{"sayfadaki_kayitsayisi":10,"kayit_sayisi":203,"sayfa_numarasi":1,"onemliyer":[{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"2","ENLEM":38.420947099725,"ACIKLAMA":"Abdullah Efendi Camisi'nin inşa kitabesi günümüze ulaşamadığı için ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı maalesef bilinemiyor. Ancak 1773 yılına ait bir kayıt, caminin Hacı Osman Efendi evkafına bağlı olduğunu ve hariminde bir de medrese bulunduğunu gösteriyor. Bu nedenle en geç 18. yüzyıl ortalarında inşa edildiğini söylemek mümkün. Caminin onarımları 1890-1891, 1951 ve son olarak 2005 yıllarında yapılmış. İlk onarımını Abdullah Efendi adında bir hayırsever, ikincisini de mahalle sakinleri yaptırmış. Avlu kapısı üzerinde bulunan tamir kitabesinde Hicri 1308 (Miladi 1890-1891) tarihi yazılı. Tek minareli, üzeri ahşap çatılı ve örtülü, moloz taştan yapılmış olan Abdullah Efendi Camisi, onarımlar sonrasında ciddi bir değişikliğe uğrayarak günümüzdeki görünümünü almış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"FAİK PAŞA","MAHALLEID":null,"ADI":"Abdullah Efendi Camii","BOYLAM":27.145469284529,"YOL":"1277"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"28","ENLEM":38.409296155399,"ACIKLAMA":"1850'li yıllarda inşa edilen tarihi kilise Rum Ortodoks cemaati tarafından uzunca yıllar kullanılan ancak rivayetlere göre büyük İzmir yangını sırasında hasar gören ve kullanılamaz hale gelen Karataş'taki Yanık Kilise diye anılıyor.. Yığma taş, tuğla ve mermer kullanılarak inşa edilen tarihi tescilli yapı o günlerden bu yana bir türlü restore edilemezken, kiliseden geriye ise sadece orijinal kapı kemeri ile Papazın evinin kalıntıları ile birkaç mermer basamak kalmıştı.\nKarataş’ın 150 yıllık tarihinde ilk defa bir çocuk kütüphanesine kavuşması çocuklarımızın geleceğe daha aydınlık ve güvenle bakmasını sağlayacağı gibi yemyeşil parkında özgürce oyunlar oynayarak sosyal ve psikolojik olarak gelişimlerine yardımcı olacaktır. Her şeyden önce cevrede yaşayan çocuklarımızın apartman dairelerinde hapis olmuş hayatlarına son verecektir bu kütüphane ve park.\nRestorasyon sonunda amaca uygun olarak yapılan kütüphane bilinmeyen bir sebeple kapatıldı. Şu an YANIK KİLİSE –KÜTÜPHANE kapalı olarak beklemektedir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"BARBAROS","MAHALLEID":null,"ADI":"Agia Paraskevi Kilisesi ( Yanık Kilise )","BOYLAM":27.122099373241,"YOL":"339"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"16","ENLEM":38.423923874367,"ACIKLAMA":"Tepecik Şehit Fazıl Bey ilköğretim okulu,eskiden Agios Konstantinos & Eleni Rum Ortodoks kilisesi idi. Yeri kabaca okul avlusunda olmalıdır. 1862 yılında yapılmış kilise zamanla yıkılmış sadece eski kilise duvarları ile bahçe duvarları ayakta kalmış, bazı kalıntılar üzerine ŞEHİT FAZIL BEY OKULU inşa edilmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HİLAL","MAHALLEID":null,"ADI":"Agios Konstantinos & Eleni Rum Ortodoks Kilisesi","BOYLAM":27.157617709437,"YOL":"1215"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"","ENLEM":38.419592385483,"ACIKLAMA":"MS 2. yüzyılda yaşamış olan Aristeides, Smyrna'da çok sayıda hamam ve gymnasium yapısı bulunduğundan ve insanın bu güzel hamamlardan hangisinde yıkanacağını bilemediğinden söz eder. Günlük yaşamın içinde önemli bir yeri olan hamamlar, Romalılar ve İzmirliler tarafından özellikle öğleden sonraki saatlerde kullanılmaktaymış.\nTarihçe\nAristides'in sözünü ettiği çok sayıdaki hamam yapısından, kazı çalışmaları sonucunda bugüne kadar ancak ikisine ulaşılabilmiş. Bunlardan Basmane mevkiinde tespit edilen hamamın kalıntıları çok az bilgi vermekte.\nİkinci hamam ise bulunduğunuz yer olan Smyrna Agorası'nın kuzeybatı bölgesi. Hamam, antik kentin plan anlayışına göre, antik Agora Kuzey Cadde'nin Bouleuterion Caddesi ile kesiştiği noktada inşa edilmiş. Hamamın Agora'ya ve limana yakınlığı, kentin en işlek hamamlarından biri olduğunu gösteriyor.\nBu noktada bulunan sinema ve diğer yapılar yıkıldıktan sonra ortaya çıkan birbirine paralel iki büyük kemer kalıntısı, hamamın merkezi taşıyıcı sisteminin parçalarıymış. Yapılan arkeolojik kazılarla bu büyük hamamın bugün için ancak sıcaklık ve ılıklık bölümleri ortaya çıkarılabilmiş. Taban altından ısıtma sisteminin iki ocak ile beslendiği tespit edilmiş. Hamamın mekân ilişkileri ve fonksiyonları önümüzdeki yıllarda yapılacak kazı ve araştırmalarla açıklığa kavuşacak.\nHamam yapısının en dikkat çekici özelliği, hamamın alttaki tonozlu galerilerin üzerine inşa edilmiş olması. Bu galerilerden ikisi tespit edilebilmiş. Anlaşıldığı kadarıyla yapının mimarları araziyi teraslayarak hamam için düz bir alan elde etmek üzere bu alt yapıyı oluşturmuş. Oluşturulan galerilerin sarnıç, yüklük ve barınma gibi ihtiyaçlar için kullanıldığı fikri de değerlendirilmekte.","ILCEID":"21","MAHALLE":"NAMAZGAH","MAHALLEID":null,"ADI":"Agora Roma Hamamı","BOYLAM":27.137584742654,"YOL":"EŞREFPAŞA"},{"ILCE":"KARŞIYAKA","KAPINO":"22","ENLEM":38.457600734192,"ACIKLAMA":" Kaal Kadoş Sinagogu olarak da bilinir. Kaal Kadoş Havrası, Yahudi cemaatinin Kemeraltı yerleşimi dışına yayılmaları sonucunda Karşıyaka’ya yerleşen Yahudilerin ibadet mekânı olarak Alaybey’de inşa edilmiştir.\n\n\n    XX. yüzyılda Yahudilerin Kemeraltı dışında yerleşmeler kurmaları ile Alaybey’de yaptırılmış olan bu havra sefared havralarından olmadığı için Karataş’taki Beit İsrail havrası gibi İtalyan etkisi ile kilise planlı inşa edilmiştir. Tevyası çift olup; he kal duvarında tora dolabıyla bütünleşerek bir yarı açık mekân niteliğini almış, yerden iki basamak yükseltilmiş bir platformun üzerinde yer almaktadır. Havranın iç mekânı bir bütün olarak düşünülmüş mekânı dokuz parçaya bölen sütunlar inşa edilmemiştir. Tavan süslemesiz ve düz olan ahşap rabıtalarla kaplanmıştır. Yapının iç mekânı son derece sade, bezemesiz ve sefared havralarında olmadığı kadar ışıklıdır. Yapı yığma taş olarak inşa edilmiştir. Tavan döşemeleri ahşap olup, yapının çatısı ahşap konstrüksiyondur. Zemin kaplamaları karo mozaiktir. Yapı güzel bir avlunun içinde yer almaktadır. Havranın avlu duvarları Kemeraltı’nda bulunan havralarda olduğu gibi masif ve yüksek inşa edilmeyip bahçe duvarı niteliğinde göz hizasının altından geçen masif taş duvarlardır.\n\n    Günümüzde Karşıyaka Belediyesi tarafından konservatuar işlevi kazandırılan bu yapının ibadet yapılan ana mekânı dışında kalan yerleri birtakım ekler yapılarak değişikliğe uğratılmıştır. Ana mekân müzik eğitimi verilen, konserlerin yapıldığı salon olarak işlevlendirilmiştir. Tevyanın platformu sahne olarak kullanılmaktadır. Havranın girişine daha alçak bir yapı ilave edilerek, ıslak hacimler bu kütle içinde çözülmüştür. Ana mekânda bir değişiklik yapılmadığı için havranın plan şeması, oturma sıraları, tevyası, tora dolabı ve mekân içindeki süslemeleri özgündür.","ILCEID":"20","MAHALLE":"TUNA","MAHALLEID":null,"ADI":"Ahavat Şalom (Kaal Kadoş) Sinagogu","BOYLAM":27.123424504461,"YOL":"1685"},{"ILCE":"TİRE","KAPINO":"11","ENLEM":38.083504794276,"ACIKLAMA":"Bu türbenin kitabesi bulunmadığından kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır. Halk arasında Alamadan Türbesi olarak tanınmakta olup, Alamadan sözcüğünün ne anlama geldiği anlaşılamamıştır. Bu sözcüğün Alemeddin veya Alaeddin isimlerinden bozulmuş olduğu da düşünülmektedir.Türbe moloz taştan, 6.95x735 m. ölçüsünde kare planlı bir yapı olup, üzeri sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuş dilimli, pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin girişi doğu cephesinde olup, dikdörtgen ve düz atkılı bir kapıdan içeriye girilmektedir. Bu kapının atkı ve söveleri antik çağa ait bir yapıdan buraya getirilmiş mermerlerdir. Türbenin içerisi 5.05x5.45 m. ölçüsünde olup, tamamen sıvanmış, kuzey, güney ve batı kenarlarındaki üç pencere ile aydınlatılmıştır. Türbe içerisinde kime ait olduğu bilinmeyen iki mezar bulunmaktadır. Bu mezarlara başka yerlerden getirilmiş baş ve ayakucu taşları dikilmiştir.","ILCEID":"997","MAHALLE":"KETENCİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Alamadan Dede Türbesi ve Haziresi","BOYLAM":27.726391477803,"YOL":"2.ALAMADAN"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"26","ENLEM":38.419176202265,"ACIKLAMA":"İzmir'de yüzyılı aşkın süredir hizmet veren Şekerci Ali Galip Efendinin 1950'li yıllarda kullandığı Eski Çikolata Fabrikası Havralar Bölgesi'nde yer alıyor. Günümüzde restorasyonu TARKEM tarafından yürütülen çikolata fabrikası, restorasyonun tamamlanmasının ardından gastronomi, çikolata müzesi, mutfak sanatları, tasarım ve sanatın her türlü etkinliğine ev sahipliği yapacak bir merkez olarak konumlanacak.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Ali Galip Eski Çikolata Fabrikası (AL-GA)","BOYLAM":27.13615448128,"YOL":"926"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"18","ENLEM":38.420995009518,"ACIKLAMA":"Şu anda bulunduğunuz yerde, İzmir'de Yahudi cemaatinin en önemli okulu olan Alliance Israelite Universelle'in erkek okulu 1873, kız okulu ise 1878 yılında eğitime başlamış.\nAlliance Israelite Universelle, zor koşullar altında mücadele eden Yahudi cemaatinin sosyal ve ekonomik kalkınmasını sağlamak ve Yahudiler arasındaki bölgesel farklılıkları kaldırmak amacıyla 1860 yılında Paris'te kurulmuş. Erken evliliklerden doğan aşırı nüfus artışı, cehalet ve işsizlik sorunlarının tek çözüm yolunun meslek eğitimi veren okullar olduğuna karar verilmiş.\n1862 yılından itibaren başta Bağdat, Edirne, İstanbul, İzmir olmak üzere, Yahudi Cemaatlerinin yaşadığı kentlerde ardı ardına çıraklık okulları, ziraat okulları ve modern okullar açılmaya başlanmış. Hahamlar modern eğitimin çocukları geleneksel değerlerden uzaklaştıracağını düşündükleri için buna karşı koymuşsa da hahambaşı onları ikna edebilmiş.\n19. yüzyıl sonlarında erkek okulunda çoğu herhangi bir bedel ödemeyen yaklaşık 400 öğrenci bulunuyormuş. Kız okulunda ortalama 300 öğrenci bulunuyor, genel eğitim yanında temel dersler Fransızca, bunun yanı sıra İbranice, Türkçe ve Yunanca öğretiliyormuş. 1884 yılında kız öğrencilere Jeunnes Filles adında bir atölye açılarak el becerileri ve sanat eğitimi veriliyor, halı dokumasını öğretmek için Uşak'tan ustalar getiriliyormuş.\nHalit Ziya Uşaklıgil buradan 'İzmir Alliance Okulu'nun pek çok öğretmeni, eğitimlerini Paris üniversitelerinde tamamlamış; işlerine âşık, zeki ve soydaşlarına faydalı olma tutkusuyla yanan gençlerdi' diye bahsetmiş.\nCumhuriyet döneminde eğitim faaliyetini önce Musevi Keçeciler Erkek Mektebi adıyla, daha sonra da Özel Piri Reis Anaokulu ve İlkokulu olarak devam ettirmiş. Okul 1998'de Saint Joseph'le birleştirilerek kapatılmış. Binanın bahçesi bir süre otopark olarak kullanılmış. Günümüzde bina boş durumda.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİGÜN","MAHALLEID":null,"ADI":"Alliance Mektebi (Alliance İsraelite Universelle)","BOYLAM":27.137749689234,"YOL":"1307"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.436169278782,"ACIKLAMA":"1925 - Mayıs 2007 tarihleri arasında Başkonsolosluk İzmir`in sahil kenarı Alsancak semti, Kordon da bulunmaktaydı.\n\nÖnceki bina, Smyrna`nın büyük kısımlarını yerle bir eden 13\/14 Eylül 1922 tarihlerindeki büyük yangında yok olmuştu. Bütün Konsolosluk binası ve arşiv telef olmuş, ve Alman Protestan Kilisesi, papazın evi ile birlikte, Kız Okulu`nun, yetimhanenin ve Kaiserswerther hasta bakıcıların konutu yanmıştır.\n\nYeni Başkonsolosluğun ilk makam sahibi 1924 yılında Başkonsolos Wilhelm Padel idi. Bereket ki, Başkonsolosluğun geçici konaklama olarak kullanabileceği kiralık bir konut bulabilmişti. Sonraki yıllarda devlet bugüne dek kullanılan ve sahilin en güzel konutu olarak bilinen binanın tümünü satın almıştı. Söz konusu bina Hollanda, İtalya ve Rusya dış temsilciliklerinin hemen civarında bulunmaktaydı. Ön bina ve yan cepheden oluşan taş eve 14 Temmuz 1925 taşınılmış ve bir yıl sonra evin arka kısmına ek bina yaparak bugünkü görüntüsüne kavuşulmuştur. Federal devlete ait olan kançılarya o esnada koruma altına alınmıştır.\n\n21 Mayıs 2007 tarihinde Başkonsolosluk İzmir Balçova da bulunan ve ziyaretçisi çok olan bir dış temsilciliğine uygun olan modern bir konuta taşınmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALSANCAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Alman Konsolosluğu","BOYLAM":27.140964708722,"YOL":"CUMBALI"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.437103497038,"ACIKLAMA":"21. yy.’a taşınan az sayıdaki eğitim kurumundan Alsancak İtalyan (Kız) İlkokulu (1892). Ivrea rahibeleri tarafından yönetilen ve Alsancak’ta yaşayan İtalyan işçilerin çocukları için açılmış bir kreş Scuola d’Ivrea","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALSANCAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Alsancak İtalyan Anaokulu","BOYLAM":27.144002119801,"YOL":"1454"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"129","ENLEM":38.4362050013,"ACIKLAMA":"Osmanlı İmparatorluğu’nun dış borçlarının kapatılması amacıyla 1881 yılında kurulan Düyun-u Umumiye İdaresi’nin bir işletmesi olarak “Regie des Tabacs” kurulmuştur. 1884’te kurulan bu işletmenin üç yerleşkesinden biri olan Tekel Sigara Fabrikası günümüz Alsancak Garı’nın yakınlarında inşa edilmiştir. 1925 yılına kadar aktif kullanılmıştır. Bölge açısından önemli bir üretim alanı olan fabrikanın üretim miktarı 1940’lı yıllarda artış göstermiştir.\nFabrika içerisinde kıyma, zıvana, sigara makinesi, tütün paketleme makinesi, tamirat ve mukavva kutu atölyeleri bulunmaktadır. 1928 yılı öncesinde 300’ü kadın 150’si de erkek olmak üzere toplamda 450 işçi çalışmıştır. Fabrika binasında döküm kolon ve kirişler, cephelerde ise kemerli pencere, silme gibi ögeler kullanılmıştır. 2001 yılında Tekel İşletmelerinin özelleştirilmesi ardından fabrika 2004 yılında kapatılmıştır.\nFabrika 1979, 1985 ve 2007 tarihlerinde farklı Koruma Kurulu kararları ile tescillenen yapılardan oluşmaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"MİMAR SİNAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Alsancak Tekel Sigara Fabrikası","BOYLAM":27.147737906972,"YOL":"ATATÜRK"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.418345488767,"ACIKLAMA":"Ankara Palas Otelinin bulunduğu yerde, 19. yüzyıl sonlarında yazıhanelerin mevcut olduğu, kentin ünlü avukatlarından Tevfik Nevzatın yazıhanesinin de burada olduğu bildirilmektedir. Askeri kıraathane de burada zemin katta yer almaktaydı. Yirminci yüzyıl başlarında, askeri kıraathane, İzmirin aydın çevresinin toplandığı bir merkez niteliğindeydi. Burada bulunan otel de, hükümet binasına ve kışlaya yakınlığı dolayısıyla, adeta bir karargâh niteliği taşımakta ve askeri otel olarak anılmaktaydı. Ankara Palas adının da, Ankaradaki Ankara Palas Oteline nazire olarak tesise verildiği söylenmektedir. Ankara Palas Oteli, erken cumhuriyet döneminde, kentin az sayıdaki lüks otelinden birisiydi. Otelin altındaki askeri kıraathane, daha sonra Ankara Palas pastanesi olarak ünlenmiştir. Bu mekan, yakın bir zamana kadar dönemin ünlü edebiyatçı, gazeteci ve aydınlarının toplanma yeri olmuştur. Otel aynı zamanda politikacılar için de bir buluşma mekanı idi. Otel, belediye denetimindeki konaklama tesisleri arasında, 1A sınıfı oteller listesinde yer almakta olup, elli yedi odaya ve doksan iki yatak kapasitesine sahipti.Yapı yakın zamana kadar otel fonksiyonunu sürdürmekteydi. 1990lı yıllarda Ankara palas Otelinin statüsü oldukça düşmüştü.  Günümüzde kapalı bulunmaktadır.      ","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Ankara Palas Oteli","BOYLAM":27.129488751616,"YOL":"ÇOBANOĞLU ZEKİ BEY"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"138","ENLEM":38.415605165615,"ACIKLAMA":"Bugün bir spotçu dükkânı olarak gördüğünüz bu yerde, Atatürk'ün İzmirlilerle birlikte 'Şarlo İdama Mahkûm' filmini izlediğini düşünmek ne kadar inanılmaz geliyor, değil mi?\nTarihçe\n\nŞerbetçizade Galip Bey'in İkiçeşmelik Yokuşu'nun hemen başındaki Tan Sineması, İzmir'in kurtuluşunu izleyen günlerde Cemil Filmer'in işletmesinde Ankara adıyla film gösterimine başlamış. Cemil Filmer kısa süre sonra sinemanın sahibi de olmuş. Tek katlı, kovboy filmleriyle ünlü bu kışlık sinemanın adı sonraki yıllarda İmren olarak değiştirilmiş.\nSinemacı Cemil Filmer, 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ü Uşakizade Köşkü'nde ziyaret ederek işletmekte olduğu Ankara Sineması'na davet etmiş. Atatürk'ün sinemaya geleceğini duyan halk, kadınlı erkekli sinemanın önüne yığılmış. Cemil Filmer, anılarında o gün hakkında şu satırları kaydetmiş: 'Ankara Sineması İkiçeşmelik'te yokuşun başında idi, o yokuş hıncahınç dolmuştu. Araba geldiği zaman bağrışmalar, alkışlar göklere yükseldi, Atatürk'e coşkun gösteri yapıyorlardı. Öyle bir coşku, öyle bir heyecan vardı ki, anlatmak imkânsız. ... Doğru, hazırladığımız locaya gittik, daha sonra alt salondaki seyircilere baktı, hepsi erkekti. Döndü ve 'Niçin aralarında kadın yok?' dedi. Ben, 'Paşam sadece Salı günleri yalnız kadınlara bir matine yapıyoruz' dedim. Başka günler yasak. Bunu duyunca yaverine, 'Muzaffer, aşağıya in ve kadınları içeriye al' dedi. Yaver gitti ve bir süre sonra sinemanın içi tıka basa kadın doldu. Türkiye'de ilk olarak orada Ankara Sineması'nda kadınlar ve erkekler, Atatürk'le bir arada film seyrettiler. Kadınlar, kendisine dönüp ve çılgınca alkışlamaya başlamışlardı. O gün çok heyecanlı, coşkulu bir gün olmuştu. Film gösterisi bittikten sonra yine aynı coşkun tezahürat arasında Ankara Sineması'ndan çıkarak arabalarına bindiler ve ayrıldılar.'\nBu cümleler, Ankara Sineması'nın, Türk kadınının sosyal hayatta özgürleşmesinde önemli bir adımın atıldığı yer olduğunun kanıtı aynı zamanda.","ILCEID":"21","MAHALLE":"TAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Ankara Sineması","BOYLAM":27.13473566786,"YOL":"EŞREFPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.424530508377,"ACIKLAMA":"Atlas Oteli 1932 yılında sanatoryum olarak inşa edilmiştir. 1956 yılında otel olarak kullanılmaya başlanmıştır. İzmir'in ilk banyolu ve kaloriferli otelidir. 2019 yılında restore edilmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"İSMET KAPTAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Atlas Oteli","BOYLAM":27.13767185352,"YOL":"ŞAİR EŞREF"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"13","ENLEM":37.955502336806,"ACIKLAMA":"VII.-VIII. yüzyıllarda Arap akınlarının yörede etkili olması üzerine Bizanslılar zamanında yapılmış ve şehir koruma altına alınmıştır. Bu nedenle de St. Jean Kilisesi`nin bulunduğu alanın çevresi 20 kule ve onları birbirine bağlayan surlarla çevrilmiştir. Selçuklular ve Osmanlılar da bu kaleyi onarmış ve daha güçlendirerek kullanmışlardır. Kesme taş ve moloz taştan yapılan kale ve surların Ephesos Antik Kenti`ne yönelik bir de görkemli bir kapısı bulunmaktadır. Bu kapıdan içerisine girilen kilisenin duvarlarındaki Troia kahramanlarından Achileus`un yaşamı ile ilgili bir friz günümüzde İngiltere`de Abbey Galerisi`nde bulunmaktadır. Kapıdan sonraki Atrium 34.70x47.00 m. ölçüsünde olup, arazi konumu buradaki duvarların yükseltilmesi ile giderilmiştir. Kalenin anıtsal giriş kapısı dışında biri güneyde, diğeri de batıda olmak üzere iki giriş kapısı daha bulunuyordu. Kalenin ana giriş kapısı yöredeki Roma yapılarından alınmış taşlarla yapılmıştır. Kale, Bizans çağında yapılmış olmasına rağmen görünen kalıntıların büyük bir çoğunluğu Selçuk ve Osmanlı çağlarına aittir. Biri güney, diğeri de batıya açılan iki giriş kapısından, batıdaki daha anıtsal bir yapıya sahiptir. Onbeş burçla sağlamlaştırılmış surların büyük bir kısmı restore edilmiştir.         ","ILCEID":"10","MAHALLE":"İSA BEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Ayasuluk Kalesi","BOYLAM":27.368197612691,"YOL":"2013"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"77","ENLEM":38.422676675117,"ACIKLAMA":"Bir dönem 'Aydın-Kasaba Oteli', daha sonra 'Huzur Oteli' adını almış yapı, açılma çalışmaları 1918 yılında başlayan Fevzi Paşa Bulvarı üzerinde inşa edilen ilk yapılardan biri. Bir denizci tarafından yaptırıldığı söylenen 16 oda ve 40 yataklı otelin, 1926 tarihli bir rehberden Ahmet Feyzi Bey tarafından işletildiğini öğreniyoruz.\nTarihçe\nİki katlı yapının zemin katında otel girişi ve dükkânlar, üst katında da otel odaları yer alıyor. Üst kat planı geniş bir orta sofa ve ona iki yönde açılan odalardan oluşuyor. Kapılar, üzerlerindeki çeşitli süslemeler ve vitray kullanımı ile dekore edilmiş. Sofaya açılan kapılardan birinin üzerindeki gemi figürünün, oteli yaptırdığı söylenen denizciye referans olarak yapıldığı söylenir. Otelin döşemelerinde de karolarla çeşitli kompozisyonlar oluşturulmuş.\nYapının cepheleri simetrik biçimde düzenlenmiş. Zemin kat kesme taş dokusu, üst kat ise tuğla dokusu kullanılarak birbirinden ayrılmış. Alt katta kalın taşıyıcı sütunlarla ayrılan geniş açıklıklar bulunuyor. Ortadaki ferforje korkuluklu balkon ve duvar bitiminde yükselen üçgen alınlık, orta aksı belirlemiş. İki yanda yer alan dairesel balkonların yanlarında beşik kemerli birer pencere bulunuyor.\nYakın bir tarihe kadar otel olarak hizmet vermiş yapının restorasyon çalışmaları halen devam ediyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"İSMET KAPTAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Aydın Kasaba Oteli","BOYLAM":27.138087609277,"YOL":"FEVZİPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"78","ENLEM":38.422174881716,"ACIKLAMA":"Basmane Garı'na yakın bir yerde konumlanan Bahçeli Oteli, I. Ulusal Mimarlık Akımı'nın etkilerini yansıtıyor. Günümüzde bir iş hanına dönüştürülmüş olan otel, geçmişte pek çok tarihi şahsiyeti konuk etmesi nedeniyle de önem taşıyor.\nTarihçe\nI. Ulusal Mimarlık Akımı'nın karakteristik yaklaşımlarını ortaya koyan cephesi, simetrik biçimde düzenlenmiş ve üç bölüme ayrılmış. Zemin katın iki yanında dikdörtgen bir portal görüntüsündeki kapılar ve ortada iki adet beşik kemerli kapı bulunuyor. Her iki katta da sütunlar, sivri kemerler ve kalın korkuluklarla dikkat çeken balkonlar yer alıyor. Balkonların dar kenarları kapatılarak konsola bir cumba görüntüsü kazandırılmış. Yapının üzeri kiremit kaplı kırma bir çatı ile örtülmüş.\nÜç katlı otelin üst katlarında konaklama hizmeti veriliyormuş. Birinci katında on, ikinci katında ise 12 oda mevcutmuş. 1970'li yıllarda otel olarak kullanımını sürdüren yapının altında bir gazoz fabrikası ve iki dükkân bulunuyormuş. 1986 yılında Bahçeli Oteli yıkılarak, görmekte olduğunuz Gaziler Caddesi yönündeki bölümü aslına uygun biçimde yeniden yapılmış. Otelin arkasına ise sekiz kattan oluşan yeni bir bina inşa edilmiş.\nEski yapının beyaz rengi, yeni yapının sarı rengi ile zıtlaşarak kendisini ortaya çıkarmış. İkisi arasında uyumun sağlanması için ise orijinal cephenin kule görünümündeki yan bölümlerine referans veren bir cephe düzenlemesi uygulandığını görebilirsiniz.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ETİLER","MAHALLEID":null,"ADI":"Bahçeli Otel","BOYLAM":27.145707384357,"YOL":"GAZİLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"896","ENLEM":38.422443230694,"ACIKLAMA":"Basmane kent belleğinin vazgeçilmez öğelerinden biri olarak bilinmektedir. Basmane Garı, 1876 yılında Regie Generale adlı Fransız firma tarafından inşa edilmiştir. 1922 Büyük İzmir Yangını'nda gördüğü hasar, 1926 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nın kurulmasının ardından onarılmıştır.\n\nBasmane Garı, İzmir'i Anadolu'ya bağlamasıyla kazandığı önemini, 1936 yılında İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark'ın açılmasıyla Erken Cumhuriyet döneminde pekiştirmiştir. Kurtuluş Savaşı'na, Kore Savaşı'na giden askerler buradan uğurlanmıştır.\n\n1950'lerden itibaren demiryolu ulaşımına verilen önemin azalması, kentteki diğer tarihi gar yapıları gibi Basmane Garı'nı da etkilemiştir. Ancak, öneminin yeniden anlaşıldığı ve sistemin çağdaş teknolojilerle yenilendiği günümüzde Basmane Garı için de yeni bir süreç başlamıştır. Yer altı ve yer üstü geçişleriyle yenilenen gar binası, bugün içinde İzmir Metrosu'nun Basmane İstasyonu'nu da barındırmaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ETİLER","MAHALLEID":null,"ADI":"Basmane Garı","BOYLAM":27.143710941276,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"890","ENLEM":38.421618148804,"ACIKLAMA":"17. yüzyılda inşa edildiği ileri sürülen Basmane Hamamı'ndasınız. Hamamın inşa tarihini, kurucusunu veya mimarını belirten bir kitabesi olmadığı için bugün elimizde kesin bilgiler mevcut değil. Ancak yapının plan şeması, 16. ve 18. yüzyıllarda karşımıza çıkan bazı Osmanlı hamam plan şemalarına uygunluk gösteriyor.\nKesme taş ve tuğladan yapılan hamam; soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiş. İkisi de kare planlı ve kubbeli olan soyunmalık ve sıcaklık eş büyüklükte mekânlar. Bu iki mekânın arasına ise dar bir ılıklık yerleştirilmiş.\nEski yıllarda Basmane Hamamı'nda diğer hamamlarda olduğu gibi içilebilir nitelikte meşhur Osmanağa Suyu* kullanılırmış. Özellikle bayram arifelerinde öyle yoğunluk olurmuş ki hamam sabaha kadar açık kalırmış. Basmane Hamamı'nda 18 keseci çalışır, müşteriler randevu alarak gelirmiş.\nHamam, günümüzde de bakımlı ve işler durumda. Yıllar sonra bile Basmane Garı'ndan inmiş uzun yol yolcularının yıkanıp paklandığı, hafiflediği yer olmaya devam ediyor.\n* 18. yüzyılın ilk yarısında Osman Ağa adında biri tarafından şehre getirilen bu suyun kaynağı, Şirinyer tren istasyonu yakınlarında bulunmaktaymış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ETİLER","MAHALLEID":null,"ADI":"Basmane Hamamı","BOYLAM":27.143785361603,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"745","ENLEM":38.421096847942,"ACIKLAMA":"Günlük yaşamın çok hareketli olduğu, Basmane Garı'ndan inen yolcuların meşhur Oteller Sokağı'nda ağırlandığı bu semtin asayişini korumak için kurulmuş Basmane Karakolu.\nÇorakkapı adıyla da anılan karakolun inşası 1914 yılında başlamış. İki yıl sonra, 15 Haziran 1916'da dönemin İzmir Valisi Rahmi Bey'in de katıldığı parlak bir törenle yapılan açılışın ardından hizmet vermeye başlamış.\nBeşik çatısı ve bodrumuyla birlikte dört katlı olan karakol binası, yığma kagir olarak inşa edilmiş. Yapıda batılı ve oryantalist üsluplar bir arada kullanılmış.\nBasmane Karakolu cephesinde yeşil ve bej renkli kesme taşlar tercih edilmiş. Simetrinin hâkim olduğu cephede, giriş açıklığı özellikle vurgulanmış. Girişin her iki yanında sivri kemerli çift pencereler bulunuyor. Çatı katında ise üç yapraklı yonca formunda düzenlenmiş kemerlere sahip üç pencere yer alıyor. Yapının içinde bulunan Bursa Kemerleri ve süslemeli konsollar, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden izler taşıyor.\nGünümüzde 100 yılı geride bırakan Basmane Karakolu, 2018 yılında tamamlanan restorasyonun ardından yeniden hizmet veriyor","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKINCI","MAHALLEID":null,"ADI":"Basmane Karakolu","BOYLAM":27.143521768317,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"7","ENLEM":38.421429140346,"ACIKLAMA":"Konak Belediyesi, Oteller Sokağı'nda bulunan 'Nebahat Tabat Yetiştirme Yurdu' binasını, 'Basmane Semt Merkezi' olarak kullanılmak üzere restore etti. 32 yıldır atıl durumda olan bina, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun mülkiyetinde yıllarca yurt binası olarak hizmet verdi. Yapı, bu çalışma sonucunda tarihi dokusuna yeniden kavuşturuldu.\nTarihçe\nBasmane Semti, Fettah Mahallesi, 1299 Sokak No: 7'de bulunan 450 metrekarelik binanın rölöve, restitüsyon projeleri İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Mimarlık Fakültesi, Mimari Restorasyon Bölümü, elektrik projesi elektik mühendisi Ümit Yılmaz, statik güçlendirme projeleri İnşaat Yüksek Mühendisi Necati Uzakgören, makine mühendisliği projeleri ise Naci Uzakgören tarafından gönüllü olarak yapıldı.Yıllarca Çocuk Esirgeme Kurumu'nun mülkiyetinde 'Nebahat Tabat Yetiştirme Yurdu' olarak kullanıldıktan sonra atıl kalan binada Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, zamanında Semt Merkezi binasına tarihi kimlik kazandırıldı. Konak Halk Eğitim Merkezi eğitmenleri tarafından çeşitli eğitimlerin verilmesi kararlaştırılmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKINCI","MAHALLEID":null,"ADI":"Basmane Semt Merkezi","BOYLAM":27.142332544015,"YOL":"1299"},{"ILCE":"BAYINDIR","KAPINO":"4","ENLEM":38.172329834433,"ACIKLAMA":"Tire-Ödemiş Şube hattının küçük ölçekli bir istasyonu olup, hattın ikiye bölündüğü kavşakta yer alması sebebiyle Çatal adını alan yerleşke, çavuş lojmanı, yolcu bekleme, idare ve istasyon şefi lojmanı ile ürün depolama yapısından oluşuyor. 1883 yılında dönemin İngiliz Şirketi tarafından inşa edilen yerleşke hala faal.","ILCEID":"7","MAHALLE":"ZEYTİNOVA","MAHALLEID":null,"ADI":"Bayındır (Çatal) Demiryolu Yerleşkesi","BOYLAM":27.720707992988,"YOL":"BURGAZ"},{"ILCE":"BAYINDIR","KAPINO":"135","ENLEM":38.212964997351,"ACIKLAMA":"Tire-Ödemiş şube hattının önemli istasyonlarından biri olan Bayındır merkez yerleşkesi 19. yüzyılda İngilizler tarafından inşa edildi; iki adet Osmanlı ve İngiliz mimarisi ile yapılmış lojman yapısı, istasyon binası ve takım barakasından oluşan bir yerleşim. Söz konusu hattın 29. kilometresinde yer alan yerleşke, çavuş lojmanı ve istasyon şefi lojmanı, yolcu bekleme ve ürün depolama yapısına sahip, günümüzde bu yapılar restore edilerek kullanılmaya devam ediliyo","ILCEID":"7","MAHALLE":"FATİH","MAHALLEID":null,"ADI":"Bayındır (Merkez) Demiryolu Yerleşkesi","BOYLAM":27.648906170031,"YOL":"ATATÜRK"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"34","ENLEM":38.420173638705,"ACIKLAMA":"Ülkemizdeki çağdaş heykel sanatının öncülerinden Şadi Çalık'ın kısa süreliğine de olsa atölyesi olmuş Bayraktar Süleyman Ağa Mescidi'ndesiniz.\nMescit, Bayraktar Süleyman Ağa tarafından Hicri 1313 (Miladi 1895-1896) tarihinde yaptırılmış. Önceleri sadece Ramazan aylarında ibadete açılırmış.\nBayraktar Mescidi'nin küçük bir avlusu var. Avlu duvarındaki kapı açıklığı, kesme taş söveleri ile dikkat çekiyor. Basık kemerli bir düzenlemeye sahip olan avlu girişinin kemer kilit taşı özellikle vurgulanmış. Harimi ahşap düz tavanlı, mihrap çerçevesi ise üstte bir yazı kartuşu ve bitkisel süslemeli bir tepelik ile sonlanmış.\n1922 yılında gerçekleşen Büyük İzmir Yangını öncesinde, Rum ve Ermeni mahallelerinin büyük bir bölümü günümüzdeki Kültürpark alanında bulunuyormuş. Ancak, bu bölge yangınla birlikte harabe haline gelmiş. Yangın yeri bir kültür parkına dönüştürülmeden önce, buradaki tonlarca enkazı taşıyan arabaları gece gündüz atların çekmesi gerekmiş. Belediye Başkanı Behçet Uz, bu süreçte hayatını kaybeden 168 atın anısına, Şadi Çalık'tan bir heykel yapmasını istemiş. O zamanlar genç bir heykeltıraş olan Şadi Çalık, at heykellerinin çamur ve alçı kalıplarını henüz bir atölyesi olmadığı için Bayraktar Süleyman Ağa Mescidi'nin avlusunda yapmış. 1936 yılında yapılan 'At Başları Heykeli' günümüzde Kültürpark'ta bulunuyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"FAİK PAŞA","MAHALLEID":null,"ADI":"Bayraktar Süleyman Ağa Mescidi","BOYLAM":27.145924902189,"YOL":"1277"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"11","ENLEM":38.427657054869,"ACIKLAMA":"Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ nin temeli  kurucusu olan Dr.  Behçet Uz tarafından 23-Nisan-1938’de atılmıştır. Dr. Uz  Maddi imkansızlıklara rağmen İzmir  belediye başkanı olduğu dönemde  Valilik, Belediye ve halktan yardım toplayarak 900 bin TL olan  keşif  bedelli inşaata 30 bin TL ile ise başlamıştır.Doktor Uz  Sağlık Bakanlığı  döneminde, İzmir Belediye meclisini ikna ederek 21-10-1946’da hastaneyi Sağlık Bakanlığına  hibe ettirmiş, Bakanlığa binanın bazı noksanlarını tamamlattırarak, 2-4-1947’de dönemin başbakanı Recep Peker’le İzmir’ e  gelerek  hastaneyi hizmete açmıştır.  Kızılay’ ın 1954’ te yaptırdığı Doğum Pavyonu, İzmir Hastanelerine Yardım Derneği’ nin çabaları, çeşitli kuruluşlar ve halkın bağışları ile 1962’de İntaniye Pavyonu, 1968’de Ortopedi ve Travmatoloji Pavyonu, 1975’de ana binanın üstüne kat ilavesi yapılmıştır. Buna paralel olarak, Sağlık Bakanlığı tarafından kadrosu genişletilmiştir.Bugünkü İzmir’in bilim ve  kültür kenti oluşunun ilk adımı atılırken, Çocuk Hastanesi’ nin rolü  büyük olmuştur. Bunu Dr. Behçet Uz şu ifadeleri ile belirtir: “Bizim Vekiller Heyetinde İzmir’in bir üniversiteye olan istek ve ihtiyacını izah ederken, her şeyden evvel üniversite kurulmasına Tıp Fakültesiyle derhal başlanabileceğini ileri sürerken elimizdeki en büyük ve kuvvetli kozumuz,  Çocuk Hastane’mizin varlığı olmuştur. Ege Üniversitesi'ne analık vazifesi yapmıştır.”","ILCEID":"21","MAHALLE":"İSMET KAPTAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Behçet Uz Çocuk Hastanesi","BOYLAM":27.138232327426,"YOL":"SEZER DOĞAN"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"","ENLEM":39.119763083669,"ACIKLAMA":"Kestel Çayı üzerinde bulunan ve doğu-batı istikametindeki köprü, taş ve moloz kullanılarak 20. yüzyılda yapılmıştır. Dört gözlü olan köprünün, gözleri yuvarlak kemerlidir. Ortadaki kemerlerin büyüklüğü aynı olup, kenardakiler farklı büyüklüktedir. Kemerler kesme taş örgülü, kemer araları ise moloz taş dolguludur. Köprü ayaklarındaki mahmuzlar suyun akış hızını yavaşlatmak amacıyla yapılmıştır. Uzunluğu 45 metre, tabya genişliği 5,5 metredir. Günümüzde kullanılmaktadır. TKTVYK tarafından 26.10.1984 tarih ve 466 sayılı karar, İzmir 1 No.lu Koruma Kurulu tarafından 15.04.1993 tarih ve 4391 sayılı karar ve İzmir 2 No.lu Koruma Kurulu tarafından 07.11. 