıyla zamana direnmeye çalışan bir handasınız şimdi. Zaman zaman Dervişoğlu Han ile karıştırılan Fazlıoğlu Hanı'nın inşa kitabesi ve yapımına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmuyor.\nEvliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde adı geçen ve ilk dönemlerinde kervanların uğrak noktası olan Fazlıoğlu Hanı, zaman içinde konaklama ve depolama işlevlerini yitirmiş, handa marangozlar ve dericiler çalışır olmuş. 20. yüzyıl başlarında Hacı Mehmet Bakira'nın halı ihracat ve ithalat dükkânı, Cousse Bohor'un mobilya imalat ve deposu, G.Gabai'nin ise boya ve vernik ticarethanesi burada yer alıyormuş. 19. yüzyıl içinde bankerliğin yasal bir hale gelmesiyle, P. Ventura da burada borç para verilen bir dükkan işletmeye başlamış.\nİki katlı hanın yuvarlak kemerli giriş kapısı, avluya geçişi sağlayan bir koridora açılıyor. Avlunun içinden çıkılan üst katın kuzeydoğu ve kuzeybatı kanatlarında revak yer alıyormuş. 1922 İzmir Yangını'nda bir kısmı yanan hanın, Fevzi Paşa Bulvarı açılırken yanan kısımlarıyla birlikte bir bölümü daha istimlak edilerek yıkılmış. Yeni Kavaflar Çarşısı'nın 1928-1929 yıllarında yapımı sırasında diğer kısımları da yıkılınca geriye sadece bugün görebildiğiniz güneydoğu cephesi ile aynı cephe üzerinde bulunan giriş bölümü kalmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİGÜN","MAHALLEID":null,"ADI":"Fazlıoğlu Hanı","BOYLAM":27.135819616871,"YOL":"1316"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"150","ENLEM":38.418042364976,"ACIKLAMA":"Kemeraltı'nın en eski pasajlarından birindesiniz şimdi. Günümüzdeki adıyla Hamza Rüstem Pasajı'nın ilk adı ise Emirler Hanı'ymış.\nEmirler Hanı'nın 19. yüzyılın ortalarında inşa edildiği tahmin edilmekte. Ahşap bir kapısı olan hanın aynı zamanda içinde bulunan tüm mekânlar da ahşapmış. Geniş bir avlusu, avlunun ortasında muhtemelen mescit olarak kullanılmış ahşap bir baraka bulunuyormuş.\nEmirler Hanı ve yanında bulunan yapılar, konut alanlarıyla çarşı arasında bir paravan görevi üstlenir, daha çok bir sebze meyve pazarı olarak işlev görürlermiş. Han, Cumhuriyet döneminin imar hareketlerinin etkisiyle, 1922 öncesinde Frenk Çarşısı'nda görülen ferhaneler örnek alınarak iki katlı ve betonarme bir pasaja dönüştürülmüş. Bundan sonra Emirler Çarşısı olarak anılmaya başlamış. Pasajda gömlekçiler, kentte yeni yeni kullanılmaya başlanan radyolar için tamirciler, Hamza Rüstem'e ait fotoğrafhane, fotoğraf malzemelerinin ticaretinin yapıldığı dükkânlar ile birkaç matbaa yer alıyormuş.\nEmirler Çarşısı'na sonradan adını veren Hamza Rüstem, İzmir'de stüdyo açtığı bilinen ilk Müslüman Türk fotoğrafçısı. Bugün de varlığını sürdüren fotoğrafhanesini bu pasajda 1925 yılında açmış. Bir okul niteliği taşıyan fotoğrafhanede kadın personel ve fotoğrafçılar da kadroya dâhil edilmiş. Fotoğraf çekimlerine 90'lı yaşlarında bile devam eden Hamza Rüstem'in fotoğrafları, yalnızca İzmir'in görsel tarihi içerisinde değil, aynı zamanda Türk fotoğraf tarihi içerisinde de önemli bir yer teşkil ediyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Hamza Rüstem Pasajı","BOYLAM":27.132870404444,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"23","ENLEM":38.32195394703,"ACIKLAMA":"İzmir ili, Urla ilçesi, Cami Atik Mahallesi Tatar Cami Sokak No: 25'te bulunan otel eski bir handır.Yapı bir iç avlu etrafında şekillenen eski bir han yapısıdır. Üstte bir iç balkon etrafında odaların sıralandığı ve altta Kocaman Ahşap oymalı dökme demir çivilerle süslenmiş eski han kapısından içeri girildiğinde taşın ve ahşabın gösterişiyle şekillenen mekânlardan görülür.","ILCEID":"18","MAHALLE":"CAMİATİK","MAHALLEID":null,"ADI":"Han Otel","BOYLAM":26.767111956173,"YOL":"TATAR CAMİİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"310","ENLEM":38.419886136651,"ACIKLAMA":"Havra Sokağı, İzmir'in Juderia olarak bilinen bölgesinin merkezi olarak bilinmektedir. İzmir ve çevresindeki İzmir Yahudileri'nin geçmişleri milattan önceye dayanmakla birlikte 16. yüzyıla kadar kentte sayılarının az olduğu anlaşılmaktadır. 