2001 tarih ve 10213 sayılı karar ile tescillenmiştir. Zaman içerisinde çeşitli onarımlar görmüştür.","ILCEID":"999","MAHALLE":"İSLAMSARAY","MAHALLEID":null,"ADI":"Bergama Kestel (Tabak) Köprüsü","BOYLAM":27.19143957193,"YOL":"KESTEL"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"","ENLEM":38.931991021022,"ACIKLAMA":"Tek gözlü olan taş köprü üzerinde herhangi bir kitabe bulunmadığından köprünün inşa tarihi tam olarak bilinemiyor. Yapımında kullanılan malzeme ve yapım tekniği incelendiğinde, geç dönemde yapılmış olduğu düşünülüyor. Köprünün tek gözü yuvarlak kemer formunda ve kesme taş malzeme ile örtülmüş. Köprü gözünün yola bağlantı sağlayan kısmı moloz taş malzeme ile inşa edilmiş. Sırtı betonla kaplanan yapının, kenarları beton malzeme ile desteklenmiş.","ILCEID":"999","MAHALLE":"İSMAİLLİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Bergama Sarpanlar Deresi Köprüsü","BOYLAM":27.214828080777,"YOL":"İSMAİLLİ"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"2","ENLEM":39.11904415432,"ACIKLAMA":"Yapıldığı tarihten 21. yüzyılın başına kadar tütün deposu olarak işlev gören yapı, yakın bir zamana kadar giyim fabrikası ve beyaz eşya deposu olarak kullanılıyordu. Birkaç yıldır atıl durumda olan depo yapısının günümüzde Depo Pergamon projesiyle yeniden işlevlendirilmesi amaçlanıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Öğr. Gör. Y. Mimar Jose Manuel Garcia Torres'in yaklaşık beş yıl önce ilk kez ilçeye gelerek, Gabriel Castellana ile birlikte yapıyı satın almasıyla başlayan girişimler ile birlikte ortaya çıkan bu proje, gönüllü bir ekip ile gerçekleştiriliyor. Projenin temel amacı Akdeniz coğrafyasının sahip olduğu tarihi ve kültürel değerlerin korunması için ortak çalışma ve birlikte üretimi destekleyen yerel koruma modelini üretmek. Bu bağlamda restorasyon projesine yönelik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi, kültürel mirasın korunması ve ilgili konuda çalışmalar yürüten kişi ve kuruluşlara destek vermek amacıyla Depo Pergamon Derneği kuruldu. Depo Pergamon projesi, 19. yüzyıl endüstri mirası olan tütün deposu ile kentin ruhunu çok işlevli ve esnek bir yapı ile canlandırmak ve salt restorasyon projesi olmanın ötesinde 'Akdeniz Kültür Feneri' olarak çalışmayı amaçlıyor.\nProje kapsamında, tütün deposunun, bağımsız bir sosyo-kültürel merkez olarak restore edilmesi hedefleniyor. Oluşturulacak bu merkezde, yerellik teşvik edilerek Akdeniz halklarının ve kültürünün bilgi alışverişinde bulunması amaçlanıyor. Çalışmanın sosyal ve mekânsal yapısını oluşturmak için yerli ve yabancı uzmanlar, akademisyenler, öğrenciler, profesyonel ustalar ve destekçilerden oluşan bir ekip ile 2018 ve 2019 yaz aylarında farklı dönemlerde restorasyon atölyeleri düzenledi ve çalışmalar yaptı. Proje kapsamında üretilen restitüsyon çalışmasına göre yapının, yapıldığı dönemde işlevi tam bilinmemekle birlikte tütün deposu olarak inşa edildiği veya daha sonra işlev değişikliği ile depoya çevrilmiş olabileceği düşünülüyor. Bu dönemde yapı, dikdörtgen planlı bir mekân ile üçgen planlı bir bahçeden oluşmaktadır. Daha sonra depolama alanının yetmemesi ile yapının duvarları yükseltilmiş, birinci kat döşemesi, ahşap dikmeler ve merdivenler eklenmiş. Bahçenin üzerine ahşap konstrüksiyonlu çatının eklenmesi ile mekân depo haline gelmiş. Üst katın yüksekliğini artırmak için yapı kırma çatı yerine beşik çatı ile örtülerek günümüzdeki formuna ulaşmış ve bu formuyla yaklaşık 100 yıldır ayakta kalmayı başarmış.","ILCEID":"999","MAHALLE":"TURABEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Bergama Tütün Deposu","BOYLAM":27.182093838842,"YOL":"EMİR SULTAN"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"265","ENLEM":38.409172370082,"ACIKLAMA":"Kentin en büyük ve görkemli sinagogu olan Bet İsrail Sinagogu'ndasınız.\nVarlıklı Yahudilerin 19. yüzyılın ikinci yarısında, yerleşmek için seçtikleri en önemli yer, yeni yerleşime açılan Karataş ve çevresi olmuş. Bu süreçte hizmet veren küçük sinagogların yetersiz kalması üzerine, 1904'de yeni bir sinagog inşası için Babıali'nin izni istenmiş. 15 Mart 1905 tarihinde çıkan izni takiben de sinagogun inşası başlatılmış.\n1907 yılında ibadete açılan Bet İsrail Sinagogu'nun yapı üslubu ve oturma düzeni geleneksel İzmir üslubundan farklı. Sinagog merkezi planla oluşturulmayarak baştan çift Teva uygulaması yer almış. Arsanın konumu yüzünden, Ehal doğu yerine güney duvarına yerleştirilmiş.\nEkonomik yetersizlikler nedeniyle sinagogun üzeri küçük bir kubbe ile örtülmüş ve iç dekorasyonunun tamamlanarak bugünkü halini alması 1950 yılını bulmuş.\nİtalyan sinagoglarını anımsatan Bet İsrail Sinagogu'nun ahşap işleri masif maun kullanılarak İtalyan ustalar tarafından yapılmış. Dantel gibi işlenmiş Teva ve Ehal sinagogun en güzel yerleri.\nTüm duvarlarında altlı üstlü büyük kemerli pencereler ve her birinin üstünde Davud'un 6 köşeli yıldızı bulunuyor. Sinagogun alt katı erkekler, üst katı ise kadınlar için yapılmış. Üst katında ayrıca dini objeler, belgeler ve fotoğraflardan oluşan küçük bir sergi salonu da bulunuyor.\nBet İsrael Sinagogu, günümüzde sadece cuma akşamları, cumartesi sabahları, bayramlarda, Bar Mitzva ve düğün gibi törenlerde kullanılıyor","ILCEID":"21","MAHALLE":"TURGUT REİS","MAHALLEID":null,"ADI":"Bet İsrail Sinagogu","BOYLAM":27.116250041697,"YOL":"MİTHATPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"40","ENLEM":38.419040632708,"ACIKLAMA":"Portekiz asıllı bir Hollandalı iken İzmir'e göçen Salomon de Ciaves, 1724 yılında, geniş avlulu evlerinden birini sinagog olarak kullanılmak üzere Yahudi cemaatine bağışlamıştır. Sinagog için tüm dini kitap ve kutsal eşyaların satın alınmasını da sağlamıştır. Kuruma bir miktar gelir getirmesi için bitişikteki bazı ev ve dükkanlarını da hibe etmiştir. Sinagogun, hastaları ziyaret anlamına gelen 'Bikur Holim' olarak anılmaya başlaması, büyük olasılıkla, şehirde bir zamanlar sıkça görülen veba veya kolera salgınlarında bodrumunun hastane olarak kullanıldığı dönemlere denk gelmektedir. Bahsedilen bodrumun bir zamanlar Yahudi cemaatinin hapishanesi olması da mümkündür. 1772'de yanan sinagog, aynı aileden Manuel de Ciaves tarafından 1800 yılında yeniden inşa edilmiştir. Merkezi planda tasarlanmış ana ibadet salonu, görkemli bir Teva (dua okuma kürsüsü) ile çiçek ve meyve desenleriyle süslenmiş tavan, yeşil ve sarıya boyanmış sütunlarla bezeli olan bu sinagog, İzmir'in en etkileyici ibadethanelerinden biridir. ","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Bikur Holim Sinagogu","BOYLAM":27.136376335325,"YOL":"EŞREFPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"172","ENLEM":38.433389636955,"ACIKLAMA":"Konak ilçesinin Halkapınar Mahallesi, Şehitler Caddesi üzerinde yer alan Bomonti Nektar Bira Fabrikası arazisi, günümüzde Mahall Bomonti kültür, sanat, alışveriş ve konut yapılarının bulunduğu inşaat alanında bulunuyor. Geniş bir alanda konumlanan yerleşke avlulu bir yapıya sahip olup, içerisinde 19. ve 20. yüzyılda inşa edilen farklı dönem eklerine sahip yönetim binaları, ambar ve depolar, trafo merkezi, lojman ve yemekhane gibi yapılar yer alıyor. Yapılar inşa edildikleri dönem gereği yakındaki Tuzakoğlu Un Fabrikası ile benzer mimari özelliklere sahip. Günümüzde geçirdiği dönüşüm sırasında dokuz tarihi fabrika yapısının restorasyonunun gerçekleştirilerek, bu yapıların kültür-sanat faaliyetleri ve alışveriş merkezi işlevleri ile yaşatılması planlanıyor. Tarihçe\nBomonti Bira Fabrikası İsviçreli Bomonti Kardeşler tarafından İstanbul'da kurulmuş özel bir teşebbüs. 1909 yılında Bomonti Bira Fabrikasına rakip Nektar Bira Fabrikası'nın kurulması iki şirketi de ekonomik olarak etkiledi ve 1912 yılında şirketler birleşme kararı alarak üretimlerine devam etti. 1912-1913 yıllarında İzmir'in Halkapınar semtinde suya yakın alanda Aydın Bira Fabrikası isminde bir fabrika daha kuran Bomonti-Nektar Şirketi, 1913-1915 istatistiklerinde en önemli şirketlerden biri haline geldi.\n\nBaşlarda biranın hammaddesi olan maltı İstanbul'dan temin eden tesis sonrasında Bomonti'den sökülen ve İzmir'e getirilen teçhizatlar sayesinde kendi maltını üreten ve hızla büyüyen bir fabrika haline geldi.\n\nTürkiye Tekel İdaresinin kurulması akabinde zarara uğrayan İsviçre kökenli şirket 1928 yılında İzmir'deki fabrikalarını kapatmak durumunda kaldı. Sekiz sene kadar atıl kalan tesis 1936 ile 1944 yılları arasında şarap, 1944 ile 2004 yılları arasında ise rakı üretimine devam etti.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HALKAPINAR","MAHALLEID":null,"ADI":"Bomonti - Nektar Bira Fabrikası","BOYLAM":27.163349712071,"YOL":"MÜRSELPAŞA"},{"ILCE":"BORNOVA","KAPINO":"2A","ENLEM":38.458704659704,"ACIKLAMA":"İzmir-Kasaba Demiryolu'nun ikinci bağlantısı olan aks, levantenlerin yoğunlaştığı Bornova (Birunabad) ile kent merkezi arasındaki bağlantıyı sağlayabilmek ve ulaşım süresini düşürülebilmek amacıyla kurulan Basmane-Bornova hattı. Edward Price'a tanınan imtiyaz ile 19 Nisan 1964'te yapım çalışmalarına başlandı. Basmane-Bornova arası yaklaşık 5 kilometrelik hat 20 Temmuz 1965 tarihinde işletilmeye başlandı. Büyük ilgi gören kent içi ulaşımı kolaylaştırdığı kadar, istihdam sağlayan ve kentsel gelişimi sağlayan istasyon yapısı 1996 yılında rayların sökülüp, hattın kapatılması ile işlevsiz kaldı. Aynı güzergâhın tekrarlandığı 2000 yılında faaliyete geçirilen İzmir Metrosu yerin altından faaliyet gösteriyor ve aynı istasyon yerleşkesini kullanıyor. 2012 yılına kadar atıl durumda kalan gar yapısı restore edilerek kamu kullanımına açıldı.","ILCEID":"2","MAHALLE":"KAZIMDİRİK","MAHALLEID":null,"ADI":"Bornova Demiryolu Yerleşkesi","BOYLAM":27.215895899317,"YOL":"ÜNİVERSİTE"},{"ILCE":"BUCA","KAPINO":"60","ENLEM":38.385916969498,"ACIKLAMA":"1866'da yapılan ilk demiryolu hattı olan İzmir-Aydın demiryolunda kurulan ilk istasyonlardandır. 1872 yılında Buca'nın ünlü üzümlerini Alsancak limanından tüm dünyaya ulaştırmak için yapılmıştır. 2006 yılına kadar Alsancak-Buca banliyö trenlerinin kullandığı istasyon, İZBAN çalışmalardan dolayı 2006 yılında kapatılmıştır ve atıl durumdadır. İstasyon, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nin bitişiğindedir. 2005 yılında Alsancak-Buca seferleri sabah ve akşam olmak üzere sınırlandırıldı. Bu tarihi istasyondan en son sefer yapan tren 2006 yılında 18:34'te Alsancak Garı'na hareket etti. Bu seferden sonra tarihi istasyon kapatıldı.","ILCEID":"8","MAHALLE":"VALİ RAHMİ BEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Buca Tren İstasyonu","BOYLAM":27.170551693004,"YOL":"UĞUR MUMCU"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"11","ENLEM":38.421315659962,"ACIKLAMA":"Kentin en köklü Türk okulu olan Atatürk Lisesi'nin kuruculuğunu ve yedi yıl müdürlüğünü yapmış olan Burhanzade Abdurrahman Hilmi Bey'in evi burası. Abdurrahman Hilmi Bey, 1858 yılında Ermenek ilçesinde doğmuş. Eğitimini İstanbul'da tamamladıktan sonra, Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde ve Kıbrıs'ta tarih-coğrafya öğretmeni olarak görev yapmış. İzmir Rüştiyesi'ne müdür olarak atandığı yıllarda, Türklerin gidebileceği lise düzeyinde bir okul yokmuş. Abdurrahman Hilmi Bey'in desteğiyle Maarif Nezareti'nden idadi mektebinin kurulması izni alınmış ve okul, 1885 yılında Vilayet Konağı'nın bitişiğinde bulunan binada eğitim vermeye başlamış. 1910 yılında sultani olarak anılmaya başlanan okul, İzmir'in işgali süresince eğitime ara vermişse de, Kurtuluş ile birlikte bugünkü yerinde kapılarını yeniden açmış.\nHalit Ziya Uşaklıgil, okulun ilk yıllarında Fransızca öğretmenliğini yapmış. Uşaklıgil, 'Kırk Yıl' adlı eserinde Müdür Abdurrahman Hilmi Efendi ile ilgili, 'Bu adam okulu yaptırmaktan başlayarak öğretim kolunu oluşturmuş, adım adım önünde aşılacak noktaları, her türlü zorlukları ve zahmetleri sabırla, direnişle birer birer yenerek aşmış, sonunda okulu beş yıllıktan yedi yıllığa, salt gündüzlükten yatılılığa çıkarmıştı. Karşısında eski düzene taraf olanlarla, hemen bütün kentin kamuoyunu arkalarına takan eski hocalar türlü engellemeler ortaya çıkarırlarken o, bir an bile yılgınlık göstermemiş okulu benzerleri arasında en yükseköğretim kurulu düzeyine yükseltmiştir.' diye yazar.\nİzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Burhanzade Abdurrahman Hilmi Bey adına yapılmış vefa plaketini evin duvarında görebilirsiniz.\nTorunu Necdet Özbelge'nin bağışlamış olduğu Abdurrahman Hilmi Bey'in özel eşyaları, Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi'nde bulunuyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ETİLER","MAHALLEID":null,"ADI":"Burhanzade Abdurrahman Hilmi Bey Evi","BOYLAM":27.144679953183,"YOL":"1273"},{"ILCE":"MENEMEN","KAPINO":"9","ENLEM":38.667651443507,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"17","MAHALLE":"BURUNCUK","MAHALLEID":null,"ADI":"Buruncuk Kalesi","BOYLAM":27.031747076908,"YOL":"ESKİ KÖY MEVKİİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.427889272089,"ACIKLAMA":"Büyük Efes Oteli, İzmir otelleri tarihinde bir dönüm noktası olduğu kadar İzmir kentinin mimarlık ve kent tarihi içinde de önemli bir yere sahiptir. Büyük Efes Oteli’nin inşa edildiği arazi öncelikle kentin büyük bölümünü tahrip eden 1922 yangın alanının bir parçasıdır. Bu alan, 1930’larda panayır alanı olarak kullanılmıştır. 1957’de bu alan için öncelikli olarak Prof. P.Bonatz, T.Belling ve G.Özkök’ün, sonrasında Fatin Uran’ın revizyonları ile Büyük Efes Oteli projesi gerçekleştirilmiştir. 1964’de otelin inşası tamamlanmış ve kullanıma açılmıştır. 1958’de inşaatın başlamasıyla lüks otel tanımı kent hayatına kazandırılmış, kentin kollektif belleğinde unutulmayacak imgeler yaratılmıştır. Sonrasında otelin ünlü devlet adamlarının, politikacıların, sanatçıların ve sporcuların ziyaret ettiği kentteki en popüler mekânlardan biri haline geldiği görülür. Başlangıçta Emekliği Sandığı’nın bir yatırımı olarak inşa edilen Büyük Efes Oteli ve benzeri oteller, kurumların zamanla güç kaybetmesi ve işletme sorunları yaşaması sebebiyle özelleştirilmiştir. Özelleştirme sonrasında otel sadece mekânsal olarak dönüştürülmemiş, ismi de değiştirilmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"İSMET KAPTAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Büyük Efes Oteli","BOYLAM":27.135410184837,"YOL":"GAZİ OSMAN PAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"230","ENLEM":38.422259927616,"ACIKLAMA":"21 Ocak 1951'de açılan sinemanın 16 locası ve balkonu vardır. O dönemlerde Tayyare Sineması ile ortak program yapan sinemanın balkonda 508, hususide 514 ve salonda 662 tane olmak üzere, 1684 koltuğu vardır. Günümüzde kullanılmamaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİDOĞAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Büyük Sinema","BOYLAM":27.155131844687,"YOL":"GAZİLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"677","ENLEM":38.420747200898,"ACIKLAMA":"Kordon boyunca Levantenler'e ait birçok görkemli otel bulunurken, Türklerin yaşadığı Kemeraltı bölgesinde benzer Avrupa tarzı otellerin ortaya çıkması 20. yüzyılın başlarını bulmuş. Görmekte olduğunuz Cihan Palas Oteli, bu oteller içindeki en önemli örneklerden biri.\nTarihçe\n\nCihan Palas Oteli, Kulalı Cihanzade Hüseyin Fehmi Bey tarafından yaptırılmış. Kulalı Cihanzade Hüseyin Fehmi Bey, 1907 yılında Valilik karşısında Cihan adında bahçeli bir otel işletmekte ve bu otel 1914 yılında da faal durumdaymış. Burada kazanılan deneyimle Cihan Palas Oteli'nin de Cumhuriyet'in ilk yıllarında inşa ettirildiği söylenebilir.\nZemin üzerine iki katlı olan otel, taş ve tuğla malzeme ile kâgir sistemde inşa edilmiş. Zemin katında lobi, mutfak gibi mekânlar bulunurken, üst katlarında müşteri odaları ile çeşitli salonlar yer almakta.\nCihan Palas Oteli, mimari tasarımıyla olduğu kadar içindeki her bir mekânda bulunan farklı süslemeleriyle de ayrıcalıklı bir yapı. Süslemeler arasında bulunan duvar ve tavan resimleri, kentteki oteller arasında bilinen tek örnek. Bu resimlerde bir kent panoraması, çeşitli doğa görünümleri ile soyut ve dekoratif kompozisyonlar işlenmiş.\n1926 yılına ait bir İzmir rehberinde yayınlanan ilanda, otelin sıcak-soğuk su akan çeşmeli odaları, aile odaları gibi farklı çeşitte 50 büyük odası ile kıraathane ve içkili lokantası olduğu belirtilmiş. Konaklama ve restoran hizmetlerinin yanı sıra özel kasa ve depolar ile katlarında bulunan umumi telefon ve tercümanlık hizmetleri de sunan otelin konfor düzeyi yüksek, prestijli bir otel olduğu anlaşılıyor. Zaman içinde adı değiştirilen Cihan Palas Oteli'nden, 1934 tarihli bir İzmir rehberinde Emniyet Oteli olarak bahsedilmiş.\nOtel, giriş avlusuna bakan 'L' biçimli ana yapı ile arka taraftaki iç avlu ve çevresindeki mekânlardan oluşuyor. Çatı katının bugünkü görünümü ise sonradan eklenmiş izlenimi uyandırıyor. Günümüzde işletilmeyerek kaderine terk edilen bu kıymetli yapının sadece zemin katındaki kıraathanesi kullanılıyor.\nAtatürk'ün İzmir'e geldiğinde konakladığı ileri sürülen bu otelin daha fazla yıpranmadan yeniden kent yaşamında etkin olması umut edilmekte.\n\n","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKINCI","MAHALLEID":null,"ADI":"Cihan Palas (Emniyet) Oteli","BOYLAM":27.14248958777,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"3","ENLEM":37.885198772014,"ACIKLAMA":"Çamlık Tren İstasyonu, İzmir - Aydın tren hattının Aydın'dan önceki son istasyonudur. Tarihi istasyon, mevcut istasyonun yaklaşık 600 m kuzeyinde yer almaktadır.Tarihi istasyon 1 Temmuz 1866'da Osmanlı Demiryolu Şirketi tarafından İzmir'den (Smyrna) Aydın'a giden demiryollarının bir parçası olarak açılmıştır. Osmanlı Demiryolu Şirketi, tüm varlıkları ile birlikte 1934 yılında Devlet Demiryolları tarafından satın alınmıştır. 1866'da inşa edilen tarihi istasyon, demiryolunun yeniden düzenlendiği ve mevcut istasyonun inşa edildiği 1976 yılına kadar hizmette kalmıştır. 1991 yılında, Çamlık Demiryolu Müzesi hem eski istasyonu hem de eski demiryolu hattını satın alarak Türkiye'nin en büyük buharlı lokomotif koleksiyonunu sergilemeye başlamıştır.","ILCEID":"10","MAHALLE":"ÇAMLIK","MAHALLEID":null,"ADI":"Çamlık Tren İstasyonu","BOYLAM":27.380432562859,"YOL":"ÇAMLIK ATATÜRK"},{"ILCE":"DİKİLİ","KAPINO":"15","ENLEM":38.933808047137,"ACIKLAMA":"ÇANDARLI KALESİ    Kalenin yapılışını araştırırken önce kullanım alanı olarak M.Ö. 6. yüzyıllarda Pitane sitesi içinde bir işlev gördüğü akla gelmektedir. Çünkü İonya ve Aiolya siteleri şehir surları ve iç kale surları olarak iç içe iki halka oluşturur. Özellikle deniz kıyısında bir site saldırılara açık olduğu için kentin direnişi için iç kaleden aylarca sürebilmekte ve düşmanı caydırabilmektedir. Kalenin defalarca yıkılıp yapıldığı, fakat duvarlarında antik taşlarında bulunması bu görüşü doğrulamaktadır. Bu taşlar M.Ö. 2 yy. kale yapısından kalmadır. Kalenin bugünkü planı ve çizgileri içinde yapılışı ise M.S. 14. yüzyılda Foça yı ele geçiren ve ayrıcalıklar elde eden Cenevizliler tarafından gerçekleştirilmiştir. Cenevizliler hem Foça ya hem de Pitane ye kendilerini koruma amacıyla görkemli kaleler inşa etmişlerdir. Çandarlı Kalesine Foçadan taş getirtilmiş ve kölelere taşıtılmıştır. Söylenceye göre en çok taş taşıyan köle azat edilecek denerek işin çabuk yapılması sağlanmıştır. Cenevizlilerin Pitane kalesini yaptıkları tarihlerde Türkler de Batı Anadolu fetihlerini tamamlamak üzereydiler. Bir süre sonra Foça Saruhanoğullarının, Pitane de Karesi Beyliğinin eline geçmiştir. Pitane alındıktan sonra bu ünlü kalesinden dolayı Türkler bu yerleşme merkezine Asar ya da Hisar diyegelmiştir. Planı kareye yakın bir dikdörtken biçiminde olan Çandarlı Kalesi, bugün beş kulesi, mazgalları, kapısı ve duvarları ile büyük bir görkem içindedir.    ","ILCEID":"995","MAHALLE":"ÇANDARLI","MAHALLEID":null,"ADI":"Çandarlı Kalesi","BOYLAM":26.933717950693,"YOL":"KALE"},{"ILCE":"FOÇA","KAPINO":"38","ENLEM":38.713553855541,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"4","MAHALLE":"KOZBEYLİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Çapkınoğlu Konağı","BOYLAM":26.894736914993,"YOL":"Kozbeyli Köyü Yolu Kümesi"},{"ILCE":"ÇEŞME","KAPINO":"5","ENLEM":38.323604464121,"ACIKLAMA":"Çeşme Kalesi, Anadolu'da Türk devrinin şartlarının ortaya çıkardığı bir Türk eseridir. Fatih S.Mehmed devrinin sonlarında başlayan Anadolu kıyılarında kaleler yapılması, Kanuni S.Süleyman Han'ın ilk döneminde de devam etmiştir. Baba-kale,Çandarlı,Foça,Çeşme,Sığacık ve Güneydeki Kuşadası Kaleleri bu kale inşaatının değişik zamanlarında görülen örnekleridir. İzmir liman kalesi 1472'lerde, Sancak-kale 1657'lerde, Sığacık Kalesi 1520'lerde yapılmıştı. Çeşme Kalesi de 1508 senesinde tamamlanan, her şeyi ile Türk bir yapıdır.II. Beyazıt tarafından 1508 yılında dikdörtgen biçiminde yaptırılan kale, 6 kulesi ve üç yanındaki hendeklerle muhteşem bir görüntü oluşturmaktadır. İlk yapıldığı zamanlarda denize sıfır olarak inşa edilen kale, zaman içerisinden denizin doldurulmasıyla daha içte kalmıştır. Ayrıca, kalenin önünde Büyük Türk Komutanı Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa'nın yanında aslanı bulunan heykeli de görülebilmektedir.","ILCEID":"1001","MAHALLE":"MUSALLA","MAHALLEID":null,"ADI":"Çeşme Kalesi","BOYLAM":26.303239716941,"YOL":"1001"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"93","ENLEM":38.416331754886,"ACIKLAMA":"Son yıllara kadar işlevini ve mimari yapısını koruyabilmiş olan Çivici Hamamı burası.\nÇivici Hamamı'nın inşa tarihini, kurucusunu veya mimarını belirten herhangi bir kitabesi bulunmuyor. Benzer hamam örneklerine dayanarak 16. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasında inşa edildiği tahmin edilmekte.\nHamamın soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık mekânları aynı doğrultuda yer alıyor. İkisi de kare planlı ve kubbeli olan soyunmalık ve sıcaklık, eş büyüklükte mekânlar. Bu iki mekânın arasında aynı büyüklükte üç kubbe ile örtülü bir ılıklık bulunuyor.\nHamamın kuzey cephesine sıcak su deposu ve külhanı* da içine alacak şekilde üstü kapalı ek bir mekân yerleştirilmiş. Son olarak 1995 yılında onarım geçirmiş olan hamam günümüzde ne yazık ki işlevini yitirmiş, içinde kıyafet satışı yapılıyor.\n* Hamamların altında bulunan bu bölmede hamamı ısıtmak için büyükçe bir kazan yer alır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KESTELLİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Çivici Hamamı","BOYLAM":27.134390533967,"YOL":"KESTELLİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"3","ENLEM":38.414663874583,"ACIKLAMA":"İkiçeşmelik hamamlarından biri olan Çukur Hamam, moloz taş ve tuğladan inşa edilmiş.\nHamamın günümüze ulaşan bir inşa kitabesi yok. Evliya Çelebi'nin, Seyahatname'sinde Çukur Hamam'dan bahsetmiş olması, hamamın 17. yüzyılda var olduğunu göstermekte. Çukur Hamam'a benzer hamam örneklerinin de 14. ve 17. yüzyıllara tarihlendirilmesi bu yargıyı destekler nitelikte. Girişinde yer alan 'Maşallah' ve Hicri 1290 (Miladi 1873) tarihi yazılı kitabenin, hamamın geçirdiği bir onarımla bağlantılı olduğu düşünülüyor.\nÇukur Hamam'da soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve su deposu mekânları farklı eksen üzerinde yer alır. Soyunmalık ahşap bir kubbeyle, ılıklık ise çapraz tonozla örtülmüş. Başınızı yukarı kaldırdığınızda tonozun üzerindeki yuvarlak ışıklıkları görebilirsiniz. Bu iki mekânın doğusunda sıcaklık ve su deposu bulunur. Geniş bir mekân olan sıcaklık, yuvarlak ışıklıklara sahip bir manastır tonozu ile örtülmüş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KAHRAMAN MESCİT","MAHALLEID":null,"ADI":"Çukur Hamam","BOYLAM":27.133380597692,"YOL":"841"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"","ENLEM":38.416047183977,"ACIKLAMA":"Dana Meydanı (Temaşalık)\nSmyrna Tiyatrosu'nun bulunduğu bu alana eskiler Dana Meydanı ya da Temaşalık dermiş. İzmir'i buradan seyretmenin tadına doyum olmazmış....\nAfrika kökenli Türkler ya da Afrotürkler, Osmanlı İmparatorluğu'nda en erkeni 15. yüzyıla tarihlenen, ağırlıkla 19. yüzyılın ikinci yarısında köle ticareti yoluyla Anadolu'ya getirilmiş. Dana Meydanı, yurtlarından koparılan Afrotürklerin özgürlüklerine kavuştuktan sonra İzmir'de yerleştikleri bölgeymiş.\nKültürlerinde yer alan 'Dana Bayramı', 1800'lerden 1920'lerin sonuna kadar kutlanmaya devam etmiş. Bayram antik tiyatronun sahnesi olan bu küçük meydanda kutlanırmış. Sihirli güçleri olduğuna inandıkları dini liderleri 'Godya', trans içerisinde Tanrı ile konuşarak halkı için sağlık ve af dilermiş. Bayram üç cuma devam eder; godyaların topladığı parayla alınan dana, mayıs ayının ilk cumartesi kurban edilirmiş. Bu bayramı kutlamadıkları takdirde o yıl, yaşadıkları çevreye ölümcül bir hastalığın geleceğine inanılıyormuş.\nTemaşalık'ta bayram günü seyyar kahvehaneler kurulur, gevrekçiler, macuncular, pamuk helvacılar, şerbetçiler, cambazlar meydanda yerlerini alırlarmış. Yaşlısı, genci, çocuğu renkli ipek, kadife, saten kumaşlardan diktirdikleri kıyafetleriyle bir renk cümbüşü oluştururlar, geceleyin meşalelerle fener alayları düzenlenirmiş.\n2006 yılından itibaren Afro-Türk Derneği tarafından kültür ve geleneklerini yaşatmak amacıyla 'Dana Bayramı Festivali' adıyla gerçekleştirilen kutlamalar 2 gün sürüyor ve artık kurban kesilmiyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KUBİLAY","MAHALLEID":null,"ADI":"Dana Meydanı (Temaşalık)","BOYLAM":27.144206219067,"YOL":"985"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"","ENLEM":39.12724574581,"ACIKLAMA":"Demeter kültü, Pergamon için oldukça önemli bir yerde durmaktadır. I Eumenes döneminde paralı askerlerin yeminlerinde Demeter ismi geçmiştir. Tanrıça için MÖ 3. Yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilen, kutsal alan inşa edilmiştir. Demeter kutsal alanı ya da temenosu 100 x 50 m. ölçüsünde dikdörtgen teras üzerine, tapınak, stoa, sunak ve propylon yapılarını içine alacak şekilde oluşturulmuştur. Demeter kutsal alanı içerisinde; heykel, figürin ve küçük buluntu eserler bulunmuştur.","ILCEID":"999","MAHALLE":"ULUCAMİİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Demeter Kutsal Alanı","BOYLAM":27.184267926702,"YOL":"AKROPOL"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"98","ENLEM":38.425858896032,"ACIKLAMA":"1922 yangınından 1929'daki Büyük Ekonomik Buhran'a kadar geçen süre içerisinde hızla imar edilen Pasaport bölgesinde, Vali Kazım Dirik Bulvarı'nın denize açıldığı noktada inşa edilen yapının mimarı; Milli Kütüphanenin de mimarı olan Tahsin Sermet'dir.Köşelerinin kubbecikler yerine, saçakları kesintiye uğratan yükseltilmiş alınlarla vurgulandığı binada cephe kurgusu simetrik olarak tasarlanmıştır. Köşe alınlıklarında binanın ait olduğu Denizcilik İşletmelerinin sembolü yer almaktadır. Pencere biçimleri her katta değişirken, Selçuklu ve Osmanlı kamusal yapılarına gönderme yapan kemerli pencereler, bu yapıda az sayıda kullanılmıştır.İkinci kattaki kemerli pencerelerin üzerinde, 1. Ulusalcı Mimarlık tarzının özelliklerinden olan ve yapının karşısındaki Tekel Binası'nda da görülen çini panolar yerine kabartma motifler kullanılmıştır. Bu motifleri de içine alan pencere panoları yatayda, cepheler boyunca ritmik bir düzende tekrar etmektedir. Giriş cephesindeki çıkmayı vurgulayan ve yatayda devam eden çizgisel silmeler ile yükseltilmiş köşe alınlıklarının geometrik biçimlenişi ART DECO stilinin yapıda görülen yansımalarıdır. Yapı, iç mekanında mukarnaslı kolonlar üzerine oturan çift yönlü dişli döşemeler, tavan süslemeleri ve özgün ahşap mobilyalar gibi ilgi çekici detaylara sahiptir.Günümüzde Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü İzmir İşletmesi olarak kullanılmaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Denizcilik Bankası","BOYLAM":27.13223057031,"YOL":"ATATÜRK"},{"ILCE":"ÖDEMİŞ","KAPINO":"7","ENLEM":38.254266145451,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"998","MAHALLE":"BİRGİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Derviş Ağa  Hamamı (Çukurhamam)","BOYLAM":28.065501477049,"YOL":"ŞEHİT ERDAL CANPOLAT"},{"ILCE":"ÖDEMİŞ","KAPINO":"","ENLEM":38.25404631926,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"998","MAHALLE":"BİRGİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Derviş Ağa  Medresesi","BOYLAM":28.065384405554,"YOL":"ŞEHİT ERDAL CANPOLAT"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"","ENLEM":39.132057150894,"ACIKLAMA":"Sunağı ile birlikte iyi şekilde korunmuş olan tapınak, zengin profilli bir podyum üzerinde yükselen, prostylos plan tipinde, İyon düzenindedir. Topoğrafik yapıdan dolayı ön yüzü güneye bakmaktadır. Dionysos Tapınağı, podyumu, önündeki yüksek merdiveni, çevresine egemen bir yüksekliğe sahip oluşu arka ve yan taraflarının görülmemesi nedeniyle Roma tapınaklarının güzel bir örneğidir. Uzun bir yolun bitiş noktasında yer alması ile birlikte bütün gözleri üzerine toplayan bir anıt olmuştur. Roma sanat anlayışıyla birlikte Avrupa Barok Mimarisinin kent plancılığı anlamında atılmış ilk adımını oluşturur.","ILCEID":"999","MAHALLE":"ULUCAMİİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Dionysos Tapınağı","BOYLAM":27.182821005691,"YOL":"AKROPOL"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.418944346601,"ACIKLAMA":"700 yıllık bir tarihe sahip olan Emir Sultan Türbesi'nin önündesiniz. 14. yüzyılın ilk yarısına ait olan türbe, Aydınoğlu Gazi Umur Bey tarafından Seyyid Mükeremeddin için yaptırılmış. Seyyid Mükeremeddin, İzmir'in fethine katılmış gazi-dervişlerden biri. Fetih sırasında veya hemen sonrasında ölüp türbesinin bulunduğu yere gömüldüğü kaydediliyor. Zamanla türbenin etrafında oluşan zaviye, adını verdiği Şeyh Mahallesi'nin de çekirdeğini oluşturmuş.\nTarihçe\n\nYapı, semahane, aşevi, misafirhane, türbe, kuyu ve hamamdan oluşuyor. Türbe ve zaviyenin giderleri için Gazi Umur Bey tarafından, günümüzdeki Gaziemir ilçesinin esasını oluşturan Seydiköy'ün gelirleri vakfedilmiş.\nİzmir'in saygın kişilerinin Emir Sultan Türbesi'nin etrafında gömülmesiyle hazireler oluşmuş. Mustafa Kemal Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın dedesi Uşakizade Sadık Bey ve eşi Makbule Hanım, İzmir valilerinden Ahmet Esat Paşa, yine son İzmir valisi Ahmet İzzet Bey, İzmir'in son Mevlevi şeyhi Şeyh Nuri Efendi, Gureba-i Müslimin doktorlarından Şehri Bey gibi devirlerinin önde gelen isimleri burada yatmakta. İzmir'in işgali sırasında şehit edilen Miralay Süleyman Fethi Bey'in kabri de 1988'e kadar buradayken daha sonra Narlıdere'deki askeri şehitliğe nakledilmiş. Süleyman Fethi Bey'in sembolik mezarını ise burada görebilirsiniz. Emir Sultan'ın küçük mezarlığında 16. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasına ait 169 mezartaşı tespit edilmiş.\nZaviyenin en önemli yapısı olan türbenin yarım küre şekilli kubbesi, sekizgen bir kasnak üzerine oturmakta. Kubbe, dıştan alaturka kiremitlerle kaplanmış. Kubbeye geçiş bölgesi, kubbe eteği ve mihrap bölümlerinde geç Osmanlı dönemine ait alçı süslemeleri görebilirsiniz. Kemerler arasında dört halifenin isimlerinin yazılı olduğu alçıdan birer rozet, bu rozetlerin çevresinde de üçer ay-yıldız motifi bulunuyor.\nSadece türbenin değil, hamamın ve çevredeki konutların duvarlarında da Roma veya Bizans dönemi yapılarından getirilmiş, süslemeli veya kitabeli devşirme* taşlar dikkatinizi çekecektir.\nYaklaşık 1400 metrekare alan üzerine oturan türbe, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2011-2014 yılları arasında kapsamlı bir restorasyondan geçirilerek ziyarete açılmış.\n\n* Mimari yapılarda eski yapılardan alınarak yeniden kullanılan yapı malzemelerine verilen addır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"PAZARYERİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Emir Sultan Türbesi ve Zaviyesi","BOYLAM":27.143274271619,"YOL":"951"},{"ILCE":"BAYINDIR","KAPINO":"20","ENLEM":38.22696453622,"ACIKLAMA":"  Bayındır Kalburcu mahallede bulunan mescit, halk arasında cinli mescit olarak da anılmaktadır. Mescit, Bayındır vakıfları içinde 464 ağaca sahip en büyük vakıftır. Hacı İsmail Ağa mescidi (cinli mescit ) Bayındırın ilk süreç yapılarındandır.Tarih olarak da Hacı Sinan Cami ile aynı dönem eseridir. (1530-1540 )    Cinli mescidin haziresine 3 adet büyük, 3 adet küçük çocuk mezarları bulunmaktadır.Özellikle bahçesinde yer alan çocuk mezarları, baninin kutsiyetini ifade etmektedir. Ölen çocuklar Hacı İsmail in koruyuculuğuna teslim edilmektedir. Hacı İsmail Tire de de Hisar Camisinin (Tahtakale Camisi ) de banisidir.    ","ILCEID":"7","MAHALLE":"ÇINAR","MAHALLEID":null,"ADI":"Erenler Mescidi","BOYLAM":27.648527836102,"YOL":"CİNLİ MESCİT"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"46","ENLEM":38.416321287867,"ACIKLAMA":"Günümüzde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu binası olarak kullanılıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"UĞUR","MAHALLEID":null,"ADI":"Eski Çocuk Kütüphanesi","BOYLAM":27.131805247177,"YOL":"848"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.439712548564,"ACIKLAMA":"İzmir Liman Arkası bölgesi Umurbey Mahallesi'nde bulunan Eski Elektrik Fabrikası, batısında TEİAŞ, kuzeyinde Liman Caddesi, doğusunda depo yapıları ve tır otoparkı, güneyinde ise 1505 numaralı sokağa cepheli. Çevresinde çeşitli depo ve işyeri yapıları bulunuyor. İzmir Elektrik Fabrikası Yerleşkesi'ne 1505 numaralı sokak üzerinden giriş yapılıyor. Girişin bulunduğu güney cephesi boyunca puantörün yer aldığı sivil savunma yapısı, telefon santrali, depo, yağ ardiyesi, marangozhane ve boyahane yapıları dizi. Girişin hemen karşısında Atatürk heykeli ve yerleşkenin köşesinde Osmanlıca yazılmış bir kitabe yer alıyor. Peyzaj içerisindeki iki okaliptüs ağacı tescillenmiş durumda. Peyzajın doğu kısmı işçilerin soyunma alanları ve yemekhaneleri, batı kısmı ise geç dönemde yapılmış niteliksiz depo yapılarından oluşuyor. Fabrika yapısı ile Liman Caddesi arasındaki alanda geçmişte denizden su taşınmasını sağlayan kanallar bulunuyor. Ayrıca kömürün fabrika içinde taşınmasını sağlayan dolaşım rayları hâlâ peyzaj içinde yer alırken, bakımsız yeşil örtü sebebiyle kuyu soğutma ve tulumba dairesinin görünürlüğü azalmış, az sayıda teçhizat bakımsızlıktan çürümeye terk edilmiş durumda.\nTarihçe\n1924 yılında kurulan Havagazı Fabrikası'nın şehrin elektriğini karşılamakta yetersiz kalması üzerine Belçikalı Traction-Electricite adlı şirkete 1925 yılında yapılan bir anlaşma sonucu İzmir'de elektrik üretimi ve tramvay işletimi hususunda imtiyaz verildi. 12 Mayıs 1926 yılında fabrikanın temeli atılarak inşaat çalışmalarına başlandı. Ancak arazinin tabanından su çıkması ve çöküntü olması sebebiyle açılış gecikti ve bina 18 Ekim 1928 günü hizmete başladı. Fabrika deniz suyu kullanarak, linyit ve kömür ile elektrik enerjisi üretiyordu. Havagazından daha güçlü bir üretim sağlayan Elektrik Fabrikası bu sayede şehrin sadece elektrik ve aydınlatma ihtiyacı değil, tramvay hattı ile ulaşım ihtiyacını da karşılıyordu. Ulaşım sistemi geliştiği kadar endüstrileşmenin de hızlanmasıyla Elektrik Fabrikası'nın elektrik karşılamada yetersiz kaldığı savaş sonrası dönemde, Şark Sanayii ve Turyağ Fabrikası şehrin bazı kesimlerinin elektrik enerjilerini karşılamaya başladı.","ILCEID":"21","MAHALLE":"UMURBEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Eski Elektrik Fabrikası","BOYLAM":27.156020803372,"YOL":"1505"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"143","ENLEM":38.437910334189,"ACIKLAMA":"Fabrikanın yapım tarihinin 19. yüzyıl sonu veya 20. yüzyıl başı olduğu düşünülmektedir. Mülkiyeti, İzmir Kiremit Fabrikası TAŞ’ye aittir. 1918 yılı endüstri sayımlarında bulunan 31 fabrikaya dâhil olduğu düşünülmektedir. Tarihsel süreç içerisinde yapının bir kısmı yıkılmıştır. 1990’lı yıllarda otomobil tamir atölyesi olarak kullanılmıştır. 8 Ocak 1998 tarihinde ilgili koruma kurulu tarafından tescillenmiştir.\n2005 yılında yenileme çalışmaları yapılmıştır. Yenileme çalışmaları sonrası mobilya satış mağazası olarak kullanılsa da, günümüzde inşaat malzemeleri satışı yapılmaktadır.\nGeleneksel üretim tesisi mimarisinde inşa edilen yapı tek katlı ve dikdörtgen planlıdır. Sadece güney cephesi ile batı cephesinin bir kısmı özgünlüğünü koruyabilmiştir. Yığma taş sistemiyle inşa edilen duvarlara yenileme sonrası betonarme kirişler eklenmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"UMURBEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Eski Kiremit Fabrikası","BOYLAM":27.15968988453,"YOL":"ŞEHİTLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.422741569673,"ACIKLAMA":"Garanti Bankası (Eski Osmanlı Bankası) Binası Osmanlı bankasının İzmir şube binası olarak yapılan bina, Fevzi Paşa bulvarı girişinde sol köşede bulunmaktadır. 1926 yılında Mimar M. Mongeri tarafından yapılan bina; 1. Milli Mimari Akımının örneklerindendir. Özgün bir mimarisi olan eser, İzmir'de erken Cumhuriyet dönemi binalarının önde gelenlerindendir.Camlı tavanlı banka holü, cephe süslemeleri ve üstü kapalı bir teras olarak projelendirilmiş olan en üst katı ile yapı, aynı mimara ait olan ve Ankara'da bulunan Osmanlı Bankası'nın bir benzeridir. Teras katı, sonraki yıllarda, yapının mimari karakterine yabancı kalan doğramalar ile kapatılmış, özgün projede banka ile birlikte tasarlanmış olan komşu parseldeki iş hanı ise sonradan yıkılarak yerine bir şube binası inşa edilmiştir. Banka kapısı da son yıllarda yıkılarak değiştirilmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Eski Osmanlı Bankası (Garanti Bankası)","BOYLAM":27.131489430312,"YOL":"FEVZİPAŞA"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"71\/1","ENLEM":39.117211989751,"ACIKLAMA":"Eski Reji İdaresi tarafından, 19.yüzyılın sonlarına doğru inşa edildi yapı, daha sonra Bergama Lisesi olarak kullanıldı. Günümüzde ise Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak hizmet veriyor.\n\nUlusal Mimarlık döneminde yapılmış olsa da batı sanatı etkileri gösteren yapı, yoğun bir süslemeye sahip. 1979 yılında özellikle dış cephesinde, pencerelerde aslına uygun olarak onarım yapılan bina, günümüzde sağlam ve kullanılır durumda; Bergama'da örnek olarak gösterilebilecek mimari bir tipe sahip ender yapılardan.","ILCEID":"999","MAHALLE":"ERTUĞRUL","MAHALLEID":null,"ADI":"Eski Reji İdaresi","BOYLAM":27.176968332933,"YOL":"CUMHURİYET"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"138","ENLEM":38.413645225741,"ACIKLAMA":"Günümüzde İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) olarak kullanılan Eski Sayaç Atölyesi, Konak ilçesinin Karataş Mahallesi'nde konumlanıyor. Yapı, Nevvar-Salih İşgören tarafından aslına uygun olarak restore ettirildi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından AKADEMİ İKSEV'e müzik ve sahne sanatları merkezi olarak kullanılmak üzere 49 yıllığına kiralandı.\nEski Sayaç Atölyesi, 1800'lü yılların ortalarında 'İzmir Atlı Tramvay İdaresi' olarak inşa edilmişti. Levanten mimari üslupta zemin artı bir kat olan yapı daha sonra ESHOT tarafından sayaç atölyesi olarak kullanıldı.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YEŞİLTEPE","MAHALLEID":null,"ADI":"Eski Sayaç Atölyesi (AKADEMİ İKSEV)","BOYLAM":27.122331474026,"YOL":"MİTHATPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"2","ENLEM":38.423512340859,"ACIKLAMA":"Mimari çağına ilişkin bilgiye erişilemeyen tütün deposunun en göze çarpan özelliği saçağı aşağıya taşıyan konsollar, saçak ucunda kurt dişi silmelerdir. İlgili koruma kurulları tarafından 1979 ve 1981 yıllarında farklı kararlar ile tescillenmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ETİLER","MAHALLEID":null,"ADI":"Eski Tütün Deposu","BOYLAM":27.145433355905,"YOL":"1264"},{"ILCE":"FOÇA","KAPINO":"2","ENLEM":38.739178867115,"ACIKLAMA":"Yüz yıllık eski bir zeytinyağı fabrikası olan avlulu taş yapı, fabrika ve depo binalarından oluşuyor. Harap durumda bulunan eski zeytinyağı fabrikası, Koruma Kurulu onayı sonrası restore edilip, otel yapısı olarak yeniden işlevlendirildi. 2010 yılında Griffon Butik Otel adıyla hizmet vermeye başlayan yapı, günümüzde de otel işlevini sürdürüyor.","ILCEID":"4","MAHALLE":"MUSTAFA KEMAL ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"Eski Yağ Fabrikası-Griffon Boutique Otel","BOYLAM":26.840770351717,"YOL":"CAKAZ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"315","ENLEM":38.423609337544,"ACIKLAMA":"Yapımına 1906'da başlanan hastane, 1908'de Emraz-ı Zühreviye Hastanesi adıyla açıldı. 1913'te hastaneye Eşref Paşa'nın adı verildi. 1921'de İzmir'in Yunanlar tarafından işgali sırasında kapatılan hastane, bir yıl sonra yeniden faaliyete geçti. 1 Şubat 1950'de İl Özel İdaresi tarafından İzmir Belediyesi'ne devredildi. Bu özelliği ile hastane, Türkiye'deki tek belediye hastanesidir. 1990 ve 2005-2006 yıllarında hastanede yenileme çalışmaları yapıldı.Hastane, 2019'da Sağlık Bakanlığı'nın kalite değerlendirmesine göre 100 üzerinden 97 puan aldı.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİŞEHİR","MAHALLEID":null,"ADI":"Eşrefpaşa Emraz-ı Zühreviye Hastanesi","BOYLAM":27.160803854828,"YOL":"GAZİLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"5","ENLEM":38.419937480522,"ACIKLAMA":"Sinagog günümüzde kullanılmıyor ve harap durumda. Etz Hayim Sinagogu eski Sefarad sinagoglarından olduğu için tevyasının tavanı dokuz dikdörtgen parçaya bölen dört sütunun altında yer aldığı ve oturma sıralarının bu biçimlenişi çevrelediği merkezi planla inşa edilmiş. Günümüzde yapı kilise plan şeması olan lineer plana dönüştürülmüş. Yapıya bir giriş mekânından girilir. Bu giriş mekânında; küçük bir platformun üzerine konumlanan tevyasıyla, tevyayı saran oturma sıralarıyla sair günler de yapılacak olan ibadetler için az sayıdaki cemaate hizmet verecek bir ön sinagog bulunur. Giriş mekânının üst katı mehizah bölümüdür. Yapının zemin katı yığma taş üst katı ise ahşap karkas olarak inşa edilmiştir. Tavan döşemeleri, bölücü duvarları ahşap olup, yapının çatısı ahşap konstrüksiyondur. Zemin kaplaması mermer olan Etz Hayım Sinagogu'nun giriş bölümünde yıldız süslemesi bulunur. Çift olarak yaptırılan tevya; üç basamakla yükseltilmiş ve Yahudilerin Portekiz'den İzmir'e gelirlerken kullandıkları kadırgaları andıran platformun üzerinde yer alır. Ahşap işçilikleriyle dikkati çeken altı tora dolabı mevcuttur. Mekânı dokuz dikdörtgene bölen ve çatıyı taşıyan dört sütunun arasında kalan tevyanın özgün konumunun tavanı yeşil geometrik formların içinde yer alan çiçek süslemelerle bezenerek diğer tavanlardan farklılaştırılmıştır.\nTarihçe\nEtz Hayim Sinagogu, Güzelyurt Mahallesi, İnkılap Sokakta yer almaktadır. Yahudilerin İzmir'e ilk geldikleri dönem olan Bizans döneminden beri mevcut olduğu düşünülen bu sinagog İzmir yangınlarında birkaç kez yanmış, tadilatlar görmüş ve en son 1851 yılında Daniel Sidi tarafından restore edilmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Etz Hayim Sinagogu","BOYLAM":27.13625726731,"YOL":"937"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.418294668011,"ACIKLAMA":"Bugün yerinde bir bankanın şubesini gördüğünüz Evliyazade Oteli, Hükümet Caddesi ile Göztepe Tramvay Caddesi'nin* kesiştiği köşede, sonraları Güzel İzmir Oteli adını alacak olan Yusufoğlu Hanı'nın yanındaymış. Evliyazade Oteli'nin yerinde de daha önce aynı isimle anılan bir han varmış.\nTarihçe\n20. yüzyılın ilk çeyreğinde hizmet vermeye başlamış otel. Sahibi olan Evliyazade Ailesi, kentin yönetiminde söz sahibi olarak tanınmış bir aileymiş. Evliyazade Hacı Mehmet Efendi İzmir'in ilk belediye başkanlarından biri olduğu gibi, oğlu Evliyazade Refik Bey de 1913-1918 yılları arasında İzmir'in Belediye Başkanlığını yürütmüş.\nOtel, 20 odaya ve 41 yatağa sahipmiş. 1930'lu yıllarda birinci ve ikinci sınıf oteller listesinde yer alırken, tek yataklı odada konaklama ücreti 80 kuruş, çift yataklı odada kişi başı 75 kuruşmuş. 1940'lı yıllara gelindiğinde ikinci sınıf bir tesis olarak hizmet vermeyi sürdürmüş.\nEvliyazade Oteli kapatıldıktan sonra, bina bir dönem İngiliz Kültür ve Okuma Evi olarak da kullanılmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Evliyazade Oteli","BOYLAM":27.129880391502,"YOL":"MİLLİ KÜTÜPHANE"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"40","ENLEM":38.419235481035,"ACIKLAMA":"Bulunduğu mahalleye henüz 16. yüzyılda adını vermiş olan bir cami şimdiki durağımız.\nEn geç 16. yüzyılın başında Faik Paşa tarafından bir medrese ile birlikte yaptırılmış Faik Paşa Camisi. Yapıldığı tarihten bugüne birçok onarım geçirmiş. Caminin 1842 tarihli onarım kitabesinden, geçirdiği yangın sonrasında vakfın nazırı olan Ahmet Tevfik Bey tarafından yeniden yaptırıldığı anlaşılıyor.\nEvliya Çelebi, Seyahatname'sinde camiden 'kârgir kubbesi kurşun örtülüdür' diye bahsetmiş. Ancak, yangın sonrasında orijinal yapısı değişen caminin bugün bir kubbesi yok. Kiremit kaplı ahşap tavanlı caminin en karakteristik özelliği, cephelerinin kirpi saçak düzenlemeleri ile sonlandırılmış olması.\nTek minareli ve tek şerefeli olan caminin minaresi 1914 ve 1955 yıllarında onarılmış. Harim ise 1955 yılındaki onarım sırasında Gaziantepli ressam Müslim Gökçek tarafından boyanarak bitkisel motiflerle bezenmiş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALTINORDU","MAHALLEID":null,"ADI":"Faik Paşa Camii","BOYLAM":27.144612523917,"YOL":"967"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"13","ENLEM":38.320958994225,"ACIKLAMA":"\nCam-i atik Mahallesinde Algan sokakta  Fatih İbrahim Bey adlı Osmanlı beylerinden biri tarafından  yaptırılan ve 14.yyy.da başlayıp 15.yy.da yapımı tamamlanan  cami Urlanın kururluşunda mihenk taşı olmuştur.Evliya Çelebi Seyahatnamesinde de  sözü geçen ve tanımlanan cami (Uçurum başında eski cami namıyla maruf olduğu,üç adet kubbesi,azimeleri kârgirden  ve kurşunla kaplı iki kapısı bulunduğu,abdest havuzu ile hizmet binaları bulunduğu)  belirtilmektedir.Sübyan (sıbyan)mektebi hamamı ve şadırvanı vardır .Hamamı tahrip ve yok edilmiş,mektebi korunmaya  alınmıştır.Camii 1982 yılında onarılmıştır. Cami kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Cami ve eski külliyenin ortasında 300 yıllık olduğu tahmin edilen bir çınar ağacı da bulunmaktadır. Sıbyan mektebi cami ile beraber onarıldıktan sonra, kısa bir süre boş kaldıktan sonra, şu an cami personelinin müştemilaki olarak kullanılmaktadır.","ILCEID":"18","MAHALLE":"CAMİATİK","MAHALLEID":null,"ADI":"Fatih Camii Sibyan Mektebi","BOYLAM":26.767000862906,"YOL":"ÇAĞLAYAN"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.431981080449,"ACIKLAMA":"Fransa Konsolosluğu, 1825-1835 yılları arasında kıyı ile Mecidiye Caddesi arasında yer alan geniş bir bahçeye inşa edilmiş iki binadan oluşmaktaydı. 1852 yılında meydana gelen depremden sonra Parisli mimar Edmond Renaud tarafından yeni bir bina inşa edilmiş, ancak bu bina da 1866’daki yangın ve 1880’deki depremle yeniden zarar görmüştü. 20. yüzyılın başına gelindiğinde, Fransız yönetimi mimar Emmanuel Pontremoli’yi yeni bir bina tasarlamakla görevlendirdi. Pontremoli’nin denize yakın olarak konumlandırdığı yeni bina 1906 yılında tamamlandı.\n\n1922’deki büyük yangında Kordon’daki pek çok bina tahrip olurken taştan yapılmış olan Fransa Konsolosluğu binası yangından kurtulmayı başardı. Binanın hasar gören merdiven, zemin gibi ahşap aksamının restorasyonu için İzmir Saat Kulesi’nin de mimarı olan Raymond Pere öncülüğünde başlayan süreç 1929’a kadar sürdü. Binanın denize bakan kısımları rezidans ve kabul salonları, caddeye bakan kısmı ise konsolosluk ofisleri olarak kullanılmaktaydı. Eylül 1983’e kadar İzmir Fransa Başkonsolosluğu olarak hizmet veren bina, Mayıs 1984’ten itibaren Fransa Fahri Konsolosluğu olarak hizmet vermeye başladı.\n\nİzmir’in ayakta kalmayı başarmış nadir binalarından biri olan Fransa Konsolosluğu Binası, 2010 yılının Ekim ayında Arkas Holding tarafından restore edilerek binanın denize bakan bölümünün Arkas Sanat Merkezi adı ile hayata geçirilmesi hedeflendi. Yaklaşık 8 ay süren çalışmalar neticesinde binanın izolasyonu sağlandı, elektrik, sıhhi, güvenlik tesisatı ile ahşap aksamı yenilendi, dış cephesi temizlendi. Böylelikle güçlü bir altyapıya kavuşan binanın denize bakan bölümü çağdaş, donanımlı bir sanat merkezine dönüştürüldü.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KÜLTÜR","MAHALLEID":null,"ADI":"Fransa Fahri Konsolosluğu","BOYLAM":27.136885491017,"YOL":"FRANSA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"7","ENLEM":38.418621586057,"ACIKLAMA":"Yakın tarihimizin önemli olaylarından birine tanıklık etmiş Gaffarzade Oteli'nin önündesiniz.\nOtel, Molalıçzade Abdi Bey tarafından işletilmekteymiş. Önceleri 28 oda ve 35 yatak kapasitesine sahipken, sonraları oda sayısı on beşe indirilmiş. 1930'lu yıllarda tek yataklı odada konaklama ücreti 100 kuruş, iki yataklı odada kişi başı 75 kuruş olarak belirlenmiş. Tesis, kentin iyi otelleri arasında yer alırken, otelin alt katında bulunan Gaffarzade Kahvehanesi de kentin ünlü kahvehanelerinden biriymiş.\n1926 yılında Atatürk'e yapılması planlanan suikast için Gaffarzade Oteli'nin önündeki dönemeç seçilmiş. Suikastçılardan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi Milletvekili olan Ziya Hurşit, burada konaklamış. 17 Haziran günü yapılan ihbarın ardından oteldeki odasına baskın yapılmış. Yargılamalar sonrasında, 13 Temmuz'u 14 Temmuz'a bağlayan gece suikastçıların birkaçı Hükümet Meydanı'nda ve Sarı Kışla önünde; Ziya Hurşit, Laz İsmail, Gürcü Yusuf ve Çopur Hilmi ise bu otelin köşesinde, suikastı gerçekleştirmek istedikleri yerde idam edilmişler.\nGaffarzade Oteli'nin orijinal yapısı, günümüzde içinde yer alan ticari kullanımlar nedeniyle bozulmuş durumda. Avlunun üzeri kapatılmış, otelin zemin katındaki bazı mekanlar ortadan kaldırılarak büyük bir mağaza elde edilmiş. Üst katlarına bakarsanız, otelin kapalı durumda olan odalarını,853 Sokak yönünden ise orijinal cephesini görebilirsiniz.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Gaffarzade Oteli","BOYLAM":27.131556654469,"YOL":"853"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"22","ENLEM":38.433684303474,"ACIKLAMA":"İzmir Valisi Kâzım Dirik tarafından 1928'de temeli atılan yeni okul binası, cumhuriyetin ilanının 10. yıldönümü olan 29 Ekim 1933'te hizmete girdi. İzmir'in Alsancak semtinde mimar Necmeddin Emre Tarafından tasarlanıp, İzmir Valisi General Kazım Dirik'in büyük teşebbüs ve gayretleri sonucu kurulmuştur. Türkiye'de o dönemde Yapılan en büyük ilkokuldur. Geniş açılı bir L biçiminde olan Bodrum üzerine iki katlı yapıya giriş L'nin dairesel formlu köşesindendir. Yapının ön ve arka cepheleri çatı nedeniyle farklı görünüme sahiptirler. Girişin yükseltilen duvarları Ortada kiremit kaplı çatıyı gizlemektedir. Girişte sağda bulunan konferans salonunun pencereleri dışarıdan da izlenebileceği gibi farklı bir anlatımda düzenlemişlerdir. Yalın görünüm, pencerelerin yatay bordürlerle birleştirebilmeleri, geniş merdivenler, yalın metal boru korkulukları dönemin belli izlerini taşımaktadır. Yapının taşıyıcı sistemi betonarme karkastır. Bodrum katın duvarlarında moloz taş, üst katlarda tuğla kullanılmıştır. Dışarıdan bodrum kat kesme taş ile kaplıdır. Üst katlarda sıva kullanılmıştır. Okul Cumhuriyetin 10 uncu yıl dönümü olan 29 teşrinievvel (Ekim) 1933 tarihinde binanın kurulmasında en büyük amil bulunan General Kazım Dirik tarafından törenle açılmış, bu gün Şerefle Taşımakta olduğu **GAZİ**..adı verilmiştir. 1933-1938 yılları arasında bir çok yerli ve yabancı Büyük ve tanınmış şahsiyetler, terbiyeciler tarafından ziyaret edilmiştir.\n\n            Atatürk'ün, İsmet İnönü'nün, Celal  Bayar'ın ziyaretleri okul tarihinin en şerefli günleridir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KÜLTÜR","MAHALLEID":null,"ADI":"Gazi Ortaokulu","BOYLAM":27.14107268998,"YOL":"TALATPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"36\/10","ENLEM":38.435971726144,"ACIKLAMA":"1928 yılında Manisalı Bohor Avram Gomel adında bir Yahudi tarafından kurulan yağ fabrikası, günümüzde Türkiye’nin önemli yemeklik bitkisel sıvı yağ üreticilerinden olan Bağ Yağları olarak faaliyet göstermektedir. Henüz tescillenmemiş olan yapı endüstriyel miras potansiyeli taşımaktadır. Şirket tarafından, 2016 yılında Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’nde son teknolojileri barındıran yeni bir tesis yapılmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"UMURBEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Gomel Yağ Fabrikası","BOYLAM":27.157217848851,"YOL":"1520"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"75","ENLEM":38.428549624882,"ACIKLAMA":"Yapımına 1867 yılında başlanmış ve inşası 1886 yılında tamamlanmıştır. Osmanlı Dönemi'nde Pasaport Dairesi olarak hizmet veren yapı, adını buradan almaktadır. 1919-1922 yılları arasındaki Yunan işgali döneminde günümüzde Gümrük Muhafaza Başmüdürlüğü'nün olduğu binalar Liman Dairesi Başkanlığı olarak kullanılmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Gümrükler Muhafaza Başmüdürlüğü","BOYLAM":27.132992790999,"YOL":"ATATÜRK"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"9-15","ENLEM":38.418058434884,"ACIKLAMA":"1920'li yıllara gelindiğinde, mimari yapısı ve konumuyla güzelliği adına yansımış bir otel şimdiki noktamız. 19. yüzyıl ortalarından hemen önce ise ilk olarak Yusufoğlu Hanı adıyla, yine konaklama hizmeti verme amacıyla inşa edilmiş.\nTarihçe\nGüzel İzmir Oteli, Milli Kütüphane Caddesi'nde Evliyazade Oteli'nin hemen yanında yer almaktaymış. 1920'lerde otel 20 odaya sahipken, konaklama ücreti 50 kuruşmuş. Sokaktan kısa bir geçitle girilen revaklarla çevrelenmiş avlusunun ortasında küçük bir havuz bulunuyormuş. Alt katında ise 12 yazıhane varmış.\nGüzel İzmir Oteli, daha sonraları Güzel İzmir Hanı olarak hizmet vermeye başlamış. Bu han, İzmirlilerin hafızasına yer etmiş mekânların, fotoğrafçıların, pulcuların, kitapçıların, taksi yazıhanelerinin bulunduğu çok hareketli bir hanmış.\nBir rivayet, yapıyı Fransız mimar Gustave Eiffel ile ilişkilendirmekte ve Gümrük Binası için getirilen, ancak artan taşlarla buranın yapıldığını ileri sürmekte. Günümüzde bir giyim mağazası olarak kullanılan yapının orijinal durumu restorasyon sırasında korunmaya çalışılmış.\n","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Güzel İzmir Oteli","BOYLAM":27.129832935779,"YOL":"MİLLİ KÜTÜPHANE"},{"ILCE":"TİRE","KAPINO":"4","ENLEM":38.08394839406,"ACIKLAMA":"Tire ve Bayındır voyvodası HACI MEHMET ALİ AĞA tarafından yaptırıla külliyenin kitabesinden 1799 (H: 1214) tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.\nKülliyenin 1826 (H:1241) tarihli vakfiyesi vardır. Minaresi, caminin yapımından iki yıl sonra yapılmıştır. Minare kapısı üstündeki kitabe 1800 (H:1216) tarihlidir. Baba adı Hacı Mustafa dır.\nCaminin giriş kapısı üzerindeki kitabesinde şu ifadeler vardır:\nBarekallah zehi lütfü hüda kıldı bu camii ranayı bina\nEyleye hak ömrünü efzun kendi sun mazharısırrı hadis imenbena Yani ol zatı mükerrem kim şerif voyvoda elhac Mehmet Ali Ağa fi sene 1214 (1799) \nKülliye, cami, medrese ve çeşmeden oluşmaktadır. Bugün medrese ayakta değildir. Cami II. Dünya Savaşından sonra uzun bir süre ibadete kapalı kalmış ve yeniden onarılarak tekrar hizmete girmiştir.Ahşap çatılı ve dikdörtgen planlı camii sanatsal özelliklerden yoksun bulunmaktadır.","ILCEID":"997","MAHALLE":"DUMLUPINAR","MAHALLEID":null,"ADI":"Hacı Mehmet Ali Ağa Camii","BOYLAM":27.730020922736,"YOL":"AĞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"36","ENLEM":38.418227948173,"ACIKLAMA":"Hükümet Caddesi ile Veysel Çıkmazı'nın kesiştiği köşede, eski Hacı Sadullah Oteli'nin önündesiniz şimdi.\n1905 yılı İzmir sigorta planında, aynı yerde 'Hacı Sadullah Hanı' olarak görülen yapı, ilerleyen yıllarda otel olarak kullanılmaya başlanmış. Otel, Kara Eminzade Hacı Sadullah Vakfı adına kayıtlıymış.\nTarihçe\nHacı Sadullah Oteli'nin 22 odası bulunuyormuş. 1930'lu yıllarda konaklama ücretleri tek yataklı odada 75 kuruş, çift yataklı odada 100 kuruşmuş. Otelin adı birinci ve ikinci sınıf oteller listesinde geçiyormuş. 1940'lı yıllara gelindiğinde artık ikinci sınıf bir otel olarak hizmet vermeye başlamış.\nAlt katında bir kahvehane ve dükkânlar bulunan otelin avluya girişi ve üst katlara çıkışı Veysel Çıkmazı yönünden sağlanıyormuş.\nGünümüzde otelin her iki katının orijinal yapısı da ticari kullanımlar nedeniyle bozulmuş durumda. Otelin avlusu daha geniş bir alan elde etmek amacıyla kapatılmış. Otel cephesinin bir bölümü yenilenmiş olsa da yapı malzemeleri özgünlüğünü ve uyumluluğunu kaybetmiş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Hacı Sadullah Oteli","BOYLAM":27.130738721186,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"44","ENLEM":38.418294539054,"ACIKLAMA":"Yahudilerin yaşadığı bölgenin merkezinde, bir zamanlar Hahambaşı Sokağı olarak anılan yerdesiniz. Görmekte olduğunuz bu duvarlarla çevrili büyük bahçede yer alan Hahamhane binası, 1840 yılında Viyanalı Rothschild ailesinin desteği ile inşa edilmiş.\nİzmir Yahudi Cemaati'nin tüm resmi işleri burada yapılırmış. 1930 yıllarına kadar İzmir Yahudi Cemaati'nin merkezi kitaplığı ve dini okulu da burada bulunuyormuş.\nHamursuz adı ile anılan bayramlarda cemaatin ihtiyacını karşılamak üzere, Hahamhane'ye bitişik bir fırında hamursuz üretiliyormuş. Hahamhanenin karşısında ise 1837 yılında yaptırılan Yahudi cemaatine ait bir hastane yer almaktaymış. 1874 yılında Rothschild ailesinin katkılarından dolayı ailenin adı verilen hastane, 1911 yılına kadar hizmet verdikten sonra kapatılmış.\n1997 yılında boşaltılan, günümüzde ise harap durumda olan Hahamhane cemaat binasının restorasyon çalışmaları Konak Belediyesi tarafından hayata geçirilecek.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Hahamhane Eski Cemaat Binası","BOYLAM":27.135908838687,"YOL":"920"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"727\/2","ENLEM":38.402358717633,"ACIKLAMA":"1905 Yılında Arapyan Ispartalyan adında bir Ermeni Tüccarı tarafından yaptırılmıştır. İzmir’in Yunanlılardan geri alınmasından sonra askeri karargah olarak kullanılmıştır.\n\n1923 yılında Selanik’li Ömer Efendi’ye verilmiş, aynı zamanda hazineye tapulanmıştır. 1924-1925 yılında okul\nolarak kullanılmış, 1926’da Hakimiyeti Milliye İlkokulu adını almıştır.\n\n1929 yılında eski binaya dört derslikli bir ek bina yapılmış, 1964’te de 10 derslikli bugün A Blok dediğimiz ana bina yapılmıştır.\nİlk başöğretmenliğini Ilyas Bahri Bey, onu takiben Tevfik Bey yapmıştır. Daha sonra Remzi KAYIR, İhsan ÇETİN, Rasit TUNÇYÜREK, Hadi AKYOL başöğretmenlikler yapmışlardır.\n\n1927-1928 ders yılında Karantina’daki Sultan Milliye Okulu kaldırılarak öğrenciler bu okula nakledilmistir. Salon 1955 yılı ilkbaharında hizmete açılmıştır. Okul mevcudunun artması ile bu salon ihtiyaca yetmeyince Okul Koruma dernegi yeni bir salon yaptırmış ve 4 derslik ilave edilmiştir.\n\n1978-1979 ders yılı başında bu bölüm de hizmete girmiş, aynı yıl okulun adı Ulusal Egemenlik ilkokulu olmuştur.\nÇevreden okula talebin büyük olması ve okulun ihtyaca cevap verememesi nedeniyle 1985-1986 ders yılında Milli Eğitim ve Özel İdare işbirliği ile 18 derslikli bir bina daha yapılmış ve bu binanın bir kısmı Ortaokul bir kısmı ise İlkokul olarak kullanılmaya başlamış ve o tarihten itibaren okulun adı yine Hakimiyet-i Milliye İlkokulu olarak\ndeğiştirilmiştir.\n\n1997-1998 öğretim yılında 8 yıllık eğitime geçildiginde okulumuz da ilköğretim okuluna dönüşmüş ve okulun adı Hakimiyet-i Milliye İlköğretim Okulu olarak değişmiş, ortaokulla birlikte kullanılan bölüm tamamen o zamanlar ismi Hakimiyet-i Milliye Ortaokulu, bugün ise Misak-i Milli Ilköğretim olan okula devredilmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÖZTEPE","MAHALLEID":null,"ADI":"Hakimiyet-i Milliye İlkokulu","BOYLAM":27.096583615775,"YOL":"MİTHATPAŞA"},{"ILCE":"KİRAZ","KAPINO":"","ENLEM":38.184823467846,"ACIKLAMA":"Çeşmenin üç adet kitabesi bulunmaktadır. Bu panolar nişlerin içine ve orta kısımlarına gömülmüşlerdir. İlk Kitabe; Kuzey nişindedir. Mermer üzerine kabartma tekniğiyle yazılmış ve dört sıralıdır. Bu kitabede tarih yoktur. İkinci Kitabe; Batı nişi içindedir, yine mermer üzerine kabartma tekniğiyle yazılmıştır ve dört sıralıdır. Altta tarih yazılıdır ama okunabilecek kadar net değildir. Üçüncü Kitabe; Doğu nişindedir. Kabartma tekniğiyle yazılmıştır ve üzerine R.1194 (M.1780) tarihi yazılıdır.","ILCEID":"994","MAHALLE":"HALİLLER","MAHALLEID":null,"ADI":"Haliller Çeşmesi","BOYLAM":28.288983793198,"YOL":"HALİLLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"66","ENLEM":38.410766816934,"ACIKLAMA":"Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki eğitim kalkınmasının simge okullarından biri olan Halit Bey İlkokulu'ndayız. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlayan göçlerle gelen Müslümanlar Değirmendağı'na, Eşrefpaşa sırtlarına ve bugün Hatay olarak anılan Mısırlı Caddesi çevresine yerleştirilmiş. Ancak 'Yukarı Mahalleler' olarak adlandırılan bu muhacir yerleşimleri, her türlü belediye hizmetinin yanı sıra eğitim olanaklarından da uzun süre uzak kalmışlar. Cumhuriyet ile birlikte ilk el atılan alanlardan biri eğitim olmuş. İşte Halit Bey İlkokulu bu süreçte Değirmendağı'nda açılan ilk okullardan biri.\nOkulun adı, genç Cumhuriyetin dinamik öncülerinden Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey'in babası Halit Bey'den geliyor. Okul, 17 Eylül 1927 tarihinde Mustafa Necati, İzmir Valisi Kazım Dirik, vilayet bürokratları, İstanbul darülfünun hocaları ve halkın katılımıyla, parlak bir törenle açılmış. Açılış sonrasında, okulda ayrıca 250 fakir çocuğun sünneti gerçekleştirilmiş.\nOkul binası ulusal mimari akımını yansıtan bir tarzda inşa edilmiş. Ancak o dönemde inşa edilen okul binalarının çoğu gibi, süreç içinde yenilenerek orijinal karakterini kaybetmiş. Halit Bey İlkokulu, mimarisiyle olmasa da ismiyle bize hala Cumhuriyet'in heyecanlı eğitim idealini hatırlatıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ÇAHABEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Halit Bey İlkokulu","BOYLAM":27.12728159662,"YOL":"384"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"6","ENLEM":38.4199317434,"ACIKLAMA":"Konak İlçesi, Ahmetağa Mahallesi, 864. Sokak, No: 8 ve No: 6 adresi üzerinde bulunan fabrika yapısı 366 metrekarelik parsel alanına sahip. Hamdi Dalan tarafından 1941 yılında kurulan fabrika prinalı sabun üretimi yapmakta. Taş ve tuğladan üç kat olarak inşa edilmiş, üçüncü katında demir parmaklık ve iki pencere açılmış, kepenkleri kaldırılmıştır. İkinci kat pencereleri de aynı özellikte; ancak alınlıklarında dekoratif olarak tuğla kullanılmış. Şirvan katın penceresi demir kepenkli. Birinci katta üç büyük giriş olup, giriş kapıları demir aksamlıdır. Ayrıca bu kattaki bir pencere de duvar örülerek kapatılmıştır. 863. Sokak cephesindeki üst katta demir parmaklıklı yedi pencerenin kepenkleri kaldırılmış. Alt katta dört tane demir kepenkli pencere bulunuyor. Yapı GEEAYK tarafından 20.6.1981 tarih ve 2954 sayılı karar ve TKTVYK tarafından 17.7.1987 tarih ve 3509 sayılı karar ile tescillenmiştir. Günümüzde 29 yıllığına Konak Belediyesi'ne devredilen yapı Kemeraltı Koruma Amaçlı İmar Planı'nda sosyokültürel alan olarak görülüyor. Konak Belediyesi restorasyonunun yapılması ve yapının 'Hamdi Dalan Sabun Müzesi' olarak kullanılması kararı almıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Hamdi Dalan Sabun Fabrikası","BOYLAM":27.132354266003,"YOL":"864"},{"ILCE":"TİRE","KAPINO":"15","ENLEM":38.084154668437,"ACIKLAMA":"İzmir, Tire ilçesi Yeniceköy semtinde bulunan bu cami Hamza Ağa tarafından 1684 yılında yaptırılmıştır. Cami ile birlikte medrese, han, hamam, dergâh, sıbyan mektebi ve imaret gibi yapıların eklendiği kaynaklardan öğrenilmektedir.Vakıf kayıtlarından caminin bulunduğu yer Tabak Sinan Mahallesi görünürken, Yeniceköy caminin bulunduğu arsa üzerinde AHİ TABAK SİNAN mescidi bulunmakta imiş.Harap hale gelen mescid Hamza Ağa tarafından yıktırılıp temelden yeniden yaptırmıştır. Cami; Yeni Cami, Yalınayak Camileriyle benzer özellikler taşır.Cami 1897 yılında esaslı bir onarım geçirmiştir.Cami bahcesindeki hazirede Hamza Ağa ve caminin onarımını yaptıran KİRİÇCİZADE ŞERİF ALİ AĞA nın mezarları bulunmaktadır.Hamza Ağanın mezar kitabesinden camiyi yaptırdıktan üç yıl sonra vefat ettiği anlaşılmaktadır. Cami Tirenin üçüncü büyük haremli camisidir.Kubbe onikigen bir kasnağa otururken çağdaşları Yeni Cami ve Paşa Cami gibi dıştan payandalarla desteklenmiştir.Özellikle Minberi Yalınayak ve Yeni cami örneklerine benzeyen mükemmel mermer işçiliğine sahiptir.Geometrik desenlerin yanı sıra rumi, palmet ve yıldız motifleriyle zenginleştirilmiştir.Diğer taraftan ayetsel ve gül bezek dolaşımları ağır başlı bir süslemenin örnekleri durumundadır.Mermer söveli olan harem kapısının ahşap işçiliği dikkat çekicidir.","ILCEID":"997","MAHALLE":"KETENCİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Hamza Ağa (Yeniceköy) Camii","BOYLAM":27.727732988901,"YOL":"ŞEHİT İSA YÜKSEL"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"7","ENLEM":38.420464295655,"ACIKLAMA":"Basmane'nin kalbi olan meydana adını veren, İzmir'in en eski camilerinden Hatuniye Camii.\nKentte kadınlar tarafından yaptırılmış iki tarihi camiden biri olan Hatuniye Camisi'nin banisi Tayyibe Hatun. Tayyibe Hatun, Kemeraltı Camii'nin banisi Yusuf Çavuşzade Hacı Ahmet Ağa'nın annesi. Caminin yapılış hikâyesi, güney cephesinde yer alan büyük bir mermer üzerinde aktarılmış. İnşa kitabesi olmasa da Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde adının geçmesi, bize 1670 yılından önce yapıldığının bilgisini verir.\nHatuniye Camisi, kare planlı ve tek kubbeyle örtülü harim mekanının batısına bir bölüm daha eklenerek genişletilmiş. Sonradan eklenen bölüm ile tek kubbeli ana mekan arasında geçiş, büyük yuvarlak bir kemer ile sağlanmış.