16. yüzyıldan itibaren ise, İspanya ve Portekiz'den 1492 ve 1497 yıllarında Tire ve Manisa'ya göç eden Sefarad Yahudileri'nin İzmir'e geldikleri bilinmektedir. Ardından, Batı Anadolu'daki diğer il\/ilçelerdeki Yahudiler yavaş yavaş kente yerleşmeye başlamışlardır. Daha sonra Selanik, İstanbul, Ankara, Balkanlar, Akdeniz adalarından gelenler, Filistinli Yahudiler ve önemli bir Portekiz (Converso) göçmen grubu İzmir Yahudi Cemaati'ni oluşturmuşlardır. 19. yüzyıldan itibaren de Portekiz asıllı İtalyan zengin Yahudiler (Frankos) ve Doğu Avrupalı özellikle Rusya göçmeni yoksul Yahudiler (Aşkenazlar) kente gelmişlerdir. Yahudiler, geleneklerinin ve dinlerinin gereği olarak, bir arada, Havra Sokağı ve çevresine yerleşmişlerdir. Sokağa adını veren havralar ise çoğu yüksek duvarların ardında, küçük bahçelerinin içinde bulunmaktadır.\nTarihçe\n19. yüzyılın sonlarında İzmir'in önde gelen rakı üretim yeri olarak bilinen Havra Sokağı'nda, zamanında pek çok meyhanenin de bulunduğu bilinmektedir. 1888 yılı İzmir Ticaret Rehberi'ne göre Havra Sokağı'nda bir Türk hamamı, bir Yunan eczanesi ile yine Yunan ve Yahudilere ait şaraphanelerin de varlığı bilinmektedir. Havra Sokağı'nın ismi Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türk Pazarı Sokak olarak değiştirilmişse de bu isim benimsenmeyerek eski adı kullanılmaya devam etmiştir. 1948'de İsrail'in kurulmasıyla birlikte İzmir Yahudileri'nin birçoğunun göç ettiği bilinmektedir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Havra Sokağı","BOYLAM":27.135293201133,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"31","ENLEM":38.422677459331,"ACIKLAMA":"İzmir'in 16. yüzyıl itibariyle en önemli ticari yollarından biri olan, günümüze ise çok küçük bir parçası kalan Osmaniye Caddesi hanlarından birindesiniz. Kadıoğlu Hanı'nın 19. yüzyılın ikinci çeyreğinde inşa edilmesiyle, altı yedi metre genişlikteki Osmaniye Caddesi, hanın önünde üç metre genişliğe inmiş. Bu yoldan develer bile zor geçer olmuş.\nBüyük Vezir, Büyük Karaosmanoğlu ve Büyük Kuzuoğlu hanları çevreliyormuş Kadıoğlu Hanı'nı. İki katlı, asimetrik bir plana sahip olan hanın inşasında kesme taş, kaba yonu taş ve tuğla kullanılmış.\nCepheye uyumlu bir tarzda yapılan hanın giriş kapısı, taş söveli ve yuvarlak taş kemerli. Bu kapı, üzeri çapraz tonozla örtülü koridora giriş sağlıyor. Koridordan yine yuvarlak kemerli bir kapıya ulaşılarak handan çıkılıyor.\nBugün bir cephesi Fevzi Paşa Bulvarı'na bakan Kadıoğlu Hanı'nın bir bölümü, bulvarın yapımı sırasında istimlak edilerek yıkılmış. Handaki mekânlar, çeşitli tadilat ve onarımlar sonucu orijinal durumunu kaybetmiş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Kadıoğlu Hanı","BOYLAM":27.134055208152,"YOL":"914"},{"ILCE":"ÇEŞME","KAPINO":"5","ENLEM":38.322538998864,"ACIKLAMA":"1528 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Kervansaray Çeşme'ye ayrı bir özellik katar. Tarih içinde özellikle yabancı tüccarların konaklaması için kullanılan kervansaray günümüzde 45 odalı bir otel olarak hizmet vermektedir. Kervansaray 'da ayrıca gece eğlence mekanları ve alış-veriş merkezleri de bulunmaktadır.","ILCEID":"1001","MAHALLE":"MUSALLA","MAHALLEID":null,"ADI":"Kanuni Kervansarayı","BOYLAM":26.303568376065,"YOL":"1015"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"15","ENLEM":38.422985454901,"ACIKLAMA":"Kapladığı alan açısından İzmir hanlarının en büyükleri içine girer. Rivayete göre aile yüzyıllar önce Konya da bulunurken Osmanlı devletinin göç hareketleriyle Kardıça'ya