\n18. ve 19. yüzyıllarda yapılan onarımların yanı sıra 1965 yılında da mahalli derneklerin yardımıyla kapsamlı bir onarım geçirmiş. Yapılan ekleme ve onarımlar nedeniyle orijinal görüntüsünü günümüzde maalesef yitirmiş.\nCaminin eski avlusu ve avlusu içerisinde yer alan medrese ile çevresindeki evler istimlak edilerek yıkılmış ve park haline getirilmiş. Günümüzde bu parkın köşesinde yer alan caminin avlusu artık yok.\n18. yüzyıl mimari karakterine sahip minaresi, silindirik gövdeli ve tek şerefeli. Mihrabı yuvarlak bir niş şeklinde. Son cemaat mahallinin üzeri beş küçük kubbe ile örtülmüş ve zemini kesme taşla kaplanmış.\nHatuniye Camii, alçı süslemeleri ile Batılılaşma döneminin başarılı örnekleri içerisinde yer alıyor. Mihrabında, harimindeki iki kubbede ve ahşap malzemeden yapılmış minberindeki Barok karakterli süslemeler altın yaldızla boyanmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKINCI","MAHALLEID":null,"ADI":"Hatuniye Camii","BOYLAM":27.141201010788,"YOL":"943"},{"ILCE":"BORNOVA","KAPINO":"2\/1","ENLEM":38.466842687463,"ACIKLAMA":"Adını, eskiden girişinde bulunan havuzdan almaktadır. Bir süre tiyatro olarak da hizmet veren bina, henüz Bornova Ovası'nın hayatta olduğu 1950'lerde çiftçilerin dinlenme mekanıydı. Çiftçiler hayvanlarını kahvenin önündeki demir halkalara bağlayıp burada çay içerlerdi. Havuzlu Kahve günümüzde ise kafe olarak hizmet vermektedir.","ILCEID":"2","MAHALLE":"ERGENE","MAHALLEID":null,"ADI":"Havuzlu Kahve","BOYLAM":27.218444513277,"YOL":"544"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"36","ENLEM":38.425189328705,"ACIKLAMA":"Yaptıran ve Mimarı bilinmemektedir. Dikdörtgen plan şemasına sahiptir. Doğu cephenin kuzey köşesindeki yıkılan alandan kabayonu taş ve tuğlayla inşa edildiği görülmektedir. Yapıya batı cephedeki taş söveli ve lentolu açıklıktan girilmektedir. Soyunmalık mekânı orijinal kurgusunu kaybetmiştir. Enine dikdörtgen planlı ılıklık mekanının üzeri aynalı manastır tonozuyla örtülmüştür. Kare plan şemasına sahip sıcaklık mekanının örtü sistemi tromp geçişlere sahip kubbedir. Mekânın ortasında köşeleri pahlanmış kare şekilli göbek taşı bulunmaktadır. Yapının üzeri dıştan kiremit kaplı kırma çatıyla örtülüdür.\nBirkaç sene öncesine kadar özgün işlevini sürdüren yapı günümüzde kullanılmamaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HİLAL","MAHALLEID":null,"ADI":"Hilal Hamamı (Tepecik)","BOYLAM":27.157311025204,"YOL":"1215"},{"ILCE":"KİRAZ","KAPINO":"","ENLEM":38.241926373918,"ACIKLAMA":"\nİzmir ili, Kiraz İlçesi Hisar Köyü Köyiçi Mevkiindeki Asar Kalesi surları, köy iskânı içinde kalmış ve birçok yapılar sur duvarlarına yaslanmış durumdadır. Kalenin sur ve burçlarından çoğu yıkılmış olup, ayakta kalabilenler ise kalenin güneybatı kısmında bulunmaktadır. Kalenin iç kısmında yoğun bir yapılar grubu bulunmakta, ayrıca mevcut sur duvarlarını dıştan güney doğu yönünde yapılar çevrelemektedir. Gerek içten gerek dıştan bazı yapılar sur duvarlarına bitişik durumdadır. Kale, kaba ve moloz taşlardan harç kullanılarak inşa edilmiştir. Roma-Bizans dönemi eseri olan Hisar Kalesi, Aydınoğlu Beyliği ve Osmanlı Devleti dönemlerinde onarım görmüştür . K.K.KARARLARI: G.E.E.A.Y.K.'nun 14.11.1981 tarih ve A-3200 sayılı kararı ile tescil edilmiştir.","ILCEID":"994","MAHALLE":"HİSAR","MAHALLEID":null,"ADI":"Hisar Kalesi","BOYLAM":28.19006171975,"YOL":"KOCAHİSAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"24\/1","ENLEM":38.427546030204,"ACIKLAMA":"İzmir ilinin Konak ilçesinde 1922 yılı büyük yangınından önce, Frenk Caddesi'nin Mahmudiye (Yaladika) adını taşıyan bölümünde bulunan Aya Fotini Ortodoks Rum Kilisesi; 1658 yılında deniz kıyısında inşa edilmiş,1688 depreminde yıkıldıktan sonra 1690'da yeniden yapılmıştır. 1922 yılında yaşanan büyük yangında tamamen yanarak harabeye dönmüş ve yıkılmıştır. Eski Saat kulesi\nKilisenin çan kulesi İsa'nın 33 yaşında ölmesine atfen 33 metre yüksekliğinde inşa edilmiştir ve inşa edildiği dönemde İzmir'in en yüksek yapısı unvanını almıştır. 1893 yılında monte edilen saatle saat kulesi olarak da kullanılmaya başlayan kulenin İzmir’deki yıkılışından sonra günümüzde Yunanistan'ın Nea Smirni (yeni İzmir) kentinde yeniden inşa edildi. lerleyen yıllarda Metropolit olur ve İzmir'de yaşayan Rumların sembolü haline gelir. Zamanla kıyının doldurulması sonucu içeride kalan kilisenin Hazreti İsa'nın ölüm yaşıyla bağlantılı olarak 33 metre yüksekliğinde olan çan kulesi 1856'da dikilir. İzmir'in en yüksek binası olması nedeniyle İzmir Rumlarının övünç kaynağı olan çan kulesine 1892 de büyük bir saat eklenmiştir. Günümüzde aynı adı taşıyan modern Ortodoks kilisesinin aynı adı taşıması dışında bu yapıyla bir bağı yoktur.","ILCEID":"21","MAHALLE":"İSMET KAPTAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Hollanda (Flemenk Protestan) Kilisesi","BOYLAM":27.14009422206,"YOL":"SEZER DOĞAN"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"48","ENLEM":38.424161540152,"ACIKLAMA":"1922 yılındaki yangından geriye kalan ender binalardan birisi olan ve bugün İl Kültür ve turizm Müdürlüğü binası olarak kullanılan yapı, 'romantik süsleme akımı' olarak anılan 'Art Nouveau' stilinin yansımalarını taşır. 'Körfezin gelini'ni 'Ateşin gelini'ne çeviren yangın hiç kuşkusuz İzmir kentinin mekansal görünümünde onulmaz yaralar açar. Kentin zenginliğini sağlayan ticaretin kalbinin attığı Gümrük ile Pasaport arasındaki alanda bulunan birçok bina da yangında kül olur. Bu bölgede ayakta kalan ve günümüze kadar gelen ender yapılardan biri de günümüzde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak hizmet veren binadır.\nTarihçe\n1891'den 1919'a kadar İzmir Ticaret Borsası olarak etkinliğini sürdüren, işgal yıllarında Yunan Milli Bankası olarak kullanılan ve işgalin sona ermesinden sonra çok uzun yıllar İzmir Merkez Postanesi ve Paket Postanesi olarak hizmet veren iki katlı yapı 1890 - 1910 yılları arasında tüm Avrupa'yı etkisi altına alan ve 'romantik süsleme akımı' olarak anılan Art Nouveau stilinin yansımalarını taşır. İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşundan dört gün sonra 13 Eylül 1922 günü Basmane semtinde başlayan yangın, güneyden sahile doğru esen rüzgarın da etkisiyle hızla yayılıp kentin dörtte üçünü tahrip eder.Ermeni Mahallesi tamamen yanarken, Rum ve Levanten mahallelerinin büyük bir kısmı da yok olur; Frenk mahallesinden yalnızca Belle Vue (Kordon) üzerindeki yapılardan bazıları ayakta kalır. Kordon'da faaliyet gösteren Avcılar Kulübü, Sporting Club ve Tiyatrosu, İzmir'in ilk sineması olan Pathe Sineması, Kraemer Tiyatrosu, İzmir'in en ünlü otellerinden Hotel Huck, Kraemer Palas ve Hotel Smyrna Palas, Club de Paris ve Club de Jardin gibi kentin sosyal ve kültürel yaşamında önemli yer tutan yapılar da çaresizce alevlere teslim olur.Kıyı boyunca yaklaşık iki buçuk kilometre uzunluğunda ve bir kilometre enindeki bir bölgeyi etkisi altına alan yangın, geriye 2,5 milyon metrekarelik simsiyah ve korkunç bir harabelik bırakır. 'Körfezin gelini'ni 'Ateşin gelini'ne çeviren yangın hiç kuşkusuz İzmir kentinin mekansal görünümünde onulmaz yaralar açar. Kentin zenginliğini sağlayan ticaretin kalbinin attığı Gümrük ile Pasaport arasındaki alanda bulunan birçok bina da yangında kül olur. Bu bölgede ayakta kalan ve günümüze kadar gelen ender yapılardan biri de günümüzde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak hizmet veren binadır.1891'den 1919'a kadar İzmir Ticaret Borsası olarak etkinliğini sürdüren, işgal yıllarında Yunan Milli Bankası olarak kullanılan ve işgalin sona ermesinden sonra çok uzun yıllar İzmir Merkez Postanesi ve Paket Postanesi olarak hizmet veren iki katlı yapı 1890 - 1910 yılları arasında tüm Avrupa'yı etkisi altına alan ve 'romantik süsleme akımı' olarak anılan Art Nouveau (*) stilinin yansımalarını taşır. Binanın dış cephesinde, dövme demir parmaklık elemanları, çarpıcı kapı saçağı ve söveleri çevreleyen bezemeler de Art Nouveau stilinin tipik ve çarpıcı örneklerindendir.Giriş katında duvarlara gömülü büyük demir kasalar binanın borsa ve banka olarak kullanıldığı dönemlerin adeta tanığıdır. Binanın giriş katında görülen, dokuz adet koçboynuzunu anımsatan İon tarzı başlıklı ve yivli gövdeli dökme çelik sütunlar sadece üst kata destek sağlamayıp aynı zamanda mekana tarihsel bir hava da vermektedir. Giriş katının yüksek tavanları dikkat çekici yoğun alçı süslemelerle bezenmiştir.Süslemelerde yumurta-ok silmelerinin, meander motiflerinin -ki adını Ege Denizi'ne kıvrıla kıvrıla akan ve eski adı Meandros olan Menderes Nehri'nin kıvrımlarından alan bir çeşit dik açılı ya da yuvarlak kıvrımlı süslemelerdir- ve palmetlerin cömertçe kullanıldığı görülmektedir. Ferforje avizelerin sarktığı alçı bezemeli tavan göbekleri iç mekanı zenginleştiren diğer unsurlardır.Birinci kata, ahşap bir merdivenle çıkılmakta ve merdiven korkuluklarında hoş yaprak motifleri göze çarpmaktadır. Ulaşılan camekanlı giriş kapısında ise geometrik formlar mevcuttur. Binanın birinci katının tavanlarında yine alçı süslemeler ve pencerelerdeki dövme demir parmaklıklar dikkat çekicidir.Uzun yıllar Paket Postanesi olarak kullanılan bina, 1996 yılında dönemin Turizm Bakanı Işılay Saygın'ın girişimleriyle Turizm Bakanlığı'na kazandırılmış ve iki yıllık bir restorasyon işlemi sonucunda 1998 yılının Temmuz ayında İl Turizm Müdürlüğü olarak hizmete girmiştir.İkinci derece sit kapsamında olan binanın restorasyonu Turizm Bakanlığı'na mensup teknik elemanlar tarafından özveriyle gerçekleştirilmiş ve onarım çalışmaları sırasında taban döşemelerinden tavan süslemelerine kadar her şeyin aslına uygun yenilenmesine dikkat edilmiştir.* Art Nouveau: 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında, Avrupa'da 'Herkes için sanat, her yerde sanat' sloganı ile ortaya çıkan Art Nouveau (Ar nuvo olarak okunur ve Fransızca 'Yeni Sanat' anlamına gelir) dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların, çiçek ve bitki desenlerinin, vitrayların sık sık kullanıldığı bir mimarlık akımıdır. Klasizme sırtını dönen Art Nouveau sanatçıları ilhamı öncelikle doğada aramışlar, bitkisel motifleri, kadın figürlerini, kıvrılan bükülen çizgileri akımın etkilediği her alanda kullanmışlar, bitkileri ve hayvanları düzenli kompozisyonlarda statik bir formda kullanan eskilerin aksine doğanın dinamik kuvvetlerini dile getirilmeye çalışmışlardır. Demirin yapı malzemesi olarak kullanılması (1889 Paris Fuarı için yaptırılan Eiffel Kulesi) mimari için önemli bir devrim hareketi olmuştur. Demir; metro girişlerinde, yapıların değişik bölümlerinde, günlük yaşam araç ve objelerinde hem fonksiyonel hem de süs olarak (ferforje) değerlendirilmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü (Eski Paket Postanesi)","BOYLAM":27.131526150745,"YOL":"ATATÜRK"},{"ILCE":"ÖDEMİŞ","KAPINO":"","ENLEM":38.256561841547,"ACIKLAMA":"Ödemiş ili Birgi kazasında bulunan bu medreseyi Sultan II. Selim in hocası Birgili Ataullah Efendi tarafından 1570 yılından önce yaptırmıştır.\nMedresenin açık revakını üç taraftan çevreleyen yedi hücresi ve hücrelerinde ocak, pencere ve nişleri vardır.\nMedrese, burada müderrislik yapan İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi adıyla anılır.\nGünümüzde bu mekan alışveriş merkezi ve el sanatları tanıtımı ile satışının yapıldığı bir yer olarak kullanılmaktadır.","ILCEID":"998","MAHALLE":"BİRGİ","MAHALLEID":null,"ADI":"İmam-ı Birgivi (Ataullah Efendi ) Medresesi","BOYLAM":28.067759236245,"YOL":"İMAM-I BİRGİVİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"2\/2","ENLEM":38.419137575429,"ACIKLAMA":"Bulunduğunuz sokağa yakın zamana kadar adını vermiş olan bir noktadasınız şimdi.\nİplikçi İsmail Dede Türbesi'nin küçük haziresinde, çoğu toprağa gömülmüş olan sekiz mezar taşı bulunuyor. Müderris Ali Efendi ile iki kızına ve Feyzullah Efendi'ye ait mezar taşları bunlardan bazıları. Hazirede tespit edebilen en eski tarihli mezar taşı ise İzmiri İsmail Efendi'ye ait olup Hicri 1123 (Miladi 1711) tarihli.\nTarihçe\n\nHazireler genellikle cami, medrese gibi bir kuruluşun çevresinde oluştuğundan, İplikçi İsmail Dede Türbesi de 1711 tarihinden önce inşa edilmiş olmalı. Bitişiğinde bulunan eski Merdivenli Medrese'nin de 'İsmail Efendi Medresesi' olduğu tahmin ediliyor.\nTürbeyle birlikte avlunun etrafında sıralanmış bir mescit ve çeşitli mekânlar yer alıyor. Türbenin üzerine sonradan yapılan ve yer yer dökülen sıvaların arasından, duvarların devşirme bloklar ve kırma taşlarla inşa edildiği anlaşılmakta. Kare planlı türbenin üzeri, sekizgen bir kasnağa oturan, yarım küre şekilli bir kubbe ile örtülmüş. Kubbenin dış yüzeyi alaturka kiremitlerle kaplanmış. Kasnak ile kubbe arasındaki tek sıra tuğla ile oluşturulan kirpi saçak büyük ölçüde tahrip olmuşken, gövde üst hizasında yer alan saçak ise tamamen yok olmuş.\nHazireyi çevreleyen yüksek duvarın güney yüzü üzerinde taş söveli, yuvarlak kemerli bir giriş açıklığı yer alıyor. Önceleri burada bir çeşme olduğu, çeşme aynasının tahrip olmasından sonra ortaya çıkan kemerli açıklığın hazireye girişi sağlayan bir kapıya dönüştürüldüğü söyleniyor. Kemer ayaklarının iki yanında testi sekileri ise halen görülebiliyor.\n1970'li yıllarda İzmiri İsmail Efendi'nin mezar taşıyla birlikte sandukası kaldırılarak kubbe içten ahşap bir tavanla kapatılmış. Bir depoya dönüştürülen yapı defineciler tarafından da tahrip edilmiş. Bugün, türbe ve çevresindeki diğer yapılar ne yazık ki harap durumda.","ILCEID":"21","MAHALLE":"PAZARYERİ","MAHALLEID":null,"ADI":"İplikçi İsmail Dede Türbesi ve Haziresi","BOYLAM":27.142346552239,"YOL":"956"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"","ENLEM":37.951139354489,"ACIKLAMA":"İzmir ili Selçuk ilçesinde, Ayasuluk Kalesi ile St. John Kilisesinin bulunduğu tepenin yamacında bulunan bu hamam İsa Bey Camisi ile birlikte yapılmıştır. Kitabesi günümüze gelemediğinden, yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber caminin yapım kitabesine dayanılarak h. 776 (1375) yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.Hamam kesme taş ve tuğladan yapılmış olup, klasik Türk hamamlarının özelliklerini yansıtmaktadır. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklıktan meydana gelmiştir. Bütün bu bölümler pandantifli kubbelerle örtülmüş olup, kubbe kasnaklarında stalaktitli bir friz çepeçevre dolaşmaktadır.","ILCEID":"10","MAHALLE":"İSA BEY","MAHALLEID":null,"ADI":"İsa Bey Hamamı","BOYLAM":27.365455499871,"YOL":"1055"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"15","ENLEM":37.950152965681,"ACIKLAMA":"İzmir ili, Selçuk ilçesi, Atatürk Mahallesi 1051 Sokak No: 19 da olan yapı Selçuklu Dönemi eseridir. 1365 yılında İsa Bey Hamamı ile beraber yapıldığı sanılmaktadır. Aydınoğlu Beyi İsa Bey tarafından yaptırılan imaret, dikdörtgen planlı ve 8,40 X 3,30 m ölçülerinde olup, 110 metrekare alanı kaplamaktadır. Taşıyıcı duvarlar 1.00 m. Kalınlığındadır. Dışı taş ve tuğla ile örtülü duvarların köşelerinde antik taşlar kullanılmıştır. Ön cephede biri dar, biri geniş iki açıklık vardır. Geniş olanın üstündeki kemer yıkılmış ve üst kısmında tuğla süslemeli bir girinti vardır. Bu kapının güneyinde daha dar bir açıklık vardır. Kemerli olan bu açıklık pencere veya ikinci bir kapı olabilir. Üst yapıda ilk olarak göze çarpan kısım taş ve tuğla ile yapılmış kubbe kasnağıdır. Kapıdan girilince yapının iki bölümlü olduğu anlaşılıyor. Bu iki bölümü birbirinden ayıran ortadaki tek sütun ve iki yanındaki kemerdir. Efes'ten getirildiği tahmin edilen granit sütun üzerine başlık olarak antik bir sütun kaidesi yerleştirilmiştir. Sütun üzerinden kuzey ve güneye açılan, birbirinin simetriği 3,65 m Yüksekliğindeki iki kemer, kuzey ve güney nişler üzerine oturmaktadır. Yapı 1965 ve 1990 yıllarında restore edilmiş olup şu an AYASULUK KÜTÜPHANESİ olarak işlev görmektedir.","ILCEID":"10","MAHALLE":"ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"İsa Bey İmareti (Ayasuluk Kitaplığı)","BOYLAM":27.36779262976,"YOL":"1051"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"132","ENLEM":38.416028915516,"ACIKLAMA":"İzmirlilerin hafızalarına eski İstiklal İlkokulu olarak kazınmış kentin en eski ilkokullarından birinin binası burası. Okul, İstiklal Erkek Numune Mektebi adıyla 1922 yılında açılmış.\nKaba yonu taş ve tuğla malzemeyle inşa edilen yapının cephe köşelerinde düzgün kesme taş kullanılmış. Üstü Marsilya kiremit kaplı ahşap kırma çatıyla örtülmüş. Arazi eğimi nedeniyle Kestelli Caddesi'ne bakan cephesi zemin üzerine bir katlı olarak algılanırken, İkiçeşmelik Caddesi'nden bakıldığında ise tek katlı olarak görünüyor. Okulun ön bahçesinin bir bölümü 1962-1963 yıllarında İkiçeşmelik Caddesi'nin genişletilmesi sırasında yıkılarak yok olmuş.\nTarihi bina, uzun yıllar boyunca ikinci el eşya alım-satım işi yapan spotçulara depo olarak kiralanarak kaderine terk edilmiş. 2016 yılında Konak Belediyesi'ne tahsis edilen tescilli yapının restorasyon çalışmalarına yakın zamanda başlanıyor. Tarihi İstiklal Okulu'nun Kentimiz İzmir Derneği tarafından Yenilikçi Öğrenme Merkezi olarak kapılarını yeniden eğitim için çocuklara açacak olması ise mutluluk verici.","ILCEID":"21","MAHALLE":"TAN","MAHALLEID":null,"ADI":"İstiklal Okulu","BOYLAM":27.134917824724,"YOL":"EŞREFPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"476\/5","ENLEM":38.395399084032,"ACIKLAMA":"İzmir Amerikan Koleji, 1878 yılında İzmir'de kurulmuştur. Okul ilk kurulduğunda Basmane semtinde ikamet ederken, 1923 yılından itibaren İzmir'in Göztepe semtinde bulunmaktadır. İlk kurulduğu tarih olan 1882 tarihinde sadece kızlara yönelik bir misyoner okulu olarak faaliyet göstermeye başlamıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÖZTEPE","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Amerikan Koleji","BOYLAM":27.09071913948,"YOL":"İNÖNÜ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"31","ENLEM":38.429617506705,"ACIKLAMA":"İzmir Atatürk Lisesi 1888 yılında, bugün İl Vilayet Konağının yanında, Konak Kaymakamlığının bulunduğu yerdeki İzmir Adliyesinin bulunduğu binada (bu bina 1977 de kaymakamlık binasının yapılması için İç İşleri Bakanlığınca yıktırılmıştır) 5 senelik idadi mektebi olarak 120 öğrenci ile eğitime başlamıştır. İlk müdür aynı zamanda tarih ve coğrafya öğretmeni olan Abdurrahman Bey dir. 1890 da 7 senelik idadi olmuştur. Emrullah Efendi'nin Milli Eğitim Bakanlığı zamanında 29 Ekim 1910 tarihinden Cumhuriyet dönemine kadar sultani (lise) olmuştur.\nTarihçe\nİzmir'in Yunanlılar tarafından işgali sırasında eğitim-öğretime ara verilmişse de Cumhuriyet Dönemine kadar Mekteb-i Sultani olarak İzmir gençlerine eğitim-öğretim hizmeti sunmuştur. Bu süre içinde Halit Ziya Uşaklıgil, Ahmet Haşim, Mahmut Esat, Selim Sırrı, Mustafa Rahmi, Ahmet Adnan Saygun, eski başbakanlardan Şükrü Saraçoğlu ve daha birçok değerli şahsiyet öğretmen olarak görev yapmıştır.Cumhuriyet Dönemi ile beraber 1922-1923 ders yılı sonunda sultanilerin adı lise olmuştur. Sırası ile İzmir Erkek Lisesi, İzmir Birinci Erkek Lisesi, nihayet 1942 de İzmir Atatürk Lisesi adlarını almıştır. Lisenin Cumhuriyet Dönemindeki ilk müdürü okulun mezunlarından Rıdvan Nafiz Bey'dir.Adını aldığı Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, 1931 yılındaki İzmir ziyaretinde, 1 Şubat tarihinde İzmir Erkek Lisesinde matematik dersi vermiştir.1993-94 Eğitim-öğretim yılında Yabancı Dil Ağırlıklı Lise olan okul, l997-1998 eğitim-öğretim yılında da Anadolu Lisesi olmuştur. MEB izniyle tarihi değerlerinden dolayı Anadolu ibaresi kullanılmamaktadır.Bina TarihçesiYunan işgali sırasında, Yunanlılar tarafından adliye binası haline getirilmiş; daha sonra Türk ordusu İzmir i Yunanlılardan boşalttıktan sonra hükümet tarafından adliye binası olarak kullanılmıştır. Bugünkü bina Rumlar tarafından gündüzlü kız okulu olarak inşa edilmiştir. Bina Rumlardan Türklere geçtiği zaman 3 katlı bir bina durumundaydı. Dış sıvası ve bahçesi yoktu. Etraf yangın harabeleri halindeydi.Eski başbakanlarından Şükrü Saraçoğlu ve Şemsettin Günaltay, İzmir Atatürk Lisesinde okudu.Türkiye'nin 5 inci Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar, lise öğrenimini o zamanki adıyla İzmir İdadisi olan okulda tamamladı. 1925-1929 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı yapan Mustafa Necati Uğural ve aynı görevi 1932-1933 yıllarında yürüten Reşit Galip de bu okulda öğrenim gördü.56. ve 57. hükümetlerde Milli Eğitim Bakanlığı yapan Metin Bostancıoğlu, okulda bir süre eğitim alanlardan. Eski Milli Savunma Bakanlarından İlhami Sancar, İçişleri Bakanlarından Hilmi Uran, Maliye Bakanlarından Sümer Oral, Adalet Bakanlarından Mahmut Esat Bozkurt ve Osmanlı Meclis-i Mebusanında Meclis Başkanı olarak görev yapan Halil Menteşe de okulda eğitim gören ünlülerdendir.Genelkurmay Başkanlığı yapan Kazım Orbay ve Memduh Tağmaç, yazar Necati Cumalı, şair Attila İlhan, ünlü kalp cerrahı Siyami Ersek, müzikolog ve devlet sanatçısı Ahmet Adnan Saygun, yazar Samim Kocagöz ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener de bu okulda eğitim almış isimler arasındadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KÜLTÜR","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Atatürk Lisesi","BOYLAM":27.140282110388,"YOL":"ŞAİR EŞREF"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"4","ENLEM":38.430433357634,"ACIKLAMA":"(1937-1942) Cumhuriyet Kız Enstitüsü’nün açık bir alan tanımlayan birkaç bloktan oluşması planlanmıştır; ancak inşaat 1942 yılında yarım kalmış, sadece Vasıf Çınar Bulvarı’na paralel doğrultuda yerleşmesi düşünülen uzun  bloğun bir kısmı inşa edilebilmiştir.\n \nGeniş bir bahçe içinde yer alan yapı, yükseltilmiş ve düzgün kesme taşla kaplanmış bodrum kat üzerine sıvalı üç kat olarak tasarlanmıştır. Dersliklerin koridorun iki yanında sıralanmasıyla şekillenen basit bir kat planı şemasına sahip olan yapının güneye bakan cephesinde merdivenli bir giriş bulunmakta, girişteki salondan dersliklere ulaşan koridora geçilmektedir. Üst katlara bağlanan ana merdiven de bu salondadır.\n \nDüzgün aralıklarla yerleştirilen pencereler cepheye yalın ve işlevselci bir karakter vermiştir. Taut’un Türkiye’deki diğer okul yapılarında pencerelere yerleştirdiği güneş siperleri bu yapıda bulunmamakta, bunlar yerine geniş saçaklı çatı üçüncü kat için gölgeleme görevi görmektedir.\nİzmir’in Alsancak semtinde inşa edilen Kız Enstitüsü, erken Cumhuriyet döneminin eğitim alanındaki atılımları içinde önemli bir yer tutan ve Anadolu’nun birçok şehrine yayılan kız meslek okullarının bir örneğidir. İç ve dış tasarımında sahip olduğu yalın çizgilerle de döneminin işlevselci mimarlık estetiğini örneklemektedir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KÜLTÜR","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Cumhuriyet Kız Enstitüsü","BOYLAM":27.13845834075,"YOL":"VASIF ÇINAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"37","ENLEM":38.416536447684,"ACIKLAMA":"Milli Kütüphanenin yanındaki Elhamra Sineması 1922-1926 yıllarında yapılmıştır. Neo-Klasik üsluptaki bu yapı günümüzde İzmir Devlet Opera ve Balesi olarak kullanılmaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Devlet Opera ve Balesi Elhamra Sahnesi","BOYLAM":27.129562670918,"YOL":"MİLLİ KÜTÜPHANE"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"110\/1","ENLEM":38.41467883468,"ACIKLAMA":"Mithatpaşa Caddesi'nde Vali Kazım Dirik'in isteğiyle yapımına 1925 yılında başlanmış olan yapı 1. Ulusal Mimarlık Akımı eserlerinin iyi örneklerinden biridir.1927'de Türk Ocağı, 1932 de Halk evi olarak kullanılmıştır. 1957 yılında zamanın belediye meclis üyesi ve gazeteci Sabri Süphandağlı'nın girişimleriyle Devlet Tiyatro sahnesi şekline dönüştürülen yapıda, İzmir Devlet Tiyatro yerleşik düzenine 1971 yılında geçilmiştir. İki katlı üzeri kubbeli olan Neo-Klasik üsluptaki yapı günümüzde İzmir Devlet Tiyatrosu olarak kullanılmaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YEŞİLTEPE","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Devlet Tiyatrosu","BOYLAM":27.12357852878,"YOL":"MİTHATPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"331\/15","ENLEM":38.424365259437,"ACIKLAMA":"İlk olarak 1910-1916 yılları arasında İzmir Limanı’na gelen gemilerde bulaşıcı \nhastalığı tespit edilen kişilerin tecriti amacıyla Belediye tarafından yaptırılan barakalarda 10 yatakla Tecrithane hizmeti \nverilmiştir. 1912-1913 Balkan Savaşında \nmeydana gelen kolera salgınında tecrithaneden karantina olarak yararlanılmıştır. \n· 1916 yılında Muhasebe-i Hususiye (Özel \nİdare) tarafından ilk bina yaptırılarak 25 \nyatakla hizmet verilmeye devam edilmiştir. \n· 1924 yılına kadar İzmir Belediyesi’nin \nhimayesinde hizmet verilmiştir. Tecrithane \ndaha sonra Belediyeye devredilmiştir.\n· 1924 yılında hastanenin yatak sayısı \n50’ye çıkarılmış, hastane kimliği kazandırılmış ve Hudut ve Sahiller (Sahil Sıhhıye) Genel Müdürlüğüne devredilmiştir. \nİzmir Emraz-ı Sariye ve İstilaiye Hastanesi adı verilmiştir. Dahiliye, Hijyen ve \nBakteriyoloji Uzmanı Dr. Ekrem Hayri \nÜstündağ hastanenin ilk başhekimi olarak \ngörev yapmıştır (1924-1928). \n· 1928 yılında Bakteriyoloji Laboratuvarı \naçılmıştır. 1933 yılında bir Bakteriyolog \natanmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİŞEHİR","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Emraz-ı Sariye ve İstilaiye Hastanesi","BOYLAM":27.164075736644,"YOL":"GAZİLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"47","ENLEM":38.412840564995,"ACIKLAMA":"Cumhuriyet'in aydın ve çağdaş nesillerini yetiştirmek üzere kurulmuş önemli eğitim kurumlarından biri olan İzmir Kız Lisesi burası.\nBinanın temeli, İzmir Valisi Rahmi Bey tarafından, 1917 yılında 'İttihat ve Terakki Mektebi' yapılmak üzere atılmış. Yunan işgali sırasında kurulması kararlaştırılan İyonya Üniversitesi için Atina'dan getirilen mimar Aristotle Zachos tarafından 1919-1922 yıllarında tamamlanmış. Bina, 17. yüzyıldan itibaren Yahudi Mezarlığı olarak kullanılan alanın kamulaştırılan bir bölümü üzerine yapılmış. İnşaat sırasında burada bulunan bazı mezar taşları da yapıda kullanılmış.\nÜniversitenin sloganı 'Doğu'dan Yükselen Işık' olarak belirlenmiş. Üniversiteyi kurmakla görevlendirilen Constantin Carathéodory ünlü bir matematikçi, Carathéodory'nin babası ise Osmanlı elçiliklerinde çalışmış İstanbullu bir Rum. 10 Ekim 1922 tarihinde yapılması planlanan üniversitenin açılışı, Türk ordusunun kente girmesiyle gerçekleştirilememiş.\nBina kapılarını ilk olarak 1923 yılında İzmir Erkek Muallim Mektebi olarak açmış. Erkek Muallim Mektebi'nin Şirinyer'e taşınması üzerine, 1936 yılında İzmir Kız Lisesi'ne tahsis edilmiş. Kimya, fizik ve tabiat laboratuvarlarından çevre okulların öğrencilerinin de faydalandığı, çok değerli öğretmenlerin hizmet verdiği bir okul olmuş. 1936-1939 yıllarında okulun müdürü olan Necmettin Halil Onan aynı zamanda bir şair ve edebiyat tarihçisiymiş. 1941-1950 yıllarındaki müdürü Vedide Baha Pars ise Chicago Üniversitesi psikoloji bölümü mezunu, üstün başarılarından ötürü Kız Lisesi'ne atanan bir eğitmenmiş.\nGörkemli bir yığma taş yapı olan İzmir Kız Lisesi'nin giriş portikosundaki* mermer detayları çarpıcıdır. Okulun açılışından bugüne, lojman olarak kullanılan kule, Faik Eroğlu dersliği, yemekhane gibi eklemeler yapılmış. 12 Haziran 1985 yılında çıkan büyük bir yangın sonucunda ana bina yanmış, arşivdeki belgelerin büyük bir kısmı kül olmuş. Mezunlarının ve İzmirlilerin de verdiği destekle yapılan onarımlardan sonra 1990 yılında eğitime yeniden başlamış. 2003 yılında okulun karma lise olmasıyla adı '80. Yıl Anadolu Lisesi' olarak değiştirilmiş, ancak eski mezunların yoğun ısrarı sonucunda 'Kız Lisesi' ismi iade edilmiş.\n* Küçük sütunlarla taşınan giriş sundurması.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YEŞİLTEPE","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Kız Lisesi","BOYLAM":27.123094738706,"YOL":"MİTHATPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"2","ENLEM":38.431691631592,"ACIKLAMA":"İzmir Namık Kemal Anadolu Lisesi, kısa ismiyle Namık Kemal Lisesi veya Alsancak Namık Kemal Lisesi olarak anılan bir devlet lisesidir.\nTarihçe\nRumlara ait Evangeliki Kız Okulu olarak 1922 yılında inşa edilen bina o dönemde 'Merkez Kız Mektebi' ya da 'Kendrikon Parthenagogion' adlarıyla da anılmıştır. Cumhuriyet'in ilanından sonra 1924-25 ders yılından itibaren İzmir Kız Lisesi olarak kullanılan yapı, adı geçen okulun 1937-38 ders yılı başında Karataş'taki eski Erkek Öğretmen Okulu binasına taşınması üzerine Kültür Müdürlüğü tarafından 'Fuar günlerinde pansiyon olarak kullanılması' için Fuar Komitesi emrine verilir. Ancak kısa zaman sonra binanın İzmir Erkek Lisesi'nin ortaokul öğrencileri için şube olarak kullanılmasına karar verilir. 1939 yılı Şubat ayında da İzmir İkinci Erkek Lisesi adıyla yeni bir liseye dönüştürülür. 1942 yılı Mayıs ayında Birinci Erkek Lisesi'nin adı 'Atatürk Lisesi' olurken bu okula 'İnönü Lisesi' adı verilir. 16 Mart 1943 tarihinde İsmet İnönü'nün büstü konan ve 1952 yılı Eylül ayında adı 'Namık Kemal Lisesi'ne dönüştürülen okulda 14 Mart 1955 tarihinde yeni konferans salonu açılır. 1965 yılı Eylül ayında ortaokul bölümü kaldırılarak mevcut öğrenciler okul bahçesinde inşa edilen Barbaros Ortaokulu'na aktarılır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"MİMAR SİNAN","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Namık Kemal Lisesi","BOYLAM":27.145741587081,"YOL":"1393"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"2","ENLEM":38.418984056825,"ACIKLAMA":"Konak Meydanı'ndan başlayarak Anafartalar Caddesi boyunca devam eden, Havralar Bölgesi, Smyrna Agorası ve Hatuniye Meydanı üzerinden Antik Tiyatro ve Kadifekale'ye uzanan yürüyüş güzergâhının önemli bir noktasındasınız şimdi.\nİzmir Tarih Tasarım Atölyesi'nin faaliyetlerini yürüttüğü bu tarihi konut, Fatma ve Mustafa Hasdemir'in çocukları tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağışlanmış. İzmir Tarih Projesi kapsamında yapılan restorasyonun ardından Şubat 2015 tarihi itibariyle yeniden kapılarını açmış.\nTasarım Atölyesi, kentin günümüze ulaşmış en eski mahallelerinden birisi olan Pazaryeri Mahallesi'nde, İzmir Tarih proje alanının kalbinde yer alıyor. Burada, belediye semt sakinleri ile doğrudan temas kurabilme imkânına sahip. Yapılan çalışmalarla, kentsel sorunların uzlaşı temelli, tasarım dokunuşlarıyla giderilmesi hedefleniyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"PAZARYERİ","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Tarih Tasarım Atölyesi","BOYLAM":27.141960339726,"YOL":"946"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"16\/1","ENLEM":38.440219413923,"ACIKLAMA":"Konak ilçesinin Umurbey Mahallesi sınırları içinde, Liman Caddesi'nde konumlanıyor. Havagazı Fabrikası'nın 19. yüzyıldan 20. yüzyıl sonuna kadar uzanan gelişme evresinde sahip olduğu endüstri peyzajı; restorasyon öncesinde dökümhane, makine dairesi, idare binası, sayaç dairesi, malzeme ambarı, atölyeler, su deposu, baca, lojman, tamir atölyesi, ıslak mekanlar, su arıtma kazanı gibi birimleri kapsıyor. Yaklaşık 23 dönümlük bir arazi üzerine kurulan endüstri kompleksi içerisinde sekiz adet yapı tescillenmiş durumda.Yapılan restorasyon çalışması sonrası tesisteki tescilli yapılar yeni işlevlerine kavuşturuldu; dökümhane binası-kafeterya, makine dairesi-o kuma salonu, idare binası- tuvalet ve idari bina, teknik servis-satış birimi, atölye-restoran, yemekhane - personel binası, atölye binası-atölye ve sergi salonu, su deposu-servis birimi olarak hizmete girdi. 46,30 metre yüksekliğindeki baca güçlendirilerek yenilendi. Tesisin kimliğini oluşturan öğelerden olan 15.000 metreküp kapasiteli gazometre zemin izi yoluyla korundu, 4.000 metreküp kapasiteli gazometrenin ise bir modeli yapıldı. Yapı ölçeğindeki düzenlemeler dışında, açık hava seyir alanı, meydanlar ile süs havuzları oluşturularak, yeşil alan çalışmaları yapıldı.\n\nGünümüzde tesis kent için önemli bir kültür-sanat merkezine dönüştürüldü. Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi her yıl, çim konserleri, açık hava sineması gösterimi, resim ve fotoğraf sergileri ile şiir, tiyatro vb. atölye çalışmaları gibi birçok etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Havagazı Fabrikası ülkemiz gündeminde yeni yer edinmeye başlayan endüstri mirası yapılarının restore edilmesi konusunda hayata geçen az sayıdaki örneklerden biri.\n\nİzmir'in sembol yapılarından biri haline gelen Havagazı Fabrikası, uzun süre atıl kalmasına rağmen 2009 yılı itibariyle yeniden işlevlendirilerek kente kazandırıldı; fabrika 19. yüzyıl endüstri mimarisinin kentteki sınırlı örneklerinden biri.\nTarihçe\nKentin havagazı ile aydınlatılması girişimleri ilk olarak Fransızlar ile başlasa da yatırımcı Andre Marchais'in ölümü ile süreç sekteye uğradı. Bu girişim sonrası, İngiliz gazeteci A. Edwards kentte havagazı fabrikası kurmak için başvurdu ve 1 Kasım 1859 tarihinde fabrikayı kurup, 40 yıl işletmek üzere ruhsat aldı. Fabrika için, kömür tozlarının yığılmasını önlemek amacıyla, kentin en rüzgârlı bölgesi olan Alsancak Darağacı mevkisinde yer seçildi. Yabancı ülkelerle yapılan yazışmalar gibi bazı politik nedenlerle fabrikanın yapımına 1862 yılında başlansa da, işletmeye 1867 yılında açıldı. Üretim tesisi, merkezi Glasgow'da bulunan Lanloux and Sons fabrikası tarafından yaptırıldı. Fabrikanın yapım aşamasında hem İngiltere, hem de Almanya'dan teçhizat alındı. Kent içi havagazı nakil şebekesi önce yabancıların yaşadıkları yerlere, daha sonra Karşıyaka, Bornova ve Türklerin yaşadıkları mahallelere uzatıldı. 