göçer. Soyağacında bulunabilen en eski isim 1700'lü yıllara ait Yunanistan'ın orta bölgesindeki tarım kasabası Kardıça'da yaşayan Halil Onbaşıdır. Halil Onbaşının oğlu Mustafa'dan üç torunu olur. Bunlardan İbrahim Bey, Kardıça'da barınamayacaklarını düşünür, kız kardeşi ve bazı aile fertlerini yanına alarak 1910 da İzmir'e göçerler. Ailenin büyükleri Manisa'nın Akhisar ilçesine yerleşir ve ailenin İzmir de ki bağı kopar. İbrahim Kardıçalı beyin ilk girişimi, pasaport limanında bir bina almak olur. Bina önceleri tek katlıyken daha sonra İbrahim Bey binaya kat eklemeleri yaptıysa da bina ona yetmemeye başlayacaktı. İbrahim bey İzmir'in ilk Türk tütün tüccarlarından biridir. Daha önce otel olan bu binayı İbrahim Bey kısa sürede tarım ürünleri ticarethanesine dönüştürmüştü. Ağırlıklı olarak tütünle uğraşan İbrahim Bey incir ve üzüm alım satımı da yapardı. Bu binanın yetmemesi üzerine İbrahim Bey bu günkü 2. Kordon ve Mimar Kemalettin caddelerinin kesiştiği köşeye Büyük Kardıçalı Hanını inşa ettirmeye başlamıştır. Yapı Türkiye'deki ilk betonarme olarak inşa edilen binalardan biridir. Binanın kerestesi İtalya'dan, Demiri Almanya'dan, Çimentosu Romanya dan getirtilmiştir. Han 1928 yılında tamamlanmış ve kullanıma açılmıştır. Yapının mimarı Cumhuriyet döneminin önemli mimarlarından biri olan Mehmet Fesçi beydir. O zamanki kayıtlara göre yapının isminin Kardıçalı İbrahim Bey Apartmanları olarak geçtiği söylenir. İki bin metrekare alan üzerine oturan han Birinci Ulusal Mimari Akım örneğinin önemli yapılarından biridir. Yapı Mimar Kemalettin caddesi ve 2. Kordon caddelerine bakan köşelerinden iki metal yalancı kubbeye sahiptir. Yapının ikinci katında sivri kemerli pencereler kullanılmıştır. Yapının köşesindeki kubbelerin altında çini panolar bulunur. Bitkisel motifler; yapıda pencereleri ayıran plasterlerde, 2. katta bulunan sivri kemerli pencerelerin üstünde, kubbelerin altında ve balkonlarda kabartma şeklinde uygulanmıştır. Ayrıca yapının pencereleri her katta farklılık gösterir. 100 den fazla odası bulunan hanın koridorları yüksek tavanlıdır. Koridorlar hanın ortasında bulunan ve hanın çatısından zeminine kadar inen bir açıklıktan aydınlanır. Bu açıklık cam bir örtüyle kapalıdır. Hanın üst katlarına 2 merdivenle çıkılmaktadır, hanın doğu yönündeki merdiven boşluğundan vakti zamanında asansör inip çıkıyormuş fakat şu anda asansör kullanılmamakta ve ikinci katta muhafaza edilmektedir. 1952 yılında İbrahim Kardıçalı'nın ölümüyle varisleri dükkanların kimini sattı kimini ise kiraya verdi. Şu anda hanın 20 varisi vardır. Yapı zamanla bakımsız kalmış ve yıpranmıştır. Han, 2003 yılında bir tadilat görmüştür. Fakat hanın acil bir şekilde özgünlüğü bozulmadan restore edilmesi gerekmektedir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Kardiçalı Hanı","BOYLAM":27.131900163024,"YOL":"ŞEHİT FETHİBEY"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"42\/1","ENLEM":38.420435921963,"ACIKLAMA":"Kemeraltı Çarşısı içinde ticaretin yoğun olduğu hanlardan biriyken, bugün üzerinde adı yazan levhası sayesinde fark edebiliyoruz Keten Hanı'nı; tıpkı hemen yanında yer alan Büyük Demir Hanı gibi.\n1905 yılı sigorta planında adı Kütür Han olarak geçmiş. Keten Hanı'nın hangi tarihte ve kimin tarafından yaptırıldığı hakkında net bir bilgi yok. Ancak 1742 tarihli bir vakfiyede hanın adının geçiyor olması, bize bu tarihte var olduğunu gösteriyor.\nKeten Hanı'nın iki kapısı arasında uzanan koridorunun her iki yanında dokuzar tane mekân yer alıyormuş. Bazı mekânların koridor cephesinde yuvarlak kemerli kapılarının izlerini görmeniz mümkün. Hanın orta koridoru daha sonraları iki katlı hale getirilmiş. Koridorunun tahta perdeyle kapatılan üst kısmı aynı zamanda geçit olarak kullanılıyormuş.\nAdından da anlaşıldığı gibi handa keten kumaş ile iplik ve kanaviçe ticareti yapılmaktaymış. 19. yüzyıl ortalarına gelinirken, bu ticaretin yerini kuru meyve ticareti almış. Keten Hanı, günümüzde oyuncak ticareti yapan esnaflar tarafından depo olarak kullanılıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Keten Hanı","BOYLAM":27.133649480402,"YOL":"876"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"31","ENLEM":38.423496813431,"ACIKLAMA":"Necatibey Caddesi üzerinde yer alan ve yangın öncesinden kalan bir yapı olan KISMET HAN, rustik taş cephe kaplaması, her katta değişen pencere tipi ve cephe bitiminde yer alan taş korkuluk çözümü ile Rönesans canlandırmacı özellikleri gösterir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Kısmet İşhanı","BOYLAM":27.135226039979,"YOL":"NECATİBEY"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"19","ENLEM":38.421278779762,"ACIKLAMA":"İzmirdeki hanların en büyüğü ve en görkemlisidir. 4000 metrekarelik, dikdörtgen planlı hanın yaklaşık 600 metrekarelik büyük bir avlusu vardır. Üst katta avluya bakan, 5 sütunlu, 6 sıra kemerli yegâne revakı ve cephesindeki bindirme konsollar üzerindeki çıkma cumbalı şahnişinleri sebebiyle Osmanlı han mimarisi arasında sayılmaktadır. Anıtsal bir özelliğe sahip olduğu gibi, mimari özelliği bakımından tek örnek olması, Osmanlı hanları arasında ona özgünlük kazandırmaktadır. Kitabesindeki tarihe göre 1744 te, Kızlarağası Hacı Beşir Ağa tarafından inşa edildiği anlaşılmaktadır. 1745 yılında heyelan nedeniyle cephesinde önemli derecede çökme ve yıkılmalar olmuşsa da Han derhal onarılmıştır. 1778 tarihinde vuku bulan yer sarsıntısından büyük ölçüde hasara uğramış; 1779 yılında ikinci defa ve esaslı olarak onarılmıştır. Han, daha sonraki yıllarda da deprem ve yangın badireleri atlatmıştır. Kızlarağası Hanı, son olarak 1993 yılında restore edilerek turistik çarşı olarak hizmete girmiştir.    Pazar günü hariç, her gün 09.00-20.00  saatleri arasında, ücretsiz olarak ziyaret  edilebilir.    ","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Kızlarağası Hanı","BOYLAM":27.133054250674,"YOL":"871"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"21","ENLEM":38.421470054126,"ACIKLAMA":"Küçük Demir Hanı, pamuk üretiminin yoğun olduğu ve uzun mesafe kervanlarının kente büyük miktarlarda mal getirdiği dönemlerde kurulmuş. Bir kısmı tek katlı, bir kısmı iki katlı olan bir dizi dükkân hanın dış kısmında sıralanıyormuş.\nKüçük Demir Hanı'nda çoğunlukla Türk esnafı bulunur, bunların bir kısmı halıcılıkla uğraşırmış.\nTarihçe\n1829 yılında fes giyilmesinin zorunlu olmasından sonra, bu işin ticaretiyle uğraşan tüccarlardan Fesçizade lakaplı Halim Bey'in dükkânı da bu handa yer almış. O zamanlar kaliteli fesler, Fas yerine Avusturya'dan ithal ediliyormuş. Avusturya, Bosna-Hersek'i ilhak ettiğinde Müslüman halk buna tepki olarak Avusturya'dan getirilen fesleri boykot etmeye başlamışsa da, bir süre sonra yine buradan gelen fesler giyilir olmuş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Küçük Demir Hanı","BOYLAM":27.134834617683,"YOL":"913"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"302","ENLEM":38.419700881622,"ACIKLAMA":"İzmir'deki iki Karaosmanoğlu Hanı'ndan biri büyük diğeri küçük olarak adlandırılmış. Bu iki han, aynı adı taşıyor olsalar da mimari açıdan hiç benzerlik göstermiyorlar.\n\nKüçük Karaosmanoğlu Hanı, 18. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Karaosmanoğlu Hacı Mustafa tarafından, 1747 yılı öncesinde yaptırılmış. Ahşap olarak inşa edilen hanın iç avlusunun etrafında hepsi eş büyüklükte olmayan yirmi kadar dükkân yer alıyormuş. 20. yüzyıl içerisinde Havra Sokağı cephesine giriş çıkışı sağlayabilmek için bir açıklık daha yaptırılmış. Sonrasında bu bölgedeki yoğunluğun da artmasıyla dükkân sayısı otuza kadar yükselmiş.