25 Haziran 1864 tarihinde sokaklar aydınlatılmaya başlandı, 1902'de ise kentin havagazı ile aydınlatma sistemi hayata geçirildi. 1904 yılında aydınlatma için elektriğin kullanılmasıyla, havagazı kullanımı sadece mutfaklarla sınırlı kaldı. 1907-1913 yılları arasında fabrikaya gaz soğutucu, gaz emme ve basma pompalarının yapılması gibi büyük ölçüde yenilemeler yapıldı.\n\nFabrika, ülkede yaşanan savaşa ve elektrik kullanımın artmasına karşın, Cumhuriyet döneminde de varlığını sürdürdü. Yabancı devletlerin imtiyazlarının reddedilmesiyle, 15 Eylül 1935 tarihinde belediyeye devredildi ve onarılarak hizmete sokuldu. 1940 yılında kapsamlı onarım ve bakım çalışmaları yapıldı. Çeşitli işlev değişiklikleri ile 1994 yılına kadar açık kaldıktan sonra ekonomik ömrünü tamamlayan tesis İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi kararı doğrultusunda 24 Ekim 1994 tarihinde kapatıldı. 1995 yılında fabrikaya ait birtakım teçhizat İstanbul'da bulunan Rahmi Koç Sanayi Müzesi'ne sergilenmek üzere verildi. 1990'lı yılların sonlarına doğru, belediye otobüsleri tamir ve bekleme yeri olarak kullanılmaya başlandı. Ancak bu dönemde, tesis önemli ölçüde yıpranmaya maruz kaldı. 8 Ocak 1998 tarihinde mülga İzmir 1 No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından bölgedeki diğer endüstri yapılarını da içeren 54 yapı koruma altına alındı. 2001 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmir Liman Bölgesi Kentsel Tasarım Yarışması düzenlendi ve yarışma bölgenin, tarihi yapısı ile bir bütün olarak ele alınmasını sağladı. Yarışma sonrası başlatılan planlama çalışmaları ile de tescilli alanların korunması ve çevre alanlarının yenilenmesi öngörüldü. Bu kapsamda, Havagazı Fabrikası Endüstri Yerleşkesi için, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, 2003 yılında kültür merkezi önerisinde bulunularak, alan 2005 yılında projelendirildi ve 2008 yılında restore edilerek 2009 yılı itibariyle Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi olarak kullanıma açıldı.","ILCEID":"21","MAHALLE":"UMURBEY","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası","BOYLAM":27.151852086699,"YOL":"LİMAN"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"2","ENLEM":38.424288840297,"ACIKLAMA":"Türkiye'nin ilk ticaret borsası olan İzmir Ticaret Borsasının bugün hala faaliyet gösterdiği bina, 1928 yılında özel olarak inşa edilmiştir. Sivri kemerleri, bitkisel motifli alçak kabartmaları, saten sütun ve kabaraları ile Osmanlı ve Selçuk mimarisinden esinlenmiş olan 1. Milli Mimari Döneminin İzmir'deki en önemli örneklerindendir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Ticaret Borsası","BOYLAM":27.132431925604,"YOL":"GAZİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"7","ENLEM":38.427328579348,"ACIKLAMA":"İzmir Körfezi Türkiye'nin önemli ticaret limanıdır. Bu ihtiyaçtan dolayı okulumuz 24 Şubat 1924'te lise düzeyinde \"Lisan ve Ticaret Mektebi\" olarak açılmıştır. Yatılı ve gündüzlü olarak açılan okulda ilk yıl 22 öğrenci ile eğitime başlamış, ikinci ders yılında okulun öğrenci sayısı 120'ye çıkmıştır. Bir ileri sınıf programı eklenerek 4 yıllık program uygulanmıştır. Bu programa göre okulda (Fransızca, İngilizce, Almanca, Türkçe, Edebiyat, Coğrafya, Tarih, Hat, Müzik, Beden Eğitimi, Resim, Fen Bilimleri, Ticari Kimya, Ticaret Hukuku, Ticaret Bilgisi, Ticari İletişim, Ticari Mallar, Daktilo, Mali Cebir, Mali Gönderiler ve Ticaret Tarihi) dersleri okutulmaktaydı. Son sınıf öğrencileri yarım gün okulda yarım gün işletmelerde uygulamalı eğitim almak, diploma alabilmek için işletmelerden başarı belgesi alma zorunluğu vardı.\n\nZamanında \"Yalı\" diye adlandırılan bugünkü Köprü Mahallesindeki, Sait Paşa Konağında eğitime başlayan okul, çevreden gördüğü yoğun ilgi sonucu ve öğrenci sayısının hızla artmasıyla konak okula dar gelmeye başlamıştır. Bunun üzerine 1935 yılında kent merkezine daha yakın olan Fransız Sakre-Kör kuruluşu tarafından Fransız okulu olarak kullanılan (Fransız Papaz Okulu) ve savaş yıllarında Fransızların terk ettiği ve eğitim faaliyetlerinin sona erdiği binaya taşınmıştır.\n\n1935 yılından beri aynı tarihi binasında faaliyete gösteren okul binasının inşası 1854 yılına dayanmaktadır. Fransızlara tanınan kapitülasyonlar nedeniyle, ticaretle uğraşan Fransızların yoğun ticari faaliyetleri içine bir Osmanlı liman kenti olan İzmir'in de katılmasını sağladı. 19. yüzyılın sonrasına doğru İzmir'in ekonomisinde Fransız tüccarları önemli bir yere sahip olmuşlardı. Sayıları giderek artan Fransızlar kilise örgütü niteliği taşıyan dernekler açmışlardır. Bu derneklerden bir tanesi de \"LesPeresLazaristes\"tir. Dernek 1854 yılında İzmir'de Punta denilen semtte eski Fransız Serkekör Papaz Okulu binasında bir Fransız Ticaret Mektebi açılmıştır. Okul 1891 yılından sonra Atina'da çıkarılan Kraliyet kararnamesi ile Yunanistan'daki okullara denk sayılmıştır. 1909 yılında Fransız Rum Ticaret Lisesi adı ile yabancı dilde eğitime devam etmiştir. Okul Cumhuriyetin kurulmasından sonra 1923 yılında faaliyetlerine son vermiştir. 1935 yılına kadar atıl kalan bina genç Türkiye Cumhuriyeti tarafından Fransızlardan satın alınarak, Türk Milli Eğitimine kazandırılmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"İzmir Ticaret Lisesi","BOYLAM":27.135075986968,"YOL":"AKDENİZ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"21","ENLEM":38.421643224886,"ACIKLAMA":"Kabasoğan Mescidi, 19. yüzyılda Kabasoğan ailesi tarafından küçük bir mahalle mescidi olarak inşa edilmiş.\nDüz ahşap tavanlı mescidin güney duvarı üzerinde sembolik bir minaresi buluyor. Ahşap malzemeli minberi, mihrabın sağında yerini almış. Harim duvarlarının üst sevilerinde yer alan dairesel panolarda halife ve sahabe adlarına yer verilmiş. Harimin ana bölümüne açılan, taş söveleri boya katmanları nedeniyle neredeyse algılanamayacak duruma gelmiş yuvarlak kemerli iki penceresi bulunuyor.\nMescit, bir dönem depo ve ticarethane olarak kullanılmışsa da günümüzde yeniden ibadete açılmış durumda.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HURŞİDİYE","MAHALLEID":null,"ADI":"Kabasoğan Mescidi","BOYLAM":27.140501291763,"YOL":"1301"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"221","ENLEM":38.413106347996,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALTAY","MAHALLEID":null,"ADI":"Kadifekale Yangın Kulesi","BOYLAM":27.139113242269,"YOL":"RAKIM ELKUTLU"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"5\/1","ENLEM":38.320671497678,"ACIKLAMA":"Urla yı Osmanlı topraklarına katan II. Murat ın komutanlarından Halil Yahşi Bey, fetihten sonra kendi adıyla, o dönem önemli bir yerleşim yeri olan Kamanlı semtinde bir camii, bir Türk hamamı, bir sübyan mektebi, iki çeşme ve bir hazireden (gömüt yeri) oluşan bir vakıf kuruyor. Eserlerin yapımı 14. yüzyılın başlarından, 15. yüzyıl ortasına kadar devam ediyor. Bu gün yapıtlardan, sadece Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen ve bu yıl yeniden ibadete açılan Kamanlı Camii dışında diğerleri harabe görünümünde.","ILCEID":"18","MAHALLE":"YELALTI","MAHALLEID":null,"ADI":"Kamanlı Sübyan Mektebi","BOYLAM":26.778326625011,"YOL":"KAMANLI MEVKİİ"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"5","ENLEM":38.320744650891,"ACIKLAMA":"Urla'yı Osmanlı topraklarına katan II. Murat ın komutanlarından Halil Yahşi Bey, fetihten sonra kendi adıyla, o dönem önemli bir yerleşim yeri olan Kamanlı semtinde cami, hamam, sübyan mektebi, iki çeşme ve hazireden oluşan bir külliye inşa ettirdi. Eserlerin yapımı 14. yüzyılın başlarından, 15. yüzyıl ortasına kadar devam eder. Günümüzde Kamanlı Camii dışında diğerleri harabe durumunda.","ILCEID":"18","MAHALLE":"YELALTI","MAHALLEID":null,"ADI":"Kamanlı (Yahşibey) Külliyesi","BOYLAM":26.778405481228,"YOL":"KAMANLI MEVKİİ"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"24","ENLEM":38.321753846179,"ACIKLAMA":"İzmir ili, Urla ilçesi, Yenice Mahallesi, Kapan sokakta bulunan cami Hacı Turan Cami ya da Unkapanı kısaca Kapan cami olarak ta bilinen sokakta no 24 de bulunur. 1554 yılında yapılmış olan cami zamanında ve onun bir ünitesi olduğu düşünülmektedir.\nDarül kurra olduğu da söylenmektedir.\nKare planlı tek kubbeli alaturka kiremitli . kirpi saçaklı. taş ile inşa edilmiş üç cephesi konutlarla çevrili bir yapıt olup halen konut olarak kullanılmaktadır.\nKapan Cami Sokağına bakan cephesi üzerinde yuvarlak tuğIa boşaltma kemerli . ahşap pervaz ve lentolu klasik geçme demir parmaklıklı iki pencere yer almaktadır. Sol pencere altında ahşap tek kanatlı demir parmaklı basit bir kapı bulunmaktadır.","ILCEID":"18","MAHALLE":"YELALTI","MAHALLEID":null,"ADI":"Kapan Sübyan Mektebi","BOYLAM":26.769543980482,"YOL":"KAPAN CAMİİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"457","ENLEM":38.407849485518,"ACIKLAMA":"Dönemin Aydın Valisi olan Halil Rıfat Paşa tarafından 1892 yılında Karantina Hastanesi olarak Hamidiye Külliyesi dahilinde 5 yıllık bir süre içinde inşa edilmiştir. Sonralarında askeri hastane olarak çok uzun yıllar hizmet vermiştir. 2011 yılında ise Kâtip Çelebi Üniversitesi’ne tahsis edilmiştir.Yıllardır hizmet vermeyen, İzmir’in tarihi mirası ve en eski hastanesi olan Mithatpaşa Askeri Hastanesi restorasyonunun tamamlanmasıyla, şehrin tarihi ve kültürel değerlerine katkı sağlanmıştır. 2014 yılında İzmir Mithatpaşa Eski Askeri Hastane restorasyonu  yapılmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"MİTHATPAŞA","MAHALLEID":null,"ADI":"Karantina Askeri Hastanesi","BOYLAM":27.108940622041,"YOL":"MİTHATPAŞA"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"13","ENLEM":38.374376663798,"ACIKLAMA":"1800lü yılların başında Asyadan Avrupaya yayılan ölümcül hastalıkları (Veba, Kolera, Sarı Humma v.b.) engellemek adına ülkemize gelen gemilerin ve yolcuların dezenfekte edilmesi için her türlü tıbbi araçların tahsis edildiği koruma evidir.  ","ILCEID":"18","MAHALLE":"ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"Karantina Evi","BOYLAM":26.786199520428,"YOL":"ADA HASTANESİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"7","ENLEM":38.406578315157,"ACIKLAMA":"Günümüzde işletmeye açık olan hamamın yapılış tarihi için iki varsayım bulunmaktadır.\nBunlardan ilki, hemen arkasında bulunduğu ve günümüzde Mithatpaşa Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi adını taşıyan, önce (Mekteb-i Sultani) olarak inşa edilip ardından (Islahhane) olarak kullanılmasına karar verilen ve inşası 1881 yılında tamamlanan yapı ile birlikte; ikincisi ise, günümüzde de adını taşıdığı ve vapurlarla gelen salgın hastalıkları önlemek amacıyla 1884 te inşa edilen Karantina Binası ile birlikte inşa edilmiş olmalıdır. Yapımından sonra hamamda yapılan değişiklikler nedeniyle yapı üslubundan büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Hamam kesme taştan soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Soyunmalık ve ılıklık kısımları dikdörtgen planlı olup, üzerleri pandantifli kubbelerle örtülmüş, bunun dışında kalan alanlar tonozla örtülmüştür. Sıcaklık kısmı büyük ölçüde pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. İki halvetli olan sıcaklığın doğusunda ayna tonozlu bir eyvan, kubbenin altında da göbek taşı bulunmaktadır. Sıcaklığın dışına dikdörtgen planda külhan kısmı eklenmiştir.  Tarih & Dönem: 19. Yüzyıldır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"MİTHATPAŞA","MAHALLEID":null,"ADI":"Karantina Hamamı","BOYLAM":27.107864380467,"YOL":"ŞAİR REFİK DURBAŞ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"26\/1","ENLEM":38.411202448797,"ACIKLAMA":"İzmir Yahudi Cemaati'ne ait ilk hastane, salgın hastalıklarla mücadele için 1827 yılında bir kortejoda kurulmuş, 1837'de Hahamhane'nin karşısındaki binanın eklenmesiyle geliştirilmiş. 1874 yılında Rothschild ailesinin katkılarından dolayı ailenin adı verilen bu hastane, 1911'de Rothschild ailesi ile hastane yönetimi arasında çıkan anlaşmazlık sonucunda kapanmak zorunda kalmış.\nTarihçe\nKentin Musevi vatandaşlarından Nesim Levi, evini 1913 yılında hastane olarak kullanılmak üzere bağışlamış. Ardından yandaki arazilerin satın alınması ve inşası ile bahçeli ve büyük bir hastane oluşturulmuş.\nHastaneye Sultan Reşad'ın iradesi üzerine 1914'te ruhsat verilmiş. I. Dünya Savaşı sırasında hükümet tarafından kullanılan hastane, savaş bitiminde cemaate geri verilmiş. Hastanede Yahudilerin yanı sıra Müslümanlara ve Ermenilere de hizmet verilmiş. 1923 yılına kadar Karataş Hastanesi Hayır Kurumu adı altında çalışmış. Cumhuriyet sonrasında Türk uyruğu kapsamına girmeyi kabul ederek dernek statüsü kazandırılan yapı, 1950 yılına kadar Karataş Musevi Hastanesi adıyla hizmet vermiş. Bu tarihten sonra hastane, doğum servisiyle öne çıkmış, İzmir'de ün kazanmış. 1986-1988 yılları arasında İtalyan Madam Yolande Fercken'in vasiyetinden gelen parayla ise tarihi yapının ön tarafında yeni bir bina inşa edilmiş. Bu tarihten sonra Özel Karataş Hastanesi adını almış.\nDik bir yamacın üstünde konumlanana tarihi yapı, Karataş yapılarına has karakteristik özellikleri cephelerinde ve iç mekânlarında yansıtıyor. Birbirine eşit beş parçadan oluşan cephe düzeninin ortasında, beşik kemerli ferforje bir kapıdan binaya giriş yapılıyor. Girişin hemen üstünde, cepheden bir miktar çıkma yapan bölüm üçgen bir alınlıkla sonlandırılmış. Bu çıkmanın önüne, ahşap payandalarla taşınan demir korkuluklu küçük bir balkon yapılmış. Cephenin geri kalanında ise basık kemerli pencereler bulunuyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"BARBAROS","MAHALLEID":null,"ADI":"Karataş Hastanesi","BOYLAM":27.122882988867,"YOL":"AV. SELİM HAKMEN"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"","ENLEM":39.130849583008,"ACIKLAMA":"İlk doğduğu vatanı olan Anadolu’da Kybele olarak adlandırılan Ana Tanrıça’ya, tamamen doğal alanlarda genellikle de dağ zirvelerinde tapınılırdı. Friglerin merkezi Pessinus’ta yer alan tapınım merkezinde Tanrıça bir idoldu. Bu idol bir “diopetes” yani gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit, bir kara taştı.\n\nAnadolu’da sayısız Kybele Kutsal alanı bulunduğu bilinmektedir. Kale Tepesi’nden yaklaşık 6 km uzaklıkta, Kapıkaya Mahallesi’ndeki sarp zirvelerden birinde yer alan Kybele Kaya Kutsal Alanı ise Bergama’da yer alan birçok Kybele Kutsal alanı içinde, konumu ile ön plana çıkmaktadır.\n\nBergama’daki bu dinsel mekân olan Kybele Açık Hava Tapınağı, Kybele için özellikle de Anadolu’da inşa edilen açık hava tapınakları içinde özel bir yere sahiptir. Kentin dışında, belirli bir yürüme mesafesinde ve dağ zirvesinde yer alan bu tapınağın geçmişi Hellenistik Dönem öncesine kadar inmektedir. Bergama’daki kült alanı Anadolu’nun en eski ve yerli tanrıçası olan Kybele’nin Kültüne nasıl tapınıldığı yönünde sağlam ve güçlü tanıklık yapabilecek zenginliğe sahiptir.","ILCEID":"999","MAHALLE":"ULUCAMİİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Kaya Kutsal Alanı","BOYLAM":27.182510199882,"YOL":"AKROPOL"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"111","ENLEM":38.418183997507,"ACIKLAMA":"Anafartalar Caddesi boyunca yürürken, bir zamanlar han ve sonrasında otel olarak kullanılmış başka bir noktadayız şimdi.\n19. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilen han, adını hanın sahibi İzmirli üzüm tüccarlarından Kemahlı İbrahim Efendi'den almış. Yörenin cazip hanlarından olup çoğunlukla yağ, kuru meyve ve yağlı tohumların depolanması için kullanılmaktaymış.\nTarihçe\n\n20. yüzyılın ilk çeyreğinde arkasında yer alan Tellalbaşı Yeni Han ile birleştirilerek otel olarak hizmet vermeye başlamış. 34 odası bulunan Kemahlı Oteli'nde tek yataklı odada konaklama 50 kuruş, çift yataklı odada ise 40 kuruşmuş. 1930'lu yıllarda birinci ve ikinci sınıf oteller listesinde yer almaktaymış. Otelin alt katında Kemahlı Kıraathanesi ile çeşitli dükkânlar, üst katında ise otel odaları bulunuyormuş.\nKemahlı Oteli'nin caddeye doğru uzayan giriş bölümü kesme taş işçiliğiyle diğer cephelerinden ayrılır. Giriş kapısının üstünde yer alan kitabede 'Maşallah' ve '1321' (Miladi 1905) yazılı. Geniş bir beşik kemerle vurgulanan geçit ve avlu cephelerinde bulunan ahşap işçilikler dikkat çekiyor.\nKemahlı Oteli günümüzde yeniden restore edilerek bu kez çarşı haline getirilmiş. Orijinalliğinin korunmasına özen gösterilmiş dış cephesi, yoldan geçenlere hanın eski günlerini anımsatıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Kemahlı Oteli","BOYLAM":27.132246783609,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"80","ENLEM":38.421956030964,"ACIKLAMA":"Kemer demiryolu yerleşkesi, Konak ilçesinin Güney Mahallesi'nde konumlanıyor. Yerleşke, İstasyon Binası, Hangar Binası ve Lojman binalarından oluşuyor. 19. yüzyıl yapısı olan, yığma tekniği ile taş kullanılarak inşa edilen İstasyon Binası zemin+1 kattan oluşuyor.\nTarihçe\nİzmir-Aydın demiryolu hattının Alsancak Gar'ı sonrası ikinci yerleşkesi olan Kemer yerleşkesi 1857 yılında inşa edildi. Kervanların kente giriş yaptığı bölgeye yakın bir yerde bulunması nedeniyle o dönemde Kervan Köprüsü İstasyonu olarak tanımlanan yerleşke, önceleri yalnızca yük taşımacılığı amacıyla kullanılıyordu, daha sonraları ise banliyö hattına dahil olmasıyla birlikte yolcu taşımacılığı da yapmaya başladı.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİDOĞAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Kemer Demiryolu Yerleşkesi","BOYLAM":27.155920533395,"YOL":"1433"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"189","ENLEM":38.422830591315,"ACIKLAMA":"Gaziler Caddesi No:189 daki bina artık karakol olarak kullanılmamaktadır. Muhabere Şubesi olarak hizmet vermektedir. Şu anda trafik şubesinin bulunduğu alanda ise, süvari polisinin at tavlası bulunmaktaydı. Tarihî bina, bodrum kat üstüne yükselen iki kattan oluşur. Kareye yakın dikdörtgen plânlı yapının üç katında da, aynı oluşum tekrar edilmiştir. Her katta ortada yer alan koridorun, sağına-soluna mekânlar yerleştirilmiştir.\n\nYapı malzemesi olarak, taş ve moloz kullanılmıştır. Güney cephesi, mermer ve düzgün kesilmiş yeşil taşlarla bezenmiştir. Diğer üç cephesi ise; tuğlalarla düzgün sıralar halinde örülmüştür. Çatı ise, dört yana eğimli bir tarzdadır. Saçaklar ön cephede mermer, diğer cephelerde de tuğla silmelerle oluşturulmuştur.\n\nDoğu-batı-kuzey cephelerinde, bodrum katıyla, birinci katı yatay taş bir friz, birinci katla ikinci katı ise tuğladan oluşturulmuş iki ince şerit friz ayırmaktadır. Bu cephelerde beden duvarlarından çatıya geçiş, ince tuğla frizlerin sıralandığı saçakla sağlanmıştır.\n\nBu cephelerde, pencere formları aynıdır. Birinci ve ikinci katlarda, atnalı biçimindeki kemerler, üstte sivriltilerek sona erdirilmiştir. Bodrum katına ise, basit dikdörtgen şeklindeki pencerelerin sövelerinde tuğla ile oluşturulmuş birer hafifletme kemeri yer almaktadır. Pencerelerin söveleri taştır ve hafif dışa taşkındır. Tüm cephelerde açıklıklar üç sıra halinde üst-üste gelecek şekilde dizilmişlerdir.\n\nDoğu cephesinde her sırada üçer adet olmak üzere dokuz pencere, batı cephesinde; birinci katta iki, bodrum katı ve ikinci katta üçer pencereden toplam sekiz pencere. Kuzey cephesinde bodrum katında iki pencere, bir giriş, birinci katta bir pencere, bir giriş, ikinci katta ise üç pencere olmak üzere toplam altı pencere, iki giriş bulunmaktadır. Kuzey cephesinde yer alan bu girişe, doğudan çıkılan sahanlıkla ulaşılmakta iken, bugün bu sahanlık ve merdiven mevcut değildir.\n\nBinanın ana girişi oldukça gösterişli ve anıtsaldır. Ön cephenin üst kesiminde mermer korkuluk düzeninde yerleştirilmiş bir kalkan duvar yer alır. Bu kalkan duvarının altında, silmelerle oluşturulmuş saçak altı frizi uzanır. Bodrum, birinci ve ikinci katları, yatay taş bir friz ayırmaktadır.\nCephenin orta kesimi, mermer kaplanarak biraz öne çıkarılmıştır. Bu bölümün iki yanında kalan kesimlere dörder pencere, ikişerli ve üst-üste toplam sekiz pencere yerleştirilmiştir. Atnalı formundaki pencerelerin kilit taşları belirginleştirilmiştir. Pencerelerin altında yer alan panolar, ince silmelerin çapraz yerleştirilmesiyle dondurulmuş birer süslemeye sahiptir. Bodrum katında, merdivenin iki yanında bitişik ikişer pencere bulunmaktadır. Bunlar dikdörtgen şekillidir.\n\nAna giriş, bu cephenin orta kesimindedir. Girişin atnalı formunda bir kemeri vardır. Bu kemer ince bir silmeyle yapılmış, ay şeklinde bir kuşatma kemeriyle çevrelenmiştir. Kapı alınlığındaki ortasındaki camın ortasına da demirden bir yıldız motifi yerleştirilerek ay-yıldız motifi oluşturulmuştur. Giriş üzerinde dikdörtgen bir çökertme vardır. Orta kesimin ikinci katında, atnalı formunda bitişik üç pencere yer almaktadır. Bu pencerelerin üstünde testere dişi bir friz uzanmaktadır. Pencerelerin altında ise, panoların içinde birer daire ortasına yapılmış, beş kollu yıldız motifi bulunur.\nİç mekân ise, daha önce belirttiğimiz gibi bir koridor etrafında oluşan sağlı-sollu mekânlardan oluşup, her katta bu anlayış tekrar edilmiştir.\n\nKemer Karakolu, Vali Rahmi Arslan'ın valiliği sırasında inşa edilen Basmane Karakoluyla; malzeme, plân ve süsleme açısından çok benzeşmektedir. Bu işaretler de, iki karakolun aynı zamanda inşa edildiğini düşündürtmektedir. (1918) Yine bu binada da; oryantalist, Barok ve neo-klâsik tarzı karışımları bizi, eklektik bir yapıyla karşılaştırmaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HİLAL","MAHALLEID":null,"ADI":"Kemer (Tepecik) Polis Karakolu","BOYLAM":27.155274041352,"YOL":"GAZİLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"77","ENLEM":38.418491688983,"ACIKLAMA":"Karaburunlu Zade Hacı İbrahim Ağa Vakfı tarafından 1904 yılında yaptırılmış Kemeraltı Karakolu.\nİki katlı olan yapı, kâgir ve ahşap malzemeyle inşa edilmiş. Girişi üzerinde at nalı formunda, ikiz kemerli bir pencere, pencerenin altında ise karakolun bugün de görebileceğiniz kitabesi yer alıyor. Kitabede, 'Kemeraltı Karakolu tarih-i inşası 27 Ağustos sene 1320 \/ 11 Şevval sene 1322' yazılı.\nYapının sütun başlıkları ve silmeleri Neo-Klasik, at nalı biçimindeki kemerleri ise Oryantalist üslubu yansıtmış. Bugün içine giremediğimiz binanın dar ve uzun bir koridoru, mermer döşeli bir zemini bulunuyor.\nKarakol için Kemeraltı'nın sakinleri, 'Yüz yıl geçse de Kemeraltı'nda değişmeyen bir o kalmış' diyerek bahsetmişse de karakol yüz on yıl sonra, 2014 yılında buradan yeni binasına taşınmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Kemeraltı Karakolu Eski Binası","BOYLAM":27.131577791699,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"79","ENLEM":38.418472604991,"ACIKLAMA":"Üzerinde bir kitabesi bulunmayan Kemeraltı Sebili'nin 1770 yılında Sinanzade Hacı Ahmed Ağa tarafından yaptırıldığını eski eser fişlerinden öğreniyoruz.\nMermer malzemeden inşa edilen sebilin üzeri kubbeyle örtülmüş. Çevresindeki yapılar nedeniyle bugün ancak bir cephesi ile kapısını görmek mümkün oluyor. Çevresi palmet ve zincir motifleriyle bezenmiş yuvarlak kemerli kapısının köşesinde bir sütunce yer alıyor.\nSebili penceresinin kemer köşelikleri ve kemerin oturduğu ayaklarda, birbirine geçmeli ovallerden ve çiçek motiflerinden oluşan bezemeler görülüyor. Pencerenin şebekesi ise dökme bronzdan yapılmış, yarım daire kıvrımlardan oluşan kompozisyonun sonsuz tekrarından kesilerek bir çerçeve içerisine çizilmesiyle oluşmuş.\nPencerenin altında bulunan çeşmenin üç lülesi günümüzde yok. Çeşmenin ayna taşının merkezinde, üzerinde soyut yaprakların bulunduğu vazodan yapraklı dallar yanlara doğru yükselirken, ortasında istiridye motifi yer alıyor. Bu motifinin yanlarında soyut yaprak motifleri ile bezeli vazodan çiçek ve narçiçekleri yükselmiş. Ayna taşının kenarlarını ise vazodan çıkan çiçek motifleri süslemiş.\nSinanzade adıyla da bilinen Kemeraltı Sebili, günümüzde iyi durumda olup Turizm Danışma Bürosu olarak kullanılıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Kemeraltı (Sinanzade) Sebili","BOYLAM":27.131751315324,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"772","ENLEM":38.420505020755,"ACIKLAMA":"Yeniden yaşatılması için harekete geçilen başka bir tarihi değerin önündeyiz şimdi. Burası, günümüze sadece sıcaklık bölümü ile bazı duvar kalıntıları ulaşan Kıllıoğlu Hacı İbrahim Vakfı Hamamı.\nİnşa kitabesi olmayan hamam, büyük bir bölümünün de yıkılmış olmasından dolayı benzer örneklerle karşılaştırılamıyor. Bu nedenle hanın tarihlendirilmesi ve genel mimari özellikleri hakkında fikir yürütebilmek pek mümkün değil.\nVakıflar Müdürlüğünce bulunan eski eser fişine göre hamam, soyunma, ılıklık ve yıkanma yerlerinden oluşmuş. Ilıklık yan yana üç beşik tonozdan meydana gelmiş. Yıkanma yeri ise kare planlı sekizgen tonozluymuş.\nHamam, moloz taş ve tuğladan yapılmış. Sivri kemerli tromp geçişlere sahip kubbenin merkezinde yıldız şekilli bir aydınlatma açıklığı ve bu açıklığın etrafında altıgen ışıklıkları bugün de görmek mümkün.\nUzun yıllardır kömür deposu olarak kullanılan hamam, Konak Belediyesi tarafından restore edilerek belediye hizmetlerinin verildiği bir mekân olarak yeniden kente kazandırılacak.  ","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALTINORDU","MAHALLEID":null,"ADI":"Kıllıoğlu Hacı İbrahim Vakfı Hamamı","BOYLAM":27.142195112961,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KARABAĞLAR","KAPINO":"","ENLEM":38.39396679654,"ACIKLAMA":"Şirinyer'de şimdiki NATO binasının olduğu yerde (tarihi tam olarak bilinmemektedir), kervanların çadır kurduğu bilinmektedir. Eski adı ile Kızılçullu'da Melez çayı üzerinde kurulmuş olan Kervan köprüsü adını bu kervanlardan almıştır. Günümüzde su kemerleri dışında herhangi bir kalıntısı yoktur. Geçmişteki adı 'Paradiso' ve 'Kızılçullu' olan, bugün ise Şirinyer olarak bilinen mevkiye İzmir'den ilk girildiğinde, Melez Çayı üzerindeki Su Kemerleri dikkati çekmektedir.Romalılar tarafından inşa edilen ve eski çağ tarihçilerinin 'Akvadük Kemerleri' olarak adlandırdığı bu kemerler, MÖ 133 ile MS 395 yıllarını kapsayan Romalılar döneminde İzmir'e gelen suyun akışını düzenlemekteydi. İki sıra halinde Romalılar tarafından inşa edilen bu su kemerlerinin yapımında tonlarca yumurta akı kullanılmıştır. Yapışkan özelliği çok yüksek olan yumurta akı sayesinde Kızılçullu Su Kemerleri Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerini yaşamalarına karşın halen ayakta durabilmektedir.","ILCEID":"19","MAHALLE":"OSMAN AKSÜNER","MAHALLEID":null,"ADI":"Kızılçullu Su Kemeri","BOYLAM":27.137531805444,"YOL":"YEŞİLLİK"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"16","ENLEM":38.4182942909,"ACIKLAMA":"Konak Sineması, 20 Kasım 1956 tarihinde OSKA Pasajı'nın üst katında 608 koltuk ile izleyiciye kapılarını açmış. Sinema üç ayrı salondan oluşuyor, her salonunda akustik özellikleri sayesinde sahnedeki fısıltılar en arka koltuklardan bile duyulabiliyormuş. Sinemanın mimari çalışmalarını, dönemin önemli mimarlarından Harbi Hotan yapmış. 1960'lara doğru, depreme dayanıklı olmadığı iddiası ile kapanmışsa da 1962 yılında yeniden hizmete açılmış.\nTarihçe\n\nKonak Sineması zaman zaman tiyatro oyunlarına hatta konserlere de ev sahipliği yapmış. İstanbul Belediye Şehir Tiyatroları, Cem Karaca, Moğollar, Barış Manço ve Kurtalan Ekspres, Ajda Pekkan gibi birçok isim burada sanatseverlerle buluşmuş.\nYıllar sonra kapatılan sinema, 2012 yılında iki yılı aşkın bir süreden sonra İzmir Sinema ve Görsel Sanatlar Derneği'nin çabasıyla tekrar açılmış. Ancak çok kısa bir süre sonra mali sorunlar nedeniyle yeniden kapatılmak zorunda kalmış.\nKonak Sineması ne mutlu ki 2018 yılında kentin kültür sanat hayatına yeniden kazandırılmış. Nazım Hikmet Kültür Merkezi olarak tiyatro, sinema ve konserlere eski günlerde olduğu gibi ev sahipliği yapıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Konak Sineması","BOYLAM":27.130167793843,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"37","ENLEM":38.424206238994,"ACIKLAMA":"İzmir Ziraat Bankası 1930'da yapılmıştır. Gazi Bulvarında yer alan yapı ,1.Milli Mimari hem de Art Deco stillerinden izler taşımaktadır. Camlı tavanlı banka holü, özel bir duvar sistemi olan kasa dairesi ve ağır kapıları ile banka mimarisinin ilginç örneklerinden biri olmasının yanı sıra Erken Cumhuriyet dönemi eserlerinin de güzel örneklerinden biridir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Konak Ziraat Bankası Binası","BOYLAM":27.13301767507,"YOL":"ŞEHİT FETHİBEY"},{"ILCE":"BORNOVA","KAPINO":"55","ENLEM":38.443291477956,"ACIKLAMA":"Micaleff Ailesi, İzmir'e 1860'lı yıllarda geldi. Ailenin zeytinyağı yolculuğu, 1938 yılında Anthony Micaleff'in zeytinyağı üretmesi ile başladı. Micaleff, Halkapınar'da kurduğu fabrikada, Türkiye'nin ilk markalı zeytinyağını üretti. 1945 yılında doğan Kristal markasının logosu da dedeleri Carmelo Micaleff'i Türkiye'ye getiren vapurdu. Anadolu'yu zeytinyağı ile tanıştıran Kristal Yağları, zeytinyağını piyasaya teneke ambalajla sunan ilk firma oldu. Teneke ambalajların üzerindeki vapur logosu nedeniyle \"vapurlu yağ\" olarak tanındı.","ILCEID":"2","MAHALLE":"KAZIMDİRİK","MAHALLEID":null,"ADI":"Kristal Yağ Fabrikası","BOYLAM":27.184602906124,"YOL":"SANAYİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"22","ENLEM":38.421154718218,"ACIKLAMA":"İzmir'in eski mescitlerinden, Abdurrahman Mescidi adıyla da bilinen Kumrulu Mescit burası.\nYuvarlak kemerli kapısının sağında yer alan iki sütunlu, üç satırlı kitabesinden Hicri 1170 (Miladi 1757) tarihinde Hatice Kadın tarafından yaptırıldığı anlaşılmakta. Bazı kaynaklarda eskiden şapel olduğu yazılmışsa da bu bilginin tarihsel kayıtlardan teyit edilmeye ihtiyacı olduğunu belirtmek gerekir. Mescit, dikdörtgen bir harim ve onun kuzeyinde bulunan son cemaat yerinden oluşmakta. Kaba yonu taştan inşa edilen yapının alt katı türbe, üst katı mescit olarak düzenlenmiş. Güney ve batı cepheleri üstte yuvarlak rozet pencerelerle, altta ise yuvarlak kemerli dikdörtgen pencerelerle bezenerek harimin ışık alması sağlanmış. Rozet pencerelere yerleştirilen vitraylar içeriye renk katmış. Yapıdaki yuvarlak kemer kullanımı ile bitkisel bezemeler geç dönem süsleme özelliklerini taşıyor. Kumrulu Mescit'in haziresinde bulunan mermer mezar taşları ve sandukalar, geçmiş yıllarda kaldırılarak zemin katında şapka imalatı yapılmış. Mescit, daha sonra da Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından atık deposuna kiralanmış. Bu kullanımlarla birlikte binada yıllar içinde ciddi çatlaklar oluşmuş. Mescitte gerçekleştirilen onarım sırasında alt katta bulunan türbe, günümüzde ne yazık ki yerinde değil. Restorasyonu yakın tarihte tamamlanmış olsa da Kumrulu Mescit halen ibadete kapalı durumda.","ILCEID":"21","MAHALLE":"FAİK PAŞA","MAHALLEID":null,"ADI":"Kumrulu Mescit","BOYLAM":27.144747547416,"YOL":"1273"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"515","ENLEM":38.420470514801,"ACIKLAMA":"Sinema Yıldızı dergisinin 31 Temmuz 1924 tarihli sayısındaki bir makalede, İzmirli sinema tiryakilerinden 'İzmir ahalisinde sinemaya karşı hatırı sayılır bir tiryakilik mahsustur... Bunlar bir cuma günü mesela sabah sekizde Irgat Pazarı, Lale, on ikide Milli, ikide Palas, dörtte Sakarya sinemalarına giderek ekseriyetle serili olan beş programı birden takip ederler' diyerek bahsedilirken Lale Sineması'nın da adı geçmiş.\nTarihçe\n\nCumhuriyet'in ilk yıllarında İzmir'in en büyük sinemalarından biri olan Lale Sineması'nın bulunduğu yer burası. Ankara Sineması'nın sahibi Cemil Filmer'in İzmir'de yazlık bir sinema açma isteğinden doğmuş. 1924'te arsa olarak kiraladığı yeri 1000 kişilik yazlık bir sinema olarak düzenlemiş ve adını Lale-Bahçe koymuş. Adını, sinemanın bahçesindeki dikili lalelerden almış ve lale daha sonra Cemil Filmer'in firma amblemi olmuş.\nFilmer Kardeşler bir yıl sonra arsasını satın aldığı gibi, ahşap olarak sinemanın üstünü kapatmış ve böylece İzmir 600 koltuklu yeni bir salona kavuşmuş. 1930'lu yıllarda betonarme olarak yeniden inşa edilirken, koltuk sayısı da 1000'e çıkarılmış.\nLale Sineması'nda 1970'li yıllarda üç dört film birden oynatılırmış. Sinema kapatıldıktan sonra, yapı önce atış poligonu ve özel sağlık polikliniği olarak hizmet vermiş. Bir süre de kapalı otopark olarak kullanılmasının ardından tamamen boş kalmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HURŞİDİYE","MAHALLEID":null,"ADI":"Lale Sineması","BOYLAM":27.138445162864,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"3","ENLEM":38.420184682773,"ACIKLAMA":"Kadı Hamamı adıyla anılan kentin en eski hamamlarından biri Lüks Hamamı.\nİnşa kitabesi olmaması nedeniyle hamamla ilgili kesin bir tarih bilgisine sahip değiliz. Ancak, benzer örnekleriyle karşılaştırıldığında Lüks Hamam'ı 15. yüzyıl ile 16. yüzyıla tarihlendirmek mümkün. Hamamda yer yer kullanılan kirpi saçaklar, soyunmalık kubbelerinin alaturka kiremit ile kaplı oluşu ve sivri kemerler benzer örneklerin bir kısmında da görülmekte. Evliya Çelebi de Seyahatname'sinde buradan söz etmiş. Böylelikle, 17. yüzyılın ikinci yarısında varlığından emin olabiliyoruz.\nLüks Hamam'ın soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık mekânları aynı eksen üzerinde sıralanmış. Çifte hamam olarak inşa edilen hamamın kadınlar ve erkekler bölümleri birbirine benzer. Sıcaklık, ortası kubbeli dikdörtgen şekilli bir mekân. Soyunmalık ile ılıklık ise birbirine eş, kareye yakın dikdörtgen planlı ve üzerleri tonoz örtülü.\nÖzellikle Yahudilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerin hamamlarında 'mikve' adı verilen arınma havuzları olurmuş. Lüks Hamam'da da bulunan mikvenin işlevini yitirmesi nedeniyle üzeri kapatılmış. Hamamın önceki işletmecisi, hamamda 32 kesecinin çalıştığı, hafta sonları neredeyse 200 kişinin randevu alarak geldiği zamanları hatırlıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KURTULUŞ","MAHALLEID":null,"ADI":"Lüks Hamam (Kadı Hamamı) ","BOYLAM":27.139970245123,"YOL":"941"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"6","ENLEM":38.419915855162,"ACIKLAMA":"Günümüze dek ayakta kalmayı başarmış ve restore edilerek yeniden kente kazandırılacak olan Mavi Kortejo'dasınız.\nMavi Kortejo, kapısından içeri girene dek nasıl bir mekân olduğu tahmin edilemeyen tipik kortejo mimarisine sahip. Her bir odasında yoksul bir Yahudi ailesinin yaşadığı, bir arada ve paylaşım içinde oldukları bir mekân kurgusunda inşa edilmiş.\nİki katlı bir ana bina ve avluyu çevreleyen dönem eklentisi tek katlı yapılardan oluşmuş Mavi Kortejo. Ana binanın ayrıca bir bodrum katı bulunuyor. Tüm odalar tulumbalı avlusuna açılırken; banyo, tuvalet ve mutfak da kortejonun ortak kullanılan mekânları olmuş. Kortejo, 2017 yılında 2. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiş.\nAkşamları avlusundan Sefarad ezgilerinin yükseldiği, İsrail'e giden Yahudilerin hala hatıralarında olan Mavi Kortejo'nun restorasyon çalışmaları TARKEM tarafından yürütülüyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KURTULUŞ","MAHALLEID":null,"ADI":"Mavi Kortejo","BOYLAM":27.139965966369,"YOL":"942"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"66","ENLEM":38.418333427644,"ACIKLAMA":"Kemeraltı'na gelenlerin hem konaklama hem de kahve içmek için en çok tercih ettiği mekânlardan biriymiş Meserret Oteli.\nÖnceleri yerinde bulunan Küçük Barut Hanı'nın inşa tarihi kesin olarak bilinmese de 1837 yılında var olduğu bilinmekte. Han, 1910'lu yıllarda yenilenerek Meserret Oteli'ne dönüştürülmüş. Otel önceleri, İstanbul'da da aynı adlı bir otele sahip Meserretçi ailesi tarafından işletiliyormuş. 33 odalı ve 56 yataklı otelde, tek yataklı odada konaklama 75 kuruş, çift yataklı odada kişi başı 50 kuruşmuş.\nTarihçe\nMeserret Oteli daha sonra el değiştirmişse de ismi aynı kalmış. Yeni işletmecisi Hafızalizade Nuri Bey ile bu dönemde otel birinci ve ikinci sınıf oteller listesindeymiş.\nAlt katındaki ünlü Meserret Kahvesi'nin dönemin ünlü edebiyatçılarının toplanma yeri olduğu ve bu geleneğin çağdaş şair ve yazarlar tarafından yakın zamana kadar sürdürüldüğü anlatılır. Hatta Mevlevi dergâhından gelenler de otelde buluşup yemek yer, zaman zaman Neyzen Tevfik de ney üflermiş.\nHanın ana girişi Üçüncü Beyler Sokağı'ndayken, otel ve kıraathane kullanımlarının yarattığı yoğunluk Anafartalar Caddesi'ne ikinci bir girişin yapılmasına neden olmuş.\nİki katlı ve avlulu olan Meserret Oteli, 2000'li yıllarda restore edilerek çarşıya dönüştürülmüş. Giriş cephesi orijinal durumunu koruyor. Balkonun iki yanında beşik kemerli iki penceresi, en üstte bir ay yıldız figürü ile 1911 tarihi yazılı kitabesi yer alıyor.\nİç mekânı ise açık bir merdiven ve galeri sistemine dönüştürülerek eski görüntüsünden uzaklaşmış. Avlusunun üzeri vitraylı şeffaf bir çatı ile örtülmüşse de ortasındaki havuzu korunmuş. Meserret Kahve ise bir kafe olmuş. Mekanın içini artık eski İzmir fotoğrafları süslüyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Meserret Oteli","BOYLAM":27.131479834726,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"59","ENLEM":38.40457279011,"ACIKLAMA":"1894 Yılında yayınlanan Vital Cuinet in derlemesine göre İzmir de o yılda 13 Ortodoks, 10 Katolik, 3 Ermeni , 3 Protestan kilisesi bulunmakta idi.Bu kiliselerden biri olan AGİOS METAMORPHOSİS KİLİSESİ 1862 yılında yapılmış.1922 yılına kadar faal olan kilise Kurtuluş savaş sonrası kilise konseyi tarafından satışa çıkarılır. Hayvancılıkla uğraşan İzmirli bir vatandaş kiliseyi hayvan damı olarak uzun zaman kullandıktan sonra ; Mekadonya da camiyi kiliseye çevirenlerden etkilenen ve bir kiliseyi camiye çevirmek ahdi olan HÜSNÜ ATABERK hayvan damı halinde olan kiliseyi satın alarak camiye dönüştürür.75-80 yıldır cami olarak halen kullanılmakta olan Kilise cami 2010-2011 de restorasyon geçirmiştir. Hüsnü Ataberk ve eşi Nazmiye Ataberk Eğitime verdikleri katkıları yanı sıra hayır işlerinde de İzmir in ileri gelenlerindendir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"MURAT REİS","MAHALLEID":null,"ADI":"Metamorphosis Kilisesi - Hüsnü Ataberk Camii","BOYLAM":27.105258066778,"YOL":"ŞEHİT CEYSU CEYLAN"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"39","ENLEM":38.416339756431,"ACIKLAMA":"Cumhuriyet'in ilk yıllarında inşa edilen yapıların en güzel örneklerinden olan Milli Kütüphane, bulunduğu caddeye de adını vermiştir.\n\nİzmir'de yer alan vakıf kütüphanelerinin çağdaş ihtiyaçları karşılayamaması nedeniyle 1900'lerin başlarında çağdaş bir kütüphane kurma fikri oluştuğu bilinmektedir. Kütüphaneyi kurabilmek amacıyla Kadızade İbrahim Refik'in başını çektiği az sayıdaki aydın tarafından, 'Milli Kütüphane ve Teşvik-i Maarif Encümeni' oluşturulmuştur. Daha önce benzer bir girişimde bulunan, ancak başarılı olamayan Giritli Ali Refet Efendi'nin satın alınan kitapları, bağışlanan kitaplar ve maddi yardımlarla Beyler Sokağı'ndaki Salepçioğlu Konağı'nın Selamlık bölümünde 6 Temmuz 1912 tarihinde Milli Kütüphane kapılarını açmıştır.\n\nKütüphaneyi yaşatmak ve daha büyük bir bina inşa ettirebilmek üzere konağın bahçesine tiyatro oyunlarının da sahnelenebileceği bir sinema binası yaptırılmıştır. Vali Rahmi Arslan'ın kaldırılan Yahudi Mezarlığı alanında tahsis ettiği arsa üzerinde, kütüphane ve sinema binalarının temelleri 1915 yılında atılsa da çalışmalara ancak İzmir'in kurtuluşundan sonra başlanabilmiştir. İzmir Milli Kütüphane Cemiyeti 1925 yılında kurulmuştur. Gelir sağlamak amacıyla öncelik Milli Sinema'ya verilerek, 7 yıl sonrasında Milli Kütüphane binası 31 Ekim 1933 tarihinde, Cumhuriyet Bayramı'nın onuncu yılında büyük bir törenle açılmıştır.\n\nKütüphanede 12. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasındaki dönemlere ait yaklaşık 4000 adet elyazması eser koleksiyonu bulunmaktadır. 1934 yılından beri Türkiye'de çıkan bütün kitap, gazete, dergi ve diğer yayınların kütüphaneye gönderilmesinin de etkisiyle zengin bir arşiv oluşturulmuş.\n\nMütareke ve İşgal döneminde ismindeki 'Milli' sıfatı çıkarılarak yerine 'İslam' getirilmiş ve İzmir'in kurtuluşuna kadar İslam Kütüphanesi olarak anılmış.\n\nI. Ulusal Mimarlık Akımı'nın kentteki en önemli örneklerinden olan kütüphane binasının mimarı Tahsin Sermet Bey'dir. Yapının köşelerdeki ikiz Osmanlı taç kapılarında, iki renk taştan yapılan at nalı, kemer; ikili ve üçlü gruplar oluşturan pencerede sivri kemerler kullanılmıştır. Pencerelerinin alınlıklarında ve köşeliklerinde bitkisel unsurlu çini süslemeler ve panolar bulunmaktadır. Kütüphanede bulunan gürgen ağacından kitap dolapları Giritli İbrahim Bey tarafından II. Meşrutiyet döneminde yaptırılmıştır. İki katlı yapının 90 kişilik iki okuma salonu bulunmaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Milli Kütüphane","BOYLAM":27.129473851634,"YOL":"MİLLİ KÜTÜPHANE"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"467","ENLEM":38.406883766622,"ACIKLAMA":"Bugün, Mithatpasa Anadolu Teknik, Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi adıyla eğitim ve öğretim veren kurumun tarihi 1867 yılına dek uzanır. Osmanlı İmparatorluğunda lonca adı verilen üretim birimlerinin kalkmasıyla oluşan boşluğu doldurmak, kurulması düşünülen fabrikaların teknik eleman ihtiyacını karşılamak düşüncesiyle, o dönemde bir Islahhaneler Nizamnamesi yayımlanır. Bu nizamname doğrultusunda, hemen yanında bulunan askeri alanın yerinde, Mithatpaşa'nın önderliğinde kurulan İzmir Islahhanesi bugünkü okulun nüvesini oluşturmuştur. O günün koşullarında kimsesiz çocuklara, ilk aşamada, kunduracılık, çorapçılık, fanilacılık, marangozluk gibi beceri eğitiminin yanı sıra, imla, hesap ve dini bilgilerin verildiği İzmir Islahhanesi 1868-1881yılları arasında faaliyetini sürdürmüştür. Okulun adı 1881 yılından itibaren İzmir Sanayi Mektebi olarak değiştirilmiştir.\nTarihçe\nHalen eğitim ve öğretim yapmakta olduğu ana bina, aslında o günlerde Mekteb-İ Sultan (lise) olarak planlanmıştı. Bir vesileyle İzmir Sanayi Mektebi Musiki Heyetinin methini duyan zamanın padişahı II. Abdülhamit, bu heyeti sarayına davet eder. Okulu ve öğrencileri sanayi madalyasıyla ödüllendirilir. Bir hafta süreyle sarayında ağırlar. Tarih 15 Ocak 1891'dir. Okul nazırı Süleyman beyefendi zamanın valisi Halil Rıfat Paşa ile defterdar Kadri beyler bu durumu fırsat bilerek; İzmir Sanayi Mektebine bağlanmıştır.Okul 1930 yılında, hemen yanı başında bulunan karantina deresinin taşması sonucu, büyük bir sel felaketine maruz kalmıştır. Duvarlar yıkılmış, tüm makine ve teçhizat su altında kalmıştır. Fiziki zararlar, o günün çalışkan yönetici, öğretmen ve öğrencileri tarafından kısa sürede onarılmış; ancak zengin arşiv ve kütüphaneden sürüklenen belgeler, büyük ölçüde kaybolmuştur.1930 yılına kadar 40 beygir gücündeki bir jeneratörle idare eden kurum, bu jeneratörü aydın sanat okuluna vermiş, yerine alınan çok kuvvetli bir jeneratörle hem kendi elektrik ihtiyacını karşılamış, hem de karantina ve çevresinin elektrik ihtiyacını karşılamıştır.Ferit Uzel den sonra 1930 yılında Fethi Atay, 1932 yılında Danyel Akbel okul müdürlüğü görevini yürütmüşlerdir. 1934 yılında okul müdürlüğüne getirilen Muzaffer Harç zamanında, okula telefon alınmış, bekçi kulübesi yaptırılarak, gece ve gündüz nöbetçi bekçi bulundurma işleri düzene sokulmuştur. 1942 yılında Nihat Saydam okul müdürlüğü yapmıştır.Cumhuriyetin ilanından itibaren İzmir sanatlar mektebi olan okulun adı 1943 yılında, Mithatpaşa Sanat Okulu olarak değiştirilmiştir. 1943 yılında müdürlük görevi, Sami Bilgin tarafından yürütülmüştür.1945 yılında okul müdürlüğü görevine getirilen Halil İdemen zamanında da okul, sanayisi henüz gelişmemiş olan ülkemizde, öncülük yaparak makine üretimine başlamış ve okulda üretilen makine ve avadanlıklar, yurdumuzun pek çok köşesine ulaştırılmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"MİTHATPAŞA","MAHALLEID":null,"ADI":"Mithat Paşa Endüstri Meslek Lisesi","BOYLAM":27.10746495733,"YOL":"MİTHATPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"43A","ENLEM":38.414222978291,"ACIKLAMA":"Cumhuriyet kurulmadan önce Yunan karakolu olarak kullanılan Mumcu Kahvesi'nin girişinde bulunan bayrak direği ilk günkü gibi duruyor. İzmir'in kurtuluşunun ardından bir süre postane olarak kullanılan bina, daha sonra kıraathaneye dönüştürülmüş.\nDaha sonra ise İzmir'in en eski yazlık sinemalarından biri olan ve birçok İzmirlinin çocukluk hatıralarının saklı olduğu Mumcu Kahvesi'ne ulaşmak için Ballıkuyu ve Kadifekale'nin eteklerindeki Namazgah Mahallesi'nin dar ve dik sokaklarından geçiliyor. Mumcu Kahvesi, adını bulunduğu semtten almış.\nBir zamanlar İzmirlilerin yaz aylarında sinema keyfi yaşadığı mekan, tarihi dokusunu bozmadan uzun yıllar içinde elden ele devredilerek bugünlere kadar geldi. İlk zamanlar Ali ve Yusuf adlı kardeşler tarafından işletilen ve \"Kibar Kıraathanesi\" olarak anılan mekan, daha sonra ise \"Kırlı Mehmet\" lakablı kişi tarafından hizmetini sürdürmüş. Yaklaşık 30 yıl boyunca mekanın son işletmecisi olan Beşir Yüce ise yazlık sinema keyfini İzmirlilere yaşatan isimlerden biri.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ÜLKÜ","MAHALLEID":null,"ADI":"Mumcu Kahvehanesi","BOYLAM":27.137049865504,"YOL":"746"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"784","ENLEM":38.420461712042,"ACIKLAMA":"Basmane'den başlayarak İkiçeşmelik Caddesi'ne kadar uzanan ve eski İzmir'in en önemli sokaklarından biri olan Tilkilik Caddesi'ne açılıyor Mumyakmaz Hacı Veli Camii. 26 Haziran 1730 tarihine ait vakfiyesine göre, Hatuniye Mahallesi'nde oturan Hacı Veli Ağa tarafından inşa ettirilmiş.\nCami, 1958 yılında kapsamlı bir tadilattan geçirilerek yeniden cemaate açılana kadar bir süre ticarethane olarak kullanılmış. Son onarımı ise 2000 yılında gerçekleştirilmiş.\nMumyakmaz Hacı Veli Camisi'nin kesme taş malzeme ile inşa edilmiş minaresi; onaltıgen gövdesi, yivli bir düzenleme arz eden taş malzemeli şerefesi ve korkulukları ile dikkat çekiyor. Vaaz kürsüsü bulunmayan caminin minberi ise ahşap malzemeli ve sade bir düzenleme sahip.\nHacı Veli Camisi'nin aynı zamanda Mumyakmaz olarak adlandırılması, çevre sakinlerinin anlatımlarına göre bir kerametten kaynaklanmakta. Mezarının caminin doğusundaki dut ağacının dibinde olduğu söylenen Hacı Veli, caminin hem banisi hem de imamıymış. Hacı Veli, bir gün yatsı namazında cemaatin dışarda beklediğini görünce neden dışarda olduklarını sormuş. Cemaat de mum kalmadığı için içerisinin karanlık olduğunu söyleyince, Hacı Veli 'haydi bakalım buyurun içeriye' diyerek cemaati camiye almış. Camiye giren cemaat her tarafı aydınlık görünce Hacı Veli'nin önemli bir zat olduğunu anlamış. O günden sonra mescidin adı Mumyakmaz olarak anılmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALTINORDU","MAHALLEID":null,"ADI":"Mumyakmaz Hacı Veli Camii","BOYLAM":27.142548310054,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"117","ENLEM":38.317931012458,"ACIKLAMA":"Urla'da Türk döneminin en eski yapılarının 14. yüzyıla tarihlenen Müselle Mescidi ve Fatih İbrahim Bey Camii olduğunu bilinmektedir. Cuma ve bayram namazları açıkta, namazgahta kılınırdı. Daha sonra mescid yapılmış. Kitabe olmadığından yapım tarihi ve yapan kişi hakkında bilgilere ulaşamadık. Ama saçtan yapılmış levha üzerinde 19. yüzyıl yazısı bulunmaktadır. Minaresinin ilginç olduğu ve açık minare şeklinde olup merdivenle çıkılması dikkat çekicidir. Mescid avlusundaki iki kişinin mezarı hakkında da bilgilere ulaşamadık. Hazirenin daha çok kişiyi kapsadığı belli oluyor. Mescidin dış duvarları yıkık, kapısı düşmüş vaziyettedir.","ILCEID":"18","MAHALLE":"NAİPLİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Musalla Mescidi","BOYLAM":26.768601647728,"YOL":"MUSTAFA KEMAL PAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"30","ENLEM":38.418191700183,"ACIKLAMA":"Kente, Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek yeniden kazandırılan Namazgah Hamamı'ndayız şimdi. Hamamın hemen yanında yer alan ve iç avlusu bir dönem açık hava sineması olarak kullanılan eski bir han kalıntısı da restorasyonla koruma altına alınmış.\nAdını bulunduğu Namazgah semtinden alan hamam, kadın ve erkekler kısmından oluşan çifte hamam yapısında inşa edilmiş. Kesme taş ve tuğladan yapılmış olan Namazgah Hamamı, soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık mekânlarından meydana geliyor. Mekânların üzerleri kubbe ve tonozlarla örtülmüş.\nRotamızda bulunan Lüks Hamam ile benzer özelliklere sahip Namazgah Hamamı'nın da 17. yüzyılda inşa edildiği düşünülüyor. Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde kentteki hamamlar ile ilgili bilgi verirken buranın adı geçmemiş. Ancak bu, Namazgah Hamamı'nın o dönemde başka bir adla anılıyor olmasından kaynaklanabilir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Namazgah Hamamı","BOYLAM":27.139705610256,"YOL":"TARIK SARI"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"4","ENLEM":38.40562324497,"ACIKLAMA":"Adını büyük vatan şairi Namık Kemal’den alan okulumuz 1911 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından 500 altına yaptırılarak “Karantina Sultan-i Mektebi” adı altında faaliyetine başlamıştır. Birinci dünya savaşını takiben İzmir’in işgali ile okul yakılarak bütün evrakları imha olmuştur. Bu nedenle 1911–1922 yılları arasında bilgi ve belge yoktur.\n\nİzmir’in kurtuluşundan sonra Tüfekçioğlu Abdülhalik Efendi başöğretmen olarak atanmış ve 12.09.1922 yılında göreve başlayarak okul, (Karantina İlk Mektebi) adıyla tekrar eğitim öğretime açılmıştır.\n\nKurtuluş savaşının kazanılmasında büyük rol oynayan İnönü Savaşlarının kahramanı İsmet Paşa’ya atfen okulun adı “İnönü Zikür (Erkek) Mektebi” olarak beş sınıf ve beş öğretmenle eğitim hayatına, harf devrimi yapılana kadar devam etmiştir. 1928 yılından 25 Mart 1955 yılına kadar İnönü Mektebi adı ile eğitim yaşamını sürdürmüştür. Okulumuz, 1955 yılından 02 ocak 1961 tarihine kadar “Namık Kemal” adını almıştır.1961 yılından 18\/07\/1966 tarihine kadar tekrar “İnönü İlk Okulu” adını alan okulumuz 1966 yılından sonra tekrar İl Encümeninin 18\/08\/1966 gün ve 1542 sayılı kararı ile “Namık Kemal İlkokulu” ismi ile eğitim yaşamına devam etmiştir.\n\nBu arada ön cephede bulunan ahşap eski bina yıkılarak şu anki yığma bina iki katlı ve yanda bir salon olarak yapılmıştır. Daha sonra mevcut binanın ve salonun üzerine birer kat ilave edilerek okul genişletilmiştir. 1977 yılında okul idaresi ve Koruma Derneği’nin çabalarıyla okula Kalorifer tesisatı yapılmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ÇANKAYA","MAHALLEID":null,"ADI":"Namık Kemal İlkokulu","BOYLAM":27.101787015271,"YOL":"142"},{"ILCE":"KEMALPAŞA","KAPINO":"","ENLEM":38.42190006015,"ACIKLAMA":"Nif Kalesi, Kemalpaşanın güneyinde Nif dağının eteklerinde tepe üzerine kurulmuş olan bu yapıtın çok az duvarı kalmıştır. Halkın ( Hamalı Kale ) ismini verdiği bu yer. Evliya Çelebi nin anlatımına göre 4.000 kiremitlik sayfiye yeri olarak kullanılan bu kalenin belde insanlarının korunması için yapıldığı anlatılmaktadır. Nif Kalesi'nin ayakta kalan kalıntıları İ.S. 12-13. yüzyıllarda inşa edilmiş bir Bizans Kalesine ait olmasına karşın, kuzeydeki kapıların geç dönem duvarları altında daha erken döneme ait bölümler de görülmektedir. Ayrıca kale alanı içinde İ.Ö. 4. yüzyıla tarihlenebilen siyah firnisli seramik ve İstanbul Arkoloji Müzesi'nde bulunan ve Nymphaion'daki bir mezardan geldiği ileri sürülen İ.Ö 5.yüzyıla tarihli Greko-Pers eserleri kalenin tarihinin sanılandan daha eski olduğunun düşünülmesini sağlayan ipuçlarıdır. Buna dayalı olarak, Nif yerleşiminin M.Ö. 3-4. yüzyıllarda kurulduğu tezini de tarihsel anlamda destekleyen önemli bir göstergedir.","ILCEID":"6","MAHALLE":"ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"Nif Kalesi","BOYLAM":27.413378749229,"YOL":"21\/1"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"6","ENLEM":38.438387614693,"ACIKLAMA":"Alsancak semtinde bulunan bir Katolik kilisesidir. Tarihçe\n1850 tarihli ilk yapı 1904 yılında yıkılarak şu andaki haliyle yeniden inşa edilmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALSANCAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Notre Dame de Saint Holy Rosary Klisesi","BOYLAM":27.142954777544,"YOL":"ENVER DÜNDAR BAŞAR"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"","ENLEM":39.143946470612,"ACIKLAMA":"İzmir ili Bergama ilçesinde, antik Pergamon şehrinin su gereksinimi Kestel ve Bergama derelerinden sağlanmıştır. Şehrin bulunduğu Akropol tepesinin yüksekliği nedeniyle su gereksinimi akropoldeki sarnıçlardan karşılanmıştır. Yerleşim genişleyince de sarnıçlar yeterli olmamış ve çevredeki küçük kaynaklardan yararlanılmıştır. Su ihtiyacının güçlüğünün çözümlenebilmesi için Bergamanın 30 km. kuzeyindeki Marda Dağındaki kaynaktan künk borularla şehre su getirilmiştir. Marda Dağından akropole doğru arazinin alçalması suyolları için uygun bir iniş meydana getirmiştir. Buradaki kaynaktan alınan sular künk borular yolu ile Arlık Tepede (H.Georgios) bir havuz içerisinde toplanmıştır. Bu havuzda toplanan sular temizlendikten sonra basınç sistemi ile akropole çıkarılmıştır. Ancak suyun akropole ulaşabilmesi için iki tepe ile bu tepeler arasındaki vadileri aşması gerekiyordu. Roma döneminde şehir akropolün altında genişlediğinden su gereksinimi çok daha kolaylaşmıştır. Bunun için kemerli suyolları yapılmıştır. Bu yollardan arta kalan iki kemer kalıntısı bugün akropolün altında, tepeler arasındaki vadide görülmektedir. Bergama da yüksek basınçlı su tesisatının hangi dönemde yapıldığı konusunda kesin bilgi ve kanıtlar bulunmamaktadır. Akropolün en üst noktasına su çıkarıldığına göre, bu sorunun nasıl çözüldüğü de kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, günümüze gelebilen bazı suyolu kalıntıları MÖ. II. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Bu suyolları üç kol halinde 50–75 cm. uzunluğunda 240 bin toprak künkten meydana gelmiştir. Yüksek basınçlı su tesisatının Romalılar döneminde de kullanıldığını gösteren bilgiler günümüze kadar ulaşabilmiştir. Romalılar Helenistik dönemde yapılan suyollarını bırakarak kemerli geniş kanalları kullanmışlardır. Günümüze suyollarının ve boruları ile ilgili kalıntılar çok az gelebilmiştir. Suyollarında bronz boruların kullanıldığı sanılmaktadır. Bugün delikli destek taşları üzerinde bu boruların söküldüğü izlerinden anlaşılmaktadır.","ILCEID":"999","MAHALLE":"ULUCAMİİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Pergamon Su Kemeri","BOYLAM":27.180329718551,"YOL":"AKROPOL"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"2","ENLEM":38.420444819387,"ACIKLAMA":"Günümüzde Polis Anı Evi olarak kullanılan ve daha önce Anafartalar Karakolu olarak hizmet veren binanın önündesiniz. Osmanlı son döneminde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında Peştemalcılarbaşı veya Keçeciler adıyla anılan karakol binası, bulunduğu alan üzerindeki mezarlık kaldırıldıktan sonra 1916-1918 yıllarında dönemin İzmir Valisi Rahmi Bey'in girişimiyle inşa ettirilmiş. Bu nedenle halk arasında yaygın biçimde Mezarlıkbaşı Karakolu olarak da biliniyormuş. Kırık kitabesinde 'İzmir Valisi ......mi Beğefendi zamanında inşa olunmuştur' yazıyor.'\nBir dönem Maliye Bakanlığı'na bağlı olarak kullanıldıktan sonra, 1954'te yeniden Anafartalar adıyla emniyet hizmeti vermeye başlamış. Adını, üzerinde yer aldığı Anafartalar Caddesi'nden almış.\nOryantalist, barok ve neoklasik özellikleri yapıda bir arada görmek mümkün. Tek ve çift at nalı kemerli pencereler, geniş saçaklar ve bunları taşıyan ahşap payandalar dış cephesini güzelleştiren detaylar olmuş.\nİki katlı kâgir yapının 2005 yılında restore edilerek 'Polis Anı Evi' adıyla ziyarete açılmış. Restorasyon sürecinde ilk haline sadık kalınarak korunan nezarethanenin duvarına dikkatlice bakarsanız, bir mahkûm tarafından Osmanlıca yazılmış 'Ya Sabır, burası Hz. Yusuf makamıdır' yazısını görebilirsiniz.\nPolis Anı Evi, emekli emniyet mensupları ve yakınlarının bağışlarıyla Türk Emniyet Teşkilatı'nın tarihine ışık tutuyor.\nTarihçe\n1920'li yıllardan bugüne kadar emniyet görevlilerinin kullandığı silahlar, üniformalar, belgeler, daktilolar sergilenen eşyalar arasında. Bunların yanı sıra yabancı ülkelerin polislerinin üniformaları ve kullandıkları malzemelerin sergilendiği bir bölüm de bulunuyor.\nMustafa Kemal Atatürk'ün, kentin kurtuluşunun ardından 10 Eylül 1922 tarihinde İzmir halkını ilk kez burada selamladığı hakkında bir iddianın bulunduğunu da ekleyelim.","ILCEID":"21","MAHALLE":"YENİGÜN","MAHALLEID":null,"ADI":"Polis Anı Evi","BOYLAM":27.137391828537,"YOL":"1312"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"8","ENLEM":38.4188208949,"ACIKLAMA":"17. yüzyılda kentin en büyük sinagogu olan Portekiz Sinagogu'ndasınız. Bu yüzyılda var olduğu bilinen altı adet sinagogdan biriymiş burası. Kurucularının 1569 yılında Kuzey Afrika ve Venedik'ten göç etmiş Portekiz asıllı Yahudiler olduğu tahmin ediliyor. İsmi ile göçün nereden geldiğini belirten İzmir'deki tek sinagogtur aynı zamanda. Pek çok kaynağa göre, Portekiz Sinagogu Sabetay Sevi ile ilişkili olayların tam merkezinde yer alır. 1665 yılında Sabetay Sevi İzmir'e döndüğünde, Sabetay karşıtlarının kalesi sayılan bu sinagog, Sabetaycı hareketin genişlemesi ile kapılarını ona kapatmış. Buna karşı, Sabetay ve taraftarları kapıları kırarak sinagogu işgal etmiş. Sabetay Sevi bu baskında Meliselda şarkısını söyleyerek kendini Yahudilerin Mesihi ve kurtuluş gününü 18 Haziran 1666 olarak ilan etmiş. Portekiz Sinagogu bu olaydan sonra Sabetaycı hareketin merkezi olmuş. Dünyanın çeşitli yerlerinden insanlar İzmir'e gelerek bu harekete katılmaya başlamış. Kontrol edilemeyen bu durumun saraya bildirilmesiyle Sevi saraydan çağrılmış ve böylelikle İzmir'deki isyan havası yatıştırılmış. Mermer sütun ve alınlıkla inşa edilmiş görkemli bir girişi olan sinagog, deprem ve yangınlar sonucu birkaç kez tamamen yıkılmış ve yeniden inşa edilmiş. 1903 yılında Edmond de Rothschild Portekiz Havrası'na restorasyon için 3000 frank bağışlamış. Sinagogun giriş kapısı üzerinde bulunan 1909 tarihli İbranice mermer yazıt bu onarımla ilgilidir.\nSon olarak 1976 yılındaki yangın nedeniyle çatısı ve bir duvarı tamamen yok olan sinagog, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin desteği ile Ege Genç İşadamları Derneği tarafından yaptırılan restorasyonla birlikte Sosyal ve Kültürel Etkinlikler Merkezi olarak yeniden yaşatılıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Portekiz Sinagogu","BOYLAM":27.13630510473,"YOL":"926"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"66","ENLEM":38.321926272976,"ACIKLAMA":"Yapı iki katlı olup kesme taştan inşa edilmiştir. Yapının güney cephesi kenarlarından düzgün kesme taşlarla tek şerit halinde çevrelenmiştir. Bu şerit, kat arasını vurgulayan silmenin hemen altında da devam eder. Giriş kapısı yuvarlak bir niş içerisine alınmış olup sağında ve solunda ikişer pencere vardır. Pencerelerin etrafları söveli ve alınlıklıdır. Söveler üzerinde asma yaprağı motifleri vardır. Giriş kapısının üst hizasında dört adet demir konsolla taşınan balkonu bulunur. Giriş eyvanı at nalı şeklinde, diğer açıklıklar ise basık kemerlidir.","ILCEID":"18","MAHALLE":"YENİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Pratik Kız Sanat Okulu","BOYLAM":26.764406864379,"YOL":"ZAFER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"9","ENLEM":38.418416077375,"ACIKLAMA":"Aynı noktada size anlatmak istediğimiz iki farklı mekânın hikâyesi var. Cadde boyunca yer alan tüm otellerde olduğu gibi bu otelin de geçmişinde bir han bulunmakta; adı Ragıp Paşa Hanı. Otelin sahibi Dellalbaşızade Ragıp Paşa, kentte 19. yüzyılın son çeyreğinde görev yapmış belediye başkanlarından biri.\nTarihçe\nOtelin müdürleri Muhammed Bey ve Osman Nuri Bey iken, 1930'lu yıllara gelindiğinde Hasan Basri Bey olmuş. 24 odalı otel, birinci ve ikinci sınıf oteller listesindeymiş. Tek kişilik odada konaklama 125 kuruş, iki kişilik odada kişi başı 50 kuruş olarak belirlenmiş.\nHanın üç taraftan revaklarla çevrelenmiş avlusuna, başta ve sondaki iki giriş kapısına açılan kısa bir koridor ile ulaşılırmış. Girişin sağında bulunan iki dükkândan biri, İzmir'deki ilk Türk eczanesi olarak bilinen Kadızade Hüseyin Rıfat Efendi'ye ait Şifa Eczanesi'dir. Eczanenin Kemeraltı ile özdeşleşmesi ise Süleyman Ferit Bey'e satılması ile gerçekleşir.\nİkinci dükkân ise İzmir'in ünlü mekânlarından Ragıp Paşa Kıraathanesi'ymiş. İstanbul Şehir Tiyatrosu oyuncuları İzmir'e geldiklerinde bu otelde kalır, tiyatro severler ve sanatçılar bu kıraathanede birlikte tiyatro sohbetleri yaparmış. Ülkede ve kentte olup bitenleri mizah ve taşlama yolu ile dile getiren 'Palavra Kulübü' de 1930-1955 yılları arasında burada bir araya gelirmiş. Şair Bıçakçızade Hakkı, İttihat ve Terakkici Küçük Talat, yazar Nail Moralı, ressam Kadri, Ferit Eczacıbaşı bu entelektüel buluşma mekânının müdavimlerindenmiş.\n2012 yılında çıkan yangında büyük hasar görmesinden sonra, Eczacıbaşı ailesinin mülkiyetinde olan yapı aslına uygun şekilde restore edilmiş. Günümüzde bir ayakkabı mağazası olarak kullanılıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Ragıp Paşa Oteli","BOYLAM":27.130584314069,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"17","ENLEM":38.421517000381,"ACIKLAMA":"Hisar Camii'nin en tanınmış imamı ve 20. yüzyılın Dede Efendi'si olarak nitelendirilen bestekâr Rakım Elkutlu'nun evi şimdiki durağımız.\nRakım Elkutlu, namı diğer Rakım Hoca 1869 yılında İzmir'de doğmuş. İzmir İdadisi'ni bitirmesinin yanı sıra uzun süre medreseye de devam etmiş. Müzik eğitimini ise yedi yaşından beri devam ettiği İzmir Mevlevihanesi'nde almış. Hisar Camii imam ve hatibi olan babası Şuayib Efendi'nin 1892 yılında ölümü üzerine aynı göreve atanmış; 1948 yılında ölünceye kadar da bu görevi sürdürmüş.\n\nUzun yıllar İzmir Mûsiki Cemiyeti'nin başkanlığını yapmış. Onu dinleyenler, gür ve dik vasıflı bir sesi olduğunu söyler. Temiz ve etkili bir üslup ile okuması, müzik çevrelerinde sevilen ve aranan bir hanende* olmasını sağlamış. Dayısı Nureddin Efendi'nin teşviki ile yirmi yaşında bestekarlığa başlamış. Dini ve dindışı müziğimizin birçok formunda dört yüz elliye yakın eser vermiş. Şeyh Galip, Fuzuli ve Nabi gibi divan şairlerinin yanı sıra çağdaş şairlerin ve İzmirli şairlerin birçok şiirini de bestelemiş.\n\nYıllarca görev yaptığı Hisar Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra defnedilmek üzere camiden çıkarılırken, civardaki açık bir radyodan kendi bestesi duyulmuş:\n'Bana hiç yakışmıyor böyle intizar şimdi\nMatemzede gönlümde hayat bir mezar şimdi'\nBunu duyanlar gözyaşlarını tutamamış.\n* Şarkı söylemeyi meslek edinmiş kimse, şarkıcı.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKINCI","MAHALLEID":null,"ADI":"Rakım Elkutlu Evi","BOYLAM":27.143067739515,"YOL":"1297"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"67","ENLEM":38.407345420612,"ACIKLAMA":"(19.)Yüzyılın ikinci yarısından itibaren geleneksel semtlerini terk eden Yahudiler Karataş ve çevresine yerleşmeye başlarlarlar. Varlıklı aileler deniz kıyısını tercih ederken, daha dar gelirliler Halil Rıfat Paşa semtinde kendilerine yer edinmişlerdir. Gittikçe büyüyen Yahudi nüfusunun ibadet ihtiyacını karşılayacak olan bir Sinagogun daha önce bu semtte bulunmaması oradaki nüfusu yeni bir sinagog kurmaya itmiştir. Tam olarak bilinmemekle birlikte, Nesim Levi Bayraklı’nın oğlu Moşe Levi tarafından bu sinagoga bağışlanmış bir yazıtta 1894 tarihi ve 1896 ve 1904 tarihlerini taşıyan iki adet kutsal kitap örtüsü sinagogun 1890lı yıllarda kurulduğuna işaret etmektedir. Roş Ha Har Sinagogu merkezi plan mimarisine göre inşa edilmiştir ve diğer İzmir sinagoglarında olduğu gibi Ehal üçlü kompozisyon niteliği taşır. Bu sinagogda 1960lı yıllara kadar düzenli bir şekilde ibadet ve törenler yer almasına rağmen, Yahudi nüfusunun azalması ile sadece bayramlarda kullanılır olmuştur.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KILIÇ REİS","MAHALLEID":null,"ADI":"Rosh Ha Har Sinagogu","BOYLAM":27.116596310805,"YOL":"281"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"39","ENLEM":38.418005413489,"ACIKLAMA":"Yeni Şark adıyla da anılan Saçmacı Hamamı, bir bölümünün yıkılarak küçültülmesiyle günümüzdeki şeklini almış.\nSaçmacı Hamamı sıcaklık, ılıklık ve soyunmalık mekânlarından oluşuyor. Alt katında dükkânlar bulunan soyunmalık iki katlı, üzeri oval bir kubbe ile örtülü. Ilıklık ise iki ayrı bölümden oluşuyor ve üzerleri kubbe ile aynalı tonoz örtülü. Kare planlı sıcaklık mekânının kubbesinde ise yuvarlak ışıklıklar bulunuyor.\nTürk hamamlarının ılıklık ve sıcaklık mekânlarında süsleme unsurlarına nadiren rastlanır. Çünkü, sıcak hava ve aşırı neme maruz kalan süslemeler kısa süre içinde tahrip olur. Hamamlarda süsleme unsurlarına daha çok soyunmalık mekânlarında rastlanılmasının asıl nedeni de bu. Saçmacı Hamamı'nın ahşap malzeme ile örtülü soyunmalık mekânı, 1997 yılındaki yangından önce alçı süslemelere sahipmiş. Günümüzde ise sadece kubbeyi taşıyan kemerlerde ve desteklerin başlıklarında yer yer tahrip olmuş alçı süslemeler görülmekte.\nHamamın inşa tarihini, kurucusunu veya mimarını belirten herhangi bir kitabesi bulunmuyor. Saçmacı Hamamı'nı, mimari benzerlikler taşıdığı diğer hamamlar göz önünde bulundurularak 18. yüzyıl başlarına tarihlemek mümkün. Hamamın soyunmalık mekânında yer alan Batılılaşma Dönemi'ne ait süslemelerinden ve ay-yıldız motifinden yola çıkarak, bu bölümün 19. yüzyıl ortalarında veya daha sonraki bir tarihte onarım gördüğü kabul ediliyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"SAKARYA","MAHALLEID":null,"ADI":"Saçmacı Hamamı","BOYLAM":27.136895047209,"YOL":"EŞREFPAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"9","ENLEM":38.417860558763,"ACIKLAMA":"İşlevi değiştirilerek 1936 yılında sinema olarak dahi kullanılan bir noktadasınız şimdi. Yapı, günümüzde iki ayrı bölüm halinde, matbaa ve optik mağazası olarak hizmet veriyor. Çeşitli değişikliklerle orijinalliğini kaybeden hamamın soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık mekânlarını kestirmek tahmin edileceği üzere biraz zor.