\n\nVicdan Karaosmanoğlu, 1966-1968 yıllarında hanı yeniden inşa ettirerek modern bir çarşı haline getirmiş. Üç kapısı olan handa, çoğunluğu derici ve ayakkabıcı esnafının olduğu kırk üç dükkân bulunuyormuş.\n\nKüçük Karaosmanoğlu Hanı, 1966 yılında yenileninceye kadar kentte yavaş yavaş kaybolmaya başlayan pek çok zanaatkâr burada çalışmış. Tenekeciler, kalaycılar, bakırcılar gelişen teknolojiye direnemeyerek dükkânlarını kapatmak zorunda kalmış.\n\n2016 yılında aslına uygun olarak yeniden inşa edilen han, günümüzde butik otel, kafe ve dükkânlarıyla hizmet veriyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Küçük Karaosmanoğlu Hanı","BOYLAM":27.135334196788,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"63","ENLEM":38.422167173097,"ACIKLAMA":"İzmir'in bir zamanlar ana akslarından biri olan Osmanlı Caddesi'nin günümüze kadar gelebilmiş nadir hanlarından Manisalıoğlu Hanı'ndasınız şimdi. İki katlı, avlulu ve asimetrik planlı olan hanın hemen yanında Büyük Karaosmanoğlu Hanı yer alır.\nManisalıoğlu Hanı'nın günümüze ulaşan bir inşa kitabesi ne yazık ki yok. Ancak bazı kaynaklardan Manisalı Mustafa Efendi tarafından yaptırıldığını öğreniyoruz. Yapının mimari özellikleri ise bize 19. yüzyılda yapılmış olduğu fikrini veriyor.\nHanın avlusunun güneybatı kanadında bulunan iki mekân günümüzde hala orijinal durumunu koruyor. İkinci katlara çıkış içten birer merdivenle sağlanıyor. Hanın ikinci katında 1905 sigorta planında görülebilen bir revak* yer alıyormuş. İnşa malzemesi olarak açıklıkların çevresinde düzgün kesme taş, cephelerde ise kaba yonu taş ve tuğla kullanılmış. Ana duvarları ve bazı kemerleri bugün hala mevcut olsa da, yapılmış olan ekleme ve tadilatlar yüzünden bunları görebilmek biraz zor olabiliyor.\nManisalıoğlu Hanı'nda daha çok Musevi tüccarlar bulunuyormuş. Han, inşa edildiği yıllarda olduğu gibi günümüzde de genellikle tuhafiye, kumaş satışı ve depolama işlevleri için kullanılıyor.\n* Bir yapıda, üstü örtülü ve önü açık yer, sundurma.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Manisalıoğlu Hanı","BOYLAM":27.134679557712,"YOL":"913"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"14","ENLEM":38.42219874657,"ACIKLAMA":"Mirkelamoğlu Hanının kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanmamıştır. Ancak mimari yapısından ve çevredeki diğer hanlarla bağlantısından ötürü XVIII. yüzyılın sonlarına doğru yapıldığı sanılmaktadır. Düzgün kesme taş, kaba yontma taş ve tuğladan yapılmış olan han dikdörtgene yakın, simetrik olmayan bir plan düzenindedir. Hanın Fevzi Paşa Bulvarına bakan cephesinde altta üç dükkân, üstte de dört pencere bulunmaktadır. Hanın doğu cephesi, Karaosmanoğlu Hanına bitişiktir. Doğu ucunda hana bir çeşme eklenmiştir.      ","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Mirkelamoğlu Hanı","BOYLAM":27.133931959979,"YOL":"914"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"4","ENLEM":38.420952362835,"ACIKLAMA":"İnşa kitabesi olmayan Musevit Hanı'nın arasta benzeri plana sahip hanlardan olması ve birçok mimari özelliğiyle Çakaloğlu Hanı'nı hatırlatması nedeniyle 19. yüzyıl başında yapıldığı tahmin edilmekte.\nİnşasında düzgün kesme taş, kaba yonu taş ve tuğla kullanılmış. Hanın içten beşik tonoz olan örtüsü, dıştan kırma çatı ve kiremitle örtülü. Ortasındaki koridorun iki yanına karşılıklı sıralanmış beşer mekânının kemerli kapıları ve kemerli pencereleri bulunuyormuş.\nTarihçe\nMusevit Hanı'nın bilinen ilk onarımı, giriş kapısının üzerinde de yazılı olan 1908 yılında gerçekleşmiş. Daha sonra 1986 yılında yeniden onarılmış. Hanın bir bölümü bu onarımlar sonrasında iki katlı hale getirilmiş.