\nHamamın 20. yüzyıl başlarına tarihlenen Salepçioğlu Camii ile aynı dönemde inşa edildiği düşünülmekte. Pencere alınlıklarında ve tonoz destek kemerlerinde bulunan alçı süslemeleri de 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında yapılmış olabileceği fikrini kuvvetlendiriyor.\nAlçı süslemelerin yer aldığı tonoz örtülü mekân, muhtemelen hamamın soyunmalığı olarak kullanılmış. Yapının günümüzde kapatılmış olan girişleri de hamamın bir çifte hamam şeklinde inşa edildiği fikrini veriyor.     ","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Salepçioğlu Aile Hamamı","BOYLAM":27.130483667947,"YOL":"846"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"48","ENLEM":38.417045368358,"ACIKLAMA":"Salepçioğlu Camisi merdivenlerinin üçgen alınlıkları üzerine yerleştirilmiş caminin çeşmeleri, mermerden inşa edilmiş. Çeşme aynasının orta kesimine çiçekli rozeti anımsatan kabartmalar üzerine iki musluk yerleştirilmiş. Ancak özgün musluklar günümüzde mevcut değil.\nÇeşmelerin cephesinde, dönemine özgü Barok karakterli, kabartma tekniğinde yapılmış akantus yaprakları ve kıvrımlı süsleme unsurları hâkim.\nTarihçe\n\nMedrese çeşmeleri ise medresenin giriş holünde, duvar üzerine simetrik olarak yerleştirilmiş. Üzerleri kahverengi yağlı boya ile kaplandığı için inşa malzemesi tam olarak anlaşılamasa da kesme taş\/metal levha kullanıldığı tahmin ediliyor. Bugün görmekte olduğunuz musluklar, çeşmenin özgün muslukları değil.\nHer iki çeşme de aynı boyut ve süsleme özelliklerine sahip. Çeşme aynası iki panodan oluşmuş. Üstteki panonun sadeliğine karşın, alttaki panoda akantus yaprakları, çiçekli, kıvrımlı süslemeler ve bitkisel bezeme öğeleri hâkim. Süslemelerin etrafını saran şerit içinde 'Allah' yazılmış. Medresenin muslukları cami musluklarında olduğu gibi çiçekli rozeti anımsatan kabartmalar üzerine yerleştirilmiş.\nCami ve medrese çeşmelerinin tümü iyi korunmuş durumdalar ancak musluklar kullanılamıyor.\nÇeşmelerin üzerinde herhangi bir kitabe bulunmuyor. Ancak, Salepçizade Hacı Ahmet Efendi'nin 27 Eylül 1893 tarihli vakfiyesine göre, mektep ve medrese ile birlikte, bu tarihe yakın bir dönemde inşa edilmiş olmalılar.","ILCEID":"21","MAHALLE":"UĞUR","MAHALLEID":null,"ADI":"Salepçioğlu Camii ve Medrese Çeşmeleri","BOYLAM":27.132375135515,"YOL":"DR. FAİK MUHİTTİN ADAM"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"67","ENLEM":38.426582629787,"ACIKLAMA":"Halit Ziya Bulvarı'ndaki kilise İtalyan Katolik Kilisesi olup Fransisken rahiplerinin görev yaptığı bilinmektedir. Yapının dış cepheleri oldukça yalın olmasına karşın, doğudaki ana giriş cephesi özenli bir işçiliğe sahiptir. Bu cephe, enine kademeli silmelerle iki kata bölünerek, üçgen bir alınlıkla sona erdirilmiştir. Kilise, doğu-batı yönünde uzanan tek nefli bazilika plan şemasına sahiptir. Doğu tarafında iki paye ile ayrılmış, üç birimli narteks, batı tarafında ise sekiz dilimli ve merkezli fenerli kubbenin örttüğü bema mekânı yer alır Kilisenin iç mekânında İsa ve Meryem tasvirlerine yer veren panolar dışında, yoğun bir şekilde bezeme kullanılmıştır . Salı, çarşamba, perşembe günleri saat 09:00-17:00 arası ziyarete açıktır.\nTarihçe\nPasaport bölgesinde yer alan kilise, Meryem Ana'ya ithaf edilmiş olup 1689 yılında ibadete açılmıştır. 1889 yılında harap olan yapı, 1890 yılında yeniden inşa edilmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Santa Maria Klisesi","BOYLAM":27.134904496821,"YOL":"HALİT ZİYA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"633-637","ENLEM":38.420412249442,"ACIKLAMA":"Günümüzde restore edilerek bir otel haline getirilen eski bir kortejonun, bugünkü adıyla Saray Otel'in önündesiniz.\nTarihçe\nEski adı Keçeciler olan bu caddenin her iki yanında kortejolar sıralanıyormuş. Avlu anlamına gelen kortejolar, bir nevi komün yaşam evleri özelliğini taşıyormuş. Ortak mutfak ve tuvaleti ile bir avlusu, bu avluyu çevreleyen odaların her birinde bir Yahudi ailenin yaşadığı mekânlar... Yahudilerin ayrılmasının ardından Türklerin yerleşmeye başlamasıyla, kortejolara artık aile evleri denilmiş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HURŞİDİYE","MAHALLEID":null,"ADI":"Saray Otel","BOYLAM":27.140725715586,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"4","ENLEM":37.950921031962,"ACIKLAMA":"Selçuk ilçesinin Zafer Mahallesi'nde yer alan demiryolu yerleşkesi 99.646 metrekare yerleşim alanına yayılıyor.\nTarihçe\nİzmir-Aydın Demiryolu'nun, Selçuk'tan başlayıp Aydın'da son bulan yedi duraklık ikinci etabının ilk durağı olan Selçuk, diğer adıyla Ayasuluk, hattın ilk planındaki tünel inşaatının çökmesi sonucu güzergâh olarak oluşturulmuştu. 15 Eylül 1862 tarihinde faaliyete geçen yerleşim Alsancak demiryolu yerleşiminden sonra en büyük ikinci demiryolu yerleşimi. Demiryolunun inşası sonrası kentsel gelişim, Kuşadası kervan yolunun bölgeye gelmesi ve demiryolunun yakın konumlandığı Efes Harabeleri ve Meryem Ana Kilisesi'ne yapılan ziyaretler ile hızlandı. Bölgeye gelen turistlere hizmet amacıyla istasyon yapısının arkasında inşa edilmiş olan otel yapısı, yerleşimi diğer demiryolu yerleşkelerinden farklı kılıyor. Otel yapısı restore edilerek günümüzde kafe olarak hizmet veriyor.","ILCEID":"10","MAHALLE":"İSA BEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Selçuk Demiryolu Yerleşkesi","BOYLAM":27.372635170891,"YOL":"ARGENTA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"84","ENLEM":38.419048018824,"ACIKLAMA":"Bazı kaynaklarda ilk yıllarda Osman Efendi Camii adıyla anıldığı belirtilmektedir. Cami içerisinde bulunan kabrin mezar taşında Mustafa Osman adı ve 1180 vefat tarihi yazılıdır. Caminin banisinin de bun kişi olduğu düşünülebilir.1841 yılında Mezarlıkbaşında çıkan büyük yangında caminin kurşunla kaplı kubbesine sıçrayan kıvılcımlar nedeni ile her nasılsa camide bulunan barut fıçıları infilak etmiş ve caminin büyük bir bölümü havaya uçmuştur. Yeniden inşaasında kubbe çevresindeki geniş teras selvi ağaçlarından direkler üzerine oturtulduğu için adı Selvili Mescit olmuştur. Camii kubbesini ve yarı çatısını tutan ağaçlar da selvidir.  Caminin küçük bir haziresi bulunmaktadır.854 ve 1021 Sokaklar köşesinde olup bugünkü yapısını 1841 yangınından sonra kazanmıştır. 1751 de Servili Mescid veya Osman Efendi Camii diye de anılıyordu. İzmirin eski ibadet mekanlarından biriolup şu an onarıma ihtiyac vardır.Minaresi kesme taş ve tuğladan yapılmış olup, küllahının eğri olmasının değişik hikayeleri vardır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"MİRALİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Selvili Mescit","BOYLAM":27.146446310404,"YOL":"954"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"88","ENLEM":38.418103181722,"ACIKLAMA":"Sema Sineması, 1967 yılında Enver Bakioğlu tarafından açılmış. Sema Sineması'nın mimari planlaması, Mimar Rıza Aşkan tarafından yapılmış ve 2 bin metre karelik büyük bir alan üzerine inşa edilmiş. Sahnesi, tiyatro ve konserlerin de yapılmasına imkân tanıyan bir büyüklükteymiş\nTarihçe\n\nSon moda naylon perdesi, İngiltere'den özel olarak getirilmiş. 755 kişilik salonunun 5 çıkış kapısı bulunuyormuş. Sema Sineması'nın bir diğer özelliği de barında alkollü içki satışının yapılabilmesiymiş. Sinema saati başlamadan önce sinemaseverler beklerken içki alabiliyorlarmış.\nİçinde yer aldığı Büyük Barut Han, 1990'lı yılların başında yenilenerek Kemer Plaza adını almış. Alışveriş merkezi halen hizmet veriyor olsa da Sema Sineması 2007 yılında kapanmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Sema Sineması","BOYLAM":27.131782175253,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"SEFERİHİSAR","KAPINO":"","ENLEM":38.194446929371,"ACIKLAMA":"Tarihin, doğanın ve teknolojinin yıpratmakta aciz kaldığı kalenin geçmişi Selçuklular Dönemi`ne kadar uzanır. Şiddetli yer sarsıntılarıyla harap olunca önce Aydınoğulları daha sonra Osmanlılar tarafından tamir görmüştür. Ege denizindeki önemli stratejik konumunun Kaptan-ı Derya Piri Reis tarafından fark edilmesiyle Kanuni Sultan Süleyman tarafından Palak Mustafa Paşa`ya Teos harabelerinden getirilen taşlar kullanılarak yaptırılmıştır. Şimdiki hali 1521-1522 yıllarından kalmadır. Önceleri Sığla olarak anılan kale savunma amacından çok deniz üssü olarak değerlendirilmiştir. Kalenin Kuşadası, Ayasuluk ve Seferihisar adında üç ayrı kapısı vardır. Deniz üssünde; bir dış kale bir de koğuş tabir edilen askerlerin günlük hayatını ve eğitimini geçirdiği iç kale ile bu iç kalenin denize bakan kısmında iki burç ve iki kapı bulunmaktadır.     ","ILCEID":"12","MAHALLE":"SIĞACIK","MAHALLEID":null,"ADI":"Sığacık Kalesi","BOYLAM":26.784417100491,"YOL":"LİMAN"},{"ILCE":"BAYRAKLI","KAPINO":"27","ENLEM":38.464674305094,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"11","MAHALLE":"TEPEKULE","MAHALLEID":null,"ADI":"Smyrna Yeni Tapınak","BOYLAM":27.171410292192,"YOL":"2073"},{"ILCE":"BUCA","KAPINO":"23\/1","ENLEM":38.386963575855,"ACIKLAMA":"St. Baptist Latin Kilisesi (DOM), herhangi bir cemaate değil, doğrudan Vatikan’a bağlı olan, 1815’te Buca’da yaşayan Katolikler tarafından inşa edilen görkemli bir kilise.\n\nSt. Jean Baptist Latin Katolik Kilisesi, Buca DOM Kilisesi ya da St. Baptist Latin Kilisesi gibi isimlerle anılan kilise, 1840 yılında Roma Kilisesi Katolik Vakfı tarafından geliştirilerek DOM Kilisesi’ne dönüştürülmüş. 1864 yılında son halini alan kilise, Buca’nın en eski ibadethanelerinden biri olarak biliniyor.\n\nYapım tekniğiyle 9 şiddetindeki bir depreme bile dayanıklı olarak inşa edilen kilisenin her bir kolonunun genişliği 1.5 metreye ulaşıyor. Kilise, Hz. İsa’nın kuzeni Baptistçi Yahya’nın adını taşıyor.\n\nDönemin Osmanlı Padişahının özel izniyle eski bir Fransız kilisesinin üzerine inşa edilen yapının iç süslemeleri yapıyı diğer kutsal mabetlerden farklı kılan en önemli özellik. Kilise cemaatinin kendi ustalıklarına göre katkıda bulunduğu iç dekorasyondaki işçilik ve detaylar kilise bütçesinden para çıkmaması ve tamamen cemaatin gönüllü katkılarıyla yapıldığından ‘Fakir Sanatı’ olarak anılıyor.\n\nBuca Dom Kilisesi, Buca-Basmane treninin işlediği dönemde özellikle saat 07.00’de ve öğlen 12.00’de çalınan ve Buca’da yaşayıp İzmir’deki fabrikalarda çalışan işçilerin trene yetişmesi için çok önemli bir uyarı olan kilise çanıyla meşhur. Bucalılarla özdeşleşen ve saat ayarı yanında kentte dinler arasındaki hoşgörüyü de simgeleyen bu çan sesi 1980’li yılların ortasından beri Buca semalarında yankılanmıyor.\n\nİzmir Enternasyonel Fuarı’nın düzenlendiği ilk yıl olan 1927’de kiliseye yurt dışından devasa bir org getirilmiş. Org hala aktif olarak kullanılıyor.\n\nArt Neau şeklinde tasarlanan kilise halen Buca’da yaşayan ama Buca dışında da konutları olduğu için pek ortalarda görünmeyen az sayıda cemaatine günümüzde halen aktif olarak hizmet veriyor.","ILCEID":"8","MAHALLE":"DUMLUPINAR","MAHALLEID":null,"ADI":"St. Babihist Latin Kilisesi","BOYLAM":27.173762162318,"YOL":"81"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"","ENLEM":38.416925789178,"ACIKLAMA":"Yukarı Aya Yani Kilisesi avlusunda bulunan Saint Jean Theologos Okulu, Evangelik Rum Okulu'na bağlı olarak açılmış.\nKaynaklardan, Rum Patrikliği'nin okulun harap durumda olması nedeniyle genişletilerek yeniden inşası konusunda başvuruda bulunduğu öğrenilmekte. Yapılan müracaata göre otuz bin kuruş olan maliyetin yarısı kilise sandığından, kalan yarısı ise Evangelik Okulu'nun mevcut parasından karşılanacakmış. 3 Haziran 1903 tarihinde inşaata ruhsat verilmiş. Mektep yıkıldıktan sonra aynı avluda yer alan Nikoli Paskaladi'ye ait ev de satın alınarak bu iki binanın temelleri üzerine yeni tek katlı, taş bir bina ve avlusuna da öğretmenler için bir teneffüs odası inşa edilmiş. 1920 yılında karma eğitim veren okulda, 4 sınıfta 237 öğrenci bulunuyormuş.\nTarihçe\nCumhuriyet döneminde ise İkiçeşmelik Halk Eğitimi Merkezi olarak kullanılmış.\nEski fotoğraflarındaki görüntüsünü günümüzde de yaşatan bu çift üçgen alınlıklı yapı, günümüzde kullanılmamakta.","ILCEID":"21","MAHALLE":"SAKARYA","MAHALLEID":null,"ADI":"St. Jean Theologos Okulu Binası","BOYLAM":27.137650525064,"YOL":"826"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"51","ENLEM":38.437026627735,"ACIKLAMA":"İzmir Anglikan kiliselerinden biri olan Evanjelist Aziz John Anglikan Kilisesi, tören odası ve diğer tesisleriyle İzmir'deki ana Anglikan kilisedir. Alsancak'ta bulunan St. John, Canterbury Başpiskoposluğu'nun verdiği yetkiyle Cebelitarık Piskoposluğu'na bağlı 42 kiliseden biridir. Kilise hafta içi ve hafta sonu öğleden sonra saatlerinde ziyarete açıktır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALSANCAK","MAHALLEID":null,"ADI":"St. John Anglikan Kilisesi","BOYLAM":27.147184212326,"YOL":"MAHMUT ESAT BOZKURT"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"18","ENLEM":38.425772990019,"ACIKLAMA":"Tavalarındaki üzüm yakutu, çivit mavisi, ekru, kırmızı tonları, altın sarısı ve daha nice renk ile görsel bir şölen olan İzmir’deki Saint Polycarp Kilisesi, şehrin en eski kiliselerinden biridir. Çarpıcı detaylara sahip mimarisi, sanatsal üslubuyla dikkat çekiyor. Konak ilçesindeki Katolik Kilisesi, Hristiyanlık dininin ilk dönemlerinde yaşadığı kaydedilen Aziz Polycarb’a itafen 17’nci yüzyılda Fransa Kralı’nın isteği ve Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın onayıyla yapıldı. Sonraki asırlarda da Fransa Kralları tarafından finanse edilen onarımlar gören kilise, 1922’de yangında zarar görse de yedi yıl sonra yeniden inşa edildi. Saint Polycarp Kilisesi, günümüzde ziyarete ve ibadete açık durumdadır. Kilisenin iç mekanı renkli ve gösterişli bir atmosfere sahip. İçeride parlak ve aydınlık detaylar ziyaretçilerini karşılıyor. Avizeler, tablolar, heykeller ve fresklerle tamamlanan yoğun bir sanatsal enerji hakim. Özellikle tavandaki fresk oldukça ilginç. Kilise, genel itibarıyla estetik bir değer. Kiliseyi ziyaret etmek isterseniz kapısındaki zile basmanız gerekiyor. Kadınların örtünmesi bekleniyor. Görevliler tarafından bir dizi rutin kontrolden geçtikten sonra gezinize başlayabiliyorsunuz. Saint Polycarp Kilisesi, Hisar Camii ile Kemeraltı Çarşısı yakın konumda bulunuyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"St. Polycarp Kilisesi","BOYLAM":27.135728540096,"YOL":"GAZİ OSMAN PAŞA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"9","ENLEM":38.418470292349,"ACIKLAMA":"Osmanlı İmparatorluğu'nun en genç eczacısı olarak meslek hayatına başlayan Süleyman Ferit Bey'in Şifa Eczanesi'ndesiniz. Aslına uygun biçimde 2015 yılında restore edilmiş olan yapı, günümüzde farklı bir iş kolunda kullanılıyor olsa da hala Eczacıbaşı'na ait.\nTürk Eczacılar, İzmir'de ancak 1900'lü yılların başından itibaren eczane açmaya başlayabilmiş. 1922 yılında, İzmir'deki 50 eczaneden sadece dördü Türk eczacılara aitmiş. İşte o eczanelerden biri Şifa Eczanesi.\n1886 yılında İzmir'de doğan Süleyman Ferit Bey, henüz çocukken, çok düşkün olduğu anneannesi hastalandığında aklına koymuş eczacı olmayı. İstanbul Tıp Fakültesi'ne bağlı Eczacılık Yüksek Mektebi'nde okumuş. Okulu bitirdiğinde henüz 18 yaşındaymış. İzmir'deki ilk görevi Gureba-i Müslimin Hastanesi eczacılığı olmuş. Burada göreve başladıktan 1,5 yıl sonra 1907 yılında hastanenin baş eczacılığına atanmış.\nKadızade Hüseyin Rıfat Efendi'nin İzmir'deki ilk Türk eczanesi olarak bilinen Kemeraltı Şifa Eczanesi'ni, sonradan devrettiği Moraiti adlı Rum eczacıdan 1911 yılında 250 altına satın almış. Kısa zamanda burayı İzmir'in en ünlü eczanesi haline getirmiş. Sahibi olduğu Tilkilik semtindeki Kanaat Eczanesi'ni, Şifa Eczanesi'ne taşımış, orada ise ilaç imalatı yapım işini sürdürmüş.\nEczanede hastaların biyokimya tahlilleri yapılır, ayrıca İzmir'in tanınmış hekimleri belirli gün ve saatlerde hasta kabul ederlermiş.\n15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'in işgali sırasında Şifa Eczanesi de yağmalanmış. Bu olaydan sonra Süleyman Ferit Bey, ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşmiş. 1920 yılında İzmir'e dönerek eczanesinin bitişiğindeki tatlıcı dükkânını satın almış ve genişlettiği Şifa Eczanesi'ni yeniden halkın hizmetine sunmuş.\nSüleyman Ferit Bey'in vefatından sonra, Şifa Eczanesi'ni 1978 yılına kadar oğlu Kemal Eczacıbaşı işletmiş. Bu tarihten sonra da Eczacıbaşı Parfümeri Satış Merkezi haline getirilmiş. 15 Temmuz 1993 yılında çıkan bir yangında büyük zarar gören eczane, 1996 yılında eski haline getirilmişse de kısa süre sonra satış merkezinin kapatılmasına karar verilmiş.\nŞifa Eczanesi, bağışlanan alet ve edevatıyla, 2009 yılından beri Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi sergi alanında müze eczane olarak yaşatılıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Süleyman Ferit Eczacıbaşı Eczanesi (Şifa Eczanesi)","BOYLAM":27.130567028387,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"122","ENLEM":38.435085830949,"ACIKLAMA":"İzmir Sümerbank, Nazilli ve Konya Sümerbank İşletmelerinde savaş nedeniyle azalan işçi sayısı ve boş kalan tezgâhların değerlendirilebilmesi için yeni bir alan ihtiyacıyla kuruldu. Boşta kalan 100'ün üzerinde tezgâh Halkapınar'da üretim binası olması için kiralanan bir yapıya taşınacakken işçi açığı kapatıldı ve transferden vazgeçildi. 1946 yılında montajına başlanan imalathane yapısı için İngiliz bir firmadan 140 adet tezgâh siparişi verildive 1947 yılında Nazilli Sümerbank Basma Sanayi için ham bez üretilmeye başlandı. Resmi açılışı 1953 olan fabrika, 1964 yılına gelindiğinde çırçır fabrikalarından gelen pamuğun son ürününe kadar tüm üretim işlemlerini gerçekleştirebilen entegre bir endüstri tesisi olarak İzmir Sümerbank Basma Sanayi İşletmesi ismini aldı.","ILCEID":"21","MAHALLE":"UMURBEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Sümerbank Basma Sanayi","BOYLAM":27.160740840586,"YOL":"ŞEHİTLER"},{"ILCE":"BERGAMA","KAPINO":"1","ENLEM":39.107120708272,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"999","MAHALLE":"ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"Sümerbank Bergama Pamuk İpliği ve Dokuma Fabrikası","BOYLAM":27.19059037704,"YOL":"FATİH"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"6","ENLEM":38.426845568559,"ACIKLAMA":"Yapı, bir zamanlar İzmir’de ikamet etmiş önemli bir Levanten aile tarafından kullanılmış.ve 17. Yüzyıldan 1922 yangınına kadar oluşan bu bölgede yangından kurtulan ve günümüze kadar gelmeyi başarmış ender yapılardan biridir.\nSydney La Fontaine’in firması 1880 yılında kurulmuştu.Sydney La Fontaine’nin halı deposu ve ticarethanesi olarak kullanılan bu yapı; Osmanlı imparatorluğu dönemi İzmir’inde Ferhaneler bölgesi adı verilen alanda bulunmaktaydı. Bu bölge 19. yüzyıl sonları, 20. yüzyıl başlarında batıdan ikinci kordon, doğudan Frenk Caddesi, kuzeyden Sarı Sokak ve güneyden ise Arapian Çarşısının arasında kalan bölgeyi oluşturmaktaydı.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Sydney La Fontaine Halı Ticarethanesi","BOYLAM":27.133525345923,"YOL":"1347"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"86","ENLEM":38.417821322479,"ACIKLAMA":"Şan Sineması, 1968 yılında Rıza ve Zeki Aşkan kardeşler tarafından açılmış. Modern bir yapısı olan sinema, kafeteryası ve bin kişilik salonu ile İzmirli sinemaseverlere uzun süre hizmet etmiş\nTarihçe\n. Daha sonra dört salona bölünmüşse de televizyon ve AVM sinemalarının rekabetine dayanamayarak 2011 yılında kapanmış.\nSinemadan geriye sadece adını verdiği pasajın ortasındaki bilet gişesi kalmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Şan Sineması","BOYLAM":27.130985852668,"YOL":"848"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"","ENLEM":38.43720779592,"ACIKLAMA":"Osmanlı İmparatorluğu’nun ticari hayatında dokuma sanayisi önemli ve geniş bir pazara sahip oldu. İzmir Şark Sanayi’de bu şartlarda kurulan ve gelişen işletmelerden biri olmuştur. İzmir’in ekonomik yapısında büyük öneme sahip olan Şark Sanayi’nin hisselerinin büyük kısmı Belçikalı iş adamlarına aitti. 1892 Yılında “Couzinery Pittaco” adlı un fabrikası olan bu fabrika, 1893 yılında Couzinery tarafından iplik imalathanesine dönüştürüldü.","ILCEID":"21","MAHALLE":"UMURBEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Şark Sanayi Fabrikası","BOYLAM":27.155671109376,"YOL":"İŞÇİLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"2","ENLEM":38.432696197316,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"21","MAHALLE":"KÜLTÜR","MAHALLEID":null,"ADI":"Şehir Oteli (Kordon Orduevi)","BOYLAM":27.137669212744,"YOL":"BREZİLYA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"24\/1","ENLEM":38.421559246396,"ACIKLAMA":"İzmir’in Basmane semtinde Fettah Mahallesi 1297 sokakata bulunan türbe aynı anda Mescid olarakta uzun yıllar kullanılmıştır.\nYapımının 1800’lere dayandığı ileri sürülen Şeyh Bedrettin türbesi içinde iki sanduka vardır. Burada medfun bulunan zatlar Horasan erenleri diye bilinir. Fettah Mahallesi 1297 sokakta bulunan tarihi türbe, İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nde, \"Şeyh Bedri Efendi Mescidi\" ismiyle, tarihi bir yapı olarak kayıtlı bulunmaktadır. Yıllarca esnaf tarafından bakımı yapılarak hizmeti sürdürülen yapının restorasyonunun gerektiği ileri sürülür.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKINCI","MAHALLEID":null,"ADI":"Şeyh Bedrettin Türbesi ve Haziresi","BOYLAM":27.143346471722,"YOL":"1297"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"1","ENLEM":38.419279833844,"ACIKLAMA":"1671 yılında İzmir'e gelen Evliya Çelebi'nin Şeyh Mustafa Efendi Camisi olarak bahsettiği yerdesiniz.\nİnşa kitabesi bulunmayan Şeyh Camisi, Nisan 1645 tarihli vakfiyeye göre 17. yüzyılın ilk yarısında, Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdai Efendi'nin halifelerinden Şeyh Mustafa Efendi tarafından yaptırılmış. 1700 yılına ait bir kayıt, Şeyh Mustafa Efendi'nin cami ile birlikte bir de zaviye yaptırdığını gösteriyor. Caminin giriş kapısı üzerinde bulunan kitabeye göre ise Hicri 1224 (Miladi 1809) yılında tamir edilmiş.\nŞeyh Camisi, ahşap çatı ve kiremitle örtülmüş. Tuğladan yapılmış tek minaresi, kurşun külahlı. Caminin ahşap tavanı motif ve yazılarla, niş şeklindeki mihrabının üzeri altın yaldızlı bitkisel bezemelerle süslenmiş.\nEtrafı yüksek duvarlarla çevrili avlusundaki sadaka taşı halen duruyor. Bir türbe haline getirilen Şeyh Mustafa Efendi ve eşinin mezarına da avlusundan ulaşılmakta.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALTINORDU","MAHALLEID":null,"ADI":"Şeyh Camii","BOYLAM":27.143102421319,"YOL":"954"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"27\/1","ENLEM":37.942905235179,"ACIKLAMA":"Özgün adı olan Kırkıncanın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, cumhuriyetin ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla Şirince şeklinde resmileştirilmiştir. 19.yüzyılda, özellikle ihracata yönelik incir üretimiyle ünlü, 1800 haneli bir Rum kasabasıydı. 1923`te Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonucu Rumların ayrılmasıyla (çoğu Katerininin Nea Efesos köyüne yerleşmiştir), Kavalanın Müştiyan (Moustheni) ve Somokol (Domatia) köylerinden gelen mübadillerle iskân edilmiştir. Köyün evvelce bağcılık, şarap üretimi ve zeytinciliğe dayalı olan ekonomisi, bir tütün bölgesinden gelen yeni sakinlerinin elinde bir süre sekteye uğramış, ancak son yıllarda artan turistik önemine paralel olarak, bu sektörler yeniden gelişmeye başlamıştır. Bağcılık ve zeytinciliğin yanısıra, şeftali, incir, elma, ceviz yetiştirilir. 1950`li yıllarda 2000-3000 civarında iken sonradan 700`e kadar düşen köy nüfusu, 1990`lü yıllardan itibaren turizmin gelişmesiyle birlikte tekrar yükseliş eğilimi içine girmiştir. Köyde halen bazı Rum evleri pansiyon olarak hizmet vermektedir. Şirince`de imal edilen ve pazarlanan değişik şarap türleri Türkiye çapında ün kazanmıştır. Köy içinde harap durumda olan iki Rum kilisesi bulunmaktadır. Ayrıca Tarihi Mimari yapısı korunmaktadır.     ","ILCEID":"10","MAHALLE":"ŞİRİNCE","MAHALLEID":null,"ADI":"Şirince Köyü","BOYLAM":27.433427348505,"YOL":"220"},{"ILCE":"BUCA","KAPINO":"175","ENLEM":38.393215296703,"ACIKLAMA":"İzmir-Aydın Demiryolu hattının üçüncü durağı olan Paradiso (Şirinyer) istasyonu yolcu taşımacılığı amacı ile 1970 yılında faaliyete geçen, çift hatlı ilk istasyon yapısıdır. Yolcu yoğunluğu ve zengin levantenlerin işçi sınıfından ayrı olarak farklı istasyon ve ikramlı yolculuk talepleri sebebiyle ulaşım aksı çift hatta çıkarılmıştır. Aydın yönüne devam eden hat için tek katlı gösterişsiz bir istasyon yapısı bulunurken, Buca'ya devam eden ve zengin levantenlerin kullandığı hattın istasyonu ise büyük yolcu bekleme, idare ve lojman yapısının bulunduğu gösterişli bir yapıdır. Günümüzde İZBAN hattının yer altından ilerlemesi sebebiyle, istasyon rayları sökülmüş, söz konusu istasyon yerleşkesi kullanım dışı kalmıştır. Sökülen raylar yerine döşeme yapılmış, alan park haline getirilirken, mevcut yapılar restore edilerek bazıları ticari kullanımda olmak üzere kamu kullanımına açılmıştır.\n\nMimari çağı 19. yüzyıl sonu olan yerleşkedeki yolcu bekleme, idare ve lojman yapısının ve eşya ambarının bulunduğu yapılar zemin +1 ve tek katlı yığma taş yapılardır. Yapı İzmir 1 No.lu Koruma Kurulu tarafından 25.1.2007 tarih ve 2014 sayılı karar ile tescillenmiştir","ILCEID":"8","MAHALLE":"HÜRRİYET","MAHALLEID":null,"ADI":"Şirinyer Demiryolu Yerleşkesi","BOYLAM":27.147113301404,"YOL":"AYDIN HATBOYU"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"4","ENLEM":38.420061181845,"ACIKLAMA":" İlk yapılış tarihi 17. yüzyıla dayanan, 1838 yılında yanan, 1839 yılında Çelebi ve Menahem Hacez kardeşler tarafından yeniden inşa edilen, zamanında 12 Sefer Torası bulunan Havra, 1999 yılında çatının çökmesiyle büyük zarar görmüştür.   ","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Talmud Tora (Hevra) Sinagogu","BOYLAM":27.136080517095,"YOL":"937"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"848","ENLEM":38.420798407675,"ACIKLAMA":"\nBasmane'deki Tarihi Altınpark Kıraathanesi İzmir'in en eski kahvelerinden birisi. Geçmişi Osmanlı dönemine dayanıyor. 100 yılı aşkın geçmişiyle tarihi dokusu hiç bozulmadan bugünlere kadar gelen kıraathanenin adı Cumhuriyet ilan edilmeden önce adını yanındaki Osmanlı mezarlığından aldı. Sait Paşa Mezarlığı'nın önünde bulunan ve bir süre önce yıkılan çınar ağacının altındaki musalla nedeniyle kıraathanenin adı da Musalla Kıraathanesi oldu. 1800 yılların sonlarında hizmete açılan kıraathanenin bilinen en eski işletmecisi İzmir Belediye Başkanı olan İhsan Alyanak'ın babası Osman Alyanak'tı. Osman Alyanak'ın işlettiği dönemde Osmanlı mezarlığı ile kıraathanenin arasına bir park yapıldı ve bu bölge Altınpark olarak anıldı. Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle de Musalla Kıraathanesi'nin adı Altınpark Kıraathanesi oldu. Osman Alyanak'tan sonra kısa bir süre \"Adnan Abi\" olarak tanınan bir kişi tarafından işletilen kıraathaneyi 1973 yılına kadar lakabı \"Ya Habibi\" olan börekçi esnafı tarafından işletildi. Lakabıyla tanınan kişilerin işlettiği kıraathane 1973 yılında ise \"Emmi\" lakablı Fuat Karabudak'a geçti. Kıraathane, yaklaşık 40 yıl işleten Fuat Karabudak'tan Levent Çalıkoğlu'na geçti. 2008 yılında ise bayrağı Munir Tunç'a devretti.","ILCEID":"21","MAHALLE":"FAİK PAŞA","MAHALLEID":null,"ADI":"Tarihi Altınpark Kıraathanesi","BOYLAM":27.143931968711,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"42","ENLEM":38.408765099477,"ACIKLAMA":"Tarihi Asansör, Musevi işadamı Nesim Levi Bayrakoğlu tarafından 1907 yılında yaptırılmıştır. Mithatpaşadan Halilrıfat Paşa Caddesine çıkmak için 155 basamak merdiveni tırmanmak zorunda kalan halka kolaylık olması amacıyla inşa edilmiştir. Önceleri su ile çalışan asansör 1985 yılında belediye tarafından elektrikle çalışır hale getirilmiştir. 1992 yılında restore ettirilen tarihi asansör halen İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bir eğlence, kültür ve dinlence mekanı olarak çalıştırılmaktadır ve kentin önemli bir turistik durağıdır. Asansörün girişindeki Dario Moreno Sokağının iki yanındaki sakız evleri de bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır.    ","ILCEID":"21","MAHALLE":"TURGUT REİS","MAHALLEID":null,"ADI":"Tarihi Asansör","BOYLAM":27.117518907448,"YOL":"DARİO MORENO"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"17","ENLEM":38.421926752202,"ACIKLAMA":"Eski Belediye binası olarak bilinen T.B.M.M Egemenlik Evi, günümüzde İzmir'in Hisarönü bölgesinde yer alır.Bugün TBMM Egemenlik Evinin bulunduğu bölgede, 13.Yüzyıl sonlarında Latinlere ait Metropol (Merkez) Kilisesi ve Cenevizliler tarafından yaptırılmış St. Pierre Kalesi bulunmaktaydı. 1402 yılında, o zamanki iç limanı doldurtarak bütün kenti yakıp yıkan Timur un saldırısı sonucu tahrip edilen ve sonraları bir türlü onarılamayan bu kale, 1424 yılında Osmanlı yönetimince yıktırılarak, aynı alana Ok Kalesi adını taşıyan basit bir kale daha yapıldı. Ama bu kalenin sonu da ilkinden pek farklı olmadı. Zaman içinde birçok kez el değiştiren ve kapitülasyonlar doğrultusunda uzun süre -Osmanlı Devleti denetiminde- yabancılar tarafından yönetilen Ok Kalesi, 19.Yüzyıl sonlarında yıktırıldı ve yerine birçok yeni yapı ile birlikte Belediye Binası inşa edildi. Ulusal Mücadele yıllarında İzmir Müdafaa-i Hukuk Teşkilatının çalışmalarına mekan teşkil eden ve uzun yıllar belediye hizmetlerinin yürütüldüğü Belediye Binası, 1970 li yıllarda belediyenin taşınmasından sonra boşaltılıp, 1991 yılında T.B.M.M. Milli Saraylar Daire Başkanlığına devredilerek, T.B.M.M Vakfınca koruma altına alındı. 1995 yılında tamamlanacak, kapsamlı onarım sonrası da T.B.M.M Egemenlik Evi adıyla İzmir'in tarihi dokusuna yeniden armağan edildi.1997 yazından itibaren bölgenin turizm ağırlıklı yoğunluğu da göz önünde tutularak bir küttür ve sanat merkezi olarak faaliyet göstermesine karar verilen yapıda bugün, giriş katta; bir kafe-pasaj ve Milli Saraylar Daire Başkanlığınca hazırlanmış kültür yayınlarıyla birlikte orijinallerine bağlı kalınarak sınırlı sayıda üretilmiş tarihi Yıldız Porselenleri ve Hereke halılarının satış reyonu, ikinci katta ise, Ulu Önder Atatürk ü konu alan daimi bir fotoğraf sergisiyle beraber, panelden gösteriye, sergiden dinletiye her türlü kültürel etkinliğin yapılabildiği sergi ve gösteri salonları yer alıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"GÜZELYURT","MAHALLEID":null,"ADI":"Tarihi Belediye Binası","BOYLAM":27.132774763292,"YOL":"900"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"147\/2","ENLEM":38.437473759158,"ACIKLAMA":"Yapı 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başında yapılmış olup yaptıran kişi ve Mimarı bilinmemektedir. İzmir’de 1920 sanayi sayımı sonucunda otuz üç alkol ve şarap fabrikası bulunduğu ve Tariş Alkol Fabrikası’nın da bunlardan biri olduğu belirtilmektedir. Tapu kayıtlarında şarap deposu olarak gözüken\nparsellerde tescillenen, yapım tarihi 19. yüzyıl sonu- 20. yüzyıl başı olarak tahmin edilen yapı kapsamlı\nonarım gördüğü için birçok dönem ekini kaybetmiştir. 1998 yılında tescillenmesinin ardından güncel\nkullanımı depo iken, günümüzde otopark olarak kullanılmaktadır.\nTariş Alkol Fabrikası’na yapılan onarımlar neticesinde, pencere açıklıkları kapatılmış, iç mekândan\nüretim izleri tamamen silinmiş, çatı örtüsü tamamen yenilenmiş ve dış kısmına yapılan sıvalar dönemine ait özgün niteliğini kaybetmesine sebep olmuştur.\n","ILCEID":"21","MAHALLE":"UMURBEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Tariş Alkol Fabrikası","BOYLAM":27.160825081252,"YOL":"ŞEHİTLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"682","ENLEM":38.420133793096,"ACIKLAMA":"15 Eylül 1907 tarihli Ahenk gazetesi 'İzmir'e gelen yoksul Doğu Avrupa ve Rusya göçmenlerinin kendilerine ait bir ev edinebilmeleri olanaksızdır. Kentte yerleşebilecekleri yegâne konut; kortejolardır. Çoğunlukla üst katlarda sığınacak yer bulamayan Rusya göçmeni aileler, sefalet içinde kortejoların bodrum katında yaşamlarını sürdürmekte ve toprak üzerinde gecelemektedir.' diye aktarmış.\nTarihçe\nYahudilerin ayrılmasından sonra bu yahudihanelerde Anadolu'dan göçle gelen Türk aileler yaşamaya başlamış. Sinagoglu Kortejo da denilen bulunduğunuz kortejonun adı da böylelikle Nahide Aile Evi olmuş.\nYoksulluğun ötesinde çok güzel anılar da biriktirmiş burada yaşayanlar. Bir arada olmak, her şeyi paylaşmak kortejolarda yaşayanları büyük bir aile yapmış. Yahudiler ve Türkler de aynı mahallelerde birlikte dostluk içinde uzun yıllar yaşamışlar.\nGünümüzde işlevlendirilen kortejolar hariç, kalanların tümü bir harabeye dönmüş. İçinde yaşayanlarla birlikte birçok anı da yok olup gitmiş. Fotoğraf sanatçısı Birol Üzmez, İzmir'deki kortejoları araştırırken 70 yıldır burada yaşayan biriyle tanışmış. Kedileriyle birlikte yaşayan o kişi de artık gittiğinde, burası bomboş ve tamamen terk edilmiş bir halde kalmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KURTULUŞ","MAHALLEID":null,"ADI":"Taş Kortejo","BOYLAM":27.140491794244,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"24","ENLEM":38.321745450373,"ACIKLAMA":"TB Evi: Urla Tasarım Kütüphanesi & Faruk Tabak Okuma Odası\nİzmir'in Urla ilçesi, Kapan Camii Sokagı'nda, 16. yüzyıldan kalma üzeri kubbeli küçük bir bina bulunur. Osmanlı döneminde sıbyan mektebi olan bu yapı, tapuya ev kaydıyla geçmiş, günümüzde belirli zamanlarda halka açık özel tasarım kütüphanesi olmuştur. Urla merkezde, belediye binasına ve Arasta olarak bilinen Malgaca Pazarı'na birkaç dakikalık yürüyüş mesafesinde, 7.3 x 7.2 metre taban alanına sahip, üzeri kubbeli, iki katlı tarihi bir yapıdır.