\nHan, ticaret hayatının parlak olduğu bir dönemde inşa edilmiş. Bu yıllarda Batı Anadolu, İngilizler için pamuklu dokumanın hammadde kaynağı olmuş. İzmir'e getirilen Ege pamuğu buradan İngiltere'ye ve Fransa'ya ihraç edilirmiş. Han da bu tarım ürünlerinin ihracatına yönelik olarak kullanılmaktaymış. Ancak, zamanla bu ticaretin gerilemesi ve bugünkü Fevzi Paşa Bulvarı üzerinde bulunan hanların daha etkin olması nedeniyle Musevit Hanı daha çok depolamanın yapıldığı bir hana dönüşmüş.\nMusevit Hanı'nın günümüzde kafe olarak hizmet veren güney cephesi kısmen orijinalliğini korurken, kuzey kısmı ise yapılan eklerden dolayı orijinalliğini tamamen kaybetmiş durumda.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Musevit Hanı","BOYLAM":27.13364419375,"YOL":"907"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"18-20","ENLEM":38.418287170239,"ACIKLAMA":"Kemeraltı'nın ilk kapalı çarşılarından biri olan OSKA Pasajı, 1950'li yıllardan sonra Osman Kazmirci tarafından inşa edilmiş.\nO zamanlar pasajlar Kemeraltı'nın en ünlü alışveriş merkezleriymiş. OSKA Pasajı'nda yer alan Konak Sineması'nın sayesinde pasaj da gece geç saatlere dek açık kalır, hareketlilik tüm gün boyunca devam edermiş.\nTarihçe\n\nOSKA Pasajı'nı anlatırken, İzmirlilerin belleğinde yer etmiş bir karakter olan Benzinci Kör Hafız'dan bahsetmezsek bir şeyler eksik kalır. Onu en çok bu pasajın önünde çakmak gazı satarken hatırlıyor İzmirliler. Asıl adı Mustafa Ayrıközü, 1902 yılında İzmir'de doğmuş. Tıbbiyede okuyan bir öğrenciyken, işgal altındaki Antep ve Musul'da asker olarak görev almış ve iki gözünü de kaybetmiş. O zamandan sonra Kemeraltı çarşısında 60 yıl boyunca seyyar satıcılık yaparak hayatını sürdürmüş.\nUmuyoruz ki Konak Sineması'nın kentlilerle yeniden buluşmasıyla, OSKA Pasajı eski günlerde olduğu gibi çarşıya tüm gün canlılık katar.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Oska Pasajı","BOYLAM":27.130194820506,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"","ENLEM":38.41859476671,"ACIKLAMA":"İzmir'in en eski mahallelerinden biri olan Pazaryeri Mahallesi'nin meydanı burası. Tarihi konutlarla çevrili meydan, fırın, kıraathane gibi çeşitli ticari yapılara, aynı zamanda Pazaryeri Camii ve muhtarlık gibi kamusal yapılara da ev sahipliği yapıyor.\nTarihçe\n\nSmyrna Agorası, Altınpark gibi arkeolojik alanların yanı sıra Osmanlı döneminden kalma nitelikli dini ve sivil mimari yapıların çevrelediği, İzmir Tarih Tasarım Atölyesi'nin de komşu olduğu Pazaryeri Meydanı, her daim hareketli.\nBölgede uzun zamandır yaşayanlar, Pazaryeri Meydanı'nın geçmişte, özellikle bayramlarda salıncaklar, dönme dolaplarla renklenen, çocukların oyunlar oynadığı bir meydan olduğunu aktarmış. Günümüzde bu renkliliğini kaybetmişse de meydanın yeniden kentsel bellekteki konumuna uyumlu olarak düzenlenmesi amaçlanıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"PAZARYERİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Pazaryeri Meydanı","BOYLAM":27.141676274834,"YOL":"TARIK SARI"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"","ENLEM":38.418829881838,"ACIKLAMA":"İnşa tarihi bilinmeyen Piyaleoğlu Hanı'nın 18. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı düşünülüyor. 19. yüzyılın sonlarında İzmir'in meşhur ailelerinden Evliyazadeler'in mülkiyetine geçen handa özellikle taşradan mal getiren köylüler konaklamaktaymış.\nPiyaleoğlu Hanı daha sonraları civar köy ve ilçelere giden otobüs ve otomobillerin garajı haline gelmişse de odaları otel olarak kullanılmaya devam etmiş. 1970'lere gelindiğinde hanın içinde derici, ayakkabıcı ve camcı esnaf yer alıyor, avlusunun ortasında bir de cami bulunuyormuş.\nÇift kanatlı giriş kapısından girilen hanın cephesi iki katlı, V şeklini andıran avlusundaki mekânlar ise tek katlıymış. Avluya bakan toplam 23 mekânın hepsi ahşap tavanlı ve ahşap kırma çatılıymış. İlerleyen yıllarda handaki bazı mekânların önüne yenileri eklenmiş. Kaba yonu taş ve tuğladan inşa edilen Piyaleoğlu Hanı, kentteki hanlar içinde tonoz kullanılmamış olan nadir hanlardan biri.