\nTarihçe\nIzmir'in Urla ilçesi, Kapan Camii Sokagı'nda, 16. Yüzyıldan kalma üzeri kubbeli küçük bir bina bulunur. Ulaşılan verilere göre o sokaktaki Kapan Camii ile aynı tarihte (1560) yapıldıgı düşünülmektedir. 7.3m x 7.2m taban alanına sahip iki katlı tarihi yapı, 2005 yılında Prof. Dr. Tevfik Balcıoğlu tarafından satın alınmış ve proje çalışmaları başlatılmıştır. Proje sırasında binanın sanılanın aksine bir mescit değil, sıbyan mektebi olduğu anlaşılmıştır. Uzun çalışmalardan sonra restorasyonu tamamlanan bu küçük bina, halka açık özel bir tasarım referans kütüphanesine dönüştürülmüştür.\n\nMüellif, Y. Mimar Rest. Uzm. Salih Özgür Genca, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nda projelerin onaylanma sürecini yürütmüş ve projeler UMART Mimarlık tarafından başarılı bir restorasyon ile hayata geçirilmiştir. Alt katta kitaplık, mutfak, WC ve banyo yer alır. Üst kat, zaman içinde üç tarafı binalarla çevrilmesine rağmen her cepheye açılan pencereleri, ocağı, 6 metre yükseklikteki kubbesi, dengeli oranları ve muhteşem akustiği ile nefis bir mekan sunar. Bu mekan sadece çalıma alanı olarak değil, çok amaçlı bir kullanım için hazırlanmaktadır. Toplantılar, seminerler, atölye çalışmaları, müzik ve yoga derslerine kadar birçok küçük ölçekli özel etkinliği içinde barındıracak niteliktedir.\n\nOda orkestraları için uygundur. Binada her kesime hitap edecek programlar öngörülmekte; mahallenin çocuklarına masal, şiir, kitap okuma günlerinden, tasarım ve atölye çalışması yaptırmaya kadar geniş bir yelpaze kurgusu gerçekleştirmek için hazırlıklar yapılmaktadır. Ayrıca yerleştirilecek mobilyalar ile konaklama işlevi de kazandırılmak üzeredir.\n","ILCEID":"18","MAHALLE":"YELALTI","MAHALLEID":null,"ADI":"TB Evi: Urla Tasarım Kütüphanesi & Faruk Tabak Okuma Odası","BOYLAM":26.769593188335,"YOL":"KAPAN CAMİİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"128","ENLEM":38.427540305367,"ACIKLAMA":"Tütün imalatında kullanılan yapılardan ilki, Konak İlçesi, Akdeniz Mahallesi’nde, Cumhuriyet Bulvarı ve Akdeniz Caddesi üzerinde yer seçen, 314\nm2’lik bir parsel alanına sahip Tekel Eski Başmüdürlük Binası’dır.\n\n1922 İzmir yangınından sonra yaklaşık üç yüz hektarlık bir alan içerisinde dönemin yeni imar planı çerçevesinde inşa edilen yapılardan birisidir. Yapının\ninşa tarihine dair kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte 1926-1933 tarihleri\narasında inşa edildiği bilinmektedir. Yapı zemin artı üç kat olarak inşa edilmiş\nolup, yan tarafında mekanik tesisat içeren ek yapı ve küçük bir avlu\nbulunmaktadır. Zemin katı inşa edildiği ilk yıllarda depolama alanı olarak,\n1950-1970 tarihleri arasında ise satış mağazası olarak kullanılmıştır. Daha\nsonra bazı kapılar pencerelere dönüştürülerek girişlerin yönleri değiştirilmiş\nve yapı bir dönem yeniden depolama alanı olarak kullanılmıştır.\n\nYapı, Milli Mimari Rönesans’ı olarak adlandırılan “Birinci Ulusal Mimarlık kımı” üslubuyla yapılmıştır. Betonarme olarak inşa edilen yapının Akdeniz Caddesi ve Cumhuriyet Bulvarı’na cephe veren köşe birleşiminde pah (eğik olarak kesilmiş kenar) başka bir cephe yapmış ve böylece yapı beş cepheden oluşturulmuştur. Yapı dönemin mimari özelliklerini yansıtan pencere ve kapılarla birlikte üçüncü kat pencerelerinin üzerinde çini panolara sahiptir. İlgili koruma kurulları tarafından 1982 ve 2008 yıllarında ayrı kararlarla tescillenmiştir.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Tekel Eski Başmüdürlük Binası","BOYLAM":27.133488847087,"YOL":"CUMHURİYET"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"15","ENLEM":38.424429957469,"ACIKLAMA":"Konak ilçesinin İsmet Kaptan Mahallesi'nde bulunan Tekel Tütün Bakım Deposu 4.133 metrekarelik bir alanına sahip. Cumhuriyet Dönemi Ulusal Mimarlık Üslubu ile Christani Nielsen tarafından 1931 yılında inşa edilen yapı bugün Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılıyor. Hürriyet Bulvarı, Gazi Bulvarı, 1364 ve 1365. sokakların çevrelediği adayı kaplayan Tekel Tütün Bakım Deposu; Hürriyet Bulvarı'na dikey, Gazi Bulvarı'na çapraz konumda uzanan dikdörtgen planlı bir yapı. Mimarlıkta ortak bir anlatıma gidişi benimseyen Ulusal Mimarlık Üslubunun ürünlerinden biri olan bu bina, kübik kütle anlayışı, yatay şeritler, düşey çökertmeler, geniş çatı saçakları, yuvarlatılmış merdiven basamakları, girişler önündeki betonarme saçakları, cepheden taşan çıkmaları ile bu mimarı üslubun tüm özelliklerini yansıtıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"İSMET KAPTAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Tekel Tütün Bakım Deposu","BOYLAM":27.140426352942,"YOL":"1364"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"73","ENLEM":38.427141777539,"ACIKLAMA":"İşçiler Caddesi No: 73 Yenişehir (Tepecik ) adresinde bulunan ve 1948-1983 yılları arasında kollektif şirket olarak faaliyet gösteren , sektörün en köklü fabrikalarından biri olan YENİ UN , 1983 yılında YENİ UN SANAYİ VE TİCARET A.Ş. ismini almış ve üretime devam etmiştir.\n1983 yılında 50 ton\/gün olan buğday kırma kapasitesini 2000 yılında kapasiteler artırımı ve yeni teknolojilerin kullanımı ile birlikte 250 ton\/gün buğday kırma kapasitesine ulaşmıştır.\nEge bölgesinin en köklü , Türkiye ‘nin ilk çok katlı un fabrikası olan YENİ UN SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Alman teknolojisi olan Buhler marka makinelerle üretime başlamıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HİLAL","MAHALLEID":null,"ADI":"Tepecik Yeni Un Fabrikası","BOYLAM":27.157163032876,"YOL":"İŞÇİLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"501","ENLEM":38.420481172433,"ACIKLAMA":"Günümüzde hala işler durumda olan Tevfik Paşa Hamamı şimdiki durağımız.\nHasan Hoca Camii'nin hemen yanında yer alan hamamın, inşa kitabesi günümüze ulaşmamış. Tevfik Paşa Hamamı'nın benzer örneklerine 15. yüzyıl ile 18. yüzyıl arasında rastlanıyor. Ancak, hamamdaki Batılılaşma Dönemi'ne ait mimari özellikleri ve alçı süslemeleri nedeniyle, en geç 18. yüzyıl sonlarında inşa edilmiş olabileceği düşünülmekte.\nPlanında çeşitli değişiklikler yapılan hamamın soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık mekânları bulunuyor. Soyunmalığın altına bir bodrum katı yerleştirilmiş. İlk hali kare olan ılıklık ise bir duvarla ortadan ikiye bölünmüş. Ilıklıktan ayrılan diğer mekân bugün bir dükkân olarak kullanılıyor. Sıcaklık ise kare planlı ve üzeri bir kubbe ile örtülü.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HURŞİDİYE","MAHALLEID":null,"ADI":"Tevfik Paşa Hamamı","BOYLAM":27.137986048692,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"750","ENLEM":38.420354773178,"ACIKLAMA":"Ramazan ayında sabaha kadar açık tutulan bu kahvede sohbetler edilirmiş. 1936'dan itibaren İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark'ın gelişi bölgeyi daha çok canlandırmış. Özellikle Fuar zamanı otel tamamen doluyormuş.\nTarihçe\n1934 yılında otel 'Birinci ve İkinci Sınıf Oteller' listesindeymiş. Hacı Sadık Akseki tarafından aynı yıl satın alındığında 'Sadık Akseki Oteli' olarak anılmaya başlamış. 1941 tarihli İzmir rehberinde 2. sınıf oteller arasında yer alıyorken, Akseki Ailesi'nin 1964 yılında bölgeden ayrılması ile artık 3. sınıf otellerden biri olmuş.\n1980'lerden sonra bölgedeki diğer tesisler gibi burası da daha bakımsız bir otele dönüşmüş. 2000'li yılların başında yurt olarak kullanılmışsa da günümüzde 'Paşa Konağı Oteli' adıyla hizmet veriyor.\nOsmanlı ve Cumhuriyet döneminde inşa edilmiş iki yapıdan oluşan otelin eski bölümü 19. yüzyıla tarihlendirilmekte. Otelin cumbalı sokak cephesi, yoğun bir yüzey süslemesine sahipken, meydan cephesi aynı üslubu sürdürmekle birlikte, daha sade düzenlenmiş.\nHatuniye Meydanı'na hâkim bir yerde yükselen otel gelecekten umutlu. TARKEM tarafından satın alınan yapı özgün karakteristiklerine uygun restore edilerek yeniden bu meydana yaşam katacak.","ILCEID":"21","MAHALLE":"PAZARYERİ","MAHALLEID":null,"ADI":"Tevfik Paşa Oteli (Paşa Konağı Oteli)","BOYLAM":27.141703411728,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"639","ENLEM":38.420410610992,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"21","MAHALLE":"HURŞİDİYE","MAHALLEID":null,"ADI":"Tilkilik Bahçeli Kıraathanesi","BOYLAM":27.140891385553,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"20","ENLEM":37.951419875157,"ACIKLAMA":"Celal Mordeniz'in kurucusu olduğu Tiyatro Medresesi, Seyyar Sahne'de tiyatro yapmakta olan sanatçıların ortak çabalarıyla hayata geçti. Temelde tiyatro ve gösteri sanatları alanında çalışan sanatçılar için kurulmuş olan Medrese, yıllar içerisinde içine felsefe, sosyal bilimler, edebiyat alanlarına ilgi duyanların da dahil olduğu uluslararası bir merkeze dönüştü.\nTarihçe\nSelçuk'un Şirince Köyü'nde yer alan medrese, düzenlediği atölye çalışmaları, tiyatro kampları, paneller ve konferanslarla, ev sahipliği yapacağı araştırma takımıyla, hem amatör hem de profesyonel tiyatrocular için sınırlarını fark edebilecekleri, zorlayabilecekleri, aşabilecekleri bir merkez olma iddiasında. Medrese, seyirciler ve sanatçıların beraberce konaklayacağı, avluda bir araya gelerek tanışma ve tartışma imkânı bulacağı gerçek bir karşılaşma mekânı olarak kurgulanmış.","ILCEID":"10","MAHALLE":"ŞİRİNCE","MAHALLEID":null,"ADI":"Tiyatro Medresesi","BOYLAM":27.431469338348,"YOL":"KAYSERKAYA"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"3","ENLEM":38.440292856173,"ACIKLAMA":"Toprak Mahsulleri Ofisi, Cumhuriyetimizin ilk kurumlarından biri olarak 13 Temmuz 1938 yılında kuruldu. 84 Yıl önce 13 Temmuz 1938 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24\/6\/1938 tarihli ve 3491 sayılı Kanunla iktisadi devlet teşekkülü niteliğinde ve buğday işleri ile iştigal olmak üzere Kurulmuştur. Devlet geleneğinin modernize olmuş hâli olarak hububata direkt olarak müdahale edecek yapı ve kapasitede bir kurum özelliğiyle tarih sahnesine çıkmıştır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"UMURBEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Toprak Mahsulleri Odası Siloları","BOYLAM":27.148580427919,"YOL":"LİMAN"},{"ILCE":"TORBALI","KAPINO":"","ENLEM":38.151809016897,"ACIKLAMA":"Torbalı merkezde bulunan ve 2. Abdülhamid döneminde inşa edilen yapı, Hipodrom olarak biliniyor. Eskiden atların yarıştığı bu alan, 2010 yılında restore edildikten sonra kafe olarak hizmet vermeye başladı. Alman Bahçesi'nin hemen yanında bulunan ve Torbalı Belediyesi tarafından işletilen Hipodrom Kafeterya, büyük ilgi görüyor.","ILCEID":"9","MAHALLE":"MURATBEY","MAHALLEID":null,"ADI":"Torbalı Hipodrom Binası","BOYLAM":27.35493363084,"YOL":"DOĞAN BURSALIOĞLU"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"140","ENLEM":38.435249477443,"ACIKLAMA":"Konak ilçesinin Halkapınar Mahallesi, Şehitler Caddesi'nde yer alan Tuzakoğlu Un Fabrikası günümüzde İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Meslek Fabrikası olarak hizmet veriyor.\nTarihçe\nYapının kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı arasında bir tarihte kurulduğu düşünülüyor. İlk buharlı un fabrikası olduğu düşünülen yapının bu alanda yer seçmesinin en önemli nedeni su kaynağına olan yakınlığı. Kısa sürede fabrika, İzmir'in sadece un sektöründe değil, bütün sektörleri içinde en büyük işletmelerden biri haline geldi.\n\nFabrikanın önünde 9 Eylül 1922'de İzmir'e ilk giren Türk süvari ordusunun çatışmasının gerçekleşti. Bugün aynı yerde şehit düşen askerler adına yapılan Dokuz Eylül Şehitler Abidesi yer alıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"HALKAPINAR","MAHALLEID":null,"ADI":"Tuzakoğlu Un Fabrikası","BOYLAM":27.16402598177,"YOL":"ŞEHİTLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"62","ENLEM":38.423695512832,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Türk Ticaret Bankası","BOYLAM":27.131967578394,"YOL":"CUMHURİYET"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"","ENLEM":38.423918169894,"ACIKLAMA":"İzmir’in Konak ilçesinde Cumhuriyet Bulvarı 66 numarada konumlanmıştır. 1927 yılında İtalyan mimar Mongeri tarafından yapılmıştır. Yapı Banco Commerciale Italiana olarak yapılmış, süreç içerisinde Merkez Bankası, günümüzde ise Türkiye Ekonomi Bankası (TEB) olarak kullanılmaktadır.\n\nCephede, düşey vurgu oluşturan plastrlar, yuvarlak kemerli pencereler ve geniş saçak dikkat çekmektedir. Dikdörtgen plan şemalı, tek cepheli yapı, zemin, ara ve birinci kattan oluşmaktadır. Yapının merkezinde yer alan dikdörtgen galerinin birinci kat döşemesi düzeyinde, farklı renkteki ışık huzmeleri ile mekanı zenginleştiren vitray camlı çatı vardır. Birinci kat planında üst örtüye bakan koridor boyunca sıralanmış mekanlar bulunmaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKDENİZ","MAHALLEID":null,"ADI":"Türkiye Ekonomi Bankası (TEB)","BOYLAM":27.132146973244,"YOL":"CUMHURİYET"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"1","ENLEM":38.320637451112,"ACIKLAMA":"Binanın Sahibi Osman Bey, Urla'ya PTT müdürü olarak gelmiş olup aslen Malatyalıdır. Osman Bey önceleri ev olarak kullandığı binayı sağlığında kız öğrencilerin okuması için okul olarak kullanılmak üzere hibe etmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı'nca bina 'URLA KIZLAR OKULU' haline getirilerek 1920 - 1921 ders yılında hizmete girmiş, 1930 yılına kadar 'Kızlar Okulu' olarak eğitim öğretime pizmet vermiştir. 1930 yılında 3 sınıflı kız-erkek karma ilkokul olarak eğitim ve öğretime devam edilen bina, 1955-1956 eğitim yılında 5 sınıflı çift öğretimli karma ilkokul haline getirilmiştir. 1968-1969 eğitim öğretim yılı başına kadar önceleri 3. İlkokul, daha sonraları 'OSMAN BEY İLKOKULU' adıyla kullanılmıştır. 20 Aralık 1969 yılında açılan Çocuk Kütüphanesi'nin binaya taşınmasıyla 'ÇOCUK KÜTÜPHANESİ' olarak kullanılmaya başlanmıştır. Binanın mülkiyeti İzmir İl Özel İdaresine ait bulunurken İl Daimi Komisyonun'nun 8 Ocak 1970 gün ve 17 sayılı kararıyla süresiz ve kirasız olarak Halk Eğitimi Hizmetleri'nde kullanılmak üzere tahsisi yapılmıştır. Bina; Kültür Bakanlığı İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Büro Müdürlüğü'nce tescillenmiş ve korumaya alınmış binalardandır. Binanın Tarihi özelliği, binanın 'tamamen taş bina, saçaklarının ise kirpi saçak' oluşudur. Bina, 2 idareci odası, 1 laboratuvar, 2 derslik, 1 depo ve 1 arşiv bölümünden oluşur. Merkez bina Rumlar tarafından ev olarak kullanılmakta iken, daha sonra Hazineye devredilmiştir. Bina hazineye devrinden sonra bir süre Konsolosluk, Hükümet Tabipliği ve Urla Hükümet binası olarak kullanılmıştır. 1956 yılında Akşam Kız Sanat Okulu olarak hizmete açılmıştır. 2012 yılında Pratik Kız Sanat Okullarının kapatılmasından sonra Urla Şehit Çavuş Bülent Köfter Halk Eğitimi Merkezi olarak hizmet vermeye devam etmiştir. MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü'nün 13.02.2014 tarih ve 105.99\/637743 sayılı yazısı ile Urla Şehit Çavuş Bülent Köfter Halk Eğitimi Merkezi kapatılarak Urla Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü adı altında tek yönetimde birleştirilmiştir.","ILCEID":"18","MAHALLE":"CAMİATİK","MAHALLEID":null,"ADI":"Urla Halk Eğitim Merkezi Binası","BOYLAM":26.767939326312,"YOL":"OKUL"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"457","ENLEM":38.361783607265,"ACIKLAMA":"1924 tarihli Urla İskelesi'ni tasvir eden Stephanos Grillis'e ait bir taş baskıda, fabrika binasının varlığı biliniyor. Ancak, sabun fabrikasının günümüzde betonarme sisteme sahip olması, yapının yeniden inşa edilmiş olduğunu düşündürüyor. Yıllarca sabun, çamaşır sodası, arapsabunu ve toz deterjan üreterek ilçe ekonomisine katkıda bulunan fabrikanın günümüzde basında yer alan haberlere göre restorasyon çalışması sonrası ofis olarak kullanılacağı söyleniyor.","ILCEID":"18","MAHALLE":"İSKELE","MAHALLEID":null,"ADI":"Urla Sabun Fabrikası","BOYLAM":26.776727351563,"YOL":"NEYZEN TEVFİK"},{"ILCE":"URLA","KAPINO":"1","ENLEM":38.323249209493,"ACIKLAMA":"Zafer Caddesi'nde bulunan ve 1930-1950 yılları arasında belediye hizmet binası olarak kullanılan yapı, günümüzde müzik evi olarak kullanılyor.","ILCEID":"18","MAHALLE":"HACI İSA","MAHALLEID":null,"ADI":"Urla Tarihi Belediye Binası","BOYLAM":26.766993699489,"YOL":"BÜLENT BARATALI"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"6","ENLEM":38.422246892177,"ACIKLAMA":"Günümüzde Vakıflar Bankası olarak hizmet veren, Fevzi Paşa bulvarı girişinde sağ köşede bulunan bina , Mimar Kemal Bey tarafından 1931 yılında ÇATALKAYA adını taşıyan bir iş hanı olarak yapılmıştır. İzmir'in imarı çalışmaları sırasında yapılan bina, erken Cumhuriyet döneminin 1. Milli Mimari akımının ve Art Deko sitilinin özelliklerini taşıması yönünden önemlidir.\nTarihçe\nBanco di Roma (Vakıflar Bankası, Vakıflar Genel Müdürlüğü) 1880 yılında Roma'da kurulan bir İtalyan bankası olan (Banco di Roma), birinci dünya Savaşı'na kadar hızlı bir gelişme göstermiş, özellikle yurt dışında güçlü bir banka olarak tanınmıştır. Akdeniz'de açtığı pek çok şubeyle birlikte, İstanbul'da 1911 yılında faaliyetlerine başlamıştır. Uzun yıllar Türkiye'de faaliyetlerini sürdüren bankanın ismi, 1992 yılında (Banca di Roma S.p.A.) olarak değişmiştir. 2008 yılında şirket birleşmeleri ile (Unicredit Banca di Roma S.p.A.) adını alan banka, aynı yıl tasviye edilerek faaliyetine son verilmiştir.(Banco di Roma) ve bitişiğindeki (Amerikan Konsoloshanesi), dönemin mimarlık dergisi Arkitekt'te (Yeni mimari fikirlerin henüz ortaya çıkıp kökleşmediği bir dönemde, Mimar Kemalettin ve Mimar Vedat'ın stilize etmek istedikleri, yeni bir araştırmanın ürünü) olarak tanıtılmıştır. Yapının zemin katının Vakıflar Genel Müdürlüğü dışında bir kuruma tahsis edilmiş olması nedeniyle, ana giriş tüm binaya değil, zemin kata hizmet vermektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne eski konsoloshane binası girişinden geçilebilmektedir. Yapı, son dönemlerde geniş çaplı onarımlar görmemiştir. Küçük çaplı işlevsel düzenlemeler ile varlığını sürdürmektedir.\n","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Vakıflar Genel Müdürlüğü İzmir Bölge Müdürlüğü Binası","BOYLAM":27.131548396723,"YOL":"FEVZİPAŞA"},{"ILCE":"TİRE","KAPINO":"40","ENLEM":38.080952293197,"ACIKLAMA":"Yapı topluluğunun bir bölümünü oluşturan medrese cami avlusunun doğu ve batı yönlerini çevirmektedir. Doğu ve batı yönünde yedişer odadan meydana gelen medresenin kuzeydoğusunda kare planlı, kubbeli ve imaret denilen bir bölüm bulunmaktadır. Bunun yanı sıra cami çevresinde bazı yapı kalıntılarına rastlanmışsa da bunların ne olduğu anlaşılamamıştır.Medrese kesme taştan ve tuğla hatıllı olarak yapılmıştır. Medrese hücrelerinin önünde yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlı bir revak bulunmaktadır. Bunun arkasındaki on dört medrese hücresi yuvarlak kemerli bir kapı ve dikdörtgen söveli birer pencere ile avluya açılmaktadır. Medrese hücrelerinin içerisinde ocak ve nişlere yer verilmiştir.Medrese uzun yıllar harap durumda kalmış, bir ara yoksullar barınağı olarak kullanılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2005 yılında restore edilmiştir. Tarihçe\nİzmir ili Tire ilçesinde, Turan Mahallesi, Beyler Deresi semtinde bulunan Yavukluoğlu Camisi ve medresesinin yapım tarihini ve banisini belirten kitabesi günümüze gelememiştir. Vakıf kayıtlarında da vakfiyesine rastlanmayan bu yapı topluluğunun XV. yüzyılda Yoğurtluoğlu Mehmet Bey tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Halk arasında Yavukluoğlu Külliyesi olarak tanınmaktadır.","ILCEID":"997","MAHALLE":"TURAN","MAHALLEID":null,"ADI":"Yavukluoğlu Camii ve Külliyesi","BOYLAM":27.726404883333,"YOL":"YAVUKLUOĞLU"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"24","ENLEM":38.418308680887,"ACIKLAMA":"Tepecik’in Güney mahalle kısmı 1163 sokakta bulunan 7 KIZLAR ZEYTİNLİK İLKOKULU şu an bakımsızlıktan yıkılmak üzeredir.\n1857 yıllarında Fransızlar tarafından şu andaki ALSANCAK DEVLETLET HASTANESİ Yapımında çalışanların inşaat bitene kadar yatakhane olarak kullanılması için yapılmış daha sonra hastanedeki Fransız 7 Rahibeye hibe etmişler, kısa dönem 7 kızlar Rahibe okulu olduktan sonra bir dönem de Fransız yetimhanesi olarak görev yapmıştır. Bir dönem de düğün salonu olarak daha sonra sahipleri tarafından kullanıldıktan sonra uzun yıllar ZEYTİNLİK İLKOKULU olarak hizmet etmiştir.\n140 yıla yakın bir geçmişi olan yapı birkaç yıl boş ve atıl olarak durmakta, yıpranıp elden çıkmaktadır.\nMülkiyeti anıtlar kurulu ile Belediye de olan yapı Restorasyon yapılması için beklemekte her geçen gün daha da yıpranmaktadır.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ZEYTİNLİK","MAHALLEID":null,"ADI":"Yedi Kızlar Zeytinlik İlkokulu","BOYLAM":27.16248498657,"YOL":"1163"},{"ILCE":"SELÇUK","KAPINO":"","ENLEM":37.943687110829,"ACIKLAMA":"İzmir ili Selçuk ilçesinde Yedi Uyurlar Mağarası bulunmaktadır. Yedi Uyurlar yüzyıllar boyunca Anadolu da yaşayan ve din kitaplarına da girmiş bir öyküdür. Müslümanlar tarafından Kuran'da Kehf suresinde zikredilen Ahsab-ı Kehf Mağarası'nın günümüzde daha çok Tarsus'ta ya da Afşin'de bulunan mağara olduğu kabul edilirken Hristiyan dünyasıı Efes'teki bu alanı benimsemiştir. Yedi Uyuyanlara mümkün olduğu kadar yakın gömülme arzusu, yüzyıllar boyunca sürmüştür. Azize Maria Magdalene de burada gömülüdür.\nTarihçe\nMS 250 yılı civarında İmparator Decius zamanında yaşayan yedi Hıristiyan gencin, (Bunlar, birçok kaynakta isimleri farklı verilen Malta, Malchus, Martinianus, Dionysius, Yohannes, Serapion ve Konstantinus'tur. İslamiyette ise Debernuş, Mesliha, Kafeştateyyuş, Sazınuş, Mekselina, Mermuş, Yemliha ve köpekleri Kıtmir'in adı geçmektedir.) imparatorun tanrılaştırıldığı tapınağa kurban sunmayı reddedip ölüm tehdidi alınca da bir mağaraya sığınarak uykuya daldıkları rivayet edilmektedir. Gençlerin uyanıp, kente yiyecek almak için gittikleri fırında Yemliha eski parayı verince imparatorun artık II. Theodosius olduğunu (408-450) ve 200 yıl boyunca uyuduklarını anlamıştır. Yemliha ve arkadaşları bu durumu öğrendikten sonra tekrar uyumaya karar vermiş ve tekrar uyanmamışlardır.\n\nBurada geçmiş yıllarda yapılan kazılarda, bir kilise ve çok sayıda mezar bulunmuştur. Mezarlarda ve kilisenin duvarlarında kutsal sayılan Yedi Uyuyanlar'a hitap etmek üzere yazılmış yazıtlar görülünce burasının efsanevi kilise olduğu kabul edilmiştir.","ILCEID":"10","MAHALLE":"ATATÜRK","MAHALLEID":null,"ADI":"Yedi Uyurlar Mağarası (Ashabul Kahfi)","BOYLAM":27.353859925833,"YOL":"YEDİ UYUYANLAR MEVKİİ"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"47","ENLEM":38.421899614219,"ACIKLAMA":"Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın doğduğu ve 11-12 yaşına kadar yaşadığı Uşakizade Konağı burası.\nTarihçe\nUşakizade ailesine ait olan yapı 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş. Ünlü romancımız Halit Ziya Uşakligil'in çocukluğu da burada geçmiş. Aile, Göztepe'deki köşklerine taşındıktan sonra, konak kısa bir süreliğine postane binası olarak da kullanılmış. 1913 yılında Elmaszade Emin Bey'in işletmeciliğinde, yapı Uşakizade Sadık Bey Oteli adıyla hizmet vermeye başlamış. 40 odalı olan otel dâhilinde, Sefa adıyla bir kıraathane, bir lokanta bulunuyormuş.\n1926 tarihli İzmir rehberinde Basmane'de Uşakizade Sadık Bey'in adını taşıyan iki otel mevcut. Ali Saim ve Ahmet Müfit Beyler tarafından işletilen Büyük Sadık Bey Oteli, 14 oda ve 40 yataklı, konaklama ücreti ise 50 ile 75 kuruş arasındaymış. Abdi Efendi tarafından işletilen Küçük Sadık Bey Oteli'nde ise konaklama ücreti 50 kuruşmuş. Otel bir dönem bu şekilde ikiye bölünerek, farklı kişiler tarafından işletilmiş.\n1934 tarihli İzmir rehberinde 23 odaya sahip tek bir Sadık Bey Oteli'nden söz edilmekte. Bu dönemde tek yataklı odada konaklama ücreti 75 kuruş, çift yataklı odada 65 kuruşmuş. Ömer Lütfü Bey tarafından işletilen otel daha sonra büyütülerek 44 oda ve 80 yatak kapasitesine çıkarılmış.\nOteller Sokağı'nın girişinde bulunan bu konağın bir yanı Basmane'ye, diğer yanı Oteller Sokağı'na bakar. Basmane'ye bakan bölümü üç katlı ve modern tarzdayken, Oteller Sokağı'na bakan iki katlı bölümü ise tarihi niteliğini koruyor. İki katlı olan yapının üst katında, girişin her iki yanında bulunan işlemeli demir konsollarla desteklenen çıkmalar yapıya hareket katıyor. Çatı saçağının altında ise alçı bezemeli diş motifler görülüyor.\nBu tarihi yapı günümüzde ne yazık ki kaderine terk edilmiş durumda, sadece alt katındaki dükkânlar işliyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"AKINCI","MAHALLEID":null,"ADI":"Yeni Sadık Bey Oteli (Uşakızade Köşkü)","BOYLAM":27.143264824873,"YOL":"1296"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"61","ENLEM":38.418409336495,"ACIKLAMA":"İşgal yıllarında İzmir'in belediye başkanlığını yapmış olan Hacı Hasan Bey'in adını taşıyan kahvehane de otelin zemin katında yer alıyormuş. İzmir Türk Ocağı, Osmanlı Devleti'nin son yıllarından itibaren bu kahvehanenin üst katında faaliyet göstermiş. Böylelikle, İzmir'in işgaline karşı yürütülen çalışmalara da tanık olmuş.\nTarihçe\n1934 tarihli İzmir rehberinde, kente gelecek yolcuların konaklaması için tavsiye edilen oteller arasındaymış Hacı Hasan Oteli. 1941 yılına gelindiğinde ünlü lokantanın otele ismini verdiğini görüyoruz; artık burası Yeni Şükran Oteli.\nOtelin avlusundan dar bir açıklıkla Veysel Çıkmazı'na geçilebiliyor, bu dar çıkış 1960 yılına kadar faal olan Veysel Hamamı'nın yanına açıldığı için oteli daha da cazip kılıyormuş.\nZamanının en lüks otellerinden biri olan Şükran Oteli ile Kemeraltı'nın vazgeçilmez mekânı Şükran Lokantası, kentli belleğinde simge mekânlar olarak yer etmişler.\nYeni Şükran Oteli, orijinal işlevi ile günümüze ulaşmış olmakla birlikte oldukça değişmiş. Zemin katlarında yer alan ticari kullanımlar tarafından mekânlarda bilinçsizce değişiklikler yapılmış. Şükran Lokantası da artık ne yazık ki yok. 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başında inşa edildiği tahmin edilen mermer sebili ise otelin giriş kapısının sağında görmek halen mümkün.\n1982 yılından beri buranın işletmecisi olan İlyas Camtaş, oteli ayakta tutmaya çalışıyor. Çiçeklerle donatılmış uzun koridoruna açılan odalarında, birçoğu uzun yıllardır bu otelde yaşayan müşterilerini ağırlıyor.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Yeni Şükran Oteli","BOYLAM":27.131296725764,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"288","ENLEM":38.419555599353,"ACIKLAMA":"Osmanlı döneminde kentin en büyük hamamlarından biri olan Yeşildirek Hamamı'ndasınız. Hamam, 1963 yılında yapılan bir düzenlemeyle bugün gördüğünüz 46 dükkânlı bir kapalı çarşıya dönüştürülmüş.\n\nİçinde biraz yürüdükten sonra başınızı yukarı kaldırana kadar gerçekten bir hamamın içinde olduğunuzu fark edemeyebilirsiniz. Fakat hamamın sıcaklık mekânına vardığınızda, kubbesinde yer alan rengârenk yuvarlak, altıgen ve yıldız şekilli ışıklıkları gördüğünüz anda yüzünüze şaşkınlıkla dolu bir gülümseme yayılabilir.\n\nYeşildirek Hamamı, aynı doğrultuda bulunan soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık mekânlarından meydana gelmiş. Çifte hamam olarak inşa edildiğini gösteren bağımsız kubbeli bir soyunmalık mekânı, yapının kuzeydoğusunda yer alıyor.\n\nHamamın inşa kitabesi bulunmuyor. Ancak, Başbakanlık Arşivi'nde 17. yüzyılın ünlü sadrazamı Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın vakfının bir parçası olduğu belirtilen Direkli veya Yeşildirekli adlarıyla anılan hamamın, bu hamam olduğu kuvvetle muhtemel.\n\nYapıldığı zamandan 1940'lı yıllara kadar odun ateşiyle ısıtılan hamam, bu tarihten sonra kömür ateşi ile ısıtılmaya başlanmış. Ancak kömür ateşinin yaydığı yüksek ısıya dayanamayan ısıtma kanalları patlayınca hamam da işlevini kaybetmiş. Çarşı olarak düzenlenene kadar zaman içinde depo, han ve imalathane olarak da kullanılmış.","ILCEID":"21","MAHALLE":"KONAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Yeşildirek Hamamı","BOYLAM":27.135151119813,"YOL":"ANAFARTALAR"},{"ILCE":"ÖDEMİŞ","KAPINO":"","ENLEM":38.299613270466,"ACIKLAMA":"","ILCEID":"998","MAHALLE":"YILANLI","MAHALLEID":null,"ADI":"Yılanlı Kale","BOYLAM":28.123504089454,"YOL":"DOKUZLAR"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"40","ENLEM":38.422052064077,"ACIKLAMA":"Yıldız Sineması önceleri yazlık bir sinema iken, Kazmirci ailesi tarafından satın alınarak 1953 yılında kapalı bir sinemaya dönüştürülmüş. 1957'de Mimar Erdoğan Tözge tarafından yeniden inşa edilmiş ve bugünkü ismiyle kapılarını 22 Mart'ta Zeki Müren konseriyle açmış. Zamanın en iyi filmlerinin oynadığı, 1800 koltuklu, üstü açılabilen büyük bir sinema düşünün. Raj Kapoor'un gişe rekoru kıran Hint filmi Avare ilk kez burada gösterime girmiş, yıl 1954. Melodisini mırıldandığınızı duyar gibiyiz. Film öyle beğenilmiş ki sonrasında Türkiye'nin neredeyse tüm sinemalarında gösterime girmiş.\nYıldız Sineması, Fransız Moulin Rouge revüsü, sihirbaz gösterileri, konserler, operetler, tiyatrolar gibi farklı sanat etkinliklerine, hatta 10 Mart 1955 tarihinde Türk ve İsveç güreş milli takımlarının müsabakalarına da ev sahipliği yapmış.\nSinema perdesi, projeksiyon makinesi ve diğer gösterim aletleri hala duruyor. Geniş salon ise günümüzde spor tesisi olarak kullanılmakta.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ETİLER","MAHALLEID":null,"ADI":"Yıldız Sineması","BOYLAM":27.144723532603,"YOL":"GAZİLER"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"22","ENLEM":38.417119279267,"ACIKLAMA":"Günümüze yalnızca çan kulesinin kapısı ve giriş bölümü ulaşabilmiş Yukarı Aya Yani Kilisesi burası. Tarihsel kayıtlarda Agios Ioannis Theologos olarak geçen kilisenin ilk ne zaman inşa edildiği meçhulse de, en eski Ortodoks kiliselerinden biri olduğu biliniyor. 1804 yılında tamamen yenilenmiş.\nAyakta kalmak için adeta direnen kapısındaki kitabede 'Ortodoksların bağışlarından sağlanan kaynakla, kilisenin güzelleştirilmesi için inşa edilen çan kulesi, 7 Ağustos 1859 tarihinde Teolog John'a adanmıştır.' yazısı, umutla inşa edilmişken yitip giden tüm yapıları hatırlatır, hüzünlendirir.\nÇan kulesinin altında bulunan kapı, kemerli tonozlu bir yapıya açılıyor. Bu tonozun sol tarafı St. Jean Theologos Okulu'nun altında bulunan kilisenin müştemilatına, sağ tarafı ise kilisenin bahçesine açılmaktaymış. Kilisenin kalıntıları, günümüzde İsmet Paşa İlköğretim Okulu avlusu içinde bulunuyor.\nKilisenin adını verdiği Yukarı Aya Yani Mahallesi, Türk ve Musevi mahalleleri arasında yer alıyormuş. 19. yüzyılın sonlarına doğru, Yukarı Aya Yani Mahallesi'ndeki 8 sokakta yaşayan toplam 378 kişiden 353'ünün Rum olduğu bilinmekte.\nYunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos, kilisede bulunan bazı eserleri bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ten istemiş. Bu istek doğrultusunda, sonraki yıllarda Atina'da kurulan Aya Fotini Kilisesi'ne bir adet kürsü (Ambo), bir adet taht (Episcopal Throne), bir adet cemaat yerini ayıran üstünde azizlerin resimleri bulunan pano (Templo-iconostasis) özel sandıklar içerisinde gönderilmiş.","ILCEID":"21","MAHALLE":"SAKARYA","MAHALLEID":null,"ADI":"Yukarı Aya Yani Kilisesi","BOYLAM":27.137543211113,"YOL":"824"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"262","ENLEM":38.43627443634,"ACIKLAMA":"İzmir'deki ilk Yunanistan başkonsolosluğu 1877'de açıldı. Başkonsolosluk, 20. yüzyılda Kordon'a taşındı. 4 Eylül 1955'te aynı cadde üzerindeki başka bir binaya geçti. İki gün sonra yaşanan 6-7 Eylül Olayları sırasında yeni konsolosluk binası yakıldı. 2015'te konsolosluk binasında restorasyon çalışması başladı. 2018'in başında restorasyon çalışmaları tamamlandı ancak iki ülke arasındaki siyasi sorunlar nedeniyle ertelenen resmî açılış 4 Eylül 2018'de gerçekleştirildi.","ILCEID":"21","MAHALLE":"ALSANCAK","MAHALLEID":null,"ADI":"Yunanistan Başkonsolosluğu","BOYLAM":27.141017490002,"YOL":"ATATÜRK"},{"ILCE":"KONAK","KAPINO":"106\/1","ENLEM":38.410618574621,"ACIKLAMA":"Halil Rıfat Paşa Caddesi'ndeki 95'in kahvesi, adını yıllar önce ilk sahibi olan Mehmet Vasip Gözükara'nın kullandığı faytonun plakasından aldı. 19 yüzyılda ulaşımı sağlamak için kullanılan her faytonun bir plaka numarası vardı. İzmir'de uzun yıllar faytonculuk yapan ve lakabı da fayton numarasından dolayı 95 Mehmet olarak anılan Mehmet Vasip Gözükara'nın işleri otomobillerin çoğalması nedeniyle bozulmaya başlar. Bunun üzerine faytonunu satan 95 Mehmet, Halil Rıfat Paşa Caddesi'ndeki dört yol ağzında bir kahvehane açar. Bu kahvehaneye, çok sevdiği faytonunun adı olan 95'in kahvesi adını verir.İşte o günden beri bu kahvenin adı 95'in kahvesi olarak geçer. O günden beri 95'in kahvesi, semtin de buluşma noktası olur.","ILCEID":"21","MAHALLE":"MECİDİYE","MAHALLEID":null,"ADI":"95'in Kahvesi","BOYLAM":27.125656384431,"YOL":"HALİL RIFATPAŞA"}],"toplam_sayfa_sayisi":21}