\nPiyaleoğlu Hanı'nda günümüzde bir çay bahçesi ile ayakkabı ve kıyafet satışının yapıldığı çeşitli dükkânlar yer alıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Piyaleoğlu Hanı","BOYLAM":27.134962730107,"YOL":"920\/1"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"18","ENLEM":38.422292847855,"ACIKLAMA":"Yavuz Sultan Selim zamanında, Mısır seferi dolayısıyla bir ikmal üssü olarak yapıldığı rivayet edilen Selvili Han burası. Kentin en eski hanlarından biri olduğu düşünülen hanın ismine ancak 18. yüzyıl ortalarında, Eminzade Ahmet Ağa'nın vakfiyesinde rastlıyoruz.\nKıyı dolgularıyla zaman içinde denizden uzaklaşması, Selvili Han'ın işlevini ve kent ticaretindeki önemini yitirmesine neden olmuş. Handaki dükkânların büyük bölümü İzmir'in önde gelen kişilerinden biri olan Baron Aliotti tarafından satın alınmış. 1900'lerin başlarında handaki bürolar daha çok tarımsal ürün alıp satanların kullanımındaymış.\nSelvili Han'ın mimari tarzı kentteki hanlardan biraz daha farklı. Üzerleri yuvarlak kubbeyle örtülü mekânları taş duvarlarla ayrılmış. Hanın yıkılmadan önceki durumu 1905 yılı sigorta planında görülebilmekte. Bu plana göre han, ortasında avlu bulunan, ikinci katı revaklı, asimetrik bir plana sahip. Günümüze bu revaklardan sadece avlunun güneydoğu kanadındakiler gelebilmiş. Hanın tonozlu koridoru ile ortasında muhtemelen bir mescit bulunan avlusuna ulaşılıyormuş. Üst katlarından dışarıya kemerli pencereler açılıyor ve buraya iki ayrı merdivenle çıkılıyormuş.\nFevzi Paşa Bulvarı'nın açılması sürecinde 1930'lu yıllarda hanın büyük bir kısmı istimlak edilerek yıkılmış. Günümüzde, Selvili Han'ın kalan bölümleri dükkân olarak kullanılıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Selvili Han","BOYLAM":27.133726466168,"YOL":"FEVZİPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"48","ENLEM":38.424072586111,"ACIKLAMA":"1927-28 yıllarında, Cemal Şardağ tarafından yapılmıştır. Silahtaroğlu nun en önemli özelliği, 1922 yangını sonrasında kentin yeniden yaratıldığı dönemin bir ürünü olmasıdır. Silahtaroğlu Hanının temsil ettiği bir diğer özellik ise, yeni düzenin gereğine yanıt veren ve 19.yy ın konaklama amaçlı hanlarından farklı bir han olmasıdır. Bir dönem Akşam Kız Sanat Okulu olarak da kullanılan han binasında günümüzde hizmeti verilmektedir.    ","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Silahçıoğlu (Silahtaroğlu) Hanı","BOYLAM":27.135519255325,"YOL":"GAZİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"7","ENLEM":38.421586518677,"ACIKLAMA":"Adı Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde geçen, kentin en eski hanlarından biri Sulu Han. Günümüze ulaşan bir inşa kitabesi olmasa da Seyahatname'de ondan bahsedilmesi bize 1671 yılında kentte var olduğunu gösteriyor.\nTek katlı ve avlulu Sulu Han'ın inşasında düzgün kesme taş, kaba yonu taş ve tuğla kullanılmış. Kendi adıyla anılan sokaktan cephe alan hanın üç giriş kapısı varmış. Ana girişinde bulunan kemerli kapısı Sulu Han Sokak'a açılırmış. Hana uzun mesafe kervanları artık gelmez olunca, avlusuna üç adet dükkân ilave edilmiş. Böylelikle geniş avlusu dar bir koridora dönüşmüş.\nTarihçe\nBüyük bir han olarak inşa edilen Sulu Han, yavaş yavaş yıkılarak yerine yeni çarşı ve pasajlar yapılmış; Akman Pasajı, Halıcıoğlu Pasajı bunlardan bazıları. Hanın içinde yer alan dükkânlardan ikisinin üzerinde 23 Mayıs 1869 tarihini taşıyan kitabeler bulunuyor. Kitabelerden hanın bu tarihte bir onarım geçirdiği anlaşılıyor.\nİnşa edildiği dönemde uzun mesafe kervanlarının durak noktasıyken, yörenin imalata yönelmesi sonucunda Sulu Han da işlevini değiştirmiş. 19. yüzyılın ortalarından sonra, giyim boyama işlevleriyle birlikte hazır giyim imalatı önem kazanmış. Çeşitli ticaretin yapıldığı hanın bazı odaları da büro olarak kullanılıyormuş. L. Douenias'ın dikiş atölyesi bu handaymış. Yine handa dükkânı bulunan Necip Efendi halı ticaretiyle, Rıza Efendi kuru üzüm ve incir ticaretiyle uğraşıyormuş. 1970'lerden itibaren hanın içinde soğuk demirciler ve karyolacılar çalışır, bazı bölümleri de ticari depo olarak kullanılır olmuş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİGÜN","MAHALLEID":null,"ADI":"Sulu Han","BOYLAM":27.136033380685,"YOL":"1313"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.418476529909,"ACIKLAMA":"Kuruluşu 17.yya kadar uzanır. İlk yapıldığı yıllarda Kemeraltı Çarşısı üzeri tonoz ve kiremit örtülü, sokakları kapsayan bir kapalı çarşı görünümünde idi. XIX. yüzyılda İzmirin ticaret hayatının can damarı olan bu çarşıda demirciler kömürcüler, çiviciler, baharatçılar ve saman pazarı gibi ticarethaneler bulunmaktaydı. Çarşıda her ticarethane gruplar halinde ayrı bölümleri oluşturmuştu.Günümüzde Kemeraltı Çarşısı İzmirin önemli bir alış veriş merkezi haline gelmiştir. Tonoz ve kubbeli bazı dükkânlar özelliğini korumuş olmalarına rağmen çoğunlukla modern iş merkezleri, mağazalar, kafeteryalar ve sinemalar burada toplanmıştır. Bunların yanı sıra çarşı, Türk el sanatları örneklerini yansıtan seramiklere, çini panolara, ağaç eserlere, madeni eserlere, düz dokuma yaygıları ile halı ve kilimlerin satışının yapıldığı dükkânları da barındırmaktadır.      ","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Tarihi Kemeraltı Çarşısı","BOYLAM":27.129488520418,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"89","ENLEM":38.419854281717,"ACIKLAMA":"Hanın inşa tarihi tam olarak bilinmemektedir. Buna rağmen iç limanın 19.yüzyılda tamamen doldurulması ve hanın bu arazi üzerinde bulunması, yapının da 19.yüzyıl içinde inşa edildiğini göstermektedir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Tütün Hanı","BOYLAM":27.133149824131,"YOL":"871"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"21","ENLEM":38.421774127113,"ACIKLAMA":"Günümüze özgün yapısından çok az bir bölümü gelebilmiş Yeni Han'ın. İnşa tarihiyle ilgili kesin bir bilgiye sahip olmadığımız bu hanın 18. yüzyıl içinde yapılmış olduğu düşünülüyor.\nYeni Han'ın ancak kalıntılarından ortada avlusunun yer aldığı, iki katlı ve revaklı bir yapı olduğu anlaşılmakta. Alt ve üst katlarında bulunan iki mekân ile alt kattaki mekânların önünde yer alan revak, kısmen de olsa orijinal durumunu günümüze kadar koruyabilmiş.\nKısa mesafe kervanlarını ağırlayacak tarzda inşa edilen han, eskiden Palancılar Çarşısı olarak bilinen bölgede yer alıyormuş. Sulu Han'ın arkasında, Fazlıoğlu Hanı'nın ise karşısına konumlanmış. 19. yüzyıla girilirken etkinliğini kaybetmeye ve bununla birlikte iç mekânlarında ilk tadilatlar görülmeye başlamış. Geçtiğimiz yüzyılın başlarında çeşitli ticaret türlerinin yapıldığı handa marangoz ve terzilerin yanı sıra G. Defis'in çuval dükkânı da bulunuyormuş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİGÜN","MAHALLEID":null,"ADI":"Yeni Han","BOYLAM":27.136882905388,"YOL":"1315"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"90","ENLEM":38.422276626655,"ACIKLAMA":"Tarihi Kavaflar Çarşısı 1929 yılında inşa edilmiş ve İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1981de tescillenmiştir. Restorasyon çalışmaları 2009 yılında tamamlanan Tarihi Kavaflar Çarşısı, aslına uygun bir şekilde restore edilerek yerli ve yabancı turistlerin cazibe merkezi olarak hizmet vermektedir.          ","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİGÜN","MAHALLEID":null,"ADI":"Yeni Kavaflar Çarşısı","BOYLAM":27.135634138755,"YOL":"FEVZİPAŞA"}],"toplam_sayfa_sayisi":5}